Hemen hemen her gün posta kutuma şöyle mesajlar düşüyor; 7 günde mucize kursu, 1 haftada bütün bağımlılıklarınızdan kurtulun, 15 günde hayatınız değişsin. Her programın bir de hızlandırılmış versiyonu var. Özellikle yoğun tempoda çalışanlar için uyarlanmış bu versiyonlar. Spiritüel cambazlar diyorum ben bunlara ya da spiritüel tüccarlar. İnsanların paralarını alıp ruhlarıyla, kodlarıyla oynuyorlar. Üstelik kendilerini adeta Tanrı yerine koyup insanlara hayatlarını değiştirme vaatleri veriyorlar. Birçok seminere katılmış ama halen ne yapmak istediğini bilmeyen, kendiyle barışamamış bir kitle var. Ve bu insanlar her yeni seminere, terapiye koşa koşa gidiyor. Yani aslında alan memnun satan memnun görünüyor fakat işin arka tarafı yani buzdağının görünmeyen kısmı bambaşka.
Bilimsel temelli olmayan, içi boş vaatlerle dolu bu tarz çalışmalar ağır depresyonlara sürüklüyor insanları. Farkındalığınızı yüksek, aklınızı yerinde tutun lütfen. Öncelikle size uygulayacağı çalışmaları kendi hayatında uygulayamamış kişileri ciddiye bile almayın. Yaşam koçuyum diyen herkese inanmayın. Mutlaka araştırın. Koçluk sertifikası var mı, nerede eğitim almış sorgulayın. Israrcı olup da sürekli şu seminere gelmiyor musun diye peşinizde dolaşanlara kulak asmayın. Yaşam koçu olduğunu iddia edip de ısrar ediyor, akışa bırakmıyor, seçiminize saygı duymuyorsa unutun gitsin.

Tek yöntem sizsiniz
Kişisel gelişim her geçen gün daha da büyüyen cazip bir pazar haline geldi. Artık hemen hemen her spor klübünde bir yoga öğretmeni, otellerde enerji terapileri var. Kitapçılardaki en çok satanlar bölümünde de ilk sıralarda mutlaka 1-2 kişisel gelişim kitabı oluyor. Eğitmen, terapi ya da kitap, her birinde doğru seçim yapabilmek için alternatifleri tek tek incelemek, araştırmak gerekiyor. Tek birine sorgulamadan körü körüne inanıp bağlanmak psikolojik ve sosyal açıdan son derece sağlıksız olabiliyor. Bir de şu var; “Bak bu yöntem ile başaramadım bir de şu yöntemi denemeliyim”. Tek yöntem sizsiniz! Hayatınızı değiştirecek olan da, bağımlılıklarından kurtulacak olan da sizsiniz! Bunlar için illa ki bilmem kaç dolar verip seminerlere katılmanız gerekmiyor. Yolunuzu aydınlatacak bir rehber olabilir belki sizin çözümünüz ya da bir kitap. Ya da gerçekten deneyimli ve donanımlı bir yaşam koçundan destek alabilirsiniz. Ya da eğitimine, bilgisine, enerjisine inandığınız, güvendiğiniz bir yoga eğitmeni bir çalışabilirsiniz. Çok da büyük bütçeler değil bu saydıklarım. Binlerce dolar verip ne olduğunu bilmediğiniz guruların eğitimleri yerine kendiniz için daha mantıklı, gerçekçi çözümler yaratabilirsiniz.
Kaldı ki aslında ben ya da başkaları ne dese boş. Bir insanın kendini tanıma uğrunda seçeceği bir yol varsa, bu yola er ya da geç bir şekilde ulaşıyor. Hata yaparak ya da yapmayarak, alternatifleri deneyerek ya da denemeyerek. Önemli olan yolunuza ulaştığınızda neyin ne kadar farkında olduğunuzdur.

Fotoğrafta gördüklerinizi denemeyin!
Bir de özellikle yoga konusunda son dönemde gerek medyada gerekse de çeşitli yoga stüdyolarında gözlemlediğim bir şeyler paylaşacağım; Yoga geleneksellikten uzaklaştıkça ve Amerikan kültürüne yakınlaştıkça pek bir popüler oldu. Olsun olmasına tabii, ne kadar yayılsa, ne kadar fazla insan bu bilinci tanısa güzel ama bugün pedikürsüz gidilmeyen, en son moda eşofmanlarla yoga yapılan stüdyolar in oldu. Öte yandan yoga ile pek ilgisi olmayan akrobatik duruşlar dergilerde bile yerini aldı. Örneğin geçtiğimiz aylarda bir kadın dergisinde rastlamıştım. Evde yapılabilecek birkaç duruş fotoğraflarla gösteriliyor. Fakat içlerinden birkaçı öyle duruşlar ki bir eğitmen eşliğinde bile yaparken zorlanabilirsiniz. Ben yoga hiç bilmeyen biri olsam, bu pozları denesem ve bir yerimi incitsem bunun sorumlusu kim olacak? Özellikle bu tür konularda medyanın çok daha dikkatli ve sorumlu davranması gerekir. Bu tür fotoğrafların altına “Lütfen önce bir eğitmen eşliğinde pozları öğreniniz ve daha sonra evde deneyiniz” gibi bir açıklama yazılması gerekir. Yani aman dikkat diyorum, orada burada gördüğünüz pozları deneyip kendinizi sakatlamayın sakın.



Toplam : 6 Yorum var

    brajeshwari Şubat 25th, 2010 at 3:47 am

    Yoga konusunda dediğin herşeyi katılıyorum. Klasik yogadan uzak plates ile karistirarak yoga yaptiriliyor bircok yerde… Tamam o da olsun.

    Ayrıca bazı duruşlar varki, o duruşları yapamamak bir eksiklik değil. Yapabildiğini doğru yapmak gerekli…

    Harika bir konu Özgürcüm yazdığın..10 adımda mutluluk semineri hakkında birşeyler yazmiştim bende bloğumda.. Tüm insanlar depresyonda, mutsuz,.. 10 adımı bulamıyor mutlu olmak için kurslara gidiyor ya…

    ne kadar değerli hocalarım olsa da, onlarında bana dediği gibi “insan önce kendini izlemeli”….

    öpüyorum…

    zeya Şubat 26th, 2010 at 2:09 am

    herkes kandırılmaya elverişli sanırım :) :)
    bir günde değişim vaati kim istemez ki.
    aynı şeyi biz dil okulumuzda yaşıyoruz israrla kısa sürede kolay yoldan dil öğrenemezsiniz süre ve emek lazım diyoruz ama falanca kişi 5 saatte konuşturuyor o zaman oraya gideyim diyenler var. Kalan bilinçli öğrenciler bize yetiyor :) :):)

    Harika Şubat 26th, 2010 at 3:12 am

    Merhaba,
    oyle guzel bir konuya parmak basmissiniz ki ama ancak anlayabilene. benim gittigim yoga okulu gercekten yogayi iyi ogretmeye calisan bir yer. hocalarimizda cok kiymetli ve tecrubeli. ama yoga yapmaya gelne insanlara bazen inanamiyorum. iyi aksamlar diyorum ses veren yok veya niye dedi diye dusunuyor herhalde :) dun derse girdim. kalabalikti bayagi. yoga matimin ustune battaniye birakip 2 dk cikmam gerekti siniftan hemen birisi almis battaniyemi . inanamadim. yada soyunma odasinda esyalarimi askidan alip yere atabiliyorlar kendi esyalarini koymak icin. yoga yapmaya baslayanlarin biraz daha farkinda olmasi gerektigini dusunuyorum ama dediginiz gibi bir modaya donusmus. insanlar isin ozunu kavramadan yapmis olmak veya esnemek icin geliyor herhalde. buda beni saskina ceviriyor. gulumseyerek selam veriyorsun kafasini ceviriyor. buna bana yapilan bir hareket degil. gelen ogrenciler sadece daha onceden tanidiklari ile konusuyor. buda sorun degil ama insana sevgi ve saygiyi kabul edemiyorlar :) buda onlarin secimi degilmi:) ayrica bende sipirituel anlamda bir endustrilesme oldugunu hissediyordum demek dogru dusunuyorum. cunku bu ara hep bununla ilgili yazilar karsima cikiyor. her seyin icimizde olup bittigini insallaha insanoglu olarak cok gec olmadan anlayacagiz…sevgiyle kalin… harika :)

    Özgür Turan Mart 1st, 2010 at 1:35 pm

    Burcucum,
    hani demiştim ya sana aynı anda yazmışız diye. İşte o yazı bu. Dergide yayınlanmasını bekledim buraya koymak için. yani biz yine aynı anda aynı şeyleri düşünüp yazdık:) öptüm.

    Özgür Turan Mart 1st, 2010 at 1:36 pm

    Zeyacım,
    bence de bilinçli olmak ve akıllı olmak da yatıyor herşey. Her alanda benzer durumlar vardır mıtlaka. sevgiler.

    Özgür Turan Mart 1st, 2010 at 1:38 pm

    Sevgili Harika,
    ne güzel anlatmışsın, yazmışsın. Yoga yapmakla olmuyor işte hayatına tam olrak geçirebiliyor musun ona bakmak gerek. Yoksa git orada asanaları yap, jimnastikten farkı yok. Kafada bitiyor herşey. Bakış açısında, içselleştirmekte bitiyor. Ve evet herşey içimizde. Sevgiler..

Yorumunuz: