Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...



Meditasyon’ kategorisi arşivi

Yarın sabah Türkiye saati ile 03:53’te güneş tutulması gerçekleşecek. Yüzyılın en uzun güneş tutulması olacak. Bir süredir gökyüzü enerjileriyle ilgili okuyorum, araştırıyorum. Şu ana kadar ulaştığım bilgilerde, tutulmaların bireysel olarak bizlere etkilerinin ciddi boyutlarda olduğunu gördüm;

Güneş tutulmaları bizi mevcut seviyemizden daha yüksek seviyeye geçebilmemiz için tetikliyor. Genelde güneş tutulmaları yeni başlangıçları ve bizim için önemli olabilecek olayların haberlerini getiriyorlar. Yaşamınızda bir sayfa kapanıyor, bir yenisi açılıyor. Bu bir başlangıç enerjisi. Temmuz başından bu yana gökyüzü enerjilerinin yardımı ile değişiyoruz, değişime zorlanıyoruz. Yani bugünlerde kendinizi sebepsizce ağlarken, gülerken, sinir krizi halinde ya da iç sıkıntısı içinde bulursanız şaşırmayın. Temmuz ve Ağustos gökyüzü enerjilerinin bizi ciddi anlamda değişime ve özgürleşmeye doğru yönlendireceği zorlu 2 ay.

Bilgisine ve eğitimine güvendiğim Astrolog Oğuzhan Ceyhan’ın tutulma ile ilgili uyarıları ise şu şekilde; “Tutulma derecesi çok tehlikeli bir konumda. Yengeç, oğlak, koç ve terazi burçları etkilenecek. Bireysel anlamda karışık sosyal anlamda çok gergin bir döneme giriyoruz; Yağışlar, depremler, uçak kazaları, savaşlar. Türkiye’den görünmese bile bu tutulmanın etkileri çok net ve kesin olacak. Tutulma derecesi 29 derece; Ölümcül ve şavaş derecesi ciddi problemler ve savaş döngüleri anlamına gelen bir derece bu. 
Lütfen risklere girmeyiniz .Tartışmalardan uzak durunuz, yatırımlarınıza dikkat ediniz ve önümüzdeki 4 gün boyunca yeni ortaklıklara girmeyiniz. Tutulma derecesi ani hastalıklara ve öllümlere sebep olabilir.”

Evet oldukça olumsuz ve ürkütücü bir tablo çiziyor Oğuzhan Ceyhan. Hiç yorum katmadan olduğu gibi verdim uyarılarını. Siz de internette ya da gazetelerde rastlamış olabilirsiniz bu uyarılara. Panik yapmaya, karamsarlığa düşmeye yine de gerek olmadığını düşünüyorum. Akıllı olalım, farkında olalım. Ruhsal ve fiziksel dengemizi korumaya çalışalım. Yapabiliyorsak bunun için bolca yoga, meditasyon ya da  bizi ne mutlu ediyorsa onu yapalım bugünlerde. Tutulma tehlikeli bir konumda olabilir ama bu değişimi olumlu tarafından kucaklamak gerek. Kendimiz için en iyisi neyse onu dileyelim ve korku enerjisi yaymayalım. Sevgide kalmaya devam.

Dünya

Hiçbirşey yazasım yok.
Gazze’deki insanların fotoğrafları gitmiyor zihnimden…
Doğu’da kar altında kalan evler, okula gidemeyen çocuklar, 7 kişi bir odada yaşamaya çabalayan insanlar…
Ekonomi, tepemizdekilerin saçma sapan demeçleri, medyanın körler sağırlar birbirini ağırlar hali…
Üzgünüm ne yılbaşı ne de kar sevindirmiyor beni bugünlerde…
2012 geliyor farkında mısınz?
Farkında mısınız dünyada herşey kötüye gidiyor? “Kötü” nün anlamı değişiyor, form değiştiriyor.
Dünya dönüşüyor farkında mısınız?
Farkında mısınız bu gidişatın ne gibi sonuçlar doğurabileceğinin?

Maya kehanetlerine göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak. Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını ise bilim adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden gözlemleyebiliyoruz. “Beşinci kutupsal kayma” olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle meydana gelecek.
Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Kaldı ki, küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu’ndaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda. Mayalar’a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi.

Yeni çağa hazırlanmak için içimize dönelim. Kendi içimizde de dönüşümü başlatalım ki dünyaya, evrene ışığımızı yayalım…. Meditasyonlara devam…

Meditasyon

Önce nefes, ağız tamamen açık…
Nefes alıyorum, veriyorum, en az yüz defa.
Her nefeste temizleniyorum, oksijenle yıkanıyor iç organlarım, hücrelerime kadar doluyor oksijen. Her nefeste şükrediyorum. Bugün burada, şu an bu bedende olduğum için şükrediyorum.
Nefes bitince sessizliğe bırakıyorum kendimi.
Havai fişekler çakmaya başlıyor önce içimde.
Yeşil, sarı, beyaz, mavi renk renk patlamalar…
Ve işte orada…
En sevdiğim…
İşte geldi yine…
Mutluluktan ölecekmiş gibiyim…
Mor ışık…büyüyor küçülüyor, önce hortum şeklinde… sonra her yer mor duman… Çekiyorum içime, çektikçe tekrar büyüyor küçülüyor. Sadece ben… bedenim yok…ellerim, kollarım, bacaklarım yok…
“Tanrım olması gereken her ne ise olmasına izin veriyorum…”
“Teslim olmama, bırakmama yardım et…”
Sessizliğin sesi harika…
İçimin sesi, tadı, kokusu, rengi nefis…
Seviyorum bu anları, içimdeki renkleri, ışıkları… her şeyi…
Hımmmmm huzur içimde…
Mutluluk yine bende…
Tanrı ve evren ise tam kalbimde…

Ve…kabul ediyorum ki doğru zamanda, doğru yerde, doğru şeyi yapıyorum.
Akışa güveniyorum, inanıyorum…