Pisi şubat tatilinde ve ben tam zamanlı anneyim bu hafta. Bolca aktivite sığdırdık bu haftaya hava koşullarına rağmen. Hiç bizden beklenmeyecek şekilde geziyoruz tozuyoruz. Normalde pek bir ev kuşu olan biz her güne bir eğlence koyduk kendimizce. Tabii yağan güzel kar da bu eğlencenin büyük bir parçası oldu.

Herşeyi birlikte yapıyoruz. Çamaşırları birlikte asıyoruz, salataları birlikte yapıyoruz,bulaşık makinesini boşaltıyoruz…vs. Her sabah uyandığında, “Bugün de tatil mi?” diye soruyor. Belli ki yorulmuş o minik beden her gün okula gitmekten. Belli ki ev kokusu, anne kokusu özlenmiş. Minik burun halen akmakta. Kendisinin söylediğine göre, içerdeki sümüklü böcek ailesi halen oradaymış:) Gidemediler bir türlü bu kış. Elimizden mendil eksik olmadı.

Bu sabah Hatice Hanım geldi, “Size bir Maraş kurabiyesi yapıcam. Dün bir arkadaşımla msn’de konuşurken tarifini aldım” dedi. Ben şok! “Ne msn’ni, nasıl yani İnternet’e mi girdin” falan gibi kekelemişim. Kendisi bizim ev işlerimize yardımcı olan bayan, sağ kolum. Meğer İnternet kurduymuş haberim yok! Doğa’nın doğumundan beri eve bir yardımcı almakta direndim. “Nasıl olsa evdeyim, ne gerek var” dedim. Ne zor zamanlarda tek başıma yüklendim herşeyi. Ama bir an geldi tükendiğimi hissettim. Kendimi tanıyamaz oldum. Şimdi bir süredir her gün yarım gün gelen bu bayan kurtarıcım oldu benim. Maddi olarak da çok yük olmuyor. Çünkü insan ne kadar kazanıyorsa o kadar harcıyor. Tüketiminizi kontrol ettikten sonra bir problem yok.

Doğa diyor ki biraz önce; “Bak baba ben artık tek ayak zıplamayı öğrendim.”

Serdar; “Nerden öğrendin kızım?

Doğa: “Kendim onun için çok çalıştım da ondan.”

Bu akşam Mickey gösterisine gideceğiz, bu nedenle Serdar biraz erken geldi bizi götürecek. Sanırım ehliyeti olup da araba kullanmayan bir ben kaldım:) Sevemiyorum işte bir türlü.

Yorumunuz: