Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.

Esra Ekren
F.Mihrimah Temel
Melda Akanlar






Doğayı yuvaya götürdüm bu sabah. 12′ye kadar bekledim, o beni görmedi. Daha yeni alışıyor ama iyi gidiyor bakalım şimdilik. Bugün öğle yemeğini de orada yedi. Eve geldik, çamaşır yıkadım, brlikte astık. Artık çoraplarını ve kendi küçük donlarını asıp mandal takabiliyor:)Barbunya ayıkladık, pişirdim. Köfte yaparken, o suyla oynadı.
Güçlü kadın annem işine döndü, iyileşti ve akşamüzeri çaya geldi bana. Doğa’nın deyimiyle “çay partisi” yaptık. Simit ve acıbadem kurabiyesi yedik.
Annem gidince Doğa’ya yemeğini yedirdim, banyosunu yaptırdım. Tam yatacakken Serdar geldi. Acil bir kitap okuma seansı sonrası prenses uyudu. Biz ise o uyuduğundan beri salondaki masada karşılıklı bilgisayarlarda çalışmaktayız. Fonda Nora Jones çalıyor ve artık gözlerim kapanmak üzere.
Bugünden aklımda kalanlar ise;
sevgi ve olumlu düşünce herşeyi bambaşka bir şekle dönüştürüyor.
Doğa benim aynam, ben de onun aynası.
Doğa’dan alacağım en büyük dersim ise, sabır ve sorumluluk

Gündüz uykusunu çoktan kesmiş olan 30 aylık kızını halen uyutma çabasında olan uslanmaz kadın kızıyla oyun hamuruyla oynarken şöyle bir diyalog gelişir;
-Doğa ben çok yorgun hissediyorum kendimi biraz uzanacağım odamda.
-Hıııı tamam dur ben sana bir kitap okiyimmm
-Olur sen de yanıma uzan istersen (Normalde odasında uyuyan çocuğu yatak odasında yanında yatsa 1 saat olsun öğlen uykusu uyusa kadın rahat edecek)
-Olur
Uzanırlar yatağa
-Anne ben bir zıplıyım mıııı
-Yok bak bizi yatak kırıldı alttan zıplarsan yere düşebiliriz
-Ama ben değişik bi zıplama öğrendim
ve zıplama başlar.
-Doğa ben uyuyorum bak çok uykum geldi
-tamam dur ben sana bir değnek sopası getiriyim
-neee? Nerede var ondan?
-Mutfakta
(Mutfaktan bulaşık makinesinin kırılmış alt sepetinin sopa şeklinde olan kısmı gelir ve perdeye doğru tutulur)
-hıh oldu işte
-Doğaaa uykun yok mu senin?
-Ama anne daha gece olmadı kiiiiiiii


Boyner’deyiz dün, Doğa’ya ayakabı bakmak için girdik. Giriş katında kozmetik bölümünde kocaman bir akvaryum varmış ben de bu kadar yıldır ilk defa gördüm Doğa sayesinde. Hepsini inceledik balıkların, sevdik, konuştuk onlarla. Birara yanımıza satış personelinden bir bayan yaklaştı ve şöyle dedi: “Bak yemeklerini yemezsen bu balıklar seni yerler biliyor musun?”
Doğa bir şaşkınlık içinde bana baktı. Anlamadı garibim balıklar neden onu yesin, ayrıca yemeğini yeni yemiş…Ben ise sinirden tüylerim diken diken olmuş bir durumda “Yok kızım balıklar insanları yemez gel şu tarafa gidelim biz” şeklinde açıklamalar yapmaya çalıştm.
Bu insanların ille konuşmuş olmak için konuşmaları beni sinirlendiriyor. Özellikle çocuklarla konuşurken çok dikkatli olmak gerekiyor ama bunu çok az insan biliyor. Cümle içinde yaptığınız vurguları bile kaydediyorlar bu yaşlarda.
Söylendim kadına kendi kendime bütün gün, sonra da düşündüm kendime de kızdım. “Manyaklaştın sen de iyice. Çocuk böyle böyle tanıyacak dünyayı, insanları, herşey senin kontrolünde mi olacak” dedim ve birkez daha farkına vardım ki kontrolcü yönüm halen benimle mutlu mesut yaşamakta.

Robin Sharma’nın ‘Aile Bilgeliği’ adlı kitabını okuyorum bu aralar. Son birkaç sayfa kaldı bitirmeye ama dayanamadım çok hoşuma giden bölümlerinden kısa notlar aldım sizlere.
Kitapta ünlü filozoflardan ve düşünürlerden alıntılar da var;
* Çalıştığında, kalbi geçen zamanın fısıltısıyla müziğe dönüşen bir flüt olursun. Yaşamı çalışarak sevmek, yaşamın en büyük gizemiyle iç içe olmak demektir. Sevgi olmadığı sürece tüm işler boştur, zira işi görünür kılan sevgidir.
Halil Cibran
* Korkunun öte yanında daima özgürlüğü bulursun.
* Çocuklarına verebileceğin en iyi hediye zamandır.
* Bir şeye dikkatini vermeye başladığında genişleyerek bilincine ulaşıp farkına varmanı sağlıyor. Bu yüzden her zaman farkındalık değişimden önce gelir. Yaşamında bir şeyleri değiştirmeden önce onun farkına varmalısın ve ona gerçekten dikkat etmeye başlamalısın. Onun çevresinde bir farkındalık gelişmesini sağlamalısın. Farkında dahi olmadığın bir zayıflığın üstesinden gelemezsin.
* İnsan, ancak oyun oynayan bir çocuğun ciddiyetine ulaştığında kendisi olabilmeye çok yaklaşmıştır.
Herakleitos
* Başarısızlık başarıya giden otoyoldur. Başarısızlık nasıl kazanacağını öğrenmekten ibarettir. İyi ebeveynler mükemmel başarısızlıkları ödüllendirenlerdir.
* Ebeveyn olarak davranışların çocuklarının geleceğini tanımlar. Sen çocuklarının geleceğinin yazarısın.
* Yeterince gözünüz karartırsanız, hayatta istediğiniz her şeye sahip olabilirisiniz. bir şeyi teninizden dışarı fışkıracak kadar çok istemelisiniz ki, arzunuz dünyayı yaratan enerji ile birleşsin.
Sheila Graham”
Robin Sharma’nın kitapları çok samimi ve basit bir dile sahip. Bazı yerleri çok derinlik sahibi değilmiş gibi geliyor insana, en azından bana diğer kitaplarında öyle gelmişti. Ama yargıları kaldırmak gerek, öğreneceklerimiz bitmiyor işte…. Kimi zaman bir kelimenin bile büyük etkisi oluyor hayatımızda.
