Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya... merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.


View my FriendFeed


Tasarım ve Uygulama:

Doğumgünüm

Bugün doğmuşum gece 24:00 sularında. Annem doğuma çıkarken hastane asansöründe sıkışmış kalmış. Aradan çekmişler onu doğum sancıları çekerken. Ve sonuç, saatler süren bir ters doğum…
“Eşinizi kaybettik ama bebek yaşıyor” demişler babama. Önce bir yıkım…bir süre bekleyişten sonra neyse ki bir süre sonra annem kendine gelmiş.
Benim doğduğum yıl Dünya Kadınlar Yılı ilan edilmiş. Babam da “özgür bir kadın olsun benim kızım” demiş ve adımı koymuş. Fakat bizimkilerin alt katında yaşayan yaşlı bir dede çalmış kapılarını, ille de tutturmuş ben bu kızın kulağına ismini söyleyeceğim diye. Bizimkiler de kıramamışlar. Sonra adamcağız girmiş odaya, herkesi çıkartmış odadan ve gerçekten de kulağıma bir şeyler fısıldamış. Sonra çıkmış odadan; “Hayırlı olsun Asiye koydum kızımızın ismini” demiş. Tabii annem istememiş bu ismi ve nüfus cüzdanıma yazdırmamışlar ama her doğumgünümde anlatır dururlar bu hikayeyi.
Asiye, asi yani isyan eden demek. Hem Özgür hem asi olur mu bir insan? Olur… hem de nasıl. Bir de Yay burcu olursa şahane birşey çıkar ortaya. Anne olunca hele durum daha da vahim boyutlara ulaşır:) Vay Serdar’ın haline…ne diyelim.:) iyi ki doğmuşum.))

Deniz kokulu özgürlük

Fenerbahçe parkı burası. Doğa’yı yuvaya bırakıp 3 saat boyunca buralarda takılıyorum. Tam alışana kadar kolay ulaşılabilir yerlerde olmam gerek. 1-2 haftaya istediğim gibi uzaklaşabilirim fakat buradan nasıl uzaklaşmak ister ki insan baksanıza… Biraz yürüyüş, çiçek, böcek derken geçiveriyor zaman. Kimseler olmuyor sabahları; sadece deniz kokusu, rüzgar ve ben…

Bu cimcimeler de yürüşüm boyunca bana arkadaşlık ettiler, bir de poz verdiler üstelik.

Bu fotoğrafı Kalamış Yat Limanı’nda çektim. Tam çekerken elinde telsizle bir görevli geldi yanıma ve aynen şöyle dedi: “Abla kuşları çekiyorsun biliyorum ama burada izinsiz foto ve video çekmek yasak” !!! Neden diye bile soramadım adama, şaşkın bir gülümseme aldı beni o an.
Bu da okul sonrası enerjisi halen tükememiş bir yer cücesi. Tabiki yuvanın bahçesinde oynamaktan da geri kalmak istemiyor kendisi. Fakat şu bi gerçek ki deniz kokusundan da daha enfes kokuyor bu cüce.

Sıradışı bir gün

Uyandı ve ilk cümle; “Balık tutmaya gidelim mi anne?”
-Hııı?
- Senin de oltan var mı?
- ????
Rüyasında görmüş tahminim:))
Sonra;
-Hadi bana badem ver
-Ama önce kahvaltı edelim
-O zaman süt pişir bana
-Tamam ama badem de isterim

Böyle başladık güne. Bademler ve bir bardak süt sonrası kahvaltı da edildi neyse ki.
Dışarı attık kendimizi yanımıza çilekli yoğurt ve atıştırmalık birşeyler alıp parka gittik. Parka girdik daha çocuklara şöyle dedi; “Merhaba arkadaşlar ben geldim. “!!! Sanki kırk yıllık kankaları:) Bu çocuklar gerçekten bir harika. Nasıl da masum, yargısız, koşulsuz ilişki kurabiliyorlar.
Şu saate kadar dolandık durduk ve henüz geldik evimize. Geç bir öğlen yemeği yedik.
Anne-kız gezmeye bayılır oldum ben bu cadıyla.

Haydi kalem kağıtlar hazırlansın

2008’i nasıl geçirdiniz? Önümüzde yıl için planlarınız neler? Lütfen dönemsel hedefler koyun! Ama şirketiniz için değil bu defa kendiniz için.

Her yılın son ayında geçmiş yılın muhasebesini yaparım. Mümkünse yılın her ayını hatırlamaya çalışırım. Neler yapmışım, neler yapamamışım diye. Notlarıma, tuttuğum günlüklerime, yazılarıma bakarım. Çocukluğumdan beri günlük tutuyorum, bu benim yaşama şeklim oldu artık. Sonra oturup yeni bir yıl için liste hazırları; Hayaller ve hedefler listesi. Yazmak bana hep kazandırdı bugüne kadar. Özellikle kendimi tanıma sürecimi kolaylaştırdı, hızlandırdı. Fakat çok önemli bir etkisi daha var aslında yazmanın; içinizdekileri özellikle de hayallerinizi yazıya dökmek oluşu hızlandırıyor. Buna ister çekim yasası diyin ister secret diyin orası size kalmış.
Örneğin gün geliyor bir olay oluyor yazdıklarınızı hatırlıyorsunuz, sonra tekrar listenizi elinize alıyorsunuz. “Bazıları oldu bile” diyip şaşırıyorsunuz. “Bunun olması da çok zor”diyip hayıflanıyorsunuz ya da “Yakında gerçekleşecek” diye heyecanlanıyorsunuz. Aslında en doğrusu listenize yazdığınız her bir maddeyi sadece istemeye ve hayal etmeye devam etmek, kendinizi kısıtlamadan, yargılamadan, iç sesinizi tamamen özgür bırakarak küçükten büyüğe bütün hayallerinizi bu listeye yazmak. Hatta bu yazdıklarınızı yatağınızın başucuna koymanız en doğrusu olur. Böylece her sabah listenize göz atar ve güne bu hayallerinizin heyecanı ile başlayabilir, tüm günü bu pozitif enerji ile geçirebilirsiniz. Ya da tam tersi aynı ritüel uykuya dalmada önce de olabilir. İnanın kendiniz için yapacağınız bu küçük faaliyet hayatınızda çok şey değiştirecek. Odaklandıklarınız gelişecek, büyüyecek.

*Bu yazı İnfomag Dergisi Aralık sayısı köşe yazımdan alıntıdır.

Bugün ben

  • Ben kategorisinde.
  • 4 Yorum Var

Dünkü dingin Özgür’den eser yok bugün. Agresif bir uyanış ve güne negatif başlangıç bütün günü böyle götürdü. Öğlene doğru dışarı çıkmak üzere hazırlanırken Doğa yanıma gelip şöyle dedi: “Anne rahatla biraz”
Bu çocuk yaklaşık 7 yıldır yaptığım içsel çalışmaların, kendimi arayışımın ardından, yani bütün o travmaların ardından öyle bir ders şeklinde geldi ki bana… Artık negatife girdiğim an şak diye yapıştırıyor lafları. Aylar önce “anne biraz nefes yapsana” dediğinde donmuş kalmıştım. Her defasında, “artık bir dahakine şaşırmamalıyım, farkında işte” diyorum ama yine şaşırıyorum. Daha öğrenecek, deneyimlecek çook şey var.
Bugün Doğa’nın son oyun dersi kalmıştı Gymboree’de. Serdar’la gittiler. Biraz baba-kız vakit geçirsinler, kendime de özgürlük veriyim istedim.
Kendimle kaldığım ender zamanlardan olan bu 1 saat boyunca yağmurda yürüdüm, ıslandım, kimliğimi unutmak, kaybolmak istedim bugün. Hiç konuşmamak, sözcüklerin anlamını unutmak, gülmemek, ağlamamak, öylece durmak istedim.
Vitrinlere baktım, her yer indirimde. Girdim baktım hiç ilgimi çeken birşeye rastlamadım. Bir yerde otursam kahve içsem dedim,yok. Herşey anlamsız geldi bugün.
Sonra oyun dersinin bitimine yakın gittim bizimkilerin yanına ve kuzumu görünce kimliğimi hatırladım:) “Anne ben seni çok seviyorum” dedi. Eridim.