Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.

Esra Ekren
F.Mihrimah Temel
Melda Akanlar






Hazır pisi uyumuşken “yoga halısını” aldım sessizce, salona geldim ve klimayı açtım. Yoksa gündüz ondan gizli bunu yapmak ne mümkün. Onunla yapmak da güzel ama yalnız kalmaya öylesine ihtiyacım var ki bugünlerde. Daha doğrusu Doğa’yla konuşurken, ona olanları anlatmaya çalışırken bazen yorulduğumu hissediyorum. Öyle zamanlarda en iyisi birlikte eğlenceli bir kitap okumak ya da birlikte boyalara bulanmak oluyor. Böylece ikimizde mola vermiş oluyoruz.
Yoganın asanalar yani duruşlardan ibaret olmadığını her geçen gün daha iyi anlıyor ve fark ediyorum. Şimdilerde düşüncesi bile yetiyor çoğu kez. Tek bir asanayı düşündüğümde bile onun içine girebilmek, o duruşu hissedebilmek bu öğretiye olan hayranlığımı gün be gün artırıyor. Derken bir de nefes var tabii. Burun deliklerimi kontrol ederek uyandığım her sabah ve uykuya daldığım her gece yeni birşeyler öğreniyorum kendimde. Nefesle şarj oluyorum sanki. Nefesimi izlerken yaptığım meditasyon ise “an” da tutuyor beni. Çok seviyorum kendimi bu halde.
Bu akşam uzun zamandır dinlemediğim Zen Meditation Cd’mi koydum şavasanaya yatarken. Meditasyonum bitti ama halen çıkaramadım. Nasıl da iyi geldi, içimi yıkadı desem yeridir. Daha başka nasıl anlatılır bilmem.
Geçtiğimiz kış aylarında Sadhguru adında bir ruhsal lider gelmişti Hindistan’dan. Kendisiyle röportaj yapıp, bir grup meditasyonuna katılma şansım olmuştu. Bütün sosyetikler vardı diyim size meditasyonda. Adamın kıyafetini öpenler, dizlerine kapananlar falan. Bunlar benim dünya görüşüme ters şeyler. Yaptırdığı meditasyon pek de ilgimi çekmemişti açıkçası ama bende iz bırakan bir cümlesi olmuştu; “Yoga hayattır, hayat yogadır”. Ve tabii bütün yargılarımı bir kenara koyup dinlemiştim röportajı kayıt cihazımdan. Bende en fazla etki yaratanları yazmıştım; Buradan okuyabilirsiniz. Nerden nereye geldim, diyeceğim şudur ki, yoga gerçekten de hayatın tam kendisi aslında; O an ne yapıyorsan ona odaklanabilmek ve yaptığın her işi, bu çamaşır asmak bile olsa sevgiyle yapabilmek. Bunların ne kadarını yapabiliyorsunuz diye bir düşünün bakalım. Her zaman olmuyor değil mi? Evet o kadar da kolay değil. Ama farkında olursanız yapılabiliyor. En azından çabalamak gerekiyor.
Yoga yapıyor ama çeşitli nedenlerden dolayı ara verdiyseniz buradan takip ederek her gün bir asana yapabilirsiniz.


KIRMIZI : Kan dolaşımını uyarır, uyandırır. Isıtır-rahatlatır. Aşırıya kaçıldığında, agresif yapar. Kök chakra Muladhara’nın rengidir.
TURUNCU : Bu renk havayı yükseltir, hafiflik sağlar. Cinselliği uyarır. Fazlası yüzeyselleştirir.Swadhistana’nın rengidir.
SARI : Sindirimi uyarır. Zihinsel olarak dinçleştirir. Yaşamı aydın ve parlak bir ışıkta gösterir. Rahatsız edici de olabilir. Göbek Chakra’sı Manipura’nın rengidir.
YEŞİL : Genel olarak sakinleştirir, her alanı yeniler ve yeni bir şeylere başlama şevki uyandırır. Göğüs Chakra’sı Anahata’nın rengidir.
MAVİ : Sakinleştirir, bu sükunet daha derinlere ulaşmaktır ve sığınma hissi verir. Mavi insanda, korunmuşluk hissinide uyandırır. Bu rengin içinde kavranamaz olana dair sessiz bir özlem vardır. Boğaz Chakra’sı Vishudda’nın rengidir.
MOR : Dönüşümün rengidir. Aynı zamanda değişimin ve spiritüelliğin. Taç Shasrara’nın rengidir.
KAHVERENGİ: Sağlamlığın ve dünyaya bağlılığın rengidir. Fazlası atalete yol açar.
BEYAZ (SEDEF) : Diğer tüm renk tayflarını içinde barındıran bir renktir.
SİYAH : Korunmanın rengidir, güç toplamanın, geriye çekilmenin ve boşluğun, bu boşluk dolgunluğu içinde taşımaktadır. Gerekenden fazlası, organizmayı güçsüzleştirir, hüzünlendirir. Kötümserliği besleyebilir.

Güneşin battığı yerden doğması konusunu düşündünüz mü hiç? Bildiğiniz gibi kıyamet senaryolarından biridir ama burada anlatılmak istenen aslında kıymetli Ergün Arıkdal’ın açıkladığı gibi ; “Dünyanın alt üst olması değil, insanın kendisinin alt üst olması demektir. Ve uykunun tersi uyanıklıktır. Dünyanın alt üst olması denince, illa ki, mağma tabakasını volkanlardan dışarıya fırlaması akla gelmemelidir.Bu, küçük kıyamet sahibi olarak insanın alt üst olması demektir. En iyi alt üst oluş, nefsani halden vicdani, ahlaki, makul vicdana geçiştir. Yani mevcut olan bütün eksik hallerin, mükemmel, olgun, yetkin hale geçmesi, siyahın beyaza dönüşmesidir. Güneşin battığı yerden doğması budur. Güneşin battığı yerden doğuşu, bir devrin, bir devrenin bitişi anlamında geliyor.” Kıymetli hoca muhteşem yorumlamış. Yolu ışıkla dolsun. Kendisinin makalelerinden bir ufak bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istedim.
Bu akşam güneş tutulması var biliyorsunuz. Bugünlerde düzenli “Güneşe Selam – Surya Namaskara” yapmanızı öneririm. Duruşları ayrıntılı olarak buradan görebilirsiniz.

En karanlık geceyi (yeni ay) takip eden sabah, güneşin doğmasıyla sol burun deliği çalışmaya başlar. 1 saat sürer bu hakimiyet. 2. ve 3. sabahlarda da aynıdır. Dolunayı takip eden 3. sabah ise güneş doğarken sağ burun deliği işler. 1 saat sürer.
Ay gecede hüküm sürer, manyetiktir ve soğuktur. Manyetik ay enerjisi doğası gereği alıcıdır. Sol burun deliği aysal enerjiyi temsil eder. Güneş ve ay, günün 2 kutbunu oluşturur. Doğaları, 2 beyin yarıküresinin ve 2 burun deliğinin doğasıyla benzer. Ay 28.5 günlük dönemde düzenli olarak küçülüp-büyürken denizlerdeki gel-git olaylarını meydana getirir. Yüzde 70’i su olan insan bedeni de aydan etkilenir. Nasıl ki dolunayda su en yüksek seviyeye ulaşıyorsa, insanların duygusal yaşamlarında da yükselmeler olur. Ve karanlık gecelerde sular alçaldığında, insanların duygusallıkları da en zayıf hale gelir. Burun deliklerinin dönüşümü her 2 haftada bir dolunay ya da tam karanlık gece ile yeniden başlar. Ay’ın gücü dolunayda en yüksek seviyesindedir. Bundan sonra giderek azalır. Güneş enerjisi en karanlık gecede en güçlüdür. Karanlık döneminde Ay, Güneş tarafından akümüle olur. Yani doğuma hazırlanır.
Not: Burun deliklerinin her ikisini de aktif hale getirebilen nefes bilimi Pranayama’dan bir önceki yazımda bahsetmiştim. Burun deliklerinizin herhangi biri tıkalı olduğunda aysal döngüyü takip ederseniz, tıkanma nedenlerinin daha iyi farkına varabilirsiniz ve ona göre kendinizle gereken çalışmaları yapabilirsiniz. Tabiki düzenli yoga ve nefes çalışmaları ile zamanla açılacaktır.

Sizlere kısaca nefes kontrolü anlamına gelen pranayamadan bahsetmek istiyorum. Prana, yaşam enerjisi anlamına gelir. Ayama ise, denetim altına almak, kontrol etmek, düzenlemek demektir. Pranayama uygulaması ile Prana’nın içeri alınması, tüm varlığın bunu özümsemesini sağlar. Özellikle de heyecanlı, endişeli ve strese bağlı sıkıntıların bulunduğu anlarda tam bir kurtarıcıdır. Pranayama’nın hayatımızın normal bir parçası olmasına özen göstermeli ve onun paha biçilmez faydalarından tüm nefes alış-verişlerimizden yararlanmalıyız.
Kişinin sağlıklı ve güçlü bir zihne, yoğunlaşmış bir düşünce yapısına sahip olması için Pranayama sistemi ile doğru nefes alıp-vermesi gerekir.
Pranayama’nın hazırlık aşamasında, uygulamanın özellikle ilk dönemlerinde rahat ve sıkmayan giysiler giyilmesi tavsiye edilir, aç veya tok olmamak gerekir. Bu şekilde nefes alıp-vermek kolay olacaktır.
Pranayama bilimine, ki doğru nefes alma tekniklerini öğreten bu geniş sistem başlı başına bir bilimdir, aynı zamanda Swarodaya Yoga denir. Vücudumuzda Nadi denilen psişik enerji kanalları vardır, Nadi’ler 3 ana kanala ayrılır; İda, Pingala ve Sushumna.
İda, sol burun deliği, ay enerjileri ve dişil yanımızın temsilcisidir. Gezegenlerle de bağlantısı vardır; Ay, Jüpiter, Venüs, Merkür. Günlerle de bağlantılıdır: Pazartesi, Çarşamba, Perşembe, Cuma. Hayati gücü temsil eder; başımızda ise sağ kutba karşılıktır, yani hislerin yönetildiği yan.
Pingala, sağ burun deliğini ve Güneş, Mars, Satürn’ü temsil eder. Günleri ise, pazar, salı, cumartesidir. Pingala, akıl gücünü temsil eder, başımızın da sol yanına karşılıktır yani mantığın yönetildiği yan.

Ana kanalımız ise Sushumna’dır, omurgamızın ortasından geçer. İda ve Pingala, Sushumna’nın sağından ve solundan kıvrılarak geçer. Ortalarda Chakra’lar yerleşmiştir.
Bu üç kanala bağlı olan 72 bin, toplamda ise 380 bin kanal vardır. Bu kanallar, vücudun dışında örümcek ağı gibidir.
Pranayama’yı bilinçli olarak kontrol altına aldığımızda (uygulayacağımız çalışmalarla) güçlü yaşam enerjimize kavuşuruz ki, bu hayata dört elle sarılmaktır, yenilenme ve iç-dış gençleşmeyi yakalarız.
Doğru şekilde uygulanan nefes tekniği zihnimize şu faydaları sağlar;
-Konsantrasyon düzelir, düşünceler berraklık gelir.
-Karmaşık durumlarda, strese düşmeden çözüm bulma.
-Mükemmel duygusal kontrol ve dengelilik hali
Fotolar buradan.
