Hepimiz hem toplum adına hem de kendimiz adına bir şeyler öğrendik şu birkaç günde. Benim en büyük dersim sosyal medya adına oldu. Bilirsiniz sosyal medyaya karşı pek de sempatik değildim ve çok fazla bilgisayar başında kalıp, sürekli twit atanları eleştirirdim. Bundan böyle sosyal medyaya bakış açım tamamen değişti. Nasıl bir gücü göz ardı ettiğimin farkına vardım. Aşağıda size sosyal medya üzerinden katıldığım bir anketin sonuçlarını aktaracağım.

İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından 20 saatte 3 bin eylemci ile yapılan anketin sonuçları topluma orada ya da herhangi bir yerde direniş eyleminde bulunan kitlenin kimliği ve talepleri konusunda çok net bilgiler veriyor.

Direnişçilerin yüzde 39.6’sı 19-25; yüzde 24’ü 26-30 yaşları arasında. Yüzde 75.8’i eylemlere sokağa çıkarak katılan direnişçilerin, yüzde 53.7’si daha önce hiç bir kitlesel eyleme katılmamış ve yüzde 70’i kendini hiç bir siyasi partiye yakın hissetmiyor. Yüzde 14.7’si bu konuda kararsızken yalnızca yüzde 15.3’ü ise kendini bir siyasi partiye yakın buluyor.

Ankete göre, direnişçilerin protestolara destek vermelerinde en etkili neden yüzde 92.4 oranla  Başbakan’ın otoriter tavrı. Polisin protestoculara uyguladığı orantısız gücün etkili olduğuna kesinlikle katılanlar yüzde 91.3 iken, demokratik hakların ihlal edilmesinin etkili olduğuna kesinlikle katılanların oranı yüzde 91.1. Medyanın suskunluğunun etkili olduğuna kesinlikle katılanlar yüzde 84.2 ve ağaçların kesilmesinin etkili olduğuna kesinlikle katılanlar yüzde 56.2.

Bağlı bulunduğu siyasi hareketin yönlendirmesiyle eylemlere katıldığını söyleyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 7.7 düzeyinde.

Anket katılımcılarının yüzde 81.2’si  kendini  “Özgürlükçü” olarak tanımlıyor. Yüzde 64.5 oranda “Laik”, yüzde 54.5 oranda da “Apolitik” tanımlaması yapılmış. Protestolara destek verenler arasında, kendilerini tanımlarken “Ak Parti seçmeniyim” nitelemesine katılmıyorum diyenler yüzde 92.1 oranında iken, “Muhafazakarım” seçeneğine katılmıyorum diyenlerin oranı ise yüzde 75.0.

Katılımcıların 2 öncelikli isteği var; Öncelikle polis şiddeti dursun (96.7) ve özgürlüklere saygı gösterilsin (yüzde 96.1).

yoga gezi

Gezi Parkı’nda yoga

Siz de içinizdeki güneşin parladığını, kalbinizin umutla dolduğunu hissediyor musunuz?

Ben, kullanılan şiddetten ötürü oldukça üzgün ama bir yandan gençlerimizin gücünü ve her kesimden insanın bir olduğunu gördüğüm üzere çok umutluyum. Artık biliyorum ve daha çok inanıyorum ki birbirimize karşı çok daha uzlaşmacı, anlayışlı ve dayanışmacı olacağız. İşte şimdi o günlerdeyiz, hep konuştuğumuz, yazıp çizdiğimiz “BİR OLMA” zamanındayız. Özellikle bugünlerde kalplerinizden umut ve sevgi eksik olmasın. Kendinizi hem içsel hem fiziksel güçlü tutmaya çalışın. Çevrenize destek olabilmeniz için öncelikle sizin güçlü ve sağlıklı olmanız gerek. İnandığınız ritüeliniz her ne ise onu bugünlerde daha fazla yapın ki çevrenize de ışık saçın. Böyle böyle ışığımızı büyütelim…

Yorumunuz: