Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...






Önce nefes, ağız tamamen açık…
Nefes alıyorum, veriyorum, en az yüz defa.
Her nefeste temizleniyorum, oksijenle yıkanıyor iç organlarım, hücrelerime kadar doluyor oksijen. Her nefeste şükrediyorum. Bugün burada, şu an bu bedende olduğum için şükrediyorum.
Nefes bitince sessizliğe bırakıyorum kendimi.
Havai fişekler çakmaya başlıyor önce içimde.
Yeşil, sarı, beyaz, mavi renk renk patlamalar…
Ve işte orada…
En sevdiğim…
İşte geldi yine…
Mutluluktan ölecekmiş gibiyim…
Mor ışık…büyüyor küçülüyor, önce hortum şeklinde… sonra her yer mor duman… Çekiyorum içime, çektikçe tekrar büyüyor küçülüyor. Sadece ben… bedenim yok…ellerim, kollarım, bacaklarım yok…
“Tanrım olması gereken her ne ise olmasına izin veriyorum…”
“Teslim olmama, bırakmama yardım et…”
Sessizliğin sesi harika…
İçimin sesi, tadı, kokusu, rengi nefis…
Seviyorum bu anları, içimdeki renkleri, ışıkları… her şeyi…
Hımmmmm huzur içimde…
Mutluluk yine bende…
Tanrı ve evren ise tam kalbimde…
Ve…kabul ediyorum ki doğru zamanda, doğru yerde, doğru şeyi yapıyorum.
Akışa güveniyorum, inanıyorum…
