Nasıl bir duyma şekliniz var hiç düşündünüz mü? En rahat hangi ses frekanslarını duyabiliyorsunuz acaba? Örneğin size desem ki, geçmek bilmeyen migren ağrılarınızı Mozart dinleyerek tedavi edebilirsiniz ya da yeni bir dil mi öğrenmek istiyorsunuz buyrun ses frekanslarınızı dengeleyelim. Kimbilir belki de sunum tekniklerinizi geliştirmek istiyorsunuz, iş stresinizi azaltmak ya da sevgilinizle olan ilişkinizin son durumuna bir çare bulmak… Kulak-burun-boğaz ve fonoloji alanlarında uzmanlaşmış Antropolog, Klinik Psikolog ve Terapist, Fransız Dr. Alfred Tomatis, II. Dünya Savaşı’ndan sonra bütün pilotları işitme testine tabii tutuyor. Çünkü II. İkinci Dünya Savaşı sırasında bütün pilotlarda bir işitme kaybı gözlemlenmiş. Bütün pilotlar bir frekansı duymuyorlar. Uzun süren çalışmaları sonucunda Tomatis görüyor ki, bir gürültüye maruz kaldığımız an beynimiz doğal olarak kendini koruma altına alıyor ve doğal olarak bu frekansı duymamaya başlıyor. Bu durum insana hem ruhsal hem de fiziksel bir etki yapıyor. Tomatis, pilotlarla çalışmaları sonucunda kendi adını verdiği Tomatis Frekans Dengeleme Methodunu geliştiriyor.
Tomatis Methodu dünyada birçok ülkede çeşitli merkezlerde uygulanıyor. Türkiye’de ise sadece Anael Aile Merkezi’nde uygulanıyor. Bu merkezin kurucu Psikiyatr Iris Steinfeld’le görüşmeye gittiğimde bana önce hem içkulak hem de orta kulak frekans testi yaptı. Bu test, duyma ve dinleme kabiliyetiniz, fiziksel ve ruhsal kondüsyonunuz, yetenekleriz, sağ-sol beyin arasındaki etkileşim ve işbirlikteliğiniz hakkında bilgi veriyor. İşte bütün terapi süreci bu teste göre belirleniyor çünkü bu test sonucunda beyninizin hangi tarafını yoğun olarak kullanıldığınız, ruhsal ve fiziksel olarak nasıl bir dengelenmeye ihtiyacınız olduğu ortaya çıkıyor. İlk aşamada 10 günlük kür ile terapiye başlanıyor. Daha sonra ara veriliyor ve ihtiyaca göre devam edilip edilmeyeceğine karar veriliyor. Terapilerde frekanslarıyla oynanmış Mozart ve Gregoryan müzikleri dinliyorsunuz. “Neden Mozart” diye sorduğumda ise Steinfeld şöyle dedi: “Mozart’ın müziğinde bütün frekanslar denge ve uyum içinde. Hem rahatlatıyor hem de enerji veriyor. Melodileri tekrarladığı için rahatlatıyor ve zihin susuyor. Zihin sustuğu an enerji doluyoruz.”
Kararı anne karnında veriyoruz
Steinfeld’den öğrendiklerime göre, kulağın anatomisi biz anne karnında 4,5 aylıkken tamamlanıyor ve fetüs 6 aydan sonra işitmeye başlıyor. Anne karnında duyduğumuz annemizin sesi bizim hayata bakışımızı, hayatla bağımızı oluşturuyor. Hamilelikte annenin sesi gerginse, mutsuzsa, travmalıysa dolayısıyla çocuk daha da yalnız kalıyor ve bağlantıya girmekte isteksiz kalıyor. Fetüs 6 aydan sonra bilinçli bir karar veriyor; Ben yüksek frekans anne sesi duymak istiyor muyum yoksa istemiyor muyum? Mutlu, rahat pozitif bir ses, fetusun dinleme isteğini artırıyor. Hayatının geri kalanındaki iletişim becerileri o zaman oluşan şablonlarla belirleniyor. Bu bağlamda Tomatis, hamilelere ve dolayısıyla bebeklere de büyük katkı sağlıyor.
Ne dinleyelim?
Tabii eminim siz de merak ettiniz değil mi ne dinleyelim ki frekanslarımız hep dengeli olsun? Steinfeld’le yaptığım sohbette de gördüm ki aslında en güzeli iç sesimizi dinlemek. İnsan çoğu zaman biliyor içsel olarak hangi müziği dinlemek istediğini, o halde içiniz ne diyorsa onu yapın lütfen. Yalnız bu noktada Steinfeld’in bazı önerileri var; “Yaşam enerjiniz düşük olduğunda yüksek frekans dinlemeniz gerek, yani keman, flüt, soprano içeren müzikler. Huzursuzsanız, zihniniz çok karışıksa, uykusuzluk çekiyorsanız, korku ve endişeleriniz varsa kalın frekans dinlemelisiniz, yani davul, bas ve tenör erkek sesleri içeren müzikler.

Yorumunuz: