Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...






Akşam yemeğinde yine yerinde duramadı, dolanıyor mutfakta. Mutfak balkonundan kartın renkli bir torba bulmuş, “Bunlar benim iş evraklarım kimse alamaz” diyor bir yandan. Bizi taklit ediyor aklı sıra, ne zaman Serdar’ın ya da benim işle ilgili birşeylerimizi almak istese bu tarz uyarılarda bulunuyoruz.
Biz de oyunu uzattık. “aaa iş evrakların demek mesleğin ne senin?” dedik.
“Atatürkçüyüm” demez mi?
Baktık birbirimize, güldük epeyce… Belli ki yuvada bugün Atatürk ve 19 Mayıs anlatılmış. Ama Türkan Saylan’ın gittiği gün de bu söylenir mi…
Neyse aldık biz mesajı; Atatürkçü, güçlü, aydın bir kadın olacaksın!

Zaman zaman böyle denge duruşunu deniyor, kendi kendine yakalıyorum. Arkadan çekebildim ancak çünkü önden çekersem sinirlenir diye korktum:) Bacağı kasığa dayayamıyor bir türlü çok sinirleniyor:) Düşüyor kalkıyor yine deniyor yılmadan. Sanırım kendi de farkında bir dengeleme gerektiğinin kendisine bu aralar. Bilinçli ya da bilinçsiz yapıyor işte ihtiyacı var demek.
3 yaş itibariyle dikbaşlılık, kuralları delme çabaları, inat ve tiyatro oyuncusu hali aynen devam. Hatta artarak devam demek daha doğru olur.
Esra teleskop almış kendilerine doğumgünü hediyesi. “Neden bununla Jüpiter’i ve Mars’ı göremiyorum” diye ağlar durur 2 gündür.
Bugün Darıca’daki Hayvanat Bahçesine gittik. Çok eğlendi,coştu, ata bile bindi ama eve gelince “Neden kanguru yok bu hayvanat bahçesinde” diye ağladı durdu.
Yani bizim gündemimiz “neden” sorusu bu aralar. Ama soru ile birlikte ağlama krizleri de cabası. Hele ki kendi mantığına yatmayan birşeyse çok fena!
İstiyorum ki denge duruşuna geçtiğim bir an öyle kalayım günlerce. Kimse dokunmasa kalsam nolur? Açlık, susuzluk falan umrumda değil, sadece sessizlik istiyorum biraz o kadar.

Bu sizin için;

Bu bugünün en sevdiğim pozu;

Bu da “sen otur pastanı ye, beni izle anne” dediği ve beni bittiğim an;

Danslar, şarkılar, tekerlemeler, oyunlar, neler öğrenmiş neler… Şaşırdım kaldım… Halen şaşkınım yazamıyorum. Bir kendime geliyim yarın anlatırım.

Yarın minik kelebeğimin doğum günü ve dolayısıyla benim de tabiii:) Bugün okulda minik bir doğum günü partimiz var. Sabahtan beri “hadi giydir beni, hemen başlasın parti” diye diye zar zor çıktık evden. Zaten daha dün okuldan almaya gittiğimde, “neden gidiyoruz benim parti vardı” diyerek başlamıştık hikayeye. Babamız iş seyahatinde, cuma sabahı pisimizin doğumgünü için seyahatini erken kesip gelecek. Mektuplar bıraktı Doğa’ya. 2 gündür o mektuplarla yaşar durur bizimki.
Dün gittim kendisine süper süslü parlak ayakkabı, toka, kolye, yüzük, şapka vs. gibi en sevdiği kokoş şeylerden oluşan bir paket yaptırdım, en kokoş yerden; Accessorize’dan. Maksat kokoşluk ruhuna hitap edilsin, cüce mutlu olsun! Eee ben de tabii. Bir de çok istediği birşey daha var alınacak ama o cumartesi günkü aile partisinde verilecek! Ben de bir heyecan ki sormayın kalbim pıt pıt sürekli. Ara ara böğürdeyerek ağlamalar, “ah nasıl da 3 yaşında oldu” şeklinde. Bu sabah bir defa daha anladım ki ANNE olmak harika birşey!
Bugünün anlam ve önemi bir başka aslında; Canım babamın doğumgünü bugün! İyi ki doğmuş, iyi ki babam olmuş!
Yani anlayacağınız 3 gün 3 gece kutlama halindeyiz bugünden itibaren!


Bugün yogadan çıkmışım, Starbucks’ta oturuyorum güneşe vermişim kendimi. Kulağımda Tori Amos bangır bangır… Nasıl da özledim, içim çekti kokusunu, sesini duyasım geldi. Aradım; yine depresif bir ses. “Ben yaşamaktan çok sıkıldım artık” dedi. Neden diye sorduğumda, “Baksana şu ülkede sanatçıların haline…” dedi. “Eeee sen bu ruh haliyle nereye gitsen aynı olursun” dedim. “Uff uzun konu şimdi sonra konuşalım” dedi. Kapattık telefonu.
“Dünya böyle çünkü sen böylesin” dedim içimden. Açıp söylesem biliyorum ki “uff hep yanı şeyleri söyleyip duruyorsun” yine diyecek. Güneşe baktım,sıcacık. “Bu sıcacık pırıltılar ona da gitsin” dedim ve diledim ki onun da kalbini ısıtsın bugün güneş.
Kendisi bir caz şarkıcısı. Çok yaratıcıydı, farklıydı doğduğu günden beri… Şimdi Türkiye’de onun gibi bir caz erkek sesi yok diyor çoğu üstad. Şimdilerde Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nde öğretim görevlisi. Kendi projelerine devam da ediyor bir yandan. Yani depresif olması hiçbir neden yokken onun iç dünyası bazen bir kararır ki açılana kadar bekle bekle günler geçmez… Eee her yaratıcı müzisyende olduğu kadar hafif psikopat ve manik durumları var tabii ama ağır romantik bir balık burcu o:) Bir de yakışıklı ki sormayın kardeşim diye söylemiyorum yıkılıyor yani! Neyse, bu aralar yine bekliyoruz kendisinin kalbine güneş doğsun diye… Diliyoruz en yakın zamanda yüzü gülsün yine miniciğimizin…
Dünyaya gelmesini en çok ben istemiştim. Şimdi de kendi değerinin farkında olmasını en çok ben istiyorum ama bunu ancak kendi farkına varabilir. Yol uzun ve zorlu. Her birimiz için farklı bir yol var ama buluştuğumuz yer hep aynı aslında; SEVGİ

