Bu sabah ilk defa Pamuk yoga yaparken matıma gelmedi. İlk defa topunu getirmedi oynayalım diye, ilk defa ters pozlarda dururken yere sarkan saçımı patilemedi. Yayıla yayıla uyudu hiiç tınmadı bile. Arada göz ucuyla baktım, bir gözünü açıp o da baktı sonra yine kapadı. Ciddi zor anlar yaşatıyor bazen yoga yaparken:) Çoğunlukla sarvangasanada (mum duruşu) geliyor sırtımın önüne oturuyor gitmek bilmiyor. Daha uzun durmam gerekiyor sanırım bu duruşta. Tamam durmasına dururum zaten en sevdiğim asanalardan biri ama onun orada öylecene rahat oturuyor olması güldürüyor beni, eee tabii bütün dikkatim dağılıyor. Önce onu uzaklaştırmaya çalışıyor, hadii bir daha asanaya giriyorum. Vishuddha’ya dikkat diyor Pamuk bana daha çok çalış daha çok! Boşluk çakra derdi sevgili Dada bu noktaya ve çok önemserdi bu çakra ile çalışmayı.
Peki Pamuk’un bugün matıma gelmemesi neye işaret acaba ki:)) “Bütün çakralara çalış işte be kadın hep ben mi söylicem sana” diyor belki de:)
Bazen gerçekten konuşacakmış gibi hissediyorum. Kedilerin hiç bu kadar konuşken olduğunu bilmezdim. (Şu fotodaki haline baksanıza nasıl da bakıyor bana bunları yazarken) Bırbırbır sürekli söyleniyor bizimki. Her ses tonu ile farklı birşey anlatıyor. Süt isterken farklı, tavuk isterken farklı örneğin. Ya da topunu getirip oyun isterken bir başka tavır, başka ses. Bir de diklenmesi var ki insana o surat ifadesi ömüre bedel. Geceleri Doğa uyurken önce onun odasındaki kaloriferin yanında fosurduyor. Ama bu bir hile aslında. Amaç yavaştan Doğa’nın yatağına kamp kurmak. Çok hareketli ve oyuncu olduğu için izin vermiyorduk aslında Doğa uyuduktan sonra odasına girmeye. İzin vermesek de Jerry’i (oyuncak faresi) ağzına alıp söylene söylene gidiyor Doğa’nın yatağına bir süre mavlıyordu, hani bir ihtimal uyandırırım ümidiyle. Her böyle yaptığında çıkarttık Doğa’nın odasından onu. Ama bu aralar özgürlüğünü ilan etti ee biz de indirdik yelkenleri artık öğrensinler birbirleriyle baş etmeyi diye. Nereye kadar takip edeceğiz evin içinde handi odaya girip girmeyeceğini sonuçta. Neyse, bugünlerde Doğa ile birlikte uyuyor Pamuk yatağının bir ucunda. Fakat sabah uyandığımızda çoğunlukla şöyle bir manzara ile uyanıyoruz. Yatakta Doğa, Pamuk, Jerry ve birkaç minik top. Her gece üşenmeden oyuncaklarını da taşıyor oraya. Hatta geçen gece Doğa çığlık çığlığa uyandı “Ahhh Pamuk yapma” diye. Bizimki uyurken yorgandan ayağını çıkartmış, diğeri de oyun sanmış atmış patiyi. Minicik baş parmağı çizilmiş bizimkinin. Amanın kıyamet koptu, bantlar yapıştırıldı parmağa okula giderken, sanırsınız ağır yaralı. Tabii ertesi gün Pamuk veterinere götürüldü tırnakları kestirildi ve Pamuk pati oldu Doğa’nın deyimiyle. Şimdi rahat rahat tepişebiliyorlar.
Sadece Pamuk değil ki yogama karışan asıl Doğa var ki, (çok şükür ki okullar devam ediyor halen) yandık yine yaz gelince yani okullar tatil olunca her sabah pembe matını serer yanıma. Eee 24 saat çocukla olunca yazın her sabah gün doğumunda kalkamıyorum yogaya, bazen onun önünde yapmam gerekiyor. Bir de bitiştiriyor matıma ille yapışık olacağız. İkinci asanadan sonra başlıyor “bak anne olmadı dönerek yapman lazım bunu dur ben sana öğretiyim biraz” diye ve sıralıyor “şimdi ruj duruşu, şimdi bomba duruşu…” Bir sürü duruşu var kendi uydurduğu:) O kadar eğleniyor ki anlatamam. Hele eve öğrencim gelecekse her defasında yalvarıyor “nolur anne bak hiç ses yapmam pembe matımda oturur izlerim” diye ama nasıl emin olabilirim, dersin ortasında “ben şimdi size bi ruj duruşu göstereyim” demeyeceğinden.
Bu durumda evde yogama tek karışmayan ve kendisi de yapmayan Serdar var iyi mi:) Hiç bulaşmıyor muyum, demiyor muyum hadi diye? Zaman zaman içimdekileri döküyorum tabii birbir ama bakıyorum ki o kendi uğraşlarıyla pek bir mutlu dönüyorum ben de kendime. O öyle mutlu ben böyle yapacak birşey yok. Bazen düşünüyorum da bu zıtlıklar çok besliyor ilişkiyi, boşluklar yaratıyor, birbirinden özgür alanlar sağlıyor ki bu da evlilikler de en gerekli şey bana kalırsa.
Ne saçma bir post oldu, yogadan girip evlilikten çıktım:) Eeee napalım hayatla ilgili her yerde her şeyde yoga var işte buradan da buna bağlayalım:)



Toplam : 5 Yorum var

    Burcuca Şubat 10th, 2012 at 12:28 pm

    Ne güzel yazmissin canim benim… O patileri öperim ben… Ruj duruşu yapan Doga’nın hastasiyim… Sana ise bayılıyorum:)

    Serdar’i tanımıyorum ama senin gıyabında seviyorum…:P

    Özgür Turan Şubat 11th, 2012 at 1:04 pm

    Canım Burcu, daha dün senin Doğa’ya getirdiğin kedi-balık kolyesine bakıp seni andık Doğa ile:) Sonra hatta Serdar’a dedim bak nisan gelsin Ankara’ya gidicez bir haftasonu diye. Yani şu kar durumları bitsin geliyoruz şekerim bekle bizi. Onlar baba kız takılır biz de artık akarız nereye gerekirse:)

    Yasemin Şubat 11th, 2012 at 2:07 pm

    Harika… Paylaşımlarınız için tebrikler teşekkürler. :)

    Özgür Turan Şubat 12th, 2012 at 10:51 am

    Size de teşekkürler Yasemin, uğradığınız ve paylaşımlarıma tanık olduğunuz için.

    Evrim Çetiner Şubat 17th, 2012 at 8:25 am

    Özgürcüm,

    Öncelikle Pamuk’un gününü kutlarım! :) Ne mutlu ona sizin gibi bir ailesi var!

    Eh artık bir parti marti bir kutlama olur bugün. :))) Ben de bayıldım yazdıklarına.. Evde minik bir canlı ile yaşamak, binbir türlü şirinliklere şahit olmak demek, bu harika bir şey.

    Hepinizi kucaklıyorum ama malum bugün en çok Pamuk’u…

Yorumunuz: