Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya... merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.


View my FriendFeed


Tasarım ve Uygulama:

Türkiye Bayramı

  • Genel kategorisinde.
  • Yorum Yok

Sevgililer uyudu. Ben de bir yanım cin gibi, bir yanım “kalk da yat biran önce” diyor. Ne yapacağını bilmez bir halde dolanıyorum evin içinde. Yorucu bir gündü, bütün gün sokaklardaydık. Caddebostan sahilde deniz havasını çektik içimize, park, çayır çimen gezdik durduk. Fakat Doğa’ya bir türlü bugün Cumhuriyet Bayramı olduğunu kabul ettiremedik. “Hayır anne Türkiye bayramı” diyor da başka birşey demiyor. Bütün gün Türkiye diye bağırarak koştu, oynadı hatta pusette 1 saat kestirdi. O uyurken biz de bir kahve içelim dedik ki hep böyle olur ya zaten uyanıp kendine portakal suyu ve çikolatasını aldırıverdi.
Farkettim ki uzun zamandır Doğa dışında pek birşey yazmamışım buraya. Ne de olsa kendisi en büyük öğretmenim. Her gün yeni birşey gösteriyor, ayna tutuyor bana. Seviyorum ben bu aynaya bakmayı çok, kimi zaman istemediğim şeyleri görsem de hepsi yeni birer deneyim oluyor. Hayat çok basit aslında, mutlu olmak da öyle…Bunu en iyi çocuklar öğretiyor insana.

Zorluyor hayat bugünlerde

Hepinize tekrar kavuşmak harika! Öyle bir günde açıldı ki bloglar tam da düşmüştüm, dibe indim bütün gün. Annemin adını tam olarak bilmediğim bir testi yapıldı bugün. Ağızdan bir boru ile kalbe girdiler ve kalpteki deliğin büyüklüğünü tespit ettiler. 1 cm.den büyük çıktı delik ve haftaya ameliyat tarihi verdiler. O deliği şemsiye dedikleri bir alet ile kapatıyorlarmış ameliyatta fakat işin ironik yanı her vücut bu aleti kabul etmeyebilirmiş. Yani bu ameliyat sonucunda böyle birşey olursa açık kalp ameliyatı yapmak zorundalarmış. 1 doktorun daha görüşünü aldıktan sonra karar vereceğiz ameliyata.
Bu yıl garip bir yıl bizim ailede; Şubatta dedemin ölümü, arkasından babamın ameliyatı ve şimdi de annem. Hayat kendi planlarını yapıyor bize de sadece bu planlara ayak uydurmak kalıyor işte. Bu gibi zamanlarda en zoru akışa teslim olabilmek. Çok zorluyor, çok sınıyor insanı hayat çok. Hiç bitmiyor dersler, biri bitiyor diğeri başlıyor…
WordPress’te devam ediyorum halen ama onu belki başka bir alanda devam ettireceğim henüz karar vermedim.

Not: Fotoda Doğa 10 aylık. Gezmeyi seven anneannesi ile bir Starbucks hatırası:)

Nefes alamıyorum

Doğa’nın durumu tam düzelmediğinden dün çıkamadık bir yere. Bugün de hava malum yine böyle iç karartıcı, ve yine evdeyiz. Kendimi yemek yapmaya verdim bugün. Yani benden beklenen en son hareket olsa gerek ama sinirliyim, asabiyim ve sabahtan beri yemek yapıyorum. Et, çorba, kuskus, pırasa ve en son da kek yaptık birlikte. Doğa’da mutfakta yanımda bir tasın içinde suyla oynuyor, küçük hayvanlarını yüzdürüyor. Tabii arada sular döküldü, o sular içildi, kekin içine süzgeç, kepçe gibi şeyler daldırıldı. İçim sıkılıyor, medyada yine adam çıkarmalar başlamış, hiç hoş haberler gelmiyor eş dosttan. Bloglarımızın hali ortada. Nefes alırken sıkılıyorum bugün. Zaten wordpress’e de alışamadım, fotoğraflarımı da koyamıyorum. Madem evdeyim gazete okurum dedim 2 farklı gazete aldım. Şöyle bir baktım içim bulandı okuyamıyorum. Charlie ve Lola daha mutlu ediyor şu anda beni.

Yeni bloguma buyrun

  • Genel kategorisinde.
  • Yorum Yok

alternatifkarma.wordpress.com’dayım.
Henüz wordpress’i çözme, düzenleme aşamasındayım, beklerim arkadaşlar.

Yaşasın yağmur

  • Genel kategorisinde.
  • Yorum Yok

Blogger’a yapılan sansürle ilgili aslında hiçbir şey yazmak gelmiyor içimden. Zaten bu ülkede başka ne beklenebilirdi ki? Tek bildiğim gayet zor geçirdiğim bir haftanın ardından cuma akşamı bilgisarımın başına oturup ekranımda yazan o cümleyi okuduğumda içimde hissettiğim burukluk 24 saattir geçmek bilmiyor. Neyse, tabiki de yazmaya devam edeceğiz, burada olmazsa başka yerde, her yerde, her zaman. Susturmak o kadar da kolay değil.
Annemin haberini almamın hemen ertesi gün Doğa ateşlendi. Sabaha kadar nöbetteydim o gece. Ertesi gün ishal oldu ve şöyle dedi: “Anne popomdan komik yaratıklar geliyor”. Çoraplarını ve terliklerini sürekli çıkarttığı için karnını ve ayaklarını üşüttüğüne ikna etmeye çalışıyorum bu hayalperest yer cücesini bu aralar.
Serdar yok tabii ben yalnız çok yoruldum, bitkin düştüm bu hafta. Hem fiziken hem ruhen hem de bu cüceye laf yetiştirmekten çenem de yoruldu. Zar zor bir şekilde enerjimi yükseltebildim. Ama bu akşamüzerinden beri sırtımdaki bütün kemiklerin ağrıdığını hissediyorum. Yani anlayacağınız hayatın yükü sanki öylecene sırtıma bindi.
Serdar’ın Cuma günü yurda ve evimize dönüşü ile bu yüküm biraz olsun hafifledi ve bugün 1 saat de olsa kaçamak yaptım herşeyden. Daha sonra ise üçümüz yağmurda yürüdük. “Yağmur yağıyor, seller akıyor, Arap kızı camdan bakıyor” şarkısını söyleyerek ıslandık, sularda zıpladık.
Annemin durumu ise şundan ibaret; Geçen hafta okulda ani bir tansiyon yükselmesi ve bayılma. Okula gelen doktor mutlaka kalbinize baktırın diyor. Geçtiğimiz hafta yapılan testler sonucunda kalbinde bir delik tespit edildi. Önümüzdeki hafta bu deliğin büyüklüğüne bakılacak özel bir yöntem ile. Şaşırdık, üzüldük tabii. Çünkü annemin alerjik astımı ve fibromiyaljisi var zaten günlük yaşamına çok etki eden. Şimdilik tüm test sonuçlarına bekliyoruz ve de tabiki olumlu düşünüyoruz.
Sizi bilmem ama bana bu yağmur yi geldi. Havanın hafif serinliği de içimi temizledi yıkadı sanki bugün.