Geçtiğimiz cumartesi Yeşim Cimcöz Yazı Evi’nde keyifli bir edebiyat söyleşine katıldım. Konuğumuz öykü yazarı Başar Başarır’dı. Söyleşiyi yine bir öykü yazarı Nalan Barbarosoğlu yönetti. Öykülerini, kurgusunu severek okuduğum, dilini çok akıcı, samimi bulduğum bir yazar olan Başar Başarır’ın, 2014 Yunus Nadi Öykü Ödüllü kitabı Teklifinizle İlgilenmiyorum’u alalı çok oldu fakat halen bitirmedim. Öykü kitaplarını öyküler arasında ara vererek okumayı seviyorum. Hatta bir öyküyü okuduktan sonra üzerine düşünmek hoşuma gidiyor. Örneğin başka türlü nasıl bitebilirdi bu öykü diye kendimce sonlar yazıyor ya da karakterler üzerine hayaller kurmayı seviyorum. Yoksa üstüste okuduğum öykülerden bana hiçbir şey kalmıyor. Başarır da, öykü kitaplarındaki öykülerin arka arkaya okunmaması gerektiğini dikkat çekerek, Düzenboz adlı kitabında öyküler arasında bu nedenle 4 boş sayfa bıraktıklarını anlattı.

2basar basarir

Söyleşi de konuşulan konulardan biri de öykü kitaplarının okunurluğunun romana göre az oluşuydu. Bugün kitapların arkeolojik değer taşıdığını, değerinin ilerinde anlaşılacağını belirten Başarır, öykü yazarlarının televizyon, ipad, play station, sosyal medya ile yarıştığını, alternatifler olarak bunlar varken bir okurun öykü okuması için güzel bir sebebi olması gerektiğini vurguladı. Yazar bir de şöyle bir bilgi paylaştı; Batıda yapılan bir araştırmaya göre akıllı telefon kullanıcıları günde ortalama 150 kez telefonuna bakıyormuş. Her baktığında da telefonuyla ortalama 2 dk zaman geçiriyormuş. Siz ortalama kaç defa bakıyorsunuz telefonunuza? Düşünmeye ve sorgulamaya değer ama değil mi?

Söyleşi boyunca yazarın söylediği ve benim altını çizerek not aldığım iki cümle var; “Edebiyat insanın kendisiyle yüzleşmesine aracılık eder” ve  ”Sanat eserinin biricik tartısı samimiyettir”. Bir de Barbarosoğlu’nun “Öykü senin için ne ifade ediyor?” sorusuna yazarın verdiği yanıt kayda almaya değerdi; “Yazmaktan mutlu olduğum için yazıyorum. Tanrısal bir tatmin yaşıyorum yazarken. Yazmak hayata karşı benliğimi savunmama yardımcı oluyor.” Ben de çok benzer hislerle yazıyorum. Severek okuduğum bir yazardan da bunları duymak beni mutlu etti. Kendimi bildim bileli yazmak beni iyileştiriyor ve hep de öyle olacak.

Bu güzel söyleşiyi daha ayrıntılı olarak sevgili Füsun Çetinel’in kaleminden Öykünün Ev Hali’nde okuyabilir, ayrıca tamamını Yazı Evi’nin sitesinden dinleyebilirsiniz. Telefonlarımıza daha az baktığımız bol öykülü günler olsun…

Yorumunuz: