Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.

Esra Ekren
F.Mihrimah Temel
Melda Akanlar







KIRMIZI : Kan dolaşımını uyarır, uyandırır. Isıtır-rahatlatır. Aşırıya kaçıldığında, agresif yapar. Kök chakra Muladhara’nın rengidir.
TURUNCU : Bu renk havayı yükseltir, hafiflik sağlar. Cinselliği uyarır. Fazlası yüzeyselleştirir.Swadhistana’nın rengidir.
SARI : Sindirimi uyarır. Zihinsel olarak dinçleştirir. Yaşamı aydın ve parlak bir ışıkta gösterir. Rahatsız edici de olabilir. Göbek Chakra’sı Manipura’nın rengidir.
YEŞİL : Genel olarak sakinleştirir, her alanı yeniler ve yeni bir şeylere başlama şevki uyandırır. Göğüs Chakra’sı Anahata’nın rengidir.
MAVİ : Sakinleştirir, bu sükunet daha derinlere ulaşmaktır ve sığınma hissi verir. Mavi insanda, korunmuşluk hissinide uyandırır. Bu rengin içinde kavranamaz olana dair sessiz bir özlem vardır. Boğaz Chakra’sı Vishudda’nın rengidir.
MOR : Dönüşümün rengidir. Aynı zamanda değişimin ve spiritüelliğin. Taç Shasrara’nın rengidir.
KAHVERENGİ: Sağlamlığın ve dünyaya bağlılığın rengidir. Fazlası atalete yol açar.
BEYAZ (SEDEF) : Diğer tüm renk tayflarını içinde barındıran bir renktir.
SİYAH : Korunmanın rengidir, güç toplamanın, geriye çekilmenin ve boşluğun, bu boşluk dolgunluğu içinde taşımaktadır. Gerekenden fazlası, organizmayı güçsüzleştirir, hüzünlendirir. Kötümserliği besleyebilir.

Yağmurdan, selden, ekonomiden şikayet etmek yerine çözüm yolları aramaya, birlik bilinci için neler yapabileceğimizi sorgulamaya başlasak biran önce çok iyi olur. “Vah vah havuza da gidemiyoruz” demek yerine bir dursak düşünsek içinde buluduğumuz şartları, salt kendimiz için değil, ülkemiz için değil dünyamız için neler yapabileceğimizi düşünsek. Tek bir dünya, BİR TEK olduğumuzun farkına varsak. Bu saatten sonra ne yapılabilir, olan oldu demeyelim. Evet verebileceğimiz maksimum zararı verdik dünyamıza, yani kendimize aslında, evimize. Yine de olumlu niyetler için hiçbir zaman geç değildir ve gün bugündür diyorum. Tasarruf yapmaya, az tüketmeye, bilinçli tüketici olmaya, bizde olanı paylaşmaya, çevreye saygıya ve sevgiye devam ama olumlu niyeti de eksik etmeyelim.
Yoğun meditasyonlar yapılıyor ve yapılacak dünyamızın dönüşümü için. 17-18 Temmuz tarihlerinde Birlik Bilinci için Küresel Senkronize Meditasyon’a katılmak istiyorsanız şuradan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Ayrıca, bir diğer meditasyon da, ilki 7 Temmuz’da yapılmış olan, Dünya ana – Bilinçli Dönüşüme – Niyet Meditasyonu. İkincisi, 17 Temmuz’da 19:00 -19:19′da yapılacak. Bu meditasyonla ilgili olarak bana ulaşan açıklama şöyle;
“Dünya ekolojik sistemini yok edecek, insanlığın ve yeryüzündeki diğer canlıların varlığını tehlikeye sokacak, fosil yakıta dayalı, kar amaçlı vahşi üretim-tüketim sistemlerinin ve insanı bu sistemlerin mekanik aracı haline getiren teknolojinin, doğayı kemiren ve meta haline getiren bakış açısının, kutsal kitaplarda üstü örtülü işaret edildiği, maya takvinde açıkca belirtildiği, doğanın ekolojik felaketlerle çoktan sinyallerini verdiği ve BM Milletlerin İklim Kuruluşu IPCC nin raporları ve bilim insanlarının araştırmaları ve çeşitli yollarla insanlara ilettikleri uyarılar göstermektedir ki, İnsanlık olarak BİLİNÇLİ BİR DÖNÜŞÜMÜ seçmenin ve açıkca bunu Evrene bilinçli olarak topluca ifade etmenin veya herşeyi yok oluşa terk etmenin son adımındayız.
Dünyanın yaşamın ve hepimizin en yüksek hayrına, Bilinçli Dönüşümü seçen dostlarla birlikte, insanlığın en yüksek potansiyellerine odaklanamanın yaratacağ sinerjinin de farkındalığıyla; doğayla uyumlu, dengeli, HERKESİN EN YÜKSEK HAYRINI GÖZETEN, GELECEK NESİLLERE AKTARILABİLEN, yenilenebilir, işbirliği ile çoğaltılabilir, gizli gündemler olmaksızın paylaşılabilir, YENİ YAŞAM MODELLERİNİ ortaya çıkaracak –potansiyellerin ortaya çıkmasına ve lutufla yaşamlarımıza akmasına NİYET edeceğiz.
Katılmak isteyen dostlara da sevgiyle haber veriyoruz…..
Bilinçli Dönüşüm Niyet-Meditasyon saati
*17.07.2010 saat 19:00 ile 19:19 arasında 19 dakika yapılacaktır…
“NİYET: İnsanlık Ailesinin bir ferdi ve dünyada yaşayan bir canlı olarak;
Dünya üzerinde, doğanın, canlıların ve insanların yaşamını tehdit ve insan eliyle kurulmuş tüm sistemlerin; doğayla uyumlu, dengeli, HERKESİN EN YÜKSEK HAYRINI GÖZETEN, GELECEK NESİLLERE AKTARILABİLEN, yenilenebilir, işbirliği ile çoğaltılabilir, gizli gündemler olmaksızın paylaşılabilir, YENİ YAŞAM MODELLERİNİ ortaya çıkaracak dönüşmesine NİYET ediyoruz. BİRLİKTE NİYETİMİZLE ilgili potansiyeller ortaya çıksın. Ve hayatımıza aksın. NİYETİMİZLE ilgili sorumluluğumuzu kabul ediyor ve Yaşamlarımızı Kutluyoruz. Ne Mutlu Bize.”
Öte yandan 17-18 Temmuz 2010 Birlik Dalgası – Bilinçli Kavuşum’un Maya Takvimi’ndeki anlamını buradan okumanızı tavsiye ederim.
Not: Alternatifkarma’nın facebook grubu açıldı; bir tık

Satürn ve güneş karşıtlığı nedeniyle önümüzdeki 3 gün gergin geçebilirmiş. Hatta bugün yılın en gergin günlerinden biriymiş. Kronik hastalıklarda ve ruhsal gerginliklerde artış diye uyarıyor astrologlar. Zaten dün akşamdan belliydi bugünün nasıl geçeceği bizde. Sanırım bu gezegenlerin durumu bizim Satürn’de yaşama hayalleri kuran cüceyi etkilemiş olsa gerek ki dün gece 02.00 sularında bir kahkaha atarak uyandı. Şaka yapmıyorum cidden… Hayırdır diye koştuk yanına, çünkü alışık değiliz gece bu hallere. “Size şaka yapmak için uyandım” dedi. Saç baş dağılmış bir şekilde oturdu yatakta ve çocuk cin. Gecenin körü, ben zaten dergiye yazımı bir defa yazıp word dosyasını nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde bilgisayarda uçurduktan sonra, tekrar yazıp 01.00 sularında gönderebilmişim. Bir yandan nezleyim, kafamı koyacak yer arıyorum ama gecenin o saatinde ayakta ve konuşmak isteyen biri var! Yastığını aldı geldi ortamıza. Kikir kikir kikirdemeler, konuşmalar artık saat kaçtı sızmışık hatırlamıyorum ama boynum belim her tarafım tutulmuştu uyandığımda. Her yerimize tekmeler eşliğinde uyuduk tabii güzelim yatağımızda. Neyse ki bu akşam baktım esnemekten ağzı çatlayacak 9 itibariyle uyumaya ikna edebildim. Bu gecenin daha sakin olması dileklerimle…
Permakültürle ilgili yazdım yine Nisan sayısı için. Merak edenlere duyurulur. O kadar önemli bir konu ki ne kadar yazsak çizsek o kadar az. Şehirli insanlar olarak bilincimizi açık tutmalı, akıllıca seçimler yapmalıyız. Ne yediğimiz, ne içtiğimiz, içerikleri öncelikle çocuklarımız için çok önemli. Paranoyaklık derecesinde etiket okur oldum ben örneğin. Hayır zaten vardı bir merak ama bu GDO’larda sonra iyice manyaklaştım. Kutu sütü bıraktık biz de sonunda. Uzunca bir süredir günlük süt alıyoruz. Kefiri de keçi sütüne mayalıyorum. Mayası bile bir başka tutuyor. Kutu süte mayalanan kefir ile günlük süte ya da keçi süte mayalanan kefir arasındak farkı görseniz, kutu sütlerin içindekilerin sütten başka birşey olduğunu kesin anlardınız siz de benim gibi. Bir de ekmek konusu var tabii. O meşhur bir marka var ya hani her türlüsünden ekmek üreten poşetlerde, aman diyim dikkat edin. Ya kendiniz yapın ya da güvendiğiniz mahalle fırınından alın. Nereye kadar elimiz değer, ne kadar koruyabiliriz kendimizi katkılı gıdalardan bilmiyorum ama elimizden geldiğince araştırmak, uyanık olmak gerektiğini düşünüyorum. Çocuklarımıza da bu bilinci verebilmek gerek. Onlara da anlatmak gerek. Bir de anaokulları, ilkokullar, kantinler en fena olanlar. Yemek listelerini veliler olarak dikkatlice inceleyip soruşturmalıyız.
Evet gergin geçebileceği konusunda uyarıldığımız önümüzdeki 3 gün olumlu uyanalım, güneş doğarken olumlu niyetlerle güne başlayıp, şükredek günümüzü bitirelim uykudan önce. Haydi meditasyona davet ediyorum hepinizi. Kendiniz için oturun evinizde seçtiğiniz bir köşeye, kapatın gözlerinizi ve durun öyle bakalım neler oluyor. Ya da yürüyüşe çıkın, bir noktada mola verin, orada oturun durun öyle. Meditasyon gözler açık da olabiliyor. Aslında Mihri Hocam “Meditasyon 24 saat” der. Aynen öyle. Farkındalıkla geçen 24 saat düşünsenize. Meditasyon için gerekli şartlarmış, kurallarmış boşverin. İçinizi dinleyin yeter. Keyifli meditasyonlar o halde…

Yarın sabah Türkiye saati ile 03:53′te güneş tutulması gerçekleşecek. Yüzyılın en uzun güneş tutulması olacak. Bir süredir gökyüzü enerjileriyle ilgili okuyorum, araştırıyorum. Şu ana kadar ulaştığım bilgilerde, tutulmaların bireysel olarak bizlere etkilerinin ciddi boyutlarda olduğunu gördüm;
Güneş tutulmaları bizi mevcut seviyemizden daha yüksek seviyeye geçebilmemiz için tetikliyor. Genelde güneş tutulmaları yeni başlangıçları ve bizim için önemli olabilecek olayların haberlerini getiriyorlar. Yaşamınızda bir sayfa kapanıyor, bir yenisi açılıyor. Bu bir başlangıç enerjisi. Temmuz başından bu yana gökyüzü enerjilerinin yardımı ile değişiyoruz, değişime zorlanıyoruz. Yani bugünlerde kendinizi sebepsizce ağlarken, gülerken, sinir krizi halinde ya da iç sıkıntısı içinde bulursanız şaşırmayın. Temmuz ve Ağustos gökyüzü enerjilerinin bizi ciddi anlamda değişime ve özgürleşmeye doğru yönlendireceği zorlu 2 ay.
Bilgisine ve eğitimine güvendiğim Astrolog Oğuzhan Ceyhan’ın tutulma ile ilgili uyarıları ise şu şekilde; “Tutulma derecesi çok tehlikeli bir konumda. Yengeç, oğlak, koç ve terazi burçları etkilenecek. Bireysel anlamda karışık sosyal anlamda çok gergin bir döneme giriyoruz; Yağışlar, depremler, uçak kazaları, savaşlar. Türkiye’den görünmese bile bu tutulmanın etkileri çok net ve kesin olacak. Tutulma derecesi 29 derece; Ölümcül ve şavaş derecesi ciddi problemler ve savaş döngüleri anlamına gelen bir derece bu.
Lütfen risklere girmeyiniz .Tartışmalardan uzak durunuz, yatırımlarınıza dikkat ediniz ve önümüzdeki 4 gün boyunca yeni ortaklıklara girmeyiniz. Tutulma derecesi ani hastalıklara ve öllümlere sebep olabilir.”
Evet oldukça olumsuz ve ürkütücü bir tablo çiziyor Oğuzhan Ceyhan. Hiç yorum katmadan olduğu gibi verdim uyarılarını. Siz de internette ya da gazetelerde rastlamış olabilirsiniz bu uyarılara. Panik yapmaya, karamsarlığa düşmeye yine de gerek olmadığını düşünüyorum. Akıllı olalım, farkında olalım. Ruhsal ve fiziksel dengemizi korumaya çalışalım. Yapabiliyorsak bunun için bolca yoga, meditasyon ya da bizi ne mutlu ediyorsa onu yapalım bugünlerde. Tutulma tehlikeli bir konumda olabilir ama bu değişimi olumlu tarafından kucaklamak gerek. Kendimiz için en iyisi neyse onu dileyelim ve korku enerjisi yaymayalım. Sevgide kalmaya devam.

Hiçbirşey yazasım yok.
Gazze’deki insanların fotoğrafları gitmiyor zihnimden…
Doğu’da kar altında kalan evler, okula gidemeyen çocuklar, 7 kişi bir odada yaşamaya çabalayan insanlar…
Ekonomi, tepemizdekilerin saçma sapan demeçleri, medyanın körler sağırlar birbirini ağırlar hali…
Üzgünüm ne yılbaşı ne de kar sevindirmiyor beni bugünlerde…
2012 geliyor farkında mısınz?
Farkında mısınız dünyada herşey kötüye gidiyor? “Kötü” nün anlamı değişiyor, form değiştiriyor.
Dünya dönüşüyor farkında mısınız?
Farkında mısınız bu gidişatın ne gibi sonuçlar doğurabileceğinin?
Maya kehanetlerine göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ sona ererek yeni bir çağ başlayacak. Büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını ise bilim adamlarına göre iklimsel değişimler sayesinde şimdiden gözlemleyebiliyoruz. “Beşinci kutupsal kayma” olarak adlandırılan bu değişimde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle meydana gelecek.
Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Kaldı ki, küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu’ndaki buzullar zaten erimeye başlamış durumda. Mayalar’a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi.
Yeni çağa hazırlanmak için içimize dönelim. Kendi içimizde de dönüşümü başlatalım ki dünyaya, evrene ışığımızı yayalım…. Meditasyonlara devam…
