Baharı yaşayamadan kavurucu sıcaklara ulaştık. Sürekli bir şikayet halindeyiz her birimiz farkında mısınız? Sıcak oluyor “piştik” diyoruz. Yağmur yağıyor “bu yaz günü de bu yağmur da nerden çıktı” diyoruz. Rüzgar esse ona da sinirleniyoruz. Dolayısıyla ne yağmurun ıslattığı toprağın kokusunun, ne rüzgarın serinletici okşayışının ne de güneşin içimizi yıkamasının keyfine varamıyoruz. Hep bir sonraki adımda zihnimiz. Örneğin sıcakta serinlemeyi düşünüyoruz, rüzgarda ısınmayı, yağmurda da biran önce şemsiye bulmaya çalışıyoruz. “An”dan uzaktayız hep. Hatta yağmurda su birikintilerine basıp eğlenmek isteyen çocuklarımızı bile azarlıyoruz kıyafeti kirlenir diye. Halbuki çocuklar “an” da, o an orada yağmurun keyfini yaşamak istiyor. Ama biz kendimize “an” da kalmaya izin vermediğimiz gibi çocuklarımızı da bu eşsiz keyifli anlarından alıkoyuyoruz.

Mutluluk “an”larda gizli oysa ki. Basitliğin içinde, minnet duygusu ile yaptığınız herhangi bir şeyde; sevgiyle yaptığınız bir yemekte, zevkle yazdığınız bir yazıda, tamamen teslimiyet duygusu ile zihninizi boşaltarak yattığınız bir uyku da belki de. Saf iyi niyet var bu saydığım eylemlerde, yargı ya da koşul yok. Örneğin “Bu salatayı yaparım ama yiyecekseniz” diyebilir misiniz sevdiklerinize. Sevginizi katıp, sunarsanız salatanızı, marulun tadından nefret eden biri bile olsa mutlaka tadına bakacaktır.

İşte hayatımızın her alanında saf iyi niyetimizi, gönlümüzü koyduğumuz her şey sevgiyle çoğalır. Ama sürekli hesaplıyorsa, planlıyorsa zihin korkularınız ve endişeleriniz daha büyür. Bunun sonucunda da kendinizi kıskaçlık, öfke, aşırı yemek gibi kendi içinde dengesi olmayan birtakım davranış kalıplarının içinde buluverirsiniz. Eğer ki bir gün bunlardan birinin tuzağına düşerse zihniniz, önce aynaya döndürün kendinize, bakın bakalım kıskandıklarınız kimi, neyi, sizin içinizdeki hangi sizi yansıtıyor? Sonra da kalbinizi açın en derinlerine kadar, çıkartın sevginizi, önce kendinize sonra da çevrenize dağıtın.

Ruhsal ve zihinsel detoksun temeli aslında basit olarak yukarıda bahsettiğim gibi.  Bunun için çeşitli maddeler sıralayamıyorum size örneğin, “10 günde ruhsal detoks” gibi! Çünkü hepimizin bedeni farklı olduğu gibi, ruhu da ihtiyaçları da farklı. Dolayısıyla her öğreti ya da her terapi herkese iyi gelecek diye birşey yok. Kendi adıma konuşursam ben sadece ve sadece yoga yaparak ruhumu arındırabiliyorum. Özellikle Kriya Yoga ruhumu arındıran tek şey. Bugüne kadar yaptığım hiçbir çalışmanın yerini tutmuyor hep söylüyorum Mihri Hocam iyi varsın diye. Kendi yaptığım yoga çalışmalarının yanısıra Mihri Hocam’ın Kriya dersi hiç kaçırmak istemediğim ve bende çok özel yeri olan bir çalışma.

Sevgiyle, şikayet etmeden, basitliğin içinde var olabilirseniz dışarıdan hiçbir şeyin etkisi altında kalmazsınız. Tıpkı bir ağaç gibi dimdik durursunuz. Ruhsal detoks için kendinizi huzurlu hissedeceğiniz herhangi bir şey yapabilirsiniz. Sadece denemeniz, aramanız ve bulmanız gerek. Ama bilin ki sevgiyle yapacağınız her öğreti, her eylem aynı yola çıkar.



Toplam : 4 Yorum var

    love and smile Temmuz 7th, 2011 at 4:09 am

    Şİkayet ettiğimizde farkında olmak ve silkelenmek gerek.. şikayetler ruhu yıpratıyor, huysuzlaştırıyor

    Özgür Turan Temmuz 7th, 2011 at 12:26 pm

    Evet şikayet edince enerjimiz düşüyor ve şikayet ettiğimiz durum artarak çoğalıyor çünkü oradan yaratıyoruz.

    Ekrem Şentürk Temmuz 7th, 2011 at 11:14 pm

    kalbi teşekkürlerimle….iyiliklerle,sevgiyle kalın.

    Nilay Temmuz 19th, 2011 at 3:26 am

    Çok teşekkür ederim Özgür’cüğüm…
    Sevgilerimle.

Yorumunuz: