img_1686Başlıktaki bu 3 kelime bizim evin gündemi bu hafta. Doğa babaya tam anlamıyla aşık bir kız çocuğu. Bunu daha önce de birçok defa yazmıştım. Bazen sabahları Serdar götürüyor yuvaya, bu defa da kimi babası kimi annesi götürüyor gözlemeye başladı. Oyuncaklarını ya da nesneleri, meyveleri konuşturuyor sürekli, mesela geçen gün bir portakal ve toka konuşuyorlar. Portakal tokanın babası oldu. Eve geliyor ve tokaya “merhaba tatlım” diyor falan:) Baba ile ilgli hikaye çok… Neyse geçen gün “Anne Ezo öğretmenimin babası var mı?” diye sordu. O an donmuşum kalmışım. Hey gidi Kemal Sunal dedim içimden. Kızıma ölümü senin adınla mı anlatacaktım şimdi ben ne diyeceğim. Hani zaten ailemizde hastalarımız var ve uzun zamandır böyle bir durum olursa Doğa’ya nasıl söylerim diye düşünmekteyim. Hadi bakalım pat diye geldi şimdi soru sıkıysa cevapla. “Yok canım ölmüş babası” dedim. 2 dk. sessizlik sonra klasik bizim “Aaaaaaaaa” diye bir şaşırma ve arkasından “Ama o zaman yeni bir baba gerekli ona”… ve “Benim babam ölmedi ama dimi”… Sonra konuyu fazla uzatmadan ve karmaşık hale sokmadan gayet basit tek cümle ile her canlının belli bir yaşam süresi olduğunu ve sonunda öldüğünü söyledim ve rahatladım.

Ama yok daha rahatlamamışım. Bu konuşmadan 1 gün sonra, “Anne benim büyükbabam nerde?” Hay Allahım çatlayacağım. Ben kaçtıkça üstüme üstüme geliyor bu konu. “Büyükbaban geçen yıl ölmüştü Doğa’cığım” dedim. Yine “Aaaaaaaaa” şeklinde bir şaşırma. Yorum yapmadı daha fazla. O günden beri her gün ara ara sordu. İlk defa bugün sormadı.

Pembe renk üzerine ise ne desem yetmez. “Ben en çok pembe rengi severim” diyerek başladı bu haftaya. Dünyayı pembe görüyor resmen! Herşeyin pembesi olacak. Pembe bir roketimiz olsaymış aya gitseymişiz mesela. En son dün şöyle dedi; “Ben pembe bir hastalığa yakalandım anne!” :) )

Bugün yere şekeri düşen bir çocuk ağlıyordu yolda ve annesi şöyle dedi ona; “Bak ben sana ne demiştim. Bir yerin acır ya da incinir ancak o zaman ağlayabilirsin. Onun dışında ağlaman çok gereksiz”. Baktım kaldım kadına öyle çünkü daha dün ağlama konusunda bir konuşma yaptım Doğa’yla. “Ben büyüdüm artık ağlamam bebekler ağlar” dedi bana dün. Ben de “herkes ağlayabilir, gülmek kadar doğal birşey ağlamak” dedim. Ve dünden beri düşünüyorum ben mi soktum acaba çocuğun kafasına büyüyünce ağlanmaz diye birşeyi… Bugün de o kadın öylece çıktı karşıma…

İşte bu hafta böyleyiz…Fotoğraftaki Mini yeni katıldı ailemize. Her gün okula gidiyor Doğa ile, birlikte uyuyorlar, tuvalete giriyorlar, poposu bile siliniyor Mini’nin. Bir muhabbetteler ki sormayın.



Toplam : 6 Yorum var

    zehra Mart 25th, 2009 at 8:36 pm

    Çocuklara ölümü anlatmak ne zor di mi. Biz daha tam olarak anlamlandırıp kabullenemiyorken:(

    Tanyas Mart 26th, 2009 at 12:19 am

    Kız cocuklarının içine kacıyor galiba pembe..son iki gündür duyduğum ikinci pembe cocuk…diğeri kiloduna kadar pemneymiş..bayıldım tabi.

    Ben babama hala aşığım..o aşk hiç bitmeyecek…

    Ölüm ise zor mevzuu..

    Ağlamak ise her yaşta yahu..

    esra eretuğrul Mart 26th, 2009 at 5:22 am

    merhabalar,

    ben sitenizi yeni keşfettim..gerçekten çok b eğendim. Benim beraber çalıştığım psikolog bir arkadaşım da sizin gibi yoga ve nefes ile ilgileniyor.Biz de hamile eğitimi yapıyoruz. bu eğitimlerde de nefes egzersizleri yaptırıyoruz.Ben de o zaman katılıyoruy,um. hamile bayanlara.

    Bu arada doğacık çok tatlı. benim bir arkadaşımın aynı yaşlarda kızı var. o da mini hastası..hoş; onun anneside minileri çok seviyor…

    Sufi Saja Mart 26th, 2009 at 12:48 pm

    Doğa’ya pembe dünyasında ölümsüz ve gözyaşısız gelecekler diliyorum.Pembe hastalık ta: aşk için söylenebilir herhalde.Çok şekersiniz ikiniz de sevgiler dilek.

    brajeshwari Nisan 4th, 2009 at 10:56 pm

    Özgür’cüm
    Bu blogta dogaya o kadar güzel birsey bırakıyorsun ki.. Bazı anne bloglarında anne -statüsüne bogulmuş, cocugunun ne yaptıgını yazıyor bazen..Biz cocuksuz alieler icin o cembere girmek oylesine zor ki..Ama sen Doğayla beraber kendi büyümeni yaziyorsun.Bu bence Doga icin harika bir hediye..o da bir gün okudukca anlayacak..

    Hani cocukluk anıları vardır..Burcu sen kücükken bunu bunu yapar, böyle derdin, bizde gülerdik diye… Ben hep annemlere ” ya sen ne dedin” ” ne düşünüyordun” diye sorarım bu anıların üstüne..Onlar kendilerini hatirlamaz veya tam emin olunmayan yuvarlak cevaplar verirler..O zaman blog mu var..Hayatin kosturmacasinda, akıllarında kalan ne ise onu biliyorum sadece..Bu yüzden blogunu okurken, seni anlamak bana cok keyif veriyor..

    Belki de simdi bunları öğrenmesi normal.. Cünkü onlar bizden daha iyi biliyor belki de yaşamı, yeni geldikleri için o taraftan…

    öpüyorum ikinizi de…
    Pembe günler dileklerimle…

    Özgür Turan Nisan 5th, 2009 at 11:18 am

    Canm Brajeshwari, bu harika yorum için çok teşekkürler. Evet hep söylüyorum ya, gerçekten de biz birlikte büyüyoruz:)) Öpüyorum pembe pembe.

Yorumunuz: