Evet aynen böyle; “Dünyanın sahip olduğu ormanların yarısı halen bizim” diyor ”Home” adlı belgeselde. Bir düşünün bu cümle üzerine. Anlamlı ama bir o kadar da üzücü! Yani dünyaya, doğaya yaptıklarımıza ağlayacağımıza elimizdekilere bakalım, bari onları koruyalım demek istiyor. Bugün gazetede Bodrum’daki orman yagınlarını okuduktan sonra daha bir anlam kazandı bu belgesel bende.

Geçen hafta Cnbc-e’de izlediğim bu belgeselin çekimleri 3 yılda tamamlanmış. DVD’sini arayın bulun, mutlaka izleyin derim. Ben ağzım açık izledim ve ancak sonlarına doğru not almayı akıl edebildim. Ne de olsa meslek alışkanlığı ya..:) Hem görüntüler hem de bilgiler muhteşem. Sizler için kısa notlarımdan;

buzullar

*Deniz seviyesinin yükselmesi en çok büyük ülkeleri etkileyecek çünkü en büyük 15 ülkenin 11′i deniz kıyısında.

*Dünyayı gönlümüzce şekillendirdik ama değiştirmemiz için zamanımız az.

*Dünyada askeri giderlere yapılan harcamalar, gelişmemiş ülkelere yapılan yardımlardan 12 kat daha fazla.

*Dünyada 1 milyara yakın insan aç.

*Ekilebilir toprakların yüzde 40′ı hasar gördü.

*Her yıl 13 milyon hektar orman yok oluyor.

*Bugün artık canlı türleri normlden bin kat daha hızlı ölüyor.

*Kıta buzulu 40 yıl öncesine göre yüzde 40 iceldi.

*2050′de 200 milyonu aşan iklim mültecisi görülebilir.

Belgesel şöyle bitiyor; “Karamsar olmak için çok geç. İster zengin ister fakir olun yine de katkıda bulunun. İnsan ve doğa arasındaki ahenk artık bir istisna olmasın. Yeryüzünde herşey birbirine bağlı. Daha akıllı, paylaşımcı ve ılımlı olmalıyız. Birlik olma vakti.”

Zaten farkındayız ki önümüzdeki yıllarda dünya insanları olarak deneyimleyeceğimiz yegane şey “Birlik olmak” olacak. “Bir olmayı” öğrenmemiz için kimbilir ne büyük derslerimiz olacak. 2012 ile ilgili bütün yazıp çizilenlerin çoğu da bu noktada birleşiyor. “Tüketmeden, harcamadan, paylaşarak, olmayanlara vererek, sevgi ile yaşamayı öğrenmek” olacak dersimiz. Çok mu zor dersiniz?

Yorumunuz: