Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.






Zaman kavramını düşünüyorum şu bir haftadır. Düşündükçe anlamsız geldi zaman denilen şey bana. Böyle dönem dönem birşey takılır kafama düşünürüm onu sürekli. Bu hafta 5. evlilik yıldönümümüzü kutlayıp 6. yılımıza girdiğimizin farkına varmak da bir garip geldi bana. Saçma sapan takvimler yaratmışız kendimize sayıp duruyoruz sürekli zamanı. Oysa ki yok işte geçmiş, gelecek. Şimdi var sadece. Şu an ne yapıyorsan o var. Ama biz beceremiyoruz şimdide yaşamayı. Özellikle şehir hayatında bunu yakalamak çok da kolay değil. Oysa ki mutluluk anlarda yani şimdide saklı geçmiş ya da gelecekte değil.
Bana kalırsa bunu en iyi becerebilenler çocuklar. Yani anda kalabilmeyi… Bir çocuğun büyümesini izlemek başlı başına bir öğreti. Hem kendinize hem de dünyaya dair çok şey öğreniyorsunuz.
Örneğin “zamanım yok” diye şikayet ediyoruz ya çoğu zaman, yok öyle birşey işte! Zaman yokluğunu da biz yaratıyoruz. Zaman hep var aslında. İstediğin zaman hep orada, anda. Herşeyi kontrolümüz altında tutabilme çabamız, mükemmel olma isteğimiz bizi hep zamanla yarışa sokuyor. Halbuki bir dursak biraz. Sadece dursak öylece… Ağaç gibi… Hiçbirşey yapmadan. Göreceğiz ki hiçbirşey bizim kontrolümüzde değil. İstediğimiz kadar kontrol etmeye çalışalım hayatı, kendimizi yırtalım, akış devam ediyor…
Toplam : Bir Yorum Var
Akışa bir uyum sağlayabilsek herşey daha kolay olacak.
şimdiyi yaşamayı ne zaman unuttuk biz büyürken acaba?
Yorumunuz: