Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya... merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.


View my FriendFeed


Tasarım ve Uygulama:

Nefes’ kategorisi arşivi

Kundalini nefesi, Doğa, müzik

Güne çılgınlar gibi dans ederek ve kundalini yaparak başladık Doğa ile. Kundalini gerçekten tahmin edemeyeceğiniz bir enerji veriyor size. Yaptıkça daha fazla yapmak istiyorsunuz ve de tavana zıplayasınız geliyor bir yerden sonra. İçinizden coşku ve neşe fışkırıyor adeta. Tabii Doğa da çılgına döndü bu enerji ile. Aslında planlı olmadı. Klasik kahvaltı sonrası kendi halimizde takılırken, cd’lerin olduğu çekmeyi açmış benim nefes yaptığım cd’yi bulmuş. Ama bu cd çok özel çünkü sadece 45-50 dk.lık nefes seansı yaptığımda koyuyorum. Yani içindeki müziklerin her biri özel. Örneğin ilk başlardakiler kundalini için hareketli, sonra etnik müzik, ve gittikçe kalbinize, ruhunuza seslenen bir müziğe dönüşüyor. Çünkü cd’nin sonuna doğru uçuşa geçiyorsunuz:)) yani meditasyon halinde oluyorsunuz. Tabiii Doğa ile hepsini yapmak ne mümkün. Uzunca bir süre nefes yaparak dans ettikten, yani kundalini enerjimizi açağa çıkardıktan sonra bir şekilde yere yatıp nefes almaya ikna edebildim kendisini. Ancak şöyle dediğimde ikna oldu: “Hadi gel çilek kız gibi hayaller ülkesine gidelim. Kapat şimdi gözlerini”. Görülmeye değerdi hali. Doğa ile bu anlara bayılıyorum. O kadar komik ve tatlı oluyor ki insan gülemiyor da işin büyüsü bozulmasın diye:) Neyse tabiki çok kısa süreli hayaller kurduk ve “hadi anne tekrar dans edelim” demesiyle yine başa sardık.
Nefes seansı yapmayalı ve bu cd’yi dinlemeyeli çok uzun zaman oldu. Çünkü Doğa son günlerde gündüz uyumadığı için benim de 45-50 dk. nefes + meditasyon yapmam imkansız. Neyse ki bugün en azından bir kısmını birlikte yaptık ve de çok eğlendik. Bu çocuk her defasında benim aklımı başıma getiriyor. Yani demek istiyor ki; “hadi anne nefese dön artık. Boğulacaksın yoksa….”
Zaten dün gece rüyamda Judith’i ( Transformal Nefes’ tekniğinin yaratıcısı Judith Kravitz -seminerde tanışmıştım ve röportaj yapmıştım-müthis bir kadın ) gördüm. İşaretler tamam yani. Döneceğim artık tamam, Tibet hareketlerime de, nefeslerime de düzenli başlayacağım yine. En azından Doğa uyuyunca geceleri yapacağım mecburen. Artık o enerjiyle bütün gece cin gibi otururum:))

Merak edenlere;
Kundalini Hindu öğretilerinde her canlıda potansiyel olarak bulunan aydınlanma enerjisine verilen addır. Ayrıca yılan gücü olarak da anılır. Bu enerji harekete geçtiğinde, omurgadan yukarıya doğru çıkarak çakra sistemini daha engin gerçeklere açar. Aydınlanma açık bir sistem içinden akan enerjinin bir sonucudur. Kundalini Nefesi, nefes kapasitesini artırır, bir enerji ve esenlik hissi yaratır ve içimizde akmakta olan enerjinin farkına varmamıza yardımcı olur.

Bugün bir müzik sevdasıdır sürdü. Günün devamında Serdar’ın yeni Metallica cd’sini dinledi. Serdar da gençlik günlerini hatırlamak istedi sanırım bu cd’yi aldı geçen gün:)) Hoş fena da olmadı hani. Uzunca bir süre alamadık ipodu Doğa’nın elinden, hoşuna gitti Metallica. İşte böyle bir mozaik içinde büyüyor cadı:)) Bir yanda Metallica bir yanda nefes teknikleri…:)) Diğer yandan dayısı Onur habire Jazz cd’leri sokuşturuyor evimize, Eric Satie, Erykah Badu, Jill Scott…Benim dinlettiklerimi beğenmiyor. Çocuğun ruh halini bozarmışım Tori Amos, Lila Downs dinletilirmiymiş…Eee ben de işte meditasyon müziklerimi dinlettim bugün, bir de kuş sesleri cd’mi:)) Daha ne yapıyım ama dimi?

Nefesle akıştayız

“Herşey kendi içinde mükemmel”

“Evrenin düzeni mükemmel işliyor”

Bu iki cümle üzerine oturup saatlerce konuşulabilir. Parasız, hasta, fakir, mutsuz, yalnız, depresyonda da olsanız, her ne olursanız olun inanın ki düzen gerçenten de mükemmel işliyor. Hiç pes etmeyin, sakin kalmaya çalışın…Hayal kurmaktan, istemekten vazgeçmeyin. Olan herşey olması gerektiği gibi oluyor ve de yeniye yer açılıyor. Yeni olan ise gelebilmek için coşku istiyor. Biraz olsun umut istiyor. Yoksa gelemez, kendine yer bulamaz.

Şimdi aslında nefesten bahsetmek istiyorum ama yazıya neden böyle başladım ben de bilmiyorum. Nefes herşeyin mükemmel düzende gitmesini sağlıyor belki de ondan…

6 ayı geçti sanırım; Tranformal nefes hayatıma girdiğinden beri kendimi çok temiz hissediyorum. Fakat çok garip bir his bu. Sanki ne zaman bu nefes tekniğini yapsam, ki artık hayatımın bir parçası haline geldi, bütün hücrelerim yıkanıyor bol köpüklü sularla temizleniyor. Tam olarak hissetttiğim bu! Bir de sanki Belgrad ormanlarında 1 saatlik koşudan gelmişim gibi oksijen doluyor ciğerlerime, bütün vücuduma.

Geçen hafta Transformal Nefes Semineri’ndeydik Ben-Annem-Doğa üçlüsü. 23 aylık bir cüce ile böylesine yoğun bir seminer programına katılabilmek benim için gerçekten bir mucizeydi. Ama seminerden sonra bir defa daha gördüm ki mucizeleri bizler yaratıyoruz ve de çekiyoruz hayatımıza. Ben nefes aleminin büyülü dünyasında kendimle çalışırken annem ve Doğa da harika vakit geçirdiler. Her ne kadar hava koşulları al vermediği için her gün dışarı çıkamasalar da Doğa için büyük bir değişikli oldu. Şimdi arada sırada evin içinde koluna bir çanta takıp tatile gidiyorum diyor. Üçümüze de ilaç gibi geldi bu seminer!

Doğa seminerin kapanış partisinde melek tacını hiç çıkartmak istemedi; Kendisi de gerçek bir melek olduğunun bilincinde!

Teslimiyet ve Nefes

İnsanın birşeyler yazmaya başlaması neden bu kadar zor?
Kafamızın içinde yüzlerce, binlerce düşünce yüzerken neden bunları sözcüklere dökmekte bu kadar zorlanıyoruz acaba? Netlik bu kadar zor mu?
Hep bir sonraki cümleyi düşünmek aslında hayat görüşümüz mü? Hep geleceği düşünmek ve şu anı kaçırmak.
En son ne zaman kontrolünüzü tamamen bıraktınız? Hiç korkusuz, endişesiz ve özgürce.. Ne zaman tüm vücudunuzu saran bir enerjiye, coşkuya kendinizi teslim ettiniz? Daha da ötesi siz teslimiyetin keyfini en son ne zaman çıkarttınız?
İşte benim nefesle deneyimlediğim tüm duyguların, belki de beni en şaşırtanı, teslimiyet.. Kontrolü bırakmanın bu kadar zor, teslim olma duygusunun bu kadar hafif olabileceğini bilmiyordum. Kontrolü bırakmanın kişiyi bu kadar güçlü kıldığı hakkında en ufak bir fikrim bile yoktu.
Çocukluk dönemimden itibaren devamlı verilen tüm sorumlulukları üstlenen (hatta fazlasıyla), onun için hep kendini ve mümkünse yaşam alanındaki herşeyi kontrol etme gereği duyan (işini şansa bırakmayan!! – her ne demekse) bir yetişkine dönüşmüştüm. Tek hatırladığım bundan iki sene önce daha 30 yaşındayken kendimi ne kadar yorgun, yılgın ve güvensiz hissettiğimdi. Kendi hayatımı kontrol etmem, sorumluluklarımı üstlenmem yetmiyormuş gibi başkalarının hayatlarının da bilfiil içindeydim.. Kontrol, kontrol, kontrol. Her olasılığı düşünmeli ve birşey yapılacaksa nasılını, zamanını herşeyini bilerek hareket etmeliydim. Beklenmeyen süprizler, özellikle de kötü süprizler olmamalıydı, ya da olursa da benim tarafımdan çözümlenmeliydi.. Ancak bu şekilde yaşamın varolduğuna inanıyordum. Ve sonuç olarak hem çevremdekilere hem de kendime inanılmaz bir öfke duyuyordum. Çünkü çok yorulmuştum ve kimsenin bunu görmeye niyeti yoktu.
Ve simdi… Şimdi bir hafta sonraya plan yapmak bile bana bir asır sonrası gibi geliyor, hatta sabah kalktıktan sonra kendimi o akışa bırakıp günün bana getirdiği süprizleri kucaklıyorum.. Şimdi insanlara HAYIR diyebiliyorum, ya da benim sorumluluğum değil ayrımını yapabiliyorum. Evet, herşey bizim sorumluluğumuzda değil; başkalarının ve Tanrı’nın da sorumluluk alanları var ve bu alanlara karışmak gerekmiyor. Hayatımda hergün başka bir tat, deneyim ve ben kendimi tamamen bu benden tamamen bağımsız ama bir o kadar da bana bağlı gelişen bu yaşama bırakıyorum.. O gücü, güveni, hafifliği herbir hücremde ayrı ayrı hissediyorum. Kontrolü bırakırken ironik bir şekilde kendi hayatınızın iplerini elinize alıyorsunuz.. Tüm yaşamınızın size ait olduğunu ve her ne olursa olsun kalbinizin, iradenizin ve evrenin bir bütün olduğunu bilerek…..
Nasıl mı??? Nefesle.. Evet, nefes alarak parçası olduğum evreni tekrar keşfettim. Bu, bir çocuğun kendini annesinin kollarına bırakmasına benziyordu adeta. Nefes aldım ve kendimi parçası olduğum ve herşeyin kendi doğasında ahenkle işlediği bu evrene bıraktım. Öyle kolay olmadı tabii.. Öncesinde insanın kendisiyle yüzleşmesi ve kabullenmeyi öğrenmesi gerekiyor; Hani bizlerin “İyi” ve “Kötü” diye adlandırdığımız (aslında sadece birer enerji formu olan) her türlü olayı, olguyu kabullenmeyi. Evet düşünsenize, sonuç istediğiniz gibi olmasa da onu kabulleniyorsunuz ve olmasına izin veriyorsunuz. İşte tam da bu noktada o teslimiyetin hafifliğini, verdiği garip güven ve birlik duygusunu deneyimliyorsunuz. Biliyorsunuz ki; siz, Yaratıcınızla birliktesiniz, onun bir parçasısınız ve her ne olursa olsun siz kendinizsiniz ve Birsiniz.. Ve bir sonraki adımı düşünmeyi bırakıyor ve yaşamızın tadına varmaya başlıyorsunuz. Burada seviliyorsunuz ve güvendesiniz.. Tıpkı nefes alıp vermek gibi.. Hayatı, size getirdiği deneyimleri içinize çekiyorsunuz ve sonra bu deneyimlere tutunmadan salıveriyorsunuz.. Ve sonra yeni bir nefes, yeni bir deneyim..

Sevgiyle,
Ceyda Göçmen

Not: Transformal Nefes terapistim Ceyda, bizlere nefesin büyülü dünyasını anlatmaya devam edecek…