Yaklaşık 1 haftadır bu posta gelen yorumlar üzerine düşünüyorum. “Eleştirilere açık olmamak” ve “önyargılı olmak” la suçlandığım halde gelen bütün yorumları yayınladım. Yayınlamaya, yanıtlamaya ve yazmaya da devam edeceğim. Sadece saygı sınırlarını aşmayalım yeter ki. İnançlarımızı, özellikle inanma şeklimizi  yargılayamayalım. Ben çok başka şeylerden bahsederken, konu nerelere uzadı geldi.

İnançlarımı sorgulayanlara son yanıtım, sevgili nefes dostları tarafından bana verilmiş olan ve çok kendimle özdeşleştirdiğim aşağıdaki birkaç satır olacak;

Ne Hristiyan, Musevi ne de Müslüman’ım,

ne Hindu, Budist, Sufi veya ne de Zen.

Ne bir din ne de bir kültürel sistem.

Ne Doğu’danım ne Batı’dan,

ne de denizden veya topraktan.

ne et kemik, ne de ruhum,

ne hava, ne su, ne ateş ne de toprağım.

Yokum, ne bu ne de öteki dünyada,

ne Adem ve Havva’dan geldim

ne de herhangi bir yaratılış hikayesinden.

Yerim yersizdir, izsizliğin iziyim. Ne vücut ne de ruh!

Ben sevgiliye aidim ki dünyayı bir gören ve o bir çağrı ve bilgi, ilk, son, dış, iç sadece nefes alan bir insan.

MEVLANA

 NOT: Yoga ve meditasyonun din ile neden bir ilgisi olmadığını bir başka post ile anlatacağım.



Toplam : 22 Yorum var

    funda Ağustos 12th, 2009 at 1:35 am

    harika… çok sevdim çoookkk..

    asunaz Ağustos 12th, 2009 at 1:54 am

    Ben sizin inancınızı sorgulamadım. Aksine siz insanların inançlarına saygısızlık ettiniz. Ne olduğunuz, neye inandığınız benim umrumda bile değil. Mevlana’ya sahip çıkmayı da bırakın. Sizin sandığınız kadar yüzeysel değil onun sözlerindeki anlamlar…

    Tanyas Ağustos 12th, 2009 at 2:26 am

    Özgürcüğüm,

    Herkes senin kadar saygılı olsa keşke..ancak günümüz insanında inanç arkasına gizlenmiş farklı amaçlar olabiliyor..dert etmemeni..kendi bildiğin doğrularınla devam etmeni öneririm.

    Ne kadar hoşgörülü olursan ol..bazı değerlere kıymet veriyorsun ve aksi de anlamlı gelmiyor..sana da bana da..

    Mevlana evrenseldir..ama onu bile sahipleniyorlar gördüğün gibi…sen kırmamaya..üzmemeye çalıştıkça daha çok üzülecek ve kendin kırılacaksın..maalesef anlayış bu.

    Sevgiyle,

    Gökhan Ağustos 12th, 2009 at 2:55 am

    bahsi geçen postla ilgili ben de yorum yazdığım için cevap verme gereği hissettim açıkçası, yanlış anlaşılmamak adına. yaptığım yorumlarda kesinlikle siz dahil kimsenin inançlarını, doğrularını, hayata bakış açılarını yargılamak gibi bir düşüncem olmadı, gene de bu şekilde yansıttıysam özür dilerim. benim tek altını çizdiğim nokta son yıllarda ülke genelinde maalesef artan “kutuplaşma” olayı ve “din ve unsurlarının olduğu yerde her zaman laiklik ve demokrasi karşıtı öğelerin aranması” düşüncesinin yanlışlığıydı. yoksa kimsenin inancını sorgulamak ve bunu kullanarak o kişiyi yargılamak gibi bir düşüncem olmadı asla, böyle bir şeye hakkım da yok zaten..

    Berna Boztuna Ağustos 12th, 2009 at 3:19 am

    Hala sahip çıkmaktan bahsediyorsunuz ! ne ironidir ki Mevlana’yı bile paylaşmayı bile beceremiyorsunuz :)
    bloğa şöyle bir uğrayacağınıza, at gözlüklerinizi çıkarıp yazıları adam akıllı okuyun ve kendinize gelin, sevgiler, saygılar…

    asunaz Ağustos 12th, 2009 at 4:25 am

    Mevlana’ya aynı pencereden bakmıyoruz ki sizinle paylaşayım Berna Hanım. Ne kadar evrensel olursa olsun bir kişinin gerçek düşüncesi herkese hitap etmez. Ancak yorumlama farkıyla insanlar onlardan kendilerine pay çıkarırlar. Mevlana’nın durumu da bu. En basitinden “gel ne olursan ol yine gel” sözü o kadar basite indirgenmiştir ki herkes bundan kendine pay çıkarabilir. 100 kişiyi öldürmüş olan adam da, 20 kıza tecavüz etmiş adam da, ya da Özgür Hanım’ın bahsettiği Yunus balıklarına eziyet eden adamlar da bundan yararlanabilir. Elbette ki Tövbe kapısı her zaman açıktır. ancak tövbe ettim affet ama ben yine kötülük yapacağım diye bişey yok! Tabi bu benim inancıma ve de Hz. Mevlana’nın da mensup olduğu İslam inancına göre böyle.

    asunaz Ağustos 12th, 2009 at 4:32 am

    Son olarak şunu yazmak istiyorum. Bence siz kendi dünyanızda mutlu olun. Anladım ve gördüm ki burada “körler sağırlar birbirini ağırlıyor” Birbirlerini alkışlayan şakşakçılarla dolu burası. Sizlere kolay gelsin. Eğer gerçekten düşüncelerinize saygı bekliyorsanız siz de başkalarının düşüncelerine saygı duyun.

    Gökhan Bey siz de üzerinize alınmasaydınız keşke. O kadar kırmamışsınız ki!..
    Yazılan her şey benim için. Gerçi onları cevap olarak değerlendirmiyorum bile. Çünkü çok doğru şeyler yazmışım ki saptırılarak cevap verilmiş.

    Berna Ağustos 12th, 2009 at 5:06 am

    Asunaz hanim ne kadar dolusunuz bu konuda maşallah bir nefeste onca şey döktürmüşsünüz, buna şaşırdım mı hayır hiç şaşırmadım :) sizin gibilerin genel tarzı budur…
    naçizane size anlatmak istediğim nefesinizi “BİZİM” gibilerin bloğunda boşa harcamadan önce doğru şekilde kullanmayı okuyarak öğrenmeniz, öfkesiz güzel günler dileğiyle…

    Özgür Turan Ağustos 12th, 2009 at 7:43 am

    Fundacım,
    sevmemek elde mi bunu dimi ama?

    Asunaz Hanım,
    biz gerçekten körüz, sağırız gördüğünüz gibi ve böyle ÇOK MUTLUYUZ! Size de mutlu günler dilerim…

    Gökhan Bey,
    sanırım bir ifade hatası oldu sizinle aramızda. Ben anladım sizi. Saygı çerçevesini aşmayan yorumunuz için teşekkürler.

    Tanyacım,
    haftasonu da konuşmuştuk ya gerçekten kırılmıyorum, üzülmüyorum artık. İsteyen istediğini sahiplenmekte özgür.
    Sevgiyle.

    Bernacım,
    sadece ironik değil trajik aynı zamanda!
    Sevgiler.

    Didem Kaptan Ağustos 12th, 2009 at 8:19 am

    Özgurcum gecmıs olsun ya :) )

    yorumları okudum ınanamadım..işler nıye buralara geliyor ki? bloglar bır nevi kişiyi yansıtır, günlük gibidir…begenmeyen okumasın lutfen…ve biraz saygı, esas kalp kırmak en büyük günah..

    zehra Ağustos 12th, 2009 at 11:48 am

    Merhaba Özgür Hn.
    Yazilarinizi sürekli sessizce takip ediyorum.
    Kendimce okuduklarimdan bir pay cikariyorum veya cikarmiyorum…sonucta zorla kimse bana bunlari okutmuyor.Dolayisiyla Sn.Asunaz Hn.´in da böyle düsünmesi gerektigne inaniyorum.Bu kadar elestireceginize okumayin efendim.Bana okuduklarim bu kadar uymasa bir daha bu bloga ugramam olur biter.Ama kalkip ta elestirmem de…Islam´da insanlari yargilamak hatta hakarete vardirmak varmidir? Tabii gercek Islam´da…

    Zehra

    zehra

    Kadir Ağustos 12th, 2009 at 12:49 pm

    Lütfen Mevlana’nın hayatını ve o dönem çevresindeki olayları okuyup bu yazıyı bir daha okuyun. Yazılanlarla anlatınlanlar çok farklı çünkü…
    Ayrıca yoga-meditasyon ile ilgili yazınızı merakla bekliyorum, umarım sağlık yogası ile dinsel yoga arasındaki farkı anlatmayacaksınız!

    esra Ağustos 12th, 2009 at 1:36 pm

    sevgili ozgur..
    “İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, içleri doldukça eğilirler.” Montaigne
    zira susmak sessiz kalmak en buyuk erdemdir..sessizlik icinde tum cevapları barındırır..
    kaldı ki sevgili mevlana rumi :
    ” bak…bil ki anlamayanların önüne inciler serilmez..
    mücevherden sarraflar anlar ancak,baskası bilmez.
    ne fark eder ki kör insan icin elmas da bir cam da
    sana bakan bir kör ise sakın ola ki kendini camdan sanma ”
    demis zamanında…
    herkes haklı olsa nolur..hep ben haksız olsan nolur…bilmezler mi ki
    ” SEN BİR ÇİÇEĞİ EZEMEZSİN,
    BİR YILDIZI RAHATSIZ ETMEDEN.
    HEPİMİZ BİR’ İZ…
    varsın mevlana rumi gibi :
    ” BENİ BİR BEN BİLİRİM BİR DE YARADAN,
    BANA BİR BEN LAZIMIM, BİR DE ANLAYAN..

    sahibin anlasın yeter..herseyin sahibi olan bir
    ALLAH anlasın yeter..bundan sonrası susmak lazım gelir..sevgilerimle..

    Özgür Turan Ağustos 12th, 2009 at 1:39 pm

    Didemcim, aynen öyle. Görüşelim en kısa zamanda. Öperim.

    Özgür Turan Ağustos 12th, 2009 at 1:40 pm

    Zehra Hanım,
    sessizliğinizi bozmuş olmanız ne güzel. Sevgiler..

    Özgür Turan Ağustos 12th, 2009 at 1:42 pm

    Kadir Bey, ben de okurum tekrar Mevlana’nın hayatını ve olayları. siz de okuyun bir daha. Yoga hakkında sizde derin bilgiler var anlaşılan. Lütfen paylaşırsanız seviniriz.

    ersin Ağustos 13th, 2009 at 2:27 am

    Özgür’cüğüm,
    Sen güzel yazılarına devam et, isteyen okusun ,isteyen okumasın, fikir senin fikindir, bildiğin gibi yaz.
    Aklıma şu geldi malum eskiden yahudi memleketinde de zinaya taşlama cezası var,
    “İsa mabede girince, yazıcılar ve Ferisiler kendisine zina suçu işlemiş bir kadın getirdiler. Aralarında dediler: «Eğer onu kurtarırsa, bu Musa’nın kanununa aykırıdır ve böylece onu suçlarız; eğer mahkûm ederse, bu kendi akidesine aykırıdır, çünkü o merhameti tebliğ etmektedir. Bu şekilde Isa’ya varıp, dediler: «Muallim, bu kadını zina ederken bulduk. Musa, böylesinin recm edilmesini emretmişti; buna sen ne dersin?»
    Bunun üzerine îsa eğilip, parmağıyla yerde bir ayna yaptı ve içinde herkes kendi kötülüklerini gördü. Cevap için sıkıştırırlarken, İsa doğrulup parmağıyla aynayı gösterdi ve dedi: «Aranızda günahsız olan ona ilk taşı atsın.» Ve, yeniden eğilip, aynayı çizdi.
    Bunu gören insanlar, en yaşlısından başlayarak bir bir çıktılar, çünkü kirli işlerini görünce utanıyorlardı.”

    Özgür Turan Ağustos 15th, 2009 at 12:19 am

    Esracım,
    evet. susmak lazım gelir…

    Özgür Turan Ağustos 15th, 2009 at 12:21 am

    Ersin Hocam,
    harika bir örnek vermişsiniz! Ağzınıza sağlık. Teşekkürler.

    fatih Eylül 7th, 2009 at 4:42 am

    özür dilerim ala çocuk gibi dişişiyorsunz sonra kalkıp olgun insan gibi konuşmaya çalışıyorsunuz.bilmem farkındamısınız ama burdan çok komik görünüyorsunuz…

    Özgür Turan Eylül 8th, 2009 at 10:05 am

    Teşekkürler, komik olabiliyorsam ne mutlu bana.

Yorumunuz: