Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya... merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.


View my FriendFeed


Tasarım ve Uygulama:

Yoga’ kategorisi arşivi

İyi ki varsın yoga!

Dün gece belimde, kalçamın sağ tarafında şiddetli bir ağrı ile uyuyakaldım salondaki koltukta. Birkaç gündür sinyal veriyordu zaten orası. Hatta geçenlerde kitlenip kalmış topallamıştım bir süre. Pisiyi uyuttuktan sonra bir süre reiki yaptım kendime, sonra bir ağrı kesici alıp sızdım koltukta. Kısa süre uyuyup cin gibi uyandım. Duşa attım kendimi ayılmak için. Çıktığımda tam ayılmıştım. Uzunca bir süre kendimle ilgilendikten sonra evi topladım. Bel ağrım gitmiş, yerine güzel bir enerji gelmişti. Çiçek gibi yaptım evi. Kahvaltı sofrasını bile hazırladım. Peynirleri, zeytinleri dizdim kahvaltılıklara ve yattım deliksiz uyudum bütün gece.

Sabah uyandığımda ağrım halen oradaydı. Henüz kimse uyanmamışken kısa bir reiki ve meditasyon seansı yapayım dedim. Louise Hay’den en sevdiğim olumlama ile başladım güne; “Dünyamda herşey iyi ve güzel”. Belimde ağrı halen devam. Ağrı kesici almamakta ısrarlıyım bu defa. Derken Serdar ve pisi uyandı. Ailece güzel bir kahvaltı yaptık akşamdan hazırladığım masada. Serdar hemen atıştırıp çıktı. Belimdeki ağrı ile yogaya gitsem mi gitmesem mi… hocayı arasam mı sorsam mı derken… arasam gel diyecek biliyorum. Bir gayret toparlandık çıktık evden. Pisi okula ben yogaya.

Mihri Hoca, yine şahane bir ders yaptı. Ders öncesi keyifli bir sohbet ve “Şu an herşey güzel” dedi başladık derse. Nasıl seviyorum ben bu kadını anlatamam böyle sarılıp içime sokasım var o derece yani. Dersten çıktığımda tüy gibiydim, halen öyleyim. Belim de ağrı hafif var halen. Ama düne göre daha bir açıldı sanki ağrının olduğu yer, şifalandı. Olumlamaya devam ediyorum bir yandan. Market, pazar alışverişimi yaptım. Evdeki işlerimi kolayca halettim, okumalarımı yaptım. Pisiyi alma vakti geldi.

Bugünü böyle geçirdim ya iyi ki varsın yoga ve iyi ki varsın hocam!

Bugünü neden böyle detaylı anlattım? Biliyorum ki çoğumuz çekiyoruz çeşitli yerlerimizde ağrı. İlaçlara sarılmak yerine, ağrıların ve hastalıkların altında yatan ruhsal nedenleri bulmaya çalışsak, değişmesi gereken düşünce kalıplarımızın farkına varsak, bakış açımızı değiştirsek, kendimizle içsel anlamda çalışsak demek için…

Yoga yapan bu kedi fotoğrafları beni öldürecek!

Yoga hayattır, hayat yogadır

sadhguru-profileŞu ana kadar yoga ile ilgili birçok tanımlama duydum, okudum. Beni son zamanlarda etkileyen en güzel tanımlamalardan birini Sadhguru Jaggi Vasudev yaptı;

Yoga hayattır, hayat yogadır.

Günümüzün dünyaca tanınan ruhsal liderlerinden olan Sadhguru,  2006 yılından bu yana Dünya Ekonomik Forumu’na konuşmacı olarak katılmakta.. Daha çok bilimsel temelli, nefes ağırlıklı olan Isha Yoga adında geliştirdiği yoga tekniklerini Hindistan’da Isha Yoga Merkezi’nde katılımcılarla paylaşıyor. Sadhguru ile özel bir meditasyon çalışmasında tanıştım ve tekniklerinden birkaçını deneyimledim. Çalışma sonrasında kendisine sizler için birkaç soru sordum;

Özellikle iş hayatı çok yoğun olan insanlar yoga ve benzeri faaliyetlere zaman ayıramamaktan şikayet ediyorlar. Zihnimizi bunun için nasıl organize edebiliriz?
Bir kişi 24 saat boyunca zihnine ne yaptığına bir bakarsa görür ki; zamanının yüzde 90’nında ne yaptığını bilmiyor. Örneğin siz bugün yaptığınız her şeyi zihninizde tutabiliyor musunuz? Düşündüklerinizin hepsi aklınızda mı? Zor mu sizce? Zor değil imkansız. Böyle bir şeyi zihninizde tutamazsınız. Sadece yüzde 1-2’si bilinçlidir. Diğerleri bilinçsizce yapılmışlardır. Ve böylesine bilinçsizce ve odaklanmadan eminim ki işinizi de doğru yapmıyorsunuz.
İşte size bir örnek; Amerikanın çok zengin adamlarından biri çok kısa bir zamanda çok fazla para kazandı. Amerikan hükümeti yasalara aykırı bir şeyler yaptığını düşünmeye başladı ve kendisiyle görüşmeler yaptılar, evini aradılar ama hiç birşey bulamadılar. Ve bu parayı bu kadar kısa zamanda nasıl kazandığını sordular.  Adam yanıt olarak şöyle dedi; “Zihnimi 5 dakika aynı şeye odaklı tutabiliyorum.” Siz yapabilir misiniz? Hepsi denedi yapamadı. Sadece 5 dakika bilinçli olarak herhangi bir şeye odaklanın.
İnsan zihni çok büyük bir kabiliyettir. Mucizevi şeyler yapabilirsiniz. Zaman hiç sorun değildir. Zihninizin büyük bir kısmı bilinçsizce çalışıyor. Yaptıklarınızın çoğunu nedenini bilmeden yapıyorsunuz. Zihninizi sizden yüzde yüz komutlar alabilecek bir seviyeye getirebilirseniz, göreceksiniz ki zihin mucize bir enstrümandır. Ve her şeye yetecek zamanınız vardır. Fakat şimdi olduğu gibi buna yani zihninize yatırım yapmazsanız olmaz. Sadece neysek onu yapabiliriz. Bunu anlamamız gerek. Daha iyisini yapmak istiyorsanız bu sizin isteğinizle olacak bir şey değildir. Ancak sizin yeteneklerinizle olabilir.

Ruhsal olabilmek için ille de her şeyi bırakıp dağa mı kaçmamız gerekiyor? Günlük hayatımıza devam ederken bir yandan da ruhsallığı yakalayamaz mıyız?
İnsanlar her zaman ruhsallığı, ille de bir kiliseye gitmek, ibadet etmek ya da dağa çıkıp meditasyon yapmak olarak görüyorlar. Çoğu insan yaşamı sürdürmenin çarelerini arıyor. Ama sadece zihnini ve vücudunu doğru kullanmayı bilenler yaşamlarını sürdürebilecekler. Ruhsal süreç, yukarı bakmak, aşağı bakmak ya da etrafa bakmak değildir. İçeriye bakmaktır. Bunu her yerde yapabilirsiniz. Kimsenin iznini almanız gerekmiyor. Herhangi bir özel düzenleme gerekmiyor, dağa çıkmaya da gerek yok. Bunu çalışırken de yapabilirisiniz.

2012 hakkında çok şey söylenmekte ve yazılmakta. Bu tarihle birlikte neler değişecek?
2012 sadece bir rakam. Evren de bilmiyor bu tarihte ne olacağını. Bu bizim anlamlar yüklediğimiz bir tarih sadece. Bu sadece bir oyun. Madem 2012 de dünyanın sonu geleceğine inanıyorsunuz o halde neden paranızın hepsini bana vermiyorsunuz? Görünüyor ki artık hiçbir şeye ihtiyacınız olmayacak. Hayatınızda yeterince mutluluk, heyecan olmadığından sizler de böyle oyunlar uyduruyorsunuz, çünkü bunu seviyorsunuz.

Bilim ve ruhsallık nasıl bütünlük içinde olabilir?
Bütünlük içinde olamaz çünkü birbirinin aynısıdır. Bilim doğanın var oluşudur. Ruhsallık da aynı anlama gelir. Ruhsal biriyim dediğiniz anda, kendinizi araştıran biri olarak yansıtırsınız. Neyi araştırırsınız? Doğal varoluşunuzu. Bilim bunu dışarıda arar, ruhsallık ise içeride arar. Her kim iseniz ona göre her şeyi görüyorsunuz. Örneğin bir köpek olsanız başka, aslan olsanız başka şekilde bakıyorsunuz bana.

Yoga için “ruhsal dünyadaki en bilimsel method” diyebilir miyiz?
Yoga kelimesi birlik anlamına geliyor. Birlik ne demek? Bütün evren tek bir enerjidir ve kendini milyonlarca farklı şekilde gösterir. Bu kanıtlanmış bir durumdur. Yıllardır dinler tanrının her yerde olduğu konusunda bağırdılar. Aynı gerçekliği siz farklı şekillerde söylüyorsunuz. Tanrı her yerde ise o zaman tanrı da bir enerjidir. 
Yaşamın her formunu yoga olarak kullanabilirsiniz. Oturuşunuz, konuşmanız, nefes almanız hepsi transforme edilebilir. Yoga sadece bir egzersiz değildir. Dünyada yoga içermeyen hiçbir şey yoktur. Biz yoga ile sadece şartları değiştiriyoruz, hayatınızın içeriğini değiştirmiyoruz.
Hayat herkes için aynı değildir. Hayatı bir serbestlik süreci olarak kullanırsanız bu yogadır ama hayatı engellerden oluşan bir süreç olarak kullanırsanız bu yoga değildir. Hayat yogadır, yoga hayattır.

Not: Bu röportaj ilk olarak burada yayınlanıyor.

Yarın sabah Türkiye saati ile 03:53′te güneş tutulması gerçekleşecek. Yüzyılın en uzun güneş tutulması olacak. Bir süredir gökyüzü enerjileriyle ilgili okuyorum, araştırıyorum. Şu ana kadar ulaştığım bilgilerde, tutulmaların bireysel olarak bizlere etkilerinin ciddi boyutlarda olduğunu gördüm;

Güneş tutulmaları bizi mevcut seviyemizden daha yüksek seviyeye geçebilmemiz için tetikliyor. Genelde güneş tutulmaları yeni başlangıçları ve bizim için önemli olabilecek olayların haberlerini getiriyorlar. Yaşamınızda bir sayfa kapanıyor, bir yenisi açılıyor. Bu bir başlangıç enerjisi. Temmuz başından bu yana gökyüzü enerjilerinin yardımı ile değişiyoruz, değişime zorlanıyoruz. Yani bugünlerde kendinizi sebepsizce ağlarken, gülerken, sinir krizi halinde ya da iç sıkıntısı içinde bulursanız şaşırmayın. Temmuz ve Ağustos gökyüzü enerjilerinin bizi ciddi anlamda değişime ve özgürleşmeye doğru yönlendireceği zorlu 2 ay.

Bilgisine ve eğitimine güvendiğim Astrolog Oğuzhan Ceyhan’ın tutulma ile ilgili uyarıları ise şu şekilde; “Tutulma derecesi çok tehlikeli bir konumda. Yengeç, oğlak, koç ve terazi burçları etkilenecek. Bireysel anlamda karışık sosyal anlamda çok gergin bir döneme giriyoruz; Yağışlar, depremler, uçak kazaları, savaşlar. Türkiye’den görünmese bile bu tutulmanın etkileri çok net ve kesin olacak. Tutulma derecesi 29 derece; Ölümcül ve şavaş derecesi ciddi problemler ve savaş döngüleri anlamına gelen bir derece bu. 
Lütfen risklere girmeyiniz .Tartışmalardan uzak durunuz, yatırımlarınıza dikkat ediniz ve önümüzdeki 4 gün boyunca yeni ortaklıklara girmeyiniz. Tutulma derecesi ani hastalıklara ve öllümlere sebep olabilir.”

Evet oldukça olumsuz ve ürkütücü bir tablo çiziyor Oğuzhan Ceyhan. Hiç yorum katmadan olduğu gibi verdim uyarılarını. Siz de internette ya da gazetelerde rastlamış olabilirsiniz bu uyarılara. Panik yapmaya, karamsarlığa düşmeye yine de gerek olmadığını düşünüyorum. Akıllı olalım, farkında olalım. Ruhsal ve fiziksel dengemizi korumaya çalışalım. Yapabiliyorsak bunun için bolca yoga, meditasyon ya da  bizi ne mutlu ediyorsa onu yapalım bugünlerde. Tutulma tehlikeli bir konumda olabilir ama bu değişimi olumlu tarafından kucaklamak gerek. Kendimiz için en iyisi neyse onu dileyelim ve korku enerjisi yaymayalım. Sevgide kalmaya devam.

Uykusuz her gece

Geceleri az uyuma durumum artarak devam ediyor. Dün gece yine 4 civarı uyandım. Sabah 6′ya kadar oturdum, gezindim, uyumayı denedim yok. Bildiğiniz cin gibiyim. Zorla uyutmak istedim kendimi yok o da olmadı. Uyumam gerek enerjim kalmayacak, okula  da gitmiyor Doğa, naparım, nasıl geçiririm ertesi günü bu uykusuzlukla derken, sabah 6 da yoga yaparken buldum kendimi. Evet aynen böyle. Genelde hep böyle oluyor. Plansız programsız pat diye başlıyorum yapmaya. Ve ister inanın ister inanmayın sabah yaptığım 20 dakikalık yoga beni fişek gibi yaptı bugün. Bir defa hemen ardından nefesim açıldı, vücudum kendine geldi, omurgam rahatladı. Üzerine 1 saatlik bir uyku da çektim bir güzel.

8 sularında Doğa uyandı. Çok dinamik ve neşeli başladım güne. Ee tabi Doğa da aynı enerjiyi aldı hemen. Fakat birara koptum; TV’de “Tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlarda ormana dönmeli yurdumda…” şarkısı çalarken ben otur ağla! Doğa bir yandan tutturdu “Neden bilmiyorum ben bu şarkıyı” diye. Durdum biran baktım kendime. Tamam gelmiş yine malum dönem, tez dışarı atmak gerek kendimizi dedim! Yemek, çamaşır, maillerin kontrolü, dergiyle ilgili birkaç ufak iş, evin derlenip toplanması derken 3 gibi dışarı attık kendimizi. Gezdik, yedik, içtik, eğlendik.

beyaz firin

Yuvanın tatile girmesi ile Doğa ile başbaşa günlerimiz güzel başladı. Devamını diliyoruz…:) Yalnız bütün gün yuvadaki gibi bir aktivite yapmak istiyor. Kes, yapıştır, her türlüsünden boyama, hamur, puzzle… nereye kadar… Bir de bu aralar yüz boyamaya sardı. Bütün gün yüzünde boyalarla gezdi fotodaki gibi. Bugün evde birara “Bak bir anlaşma yapalım, sen biraz kendin oyna, ben de o sırada kahvemi içiyim, dinleniyim” dedim. Cevap şöyle geldi: “Ben bu anlaşmadan pek hoşlanmadım. Bence önce benimle oyna sonra kahveni iç”. Dediğini yaptım mı? Hayır yapmadım ama zorluyor çok beni sürekli onunla oynamam için. Eskisine göre kendiyle çok daha güzel vakit geçiriyor, oyunlar yaratıyor, konuşuyor kendi kendine, şarkılar söylüyor falan ama maximum 15 dakikayı geçmiyor bu süreler. Eee bende beklenti fazla sanırım biraz. Beklenti yok, karşılaştırma yok demiştik değil mi ama:)

Uma röportajından…

* Hindistan’da aileler ve öğretmenler için özel programlarınız var. Ailelere çocuk yetiştirme sürecinde neler önerirsiniz?
KrishnamurthyUDr. Uma Krishnamurthy: Çocukların davranışlarının yüzde 60’ı aileler tarafından kazandırılıyor. Diğer yüzde yirmisi ise öğretmenler tarafından. Geri kalan yüzdeyi televizyon, arkadaşlar ve diğer çevresel faktörler oluşturuyor.
Ailelere en önemli önerim şu olacak, Çocuklarına uyarıda bulunurken yüzde 80 pozitif, yüzde 20 negatif uyarıda bulunsunlar. Yani yüzde 80 oranında cesaretlendirip, ödüllendirirken, yüzde 20 de negatif eleştiri yapabilirler. Çocuğun ilk 1 yılında birebir anne ile olması çok önemli. Daha sonraki 2 yıl da büyük önem taşıyor. 16 yaşında kişilik oturuyor ve bir daha zor değişiyor.
Çocuğunuzu diğerleriyle karşılaştırmayın. Her çocuk ayrı bir bireydir. Hep pozitif taraflarına odaklanın.
Anne ve baba çocuğu aynı çizgide disipline etmeli. Karşıt olmamalı.
Disiplin çok fazla ya da çok az olmamalı. Özellikle tuvalet, uyku, yemek, ders, oyun konularında disiplin gereklidir. Disiplinsiz büyüyen çocuklar ciddi duygu problemleri yaşarlar.
Çocuğunuzdan fazla beklenti içinde olmayın. Bu durum, çocuk üzerinde gereksiz yere psikolojik stres yaratmanıza neden olur.
Çocuğunuzu hiçbir konuda çok fazla zorlamayın. Onunla iletişim kurmayı öğrenin. Vücut diliniz çok dominant olmamalı. Zaten yüzde 80 beden dili ile iletişim kuruyorsunuz, gerisi yüzde yirmi ağzınızdan çıkan kelimeler. Disiplinin de bir sanatı var. Her şeye çok önem veriyoruz ama duygulara vermiyoruz.
Çocuklar 6-8 yaşlarında basit egzersizlerle yogaya başlayabilirler. 12 yaşında ise bilinçli olarak yoga yapabilirler.

Çocukluğundan beri ruhsal öğretmenlerle ve yoga felsefesiyle yetişmiş olan Dr. Uma Krishnamurthy, Hindistan’da eğitim görmüş bir psikiyatr. Son on yıldır dünyanın dört bir yanında yoga psikolojisi üzerine atölyeler ve ruhsal inzivalar düzenlemekte olup, özellikle Londra’daki Yoga BiyoTıp Vakfı, dünyanın çeşitli ülkelerindeki Sivananda Yoga ve Vedanta Merkezlerinde ve California’daki Krotona Teozofi Derneğinde düzenli aralıklarla atölyeler gerçekleştirme.

Dr. Uma Krishnamurthy ile Parapsikoloji Konferansı sırasında yaptığım röportaj bende güzel izler bıraktı. Kimi röportajlar kalıcı oluyor hem zihinsel hem de ruhsal olarak. Bu da onlardan biriydi. İyi ki tanıştım kendisi ile. Yukarıdaki bölüm röportajın sadece küçük bir parçası. Geleneksel Hint dansı kostümleriyle Uma ve röportajın tamamı İnfomag Temmuz sayısında…