Kuantum Düşünce Tekniği’nin uygulayıcısı Şanal Günseli’nin bir tv programı var, zaman zaman yakalarsam izliyorum. Dün gece yine kanallar arasında gezinirken denk geldim ve takıldım kaldım. Bir kadın bağlandı telefonla. 27 yıllık kocası kadını bir tartışma sonucunda silahla vurmuş ve o günden sonra kadın tekerlikli sandalyeye mahkum olmuş. “Yıllarca içimde biriktirdiğim öfkeyi bir türlü çıkaramıyorum, her geçen gün başka duygular ekleniyor bu öfkeye” dedi kadın. Resim yapmış, kitap yazmış, herşeye kanalize etmiş kendini yine de olmamış.

namaste-welcome-2“Koşullar her ne olursa olsun, insanı en fazla güçlendiren şey şükür duygusudur” dedi Şanal Günseli. Ve bunun İsrailli araştırmacılar tarafından ulaşılmış bir sonuç olduğunu da ekledi. Sonra telefondaki kadına bir dolu şey anlattı, çekirdek inancını bulmasına yardımcı oldu, neler yapması gerektiğini söyledi fakat ben hepsini kaçırdım çünkü zihnim şükürle ilgili cümlede kaldı.

Aslında ne kadar gerçek; Şükretmek harika hissettiriyor. Bir defa şükretmeye başladığınızda aslında ne kadar da değerli olduğunuzun farkına varıyorsunuz. Sahip olduklarınıza daha sıkı sarılıyorsunuz, hayata karşı daha motive oluyorsunuz. Siz hayat oluyorsunuz, yol oluyorsunuz.

Ben şükretmeyi aslında anneannemden öğrendim. Dedemi kanserden kaybettikten sonra kendisi kanserle savaşırken bile haline şükrediyordu. Şimdi iyileşti halen şükrediyor. Şimdilerde  bazı ortamlarda şükretmek sanki mutlaka dini öğeler içeren bir faaliyetmiş gibi red ediliyor. Halbuki ne ilgisi var, bir işi “iyi ki yapmışım” ya da “iyi ki böyleyim” demekle aynı şey. Yani bir nevi kendini kabul anlamında. Zaten dinlere de bu anlamları bizler yüklüyoruz. Sonra da onlar ve bizler şeklinde karşı  gruplara ayrılıyoruz. Nedir ki insanız işte sonuçta hepimiz.

Neyse konuyu çok da saptırmadan Şanal Günseli’nin genel anlamda çoğu durumlar için çok iyileştirici bulduğu bir olumlamayı vermek istiyorum;

“Kendi varlığımı olduğu gibi kabul ediyor ve kucaklıyorum. Ancak böyle yaşamımı güvenle sürdürürüm”.

Sık sık söylemenizi ve üzerine düşünmenizi tavsiye ederim.



Toplam : 7 Yorum var

    Zeynep Ağustos 8th, 2009 at 5:15 am

    Merhaba, yazdiklarinizi ilgiyle okuyorum. Bu yazinizdaki görselin kaynagini merak ettim, cok hosuma gitti, size mi ait yoksa bir yerden alinti mi acaba? Sevgiler. Zeynep

    Özgür Turan Ağustos 8th, 2009 at 10:01 am

    Merhaba,
    hatırlattığınız için teşekkürler. Genelde alıntı olanların adreslerini veriyorum ama tamamen atlamışım bu defa. Görsel buradan; http://www.care2.com/…/profile.html?pid=782382212
    Sevgiler..

    Sibel Ağustos 10th, 2009 at 10:56 pm

    “Bizi güçlü kılan henüz elimizde olmayana şükredebilmektir” diye okumuştum bir yerde. Asıl önemli olan gerçektende bu sanırım…

    asunaz Ağustos 11th, 2009 at 5:12 am

    Neden bu kadar zor geliyor? İnanmamakta ısrar edenlerin hepsinde bu var. Dini inanç olmadığını anlatmaya çalışıyorsunuz. Oysa fıtratınız buna izin vermiyor. İnanma ihtiyacınız var çünkü. Bişeylere inanmak zorundasınız. Şükretmek de böyle. Siz ne kadar inkar etseniz de için de dini bir taraf var işte.

    Özgür Turan Ağustos 11th, 2009 at 12:25 pm

    Siz benim neye inandığımı nereden bileceksiniz? İnanma ihtiyacım var evet ama sadece kendime inanma ihtiyacım var. Başka nelere inandığım ise sadece beni ilgiledirir. Dİni inanç konusu çok özel ve kişiseldir. Bu şekilde yargılamalara girmek hiç hoş değil.

    said targan Eylül 7th, 2009 at 4:35 pm

    neye şükrediyorsunuz? daha doğrusu kime şükrediyorsunuz? yada şükrün kelime anlamını biliyomusun? yoksa şükür kelimesinin anlamını değiştirdinizde biz mi bilmiyoruz =)

    Özgür Turan Eylül 8th, 2009 at 10:17 am

    Neye mi şükrediyorum? Bugünüme, şimdiye tabiki de. sevgilerimle..

Yorumunuz: