Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...






En son uyuşmuştum ya ben hatırlarsanız, kas gevşeticiler de bir işe yaramaz olmuştu. İşte bu uyuşmalarından ardından fizik tedavi doktoruma gittim. Doktorla tokalaştıktan sonra oturdum karşına, bilgisayarına baktı ve şöyle dedi; “Özgür Hanım çok ilginç bir durum var burada; 2006 yılından beri bana ya Aralık sonu ya da Ocak başında gelmişsiniz”. Ben içimden “Haha ne tasadüf:)) dönüşüyorum da o tarihten beri. Vücudumun bütün kıvrımları tek tek arızalanıyor ben birşeylerin farkına varıyım diye”. Tabii güldüm geçtim doktorun yanında ama bir ışık yandı bende o an. Neyse, oldukça detaylı kan tahlilleri ve röntgen sonucunda çıkan sonuç; “Boynunuzda çatlak var”
“Nasıl yani?”
“Çok geçmiş üzerinden, belki de çocukluğunuzda olmuş bu çatlak ve kaynamış kendiliğinden. Ama zaman zaman tetiklenir ağrı yapar”
Çok uzunca konuştuk doktorla, nasıl hissetmemiş olabilirim çatlak ağrısını diye. Kadın da şüphelendi kendinden, “ben bu röntgeni bir inceletiyim” dedi. Üzerinden bir hafta geçti, radyologlar, ortopedistler tarafından incelendi benim röntgen ve çatlak olduğu kesinleşti.
Daha bitmedii…Yürümeme engel olacak kadar şiddetli, belimden sandığım sağ kalçamdaki ağrı ise “bursit” diye birşeymiş. Kaslar arasındaki su keseciklerinin itihaplanması yani. Veee kan tahlilleri sonucunda kalsiyum diplerde çıktı.
Yani sonuç olarak kafamda bir dolu soru işaretleri, şaşkınlık, kutular olusu ilaç, kalsiyum hapları ve doktorun fizik tedavi önerisi ile ayrıldım hastaneden o gün.
Hapları hemen almaya başladım, ilk 1-2 gün iyiydi ama sonra baktım olacak gibi değil midem delinecek ilaç almaktan. Bir yandan ağrıdan kıvranıyorum. Yine bir sabah uyandım kaskatıyım, hareket edemiyorum ağrıdan. Kalkmak zorundayım, yan odada Doğa beni bekler, yuvaya götürmek gerek, yuvadan almak gerek, yemek pişirmek gerek, alışverişe gidilecek, yazımı yetiştimem gerek dergiye.
”İyiyim” dedim kendi kendime. “İyileşiyorum, bedenimden sağlık fışkırıyor”. “Hayat kendi seçimim, kendi sorumluluğum” dedim.
Ve kalktım, daha iyiyim o andan beri. Bunları kendime söylediğim o andan bu yana iyileşme başladı vücudumda. O an anladım insanların kanseri nasıl yendiğini, düşünce gücünün ne kadar kuvvetli bir güç olduğunu, hastalıklarımızın hemen hemen hepsinin altında psikolojik nedenler olduğunu. Olumlamalar bir defa daha işe yaradı, dipten çıkardı beni. Birkaç aydır ihmal ettiğim transformal nefes egzersizlerime ve doğumdan beri yapmadığım yogaya geri dönmem için sebep oldu.
Fizik tedaviye gitmek yerine yogaya başlıyorum yakında. İlaçlarımı da bıraktım, ancak çok ağrım olursa alıyorum. Sadece kalsiyum haplarımı alıyorum o kadar. Doğa da yuvaya her gün yarım gün gidecek önümüzdeki ay itibariyle. Bu bana biraz daha zaman ve özgürlük sağlayacak.
Doktor beni muayene ederken şöyle dedi bir de; “Halen Doğa’ya tek başınıza mı bakıyorsunuz?”
Şimdi bu soru üzerine sayfalarca yazasım var ama yazmayacağım. Ne demek istedi bunu derken; ”aman be kadın sen de 2006′dan beri geliyorsun bana harap ettin kendini şu çocuk için…vs.” Ne abes bir soru değil mi ama? Sen benim gerek özel gerek iş hayatım hakkında ne biliyorsun ki soruyorsun? Farz et ki bütün alemi kaybetmişim, beş parasızım. “Sizi neden ilgilendiriyor bu bu kadar?” demek istedim. Sustum. Öyle düşüktü ki enerjim o gün ağlamaklı oldum bu soru karşısında; “Evet annem çalışıyor, yardımcım da yok çoook yalnızım diye böğürerek ağlamak istedim oracıkta. Sonra anladım ki ben öyle bir “zavallı ben” ve “kurban” moduna sokmuşum ki kendimi bunları duymam tesadüf olmasa gerek.
Oysa ki gerçek şu; Evet tek başıma bakıyorum kızıma ve bundan da çok mutluyum.
Toplam : 12 Yorum var
Ozgur,
İnsan kendi kendine yapıyor bazen..aynı şekilde kendi enerjini de yükseltiyorsun..sevindim ben haberlere…çok hemde..
Birde elbette ya Doğa’ya tek başına mı bakıyorsun sen?..Yahu biz bakabilsek keşke diye düşünüyoruz…keşke ara verebilsek hayata..doktor ne diyor..
PS-Bu yeni formatta nedense ben pek formal yazıyorum..imla falan..Doğa’yu yazışıma bak yukarda…pek güzel oldu pek bu yeni yuva..
Hah! Canım aynen öyle, cok da iyi ediyorsun. Belki doktor hanım kendi yapamadığı seyi senin yaptıgını gorunce… neyse…
Hem cok gecmiş olsun, hem de aydınlanman devam etsin, saga sola bulassın, kıtalar assın bana da ulaşsın diye diliyorum.
Özgürcum cok gecmıs olsun
yenı sıtende cok guzel güle güle kullanalım…operım…
özgürcüm geçmiş olsun. ben de bu ara bu konuda yoğunlaşmış durumdayım. düşüncelerimiz ve sağlığımız. inanmak ne büyük güç değil mi?
Canım
çok geçmiş olsun.. Ne zaman enerjimiz düşüyor, hastalanıyoruz. Kemiklerde dayanmamizi sağlıyor ayakta.. Kendini yorgun ve sıkışık hissettiğinde belli ki hasta etmişsin belini.. Ama şimdi düzelme zamanı.. Yoga sana çok iyi gelecek bence..Bende yorumumda sana olumlama yolluyorum.. Çok sağlıklısın, çocukta yaparsın, kariyer de:)
öpüyorum..
Özgürcüm, geçmişler olsun. Çatlak patlakları sen alt edersin o düşünce gücünle, enerjinle. Ah keşke ben de defneye tek basıma bakabiliyorum diyebilecek kadar cesur olabilsem, bi gün yanlız kalınca bile elim ayagıma karısıyo, ah keske…
Tanyacım, hayata ara verebilmek demişsin ya çok sevdim bu tanımlamayı. TAm da öyle işte.
Neşecim, hemen gönderiyorum sana kıtalararası enerjimi canım.
Didemcim, çok teşekkürler. Öpüyorum
Zehracım, evet herşey düşüncede gizli. Sağlık özellikle bununla çok balantılı. DAha ayrıntılı yazacağım yakında bu konuyla ilgili.
Şekerim Brajeshwari, düzelme zamanı dimi ama bitti gittiii. öptümm
Tuğbacım, senin cüceyi de bırak bana bir gün bu ikisi kaynaşsınlar canım.:)
Yorumunuz: