Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...



2Pamir Haziran’da yollarda

İşte size hem enerji hem ilham verecek, bugünlerde gerek dünya gerek Türkiye’de izlediklerimiz, gördüklerimizin tam da ortasında biraz olsun gülümsetecek, umut ve cesaret verecek bir proje; 2Pamir

Serdar’ın çok sevgili dostu Erkin yıllardır gider gelir, ben onu bildim bileli hep yollardadır. Ama bu defa yolu hem çok uzun hem de anlamlı. Neyse lafı uzatmadan size projenin detaylarını anlatayım;

Tolga Başol, Erkin Yeşil ve Selcen Küçüküstel’den oluşan 2Pamir ekibi, Kırgız Türkleri’nin 30 yıl önce Afganistan’ın Pamir Dağlarından Van’a uzanan göçlerinin izini süreceği belgesel projesi için motosikletleriyle Haziran’da yola çıkıyor. Ekip, yolculuk boyunca iki Pamir halkının izini sürüp, yaşamlarını gözlemleyip, bu değişimi video ve fotoğraf yoluyla belgeleyecek.

30 yıl önce Afganistan’ın Pamir Bölgesi’nden Van’ın Erciş ilçesine bağlı Ulupamir Köyü’ne göç eden Kırgız Türkleri’nin hikayesinden ilham alan bir belgesel film olan “2 Pamir”, Kırgız Türkleri’nin Orta Asya’nın Pamir Bölgesi’nden Türkiye’ye uzanan öyküsünden hareket ediyor. Yıllar boyu birçok kez göç etmek zorunda kalan Kırgız Türkleri’nin bir bölümünün son durağı, Van’ın Erciş ilçesine bağlı Ulupamir Köyü olur. Anavatanlarından binlerce kilometre uzakta yaşamını sürdüren Ulupamir halkının akrabaları ise halen Pamir Bölgesi’nde yaşıyor.

Ekibin ilk durağı olacak Van Ulupamir Köyü’nde yapılan görüşmeler, Kırgız Türkleri’nin kültürüyle tanışmalarını ve köy halkından bilgi toplamalarını sağlayacak. Ardından yol, Orta Asya’nın zorlu coğrafyasına, Pamir Bölgesi’ne uzanacak. İran, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Afganistan ve Kırgızistan topraklarında kat edilen mesafaler onları Ulupamir halkının doğduğu topraklara götürecek. Bu keşif yolculuğunda Orta Asya halklarının yaşamına tanık olma fırsatını yakalayan ekip, Ulupamir Köyü halkı ve halen Pamir Bölgesi’nde yaşamını sürdüren akrabalarının izlerini arayacaklar.

Sevgili Erkin ve arkadaşlarını kutluyor, yolları açık olsun diyorum!

2Pamir facebook sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Kalpten yapılan herşey bir başka

Hani burada size bahsetmiştim Beliz’den ve Guatemala’ya gidişinden.  4 ay boyunca orada bir yetimhanede çalıştı gönüllü olarak. Görevi bitince de Orta Amerika’yı fethetti. Türkiye’ye döndüğünde de hem blogundan hem Yeni Harman’da yazdığı köşesinden hem de oralarda tuttuğu günlüğünden yararlanarak “Yoldan Gönüllü Çıktım” kitabını yazdı. Guatemala’daki yaşantısından fotoğraflar da içeren kitabın ilk bölümünde bu kararı verişi, yetimhanedeki çalışma hayatı ve kurduğu dostluklar var. İkinci kısım ise Orta Amerika’da yaptığı gezileri anlatıyor.

Hayatta ne istiyorsanız o an istemeniz ve uygulamaya koymanız gerektiğinin, kendinizi eğer isterseniz nasıl gerçekleştirebileceğinizin, gönüllü olmanın ve kalpten birşeyler yapmanın insana nasıl da iyi geldiğinin kanıtı. Canım arkadaşım gönülden tebrik ediyorum. Daha nicelerine diyorum.

Yoldan Gönüllü Çıktım – Beliz Kudat, Naviga Yayınları’ndan çıktı. Kaçırmayın derim!

Değişim ne güzel şey

  • Ben kategorisinde.
  • 2 Yorum Var

Ne zamandır elim gitmiyor buraya. Hayat kendi koşuşturmacasında ilerlerken günler daha bir hızlandı sanki. Zamanda kaymalar, durmalar ya da birden bire hızlanmalar var yine bende bu aralar. Bu sadece benim bakış açım da olabilir bilemiyorum. Evren beni şaşırtmaya devam ediyor gün be gün. Çok iyi tanıdığımı düşündüğüm insanları hiç tanımadığımı fark ediyorum. Günlük hayatımızın hemen hemen her anında maskeli olduğumuza, yalnızca akşam yastığa başımızı koyduğumuzda o maskeleri çıkartıp gözümüzü kapadığımıza şahit oluyorum. Gözümüzü kapadıktan sonra gittiğimiz dünyalarda kimbilir kaç kişiyiz, kaç bedeniz. O bedenlerin, yansımalarımızın hepsini tanımak, anlayabilmek tek bir hayatta mümkün mü? Bu sorunun yanıtı herkeste farklı. Farkında olmadan, ama aslında çok da farkında olduğumuzu sanarak ne de çok rol yapıyoruz. Hayat bildiğin bir tiyatro sahnesi. Yüzeysellikler içinde yok olup gidiyoruz, teknoloji, sosyal medya içinde kaybediyoruz kendimizi çoğu zaman. Kendimizle olabileceğimiz zamanları hiç yere harcıyoruz. Sohbetlerimiz yüzeysel, dostluklarımız maskeli. Sizi olduğunuz gibi seven, an’ları sizinle paylaşabilen ve size tam anlamıyla dürüst olabilen dostlarınız varsa onlara sımsıkı sarılın.

Değişimin hayatın temeli olduğunu daha iyi anlıyorum her yaşanmışlıkta.

“Yeri gelir, ufacık bir odun parçasını biraz oynatman, bütün ateşin yanış yönünü değiştirir.”

Oruç Aruoba – Yakın

Bugünlerde annelik…

Doğa’nın yüzünde farklı bir ifade var bugünlerde. Fazlaca büyüdü gibime geliyor. Hiçbir konuda kararlarına karışmak, müdahale etmek söz konusu değil. Zaten ben onun hislerini nereden bilebilir mişim ki? Ancak o bilirmiş. Okuldaki rehberlik öğretmeni fazla kararlı bir çocuk sakın bu kararlılık halini bozmayın dedi. Zaten öyle birşey söz konusu değil. Doğa ile ilgili olarak yorgunluğum çoğunlukla konuşmaktan ve onu ikna etme sürecinden kaynaklanıyor. Bazen gerçekten insan üstü bir çaba gösteriyorum. Çileden çıktığım zamanlar da oluyor tabii ama öyle zamanlarda da kendisi tarafından öyle yumuşakça uyarılıyorum ki en iyisi biraz mola almak oluyor. Yoksa kendimle çelişiyorum. En rahat günlerimizmiş bebeklik halleri meğer. Büyüdükçe annelik daha karmaşık ve yorucu. Bitmek tükenmek bilmeyen soruları bir yana, onu kendi yoluna bırakabilmek, kendi seçimlerine saygı duyabilmek, bir yandan sınır koyup, disiplinli olup bir yandan yakın olabilmek çoğu zaman zor. Fakat şu bir gerçek ki, ne zaman anne kendi olabiliyor çocuk da o zaman kendi yolunu daha buluyor, yani biri ya da birşey olmaya çalışmıyor. Günümüz popülist kültüründe hepimiz birşeylerin parçasıyız ya da öyle görünmek istiyoruz. Kendimizi olduğumuz halimizle sevip sarmalamadığımızda çocuğumuzu da bu saçma kültürün bir parçası haline getiriyoruz. Sistem böyle malesef diyip geçersek biz de bu sistemin içinde kayboluyoruz, tıpkı çoğumuzun birbiriyle aynı olduğu, aynı giyindiği, aynı konuştuğu, aynı yerlere gittiği gibi çocuklarda aynı şekilde yaşamaya başlıyoruz. Oysa ki farklılıklar güzeldir, yenilikler geliştirir insanı, ufkunu açar. Çocukları yeni uğraşlar denemekten, farklı arkadaşlar edinmekten, kendi kararları hakkında söz sahibi olmaktan alıkoymamak gerek.

Bugüne not: Okuyan ve yazan Doğa’nın bugünlerde en sevdiği yazar Salih Memecan ve kitap serisi Sizinkiler:) Zeytin ve Limon’un maceralarını okuyup okuyup gülüyor.

En sevdiği çizgi filmler: Lego Star Wars ve Sürekli Dizi.

Bunları özellikle not etmek istedim çünkü hayretle izliyorum bu beğenilerini. Benim zevklerimden oldukça farklı:)

Serdar ve ben

başlıksız

  • Biz kategorisinde.
  • 2 Yorum Var

Canım anneanneciğim,

her birimiz birbirimizi teselli ederek geldik o gün yolda. Her ne kadar son günlerinde olduğunu kabul etmiş gibi görünüyor olsak da ölüm işte… son… hazır olduğumuzu sanmışız. Nasıl da huzur içinde bırakmıştın kendini, nasıl da güzeldin… hayatımda unutamayacağım karelerden biri olarak kayda alındı seni son nefesini verdiğin o birkaç dakika sonra görmek, sıcacık bedenine sarılmak ve evinde son gecende de seninle olmak her ne şekilde olursa olsun. Hepimiz biraradaydık o gece orada. Eminim sen böyle olmasını istedin. Hepimiz bir olduk, dualar okuduk, bolca konuştuk seninle, bolca ağladık, bolca sarıldık, kenetlendik. Herşey senin istediğin şekilde oldu ve öyle…

Hayatımda tanıdığım en dirayetli ( bu senin çok kullandığın bir kelimedir ya hani), kalbi temiz, güzel insan rahat uyu, ışıklar içinde ol. Sana dair anlatılacak çok şey var ama belki başka zamana gücümü toplayınca. Günler geçti ancak bu kadar çıkabildi.