img_17352

Geçen hafta 23 Nisan tatilinden faydalanarak otobüsle kısa bir Bursa seyahati yaptık; Annem, ben ve Doğa. 4 nesil birarada olmanın keyfini yaşadık; Doğa’nın anneanneme büyükanne diye sarılmaları, birlikte oyun oynamaları gözlerimizi yaşarttı. Bursa o hafif yağmurlu ve serin havaya rağmen, yemyeşil ve sıcacıktı. Heryer taksi ile 5 dk sürüyor ve her yerden her yere dolmuş var. Yani bir yere gecikme stresi yok. Çocuklar için bolca yeşil parklar dolu olan Bursa, bir defa daha aldı beni içine. Doğa parklarda çok mutlu oldu. Fotoğraftaki çocuklarla parkta tanıştı. Nasıl sevecen, mutlu çocuklardı anlatamam. Biraz büyüklerdi bizimkine göre ama herşeylerini paylaştılar Doğa’yla. Öyle değişik kovaları, tırmıkları yoktu. Sadece mutfak aletlerinden seçilmiş birkaç küçük kap ve şurup kaşıkları falan. Anneleri de bir ağacın altında oturmuş örgü örüyordu… Bir defa daha anladım basit şeylerle mutlu oluyor insan.

Bir gün metro ile uzunca bir yol alarak bir alışveriş merkezine gittik. Doğa bayıldı metroya. Yalnız tünelden geçerken “hoşlanmam ben tünellerden çıksın tren buradan” dedi. Bir de her durakta durup tekrar hareket ederken 10′dan geriye sayıp “Kalkışa geçiyoruz” diye bağırdı:)

Seyahatimizin en güzel anlarından biri de onunla buluşup kahve içmemizdi. Bir defa daha anladım; Anatema‘nın kadınlarının biraraya gelmesinin tesadüf olmadığını. Kitabını karnım burnumda okuken hissettiklerimin, sonra Elvin ne yapıyordur acaba şu an şeklinde merak edişlerimin tesadüf olmadığını… Yüzüne baktım kendimi gördüm. Sanki yıllardır tanıyormuşum gibi bir his, yıllardır konuşmuşluğumuz varmış gibi sıcacık sohbet.

Şimdi sıra en yakın zamanda, sıcaklar çok bastırmadan minik bir Ankara seyahatinde. 2 özel insan da orada var kucaklanacak, sohbet edilecek. Eeee yedi cücelerin uzakta olanı da kesin dönüş yapacak gibi uzak diyarlardan. Diğer üçü de yanıbaşımda zaten.