İzlemek istediğim yapımlardan birisiydi. Dün nihayet gidebildim. Beni bir hayli sarstığı ve etkilediği için de sizlerle paylaşmayı arzu ettim.
Siyah Kuğu, bana göre bir bale konulu sanat  filminden çok daha fazlası. Sarsıcı, uyandıran, silkeleyen, acıtan, yüzleştiren, kişiyi içsel hesaplaşmasıyla başbaşa bırakan, kadının yaradılışını, varlığını, potansiyelini, kendiyle rekabetini, gücünü, kariyer mücadelelerini ve en önemlisi de ebeveyn-çocuk ilişkisindeki sevgi, koruma, iyilik adı altında en büyük zararların sevenler tarafından sevilenlere verildiğini kanırtarak, tokat gibi seyredenin yüzüne vurarak  gösteren bir film.
Beni filmde iki replik bir hayli etkiledi. Tam birebir aynı kelimelerle size aktaramasam da ben de kaldığı kadarı ile aktaracağım..

Filmdeki erkek  karakterin, kuğu kraliçesi rolundeki karaktere  söylediği şu replikler;

” MÜKEMMEL olmak  istiyorsan  kontrol etmeyi değil, bırakmayı öğrenmen lazım ”

“İçinde BEYAZ BİR KUĞU olduğu kadar, aynı zamanda da SİYAH BİR KUĞU var. Ben her ikisini de ortaya çıkartabilecek ve canlandıracak TEK BİR KİŞİ arıyorum ”

Bale, DENGE, UYUM, ZERAFET üzerine kurulu bir sanat dalı. Aynı Hayat gibi… Hayatın kendisi ve hayatı yaşamak da bir sanat. DENGE, UYUM ve ZERAFET bu sanatın sırları.
Varlığımızda da uyum ve dengenin olması için SİYAH ile BEYAZ ın BİR olması gerekir. Bu birlik gerçekleştiğinde de varlığımız gerçek sonsuz potansiyelini ifade eder.
Filmde; BEYAZ ve SİYAH  kuğuyu bir kadın olarak içinde yaşayarak ve yaşatarak ifade edebilmenin, başarının, huzurun, gücün, ihtişamın, mükemmelliğin sırrının  BIRAKMAK, HİSSETMEK ve FARKINDA OLMAK  olarak işlendiğini anlıyoruz..
Film KUĞU GÖLÜ üzerine kurulu. Bir BEYAZ KUĞU, bir de SİYAH KUĞU rolü var ki ikisi de bir kadında  can buluyor.
Her kadının içinde BEYAZ KUĞU ile temsil olunan annesinin küçük, tatlı, duygusal, kırılgan, sessiz, söz dinleyen, aman sorun çıkmasın diyerek herşeye evet demeye çalışarak, kendinden ve kendi isteklerinden vazgeçerek itaatkar derecesinde uyum gösteren, uslu, kurallara uyan, hesap veren, hayır kolaylıkla diyemeyen, bir sevimli kız var, bir de SİYAH KUĞU ile temsil olunan kuralları olmayan, sınırsız, doğal, özgür, seksi, fazlasıyla dişi, çekici, cesur, sıradışı, hayranlık ve merak uyandıran bir kadın var.

Kadının  içindeki savaşı, kadınların içindeki, zihinlerindeki dinmeyen sen-ben çekişmesini, küçük  kızla, özgür ve seksi kadının güç mücadelesini  BEYAZ ve SİYAH kuğuyla beyaz perdede  izlemek benim için enteresan bir deneyimdi.

Filmdeki  ANNE karakterinin yaşamda kendi  yapamadıklarını, gerçekleştiremediği yarım kalan hayallerini  kızının  üzerinden gerçekleştirmek adına bencilce çabalarını, bunaltan ısrarcı kararlılığını donarak izliyorsunuz…
BEYAZ KUĞU ile tasvir olunan  tatlı, küçük kızın hayal dünyasında yaşaması ve kendisine  zihninin yalanlarını gerçeği yaparak ikinci bir sanal yaşam kurması , zihnin insana  nasıl oyunlar oynadığını bir kez daha kanıtlayan görsel bir ispat olarak karşımıza çıkıyor.
Film  aynı zamanda ZİHNİN ve ZİHNİN EMRİNDEKİ EGO nun en sevdiği araçları ÖNYARGI, YARGI ve ELEŞTİRİ üçlüsünü  kullanarak bolca bayram yapacağı, şahlanarak, coşacağı çok güzel sahnelere sahip..:))))

Sonuçta  bir film izledim nihayetinde… Başladı, süresince izledik ve bitti… aynı hayat gibi değil mi?…:)) Lakin bazı filmler, sonraya da kalırlar. İçsel hesaplaşmaya, suskunluğa ve üzerine düşünmeye iterler. Bu da benim için işte o kategoride bir film oldu.
Seçerseniz ve giderseniz iyi seyirler diliyorum. Sevgilerimle…

Yorumunuz: