Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.

Esra Ekren
F.Mihrimah Temel
Melda Akanlar







Fenerbahçe parkı burası. Doğa’yı yuvaya bırakıp 3 saat boyunca buralarda takılıyorum. Tam alışana kadar kolay ulaşılabilir yerlerde olmam gerek. 1-2 haftaya istediğim gibi uzaklaşabilirim fakat buradan nasıl uzaklaşmak ister ki insan baksanıza… Biraz yürüyüş, çiçek, böcek derken geçiveriyor zaman. Kimseler olmuyor sabahları; sadece deniz kokusu, rüzgar ve ben…

Uyandı ve ilk cümle; “Balık tutmaya gidelim mi anne?”
-Hııı?
- Senin de oltan var mı?
- ????
Rüyasında görmüş tahminim:))
Sonra;
-Hadi bana badem ver
-Ama önce kahvaltı edelim
-O zaman süt pişir bana
-Tamam ama badem de isterim
Böyle başladık güne. Bademler ve bir bardak süt sonrası kahvaltı da edildi neyse ki.
Dışarı attık kendimizi yanımıza çilekli yoğurt ve atıştırmalık birşeyler alıp parka gittik. Parka girdik daha çocuklara şöyle dedi; “Merhaba arkadaşlar ben geldim. “!!! Sanki kırk yıllık kankaları:) Bu çocuklar gerçekten bir harika. Nasıl da masum, yargısız, koşulsuz ilişki kurabiliyorlar.
Şu saate kadar dolandık durduk ve henüz geldik evimize. Geç bir öğlen yemeği yedik.
Anne-kız gezmeye bayılır oldum ben bu cadıyla.

Her yılın son ayında geçmiş yılın muhasebesini yaparım. Mümkünse yılın her ayını hatırlamaya çalışırım. Neler yapmışım, neler yapamamışım diye. Notlarıma, tuttuğum günlüklerime, yazılarıma bakarım. Çocukluğumdan beri günlük tutuyorum, bu benim yaşama şeklim oldu artık. Sonra oturup yeni bir yıl için liste hazırları; Hayaller ve hedefler listesi. Yazmak bana hep kazandırdı bugüne kadar. Özellikle kendimi tanıma sürecimi kolaylaştırdı, hızlandırdı. Fakat çok önemli bir etkisi daha var aslında yazmanın; içinizdekileri özellikle de hayallerinizi yazıya dökmek oluşu hızlandırıyor. Buna ister çekim yasası diyin ister secret diyin orası size kalmış.
Örneğin gün geliyor bir olay oluyor yazdıklarınızı hatırlıyorsunuz, sonra tekrar listenizi elinize alıyorsunuz. “Bazıları oldu bile” diyip şaşırıyorsunuz. “Bunun olması da çok zor”diyip hayıflanıyorsunuz ya da “Yakında gerçekleşecek” diye heyecanlanıyorsunuz. Aslında en doğrusu listenize yazdığınız her bir maddeyi sadece istemeye ve hayal etmeye devam etmek, kendinizi kısıtlamadan, yargılamadan, iç sesinizi tamamen özgür bırakarak küçükten büyüğe bütün hayallerinizi bu listeye yazmak. Hatta bu yazdıklarınızı yatağınızın başucuna koymanız en doğrusu olur. Böylece her sabah listenize göz atar ve güne bu hayallerinizin heyecanı ile başlayabilir, tüm günü bu pozitif enerji ile geçirebilirsiniz. Ya da tam tersi aynı ritüel uykuya dalmada önce de olabilir. İnanın kendiniz için yapacağınız bu küçük faaliyet hayatınızda çok şey değiştirecek. Odaklandıklarınız gelişecek, büyüyecek.

Dünkü dingin Özgür’den eser yok bugün. Agresif bir uyanış ve güne negatif başlangıç bütün günü böyle götürdü. Öğlene doğru dışarı çıkmak üzere hazırlanırken Doğa yanıma gelip şöyle dedi: “Anne rahatla biraz”
Bu çocuk yaklaşık 7 yıldır yaptığım içsel çalışmaların, kendimi arayışımın ardından, yani bütün o travmaların ardından öyle bir ders şeklinde geldi ki bana… Artık negatife girdiğim an şak diye yapıştırıyor lafları. Aylar önce “anne biraz nefes yapsana” dediğinde donmuş kalmıştım. Her defasında, “artık bir dahakine şaşırmamalıyım, farkında işte” diyorum ama yine şaşırıyorum. Daha öğrenecek, deneyimlecek çook şey var.
Bugün Doğa’nın son oyun dersi kalmıştı Gymboree’de. Serdar’la gittiler. Biraz baba-kız vakit geçirsinler, kendime de özgürlük veriyim istedim.
Kendimle kaldığım ender zamanlardan olan bu 1 saat boyunca yağmurda yürüdüm, ıslandım, kimliğimi unutmak, kaybolmak istedim bugün. Hiç konuşmamak, sözcüklerin anlamını unutmak, gülmemek, ağlamamak, öylece durmak istedim.
Vitrinlere baktım, her yer indirimde. Girdim baktım hiç ilgimi çeken birşeye rastlamadım. Bir yerde otursam kahve içsem dedim,yok. Herşey anlamsız geldi bugün.
Sonra oyun dersinin bitimine yakın gittim bizimkilerin yanına ve kuzumu görünce kimliğimi hatırladım:) “Anne ben seni çok seviyorum” dedi. Eridim.
