Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.

Esra Ekren
F.Mihrimah Temel
Melda Akanlar






“Ay, Dünya üzerindeki hayatın oluşmasında önemli bir etkiye sahiptir. Ay, Dünya’nın etrafında dönüşü ile iklimlerin devamını sağlar. Yani, canlı yaşamın oluşmasını kolaylaştıran iklimlere Ay sayesinde sahip olduğumuz bir gerçektir.
Bilimsel olarak Ay’ın insanlar ve diğer canlılar üzerindeki etkisi henüz tam olarak ispat edilmese de, bazı deneylerde önemli bulgular elde edilmiştir. Örneğin göçmen kuşların ve gece harekete geçen bazı böceklerin Ay’ı yön tayini için kullandıkları kanıtlanmıştır.
Samoa Adaları civarında mrcanlarda yaşayan Palolo’lar sadece Kasım’daki, Ay2ın dördün fazında çiftleşmektedirler. Bu ilginç durum birçok bilim adamını hayrete düşürmüş bir tespittir.
Cisimlerin biyolojik gelgitleri üzerinde araştırmalar yapan ABD Miami Üniversitesi’nden Prof. Dr. Arnold L. Lieber, bu konuda araştırmalarını halen sürdürmektedir. Lieber ve çalışma arkadaşları bitkilerin, hayvanların ve insanların birer mikro kozmos olarak düşünülmesi gerektiğini ve her birinin neredeyse Dünya ile eşdeğer oranda aynı elementlere sahip olduğunu savunur. Bu bilgi eski öğretilerle de son derece uyumludur. Zaten eskiler, insanın kozmosun bir yansıması olduğuna inanırlardı.
Başka Amerikalı bilim adamları ayrıca, beyin fonksiyonlarıın küçük elektrik akımları ile meydana geldiğini ve dışardan gelen elektromanyetik çekim güçlerinin, bu akımlarda dalgalanmalara sebep olabileceğini, bu sebeple migren, sinirlilik ve gerginlik gibi bazı bedensel sorunların ortaya çıkabileceğini de ileri sürmektedirler.
İstiridyelerle yapılan deneyler de saşırtıcı sonuçlar ortaya koymuştur. İstiridyeler her gece Ay tepe noktasına geldiğinde yani denizde taşmanın olduğu anda kabuklarını açarlar. Bilim adamları belirli bir miktarda istiridyeyi yüzlerce kilometre uzaktaki bir laboratuarda deniz suyu ile dolu bir tanka yerleştirip hareketlerini incelemişler. Tanktakisuda bir gelgit olayı gözlenmediği halde, istiridyeler taktaki ilk günlerinde kabuklarını, asıl bölgelerindeki aykonumuna göre açmışlar. Ancak bir süre geçince istiridyelerin zamanlamaları değişmiş; Ay, laboratuarın bulunduğu bölgede tepe noktasına gelince kabuklarını açmaya başlamışlar. Bu da istiridyelerin Ay’ın çekiminden etkilendiklerini düşündürmektedir. Bu etkileşimin tüm organizmalar için olması mümkündür.”
Yukarıdaki bilgiler Yurda Hal’in “Ay Taktikleri” isimli kitabından alıntı. 2 hafta önceydi sanırım aldım, o zamandan beri okuyorum, inceliyorum. Tam da Mihri Hoca aysal döngülerle ilgili yazınca ben de ufak bir katkı yapayım, kitabı sizlerle paylaşayım istedim. Kitapta, Ay fazlarının dünyamız üzerindeki etkileri, Ay’ın 4 elementle (Ateş, Hava, Su, Toprak) ve burçların nitelikleri ile olan ilişkilerinden, Ay’ın her burçtan geçerken günlük hayatımızın çeşitli alanlarında yarattığı etkilerden,bahsediliyor. Ve de bana çok ilginç gelen bir bölümde de, Ay 12 burçta dolaşırken, içinde bulunduğu burca göre etkilediği beden bölgeleri ve bunlara iyi gelen besinler de anlatılıyor. Kitabın sonunda ise ayrıntılı bir Ay Takvimi mevcut.

Yan komşumla banyolarımızın küçük camı birbirine bakıyor. Yani birbirimizi malesef banyoda her şekil duyabiliyoruz. Bu zaten yeterince rahatsız edici bir durumken, bir çocuğun büyük tuvaletini çamaşırına yaptığında tehdit edildiğine ve hatta dayak yediğine şahit olmak, annesinin ve evdeki yardımcı ablanın çocukla küfürlü konuşmalarını duymak, aynı çocuğun gece 1′den önce yatmadığını duymak korkunç. Uykularım kaçıyor gecelerdir, her karşılaşmamızda dilimin ucuna geliyor kelimeler yutkunuyorum. Bazen kapılarını yumruklamak geliyor içimden ya da banyodan o anda yeter artık diye söylenmek. Dışardan baktığınızda herşey o kadar sevimli ve sempatik ki evin içinde olanlar inanılır gibi değil. Bir kez daha şahit oluyorum nasıl da maskelerle yaşadığımıza, içimizdeki öfkeyi nasıl da kontrolsüz, savunmasız bir çocuğa salıverdiğimize, utanıyorum ben insan olduğuma her gece bunları duyarken. O çocuk her kapıyı anahtarla açtığımda bana kapıyı aralayıp bakarken gözgöze gelemiyorum ya onunla, öylesine utanıyorum anlatamam. O çocuk ilerde bunlara nasıl bir savunma kalkanı geliştirir napar hep onu düşünüyorum. Küçücük bedeninde, ruhunda açılan yaraları nasıl sarar onu düşünüyorum. Gece basınca uykum kaçıyor bu yüzden bugünlerde…

En karanlık geceyi (yeni ay) takip eden sabah, güneşin doğmasıyla sol burun deliği çalışmaya başlar. 1 saat sürer bu hakimiyet. 2. ve 3. sabahlarda da aynıdır. Dolunayı takip eden 3. sabah ise güneş doğarken sağ burun deliği işler. 1 saat sürer.
Ay gecede hüküm sürer, manyetiktir ve soğuktur. Manyetik ay enerjisi doğası gereği alıcıdır. Sol burun deliği aysal enerjiyi temsil eder. Güneş ve ay, günün 2 kutbunu oluşturur. Doğaları, 2 beyin yarıküresinin ve 2 burun deliğinin doğasıyla benzer. Ay 28.5 günlük dönemde düzenli olarak küçülüp-büyürken denizlerdeki gel-git olaylarını meydana getirir. Yüzde 70’i su olan insan bedeni de aydan etkilenir. Nasıl ki dolunayda su en yüksek seviyeye ulaşıyorsa, insanların duygusal yaşamlarında da yükselmeler olur. Ve karanlık gecelerde sular alçaldığında, insanların duygusallıkları da en zayıf hale gelir. Burun deliklerinin dönüşümü her 2 haftada bir dolunay ya da tam karanlık gece ile yeniden başlar. Ay’ın gücü dolunayda en yüksek seviyesindedir. Bundan sonra giderek azalır. Güneş enerjisi en karanlık gecede en güçlüdür. Karanlık döneminde Ay, Güneş tarafından akümüle olur. Yani doğuma hazırlanır.
Not: Burun deliklerinin her ikisini de aktif hale getirebilen nefes bilimi Pranayama’dan bir önceki yazımda bahsetmiştim. Burun deliklerinizin herhangi biri tıkalı olduğunda aysal döngüyü takip ederseniz, tıkanma nedenlerinin daha iyi farkına varabilirsiniz ve ona göre kendinizle gereken çalışmaları yapabilirsiniz. Tabiki düzenli yoga ve nefes çalışmaları ile zamanla açılacaktır.

İkilikten Tekliğe, ayrılıktan birliğe, hayalden gerçeğe köprüdür AŞK..
Aşk köprüsü tekliğin ,birliğin, gerçeğin evi olan Kalbe açılır..
Kalp ateştir… Aşk ile gelenleri yakıp kavuran…
Bir şöyle bakıp giden olur bazen, son anda geri dönen…
Bir de kararlı olup, yanmaya gelen…
Yaratıcının evidir kalp..
Yol dıştan içeridir..
Kalbin içine, derinliklerine…
O’nun ateşinin kıvılcımı düştü mü içine…
Ne geçmişin pişmanlıkları kalır, ne de geleceğin endişe dolu gölgeleri..
AN da O’ nda Huzurda ve huzurunda olmak için,
Varlığının anlamına varmak için,
Sevgiyle her daim akmak için,
Geçersin Aşk köprüsünden ruhunun ateşinde bir olup yanmak için..
Sen içinde ikiyken Bir ol…
Geçmiş ve gelecek arasında zihin hapishanesinden çıkıp cennetini bul. AN da ol..
Zihninde değil, herdaim kalbinde Ol..
OL… sadece OL…
Aşkın kendisi sen OL..
Dışarısı dediğin de içeridir..
Diğeri dediğin sensin, başka birisi midir?
Senden başka birşey var mı ki ?
Ey Aşık uyan artık…
Yanan da sensin…Köprü de..köprüden geçen de…AŞK ta sensin…
Herşey olan, aynı zamanda hiçliği deneyimleyen de …
Uyan ve gör sen sadece SEVGİSİN…
Uyan ve An’ da başla yeniden…
Her AN sana sunulmuş bir fırsattır…
Yeniden ve yeniden…AN be AN..
AŞK İLE BAŞLA….

Hem eğlenceli hem keyifli bir gezi yaptık bugün pisimle. Ona keşif bana da eski dostumu görme günüydü. Hem çocuklar tanıştı eğlendi hem de biz hasret giderdik. Henüz Ayşe hamileyken “Onun adı Mehmet” demişti Doğa. Anlayamadık biz de o günden beri ama kabul ettik “sen öyle söyle” dedik. Halbuki ne Mehmet adında tanıdığımız biri var ne de kitaplarımızda, izlediğimiz çizgi filmlerde, hiçbir yerde yok bu isimde bir karakter. Hayır zamanla ben de benimsedim bu ismi baktım Ali’ye ben de Mehmet diyorum bugün. Herşeyiyle kayda değer bir gündü, en kısa zamanda tekrarlamak gerek. Fotoda Ali’yi pusetinde gezdirirken;
Giderken vapurla Beşiktaş’a geçtik. Ama her vapura bindiğimizde de nasıl tuvaleti gelir ve her defasında da eski tip vapura rastlarız. Rahatça bir denizi seyretme durumumuz olamaz. İlla ki tuvalet arama peşindeyiz. Hatırlıyorum geçen yıl adaya Tanya’lara giderken bile ada vapurunda tuvalet aramıştık. Bugün özellikle evden çıkarken uyardım ve yine aynı sonuç. Ben taktım sanırım bu vapurda tuvalete girme durumuna, bu yüzden sürekli aynı şeyi yaşıyoruz:) Neyse dönüşümüz metrobüsle çok rahat oldu. “Anne bu dünyada ne çok sayı var. Her yer harf her yer sayı” diyerek geldik metrobüste.
