Ortaokul yıllarımda beni en çok etkileyen romanlardan biri Orhan Kemal’in Sokakların Çocuğu idi. Sayfaları sararmış, kırpık kırpık haliyle halen kütüphanemdeki en değerlilerimdendir. Zaman zaman sayfalar açar, dokunur, koklarım. Okuduğum dönemi hatırlarım, okurken ben de yarattığı hislere geri dönerim o an. Şaşkınlık içinde ama derin bir hüzünle okuduğumu hatırlıyorum. Bu kitap başlangıç olmuştu benim o dönemi ve o dönemin yazarlarını tanımam ve anlamam için. Yaşar Kemal’i, Nazım Hikmet’i, Sabahattin Ali’yi ve tabiki Aziz Nesin’i. Hepsini anlamamda babamın payı büyüktür. Yaşadıkları döneme ait sorularıma yanıt veren, araştırma yapmama ön ayak olan hep o oldu. Şimdi bakıyorum da içinde bulunduğumuz dönemi de anlamak adına bu yazarları sil baştan tekrar okumak gerekiyor gibi. Bugünlere nasıl geldiğimizi iyice idrak edersek, yarınlara nasıl çıkacağımızı da daha iyi buluruz diye düşünüyorum. Yurdumun insanını, çiçeğini, böceğini, fabrikasını, fakirliğini, zenginliğini, kışını, yazını yüreklerimize kazırcasına anlatan bu yazarların kitaplarına gömülmenin tam da zamanı. Özellikle de bugün, doğanın ve insan yüreğinin sözcüsü, büyük usta Yaşar Kemal’i toprağa verirken göğsümüzü gere gere umuda daha fazla tutunmalı, inandıklarımızdan, bildiklerimizden, kendimizden daha fazla emin olmalıyız.

yasarkemalicsayfa

“İnsan evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar” demiş büyük usta.

Her ne olursa olsun yüreğimizi temiz tutacağız. Çünkü öyle büyük ki o yürek içine dünyayı sığdırabiliriz. Korkumuzu da, endişemizi de sevgiyle eritebilir, yoğurabiliriz yüreğimizde.

Hadi biraz daha umut, biraz daha gayret. Susma, oturma vakti geçti. Uyanma, konuşma, uygulama vakti…

Toprağın bol olsun, güzel uyu büyük usta…

Yorumunuz: