Sinüzit’in bu defa çok derinine ineceğiz. Sinüsler hangi ruhsal inancımızı temsil ediyor, hangi çakramızla ilgili, bu hastalığı biz nasıl yaratıyoruz? Bu olasılıkların hepsini göreceğiz. Tabiî ki herhangi bir çakra ile çalışırken mutlaka o çakranın altındaki ve üstündeki çakraların dengede olup olmadığına bakmamız gerekiyor. Çünkü bir çakradaki dengesizlik alt ve üstündeki çakraları da etkiliyor.

Fakat sizden ricam bu yazıyı okurken zihninizi bir kenara koyun ve farklı bir açıdan bakmayı deneyin.

Sinüzit iki kaşımızın ortasındaki 3. gözümüzde ilgili yani Ajna Çakra. Bu çakranın rengi, şekli ve elementi yok.. ( Her ne kadar çoğu kaynakta mor renk söylense de) Madde ötesi, zihnin oturduğu yer… Elementlerin ve bedenle ilişikli duyu organlarının ötesinde bir yer… Ajna sözcüğü, ‘bilmek, itaat etmek veya izlemek’ anlamına gelen Sanskritçe kökten gelir. Kelime anlamı olarak Ajna ‘emir’ ya da ‘gözleme merkezi’ demektir. Astorolojide Ajna, guruyu ya da öğretmeni simgeleyen, Jüpiterin merkezidir. İlahi varlıklar arasında Jüpiter, devaların gurusu ve tanrıların öğretmeni olan Brihaspati tarafından temsil edilir. Bu nedenle bu merkez ‘guru çakrası’ olarak da bilinir. Aynı zamanda Ajna Çakra, üç ana nadinin veya enerjinin – İda, pingala ve sushumna- tek bir bilinç ırmağına karıştıkları ve yukarıya taç merkezine sahasraraya aktıkları bir kavşak noktasıdır. Olumlu ve olumsuzun, Şiva ve Shakti’nin, ying ve yang’ın, kadın ve erkeğin ikilimi biter.

Hindistan’da Ajna Çakraya divya chakshu (ilahi göz), gyana chaksu veya gyana netra (bilgi gözü) denir, çünkü bu ruhsal kişinin varoluşunun altta yatan doğasına dair içgörü kazandığı kanaldır. Buna Şiva’nın Gözü de denir, zira Şiva ajna çakranın uyanmasıyla doğrudan bağlantılı olan meditasyon zirvesidir.

Çoğu insanda bu içsel göz kapalı kalır ve dış dünyadaki olayları görebilseler de, gerçeğin bilgisi ve anlayışı kazanılamaz. Bu anlamda, bizler insan varoluşunun daha derin seviyelerini göremeyerek, dünyanın gerçek olasılıklarına karşı körüzdür.  Ajna Çakra uyanana dek aldanışlar içindeyizdir, şeyleri doğru görmeyiz ve sevgi, bağlılık, nefret, kıskançlık, trajedi, komedi, zafer, yenilgi ve daha birçok şey hakkında bir yığın yanlış kavramlarımız, kalıplarımız vardır.

Ajnanın fiziksel karşılığı beyin epifizidir. Yüz, sinüs, burun, göz ile de direkt olarak ilgilidir. Hipofiz, tiroid, timüs ve adrenalin gibi bütün salgı bezlerinin düzgün çalışmasını sağlar. Beyin epifizi, hipofiz bezi üstünde bir kilit işlevi görür. Beyin epifizi sağlıklı olduğu sürece, hipofiz bezinin işlevleri de kontrol edilir. Ne var ki,çoğumuzda beyin epifizi sekiz, dokuz, on yaşlarına ulaştığımız zaman dejenere olmaya başlar. O zaman hipofiz bezi işlev görmeye ve cinsel bilincimizi, duyusal zevklere düşkünlüğümüzü ve dünyevi kişiliğimizi tahrik eden çeşitli hormonlar salgılamaya başlar. O zaman ruhsal mirasımızla temasımızı yitiririz. Çeşitli yoga teknikleriyle beyin epifizini sağlığına kavuşturmak ve bunu korumak mümkündür.

 

Gomukhasana

 

Sinüslere fayda sağlayabilecek asanalar;

Chakrasana

Ghomukasana

Bhujangasana (Kobra)

Sarvangasana (Mum)

Matsyasana (Balık)

Adho-Mukha Shavasana

Uttanasana

Nefes çalışmaları; Pranayama ve kapalabhati.

 

Kobra

 

Asana ve nefes çalışmalarını ayrıntıları ile vermiyorum çünkü öncelikle birebir bir eğitmenle çalışılması gerektiğini düşünüyorum. Pozları iyice öğrendikten sonra ancak evde kendi yoganızı oluşturabilirsiniz. Zaten yoga en güzel kendinizle yaptığınızda sonuç verir.  Herhangi bir merkezde haftanın 1-2 günü yoga yapıyorsanız, diğer günler de mutlaka evde kendi seçtiğiniz, size iyi geldiğine inandığınız ya da eğitmeninizin sizin için önerdiği duruşları çalışın. Öyle bir zaman gelir ki mat üzerine geçtiğiniz an hangi asanaları yapacağınızı zaten içsel olarak bilirsiniz, başlarsınız ve yoganız akar gider. Sabırla ve uzun vadede güzel sonuçlar alabilirsiniz. Verdiğim asanaları araştırıp duruş tekniklerini öğrenebilirsiniz ve üzerinde düşünebilir, çalışabilirsiniz.

Nefes tekniklerinin ise hem fiziksel hem de psişik faydaları var ve yine mutlaka eğitmenle başlanması gerekiyor.

Olumlamalar;

Beni uzunca bir süredir takip edenler bilirler Louise Hay’i pek severim ve de tekniklerini çalışır, denerim. “Bedenimizde hastalık denen şeyin yaratıcısı biziz” der Hay ve haklıdır da. Şimdi sinüsler için şu olumlamayı bir kağıda yazıp başucunuza koyun; “Hayatın bütünüyle birim. Ben izin vermedikçe, kimsenin bana zarar verme gücü yok. Barış ve uyum içindeyim. Takvime bağlı tüm inançları red ediyorum.”

Bu olumlamayı her gün uyandığınızda ve gece uyumadan önce okuyun ya da içinizden söyleyin. Gün içerisinde şarkı olarak söyleyebilirsiniz. Ya da bu olumlama üzerine meditasyon yapabilirsiniz. Seçim sizin.

Kolay gelsin.

Bu postu yazarken yardım aldığım kaynak başucu kitaplarım;

Kundalini Tantra – Swami Satyananda Saraswati

Yoga – Sağlığın Yolu – Dada Acarya Hiranmayananda Avt.

Düşünce Gücüyle Tedavi – Louise Hay

 

 



Toplam : 4 Yorum var

    Evo Mart 19th, 2012 at 2:43 am

    Gelde şimdi sinüzitim var diye bilmem ne ilacını iç, filanca kadar dr’a git..
    Her şey sebep-sonuç..
    Sağlıklı olmanın elimizde olduğunu bilmek kadar rahatlatıcı bir şey yok.
    Ellerine sağlık tatlım..

    Zeynep Fırtına Mart 20th, 2012 at 12:58 am

    Kesinlikle katılıyorum!!!

    Çocuğum yok ama etraftaki çocuklarla ilgili gözlemim şu yönde: Çocuk okula başlayana kadar o kadar “mutlu” ediliyor, o kadar “üzerine titreniyor” ki, okula başladığında, “artık canının istediğini yapamazsın, bir takım kurallara uymak zorundasın” denildiğinde, çok büyük bir bocalama yaşıyor.

    Bu arada, Türkiye’de Connection Parenting Eğitimini verenlerden biri de benim çok yakın arkadaşım İlkiz Özcan Sönmez. Sayfasını ziyaret edebilirsiniz, bu konuda sık sık ücretsiz eğitimler düzenliyor http://annebabaokulum.blogspot.com

    Özgür Turan Mart 20th, 2012 at 10:39 pm

    İlaçlar da bir yere kadar tedavi ediyor zaten. GEçici çözüm çoğu zaman. SAğlık içimizde, düşüncemizde, kalbimizde hissettiklerimizde ve beynimizde. öperim evom.

    Özgür Turan Mart 20th, 2012 at 10:44 pm

    Sevgili Zeynep, evet her an mutlu olamayacağımızı, zaman zaman hayatta bazı şeylerin ters gidebileceğini ve bunları nasıl aşabileceğimizi de görmesi gerekiyor çocukların.
    CP eğitimini ben Sedef Örsel Özçelik’ten aldım. Zaten şu an ortak bir proje üzerinde çalışıyoruz birlikte. Arkadaşını bilmiyorum, o yeni başladı sanırım. Yolu açık olsun, çok sorumluluk isteyen ama bir o kadar da keyifli bir iş yapıyor. Sevgilerimle…

Yorumunuz: