Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...



İnfomag yazıları’ kategorisi arşivi

Spor salonunda bilim ve felsefe

Yakın zamanda katıldığım bir meditasyon ve grup çalışmasında felsefe öğretmeni bir çift ile tanıştım. Bu çiftle sohbetimiz sırasında yeni bir kişisel gelişim programı başlatmak üzere olduklarını öğrendim. Programın, bir spor salonunda uygulanacak ve de derslerin 7-17 yaş grubuna verilecek olması bana ilginç geldi. Bu nedenle sizler için daha ayrıntılı bilgi aldım.
YankıGym Sürekli Eğitim Merkezi Koordinatörü olan Meriç Bilgiç, İngiltere ve Belçika’da okumuş. Catholic University of Leuven’da Felsefe masterını birincilikle bitirmiş ve üstün başarı ödülü almış. Aynı zamanda Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü Kurucu hocalarından. Bilgiç, bu programın dershanelerin yarattığı kişilik bozukluğuna karşı, kişiliği güçlendirmeyi amaçladığını anlattı: “Dershaneye gönderilen çocuk genellikle okulda başarısız olan çocuk oluyor. Aynı öğrenci dershanede de başarısız oluyor. Özel ders aldırılıyor, yetmiyor, dayak atılıyor, aşağılanıyor. Sonunda özgüvensiz, başarısızlığa koşullanmış, en iyi ihtimalle hırslı, saldırgan kişilikler oluşuyor. Bu program bu zinciri kırmayı amaçlıyor. Dershanelere karşıyız. Dershaneler çocuk için bir cinayettir. Tam ifadeyle çocukların sonsuz olasılıklı dünyalarını eğitim adında tek olasılıklı, hayal gücü sıfırlanmış mekanik ve acımasız bir dünya hücresine hapsediyorlar.”
Evet gerçekten de iddialı ve bir o kadar da çarpıcı değil mi? Programdaki dersler çok ilgimi çekti; Matematik oyunları, Bilim Tarihi felsefesi, müzik, ingilizce konuşma, diksiyon, yoga-meditasyon, modern dans, bale, taekwondo, judo, jimnastik ve drama.
Bilgiç derslerle ilgili şunları söyledi: “1000 metrekare üzerine kurulu bir spor salonunda bilim adamları ve felsefeciler meslek sırlarını çocuklarla paylaşacak. Programlarımız MEB’in yıllık eğitim takvimine paralel olarak haftaiçi ve haftasonu uygulanıyor. Öğretmenlerimiz kendi alanlarında ulusal ve uluslararası düzeyde başarılar elde etmiş seçkin isimlerden oluşuyor.”
Bir bedensel etkinlik yanında bir dizi zihinsel ders ile beraber verildiğinden ve zihin beden dengesinin öğrencide nasıl geliştiğinin gözlendiğinden bahseden Bilgiç, “Çocuklarda bu en büyük sorun; Ya çok hareketli bir beden ve sıfır zihinsel konsantrasyon, ya da aksine bilgisayara yapışmış bir elektronik organ, kavanozda beyin yaşamı fakat beden yok. Biz ikisini de yerine koyup yüksek düzeyde ruhsal ve bedensel yeteneklerini dengeli kullanmasını öğretiyoruz. Bu programın arkasında bir felsefe var. Bir bilgi ve ahlak felsefesi var. Öyle görüş anlamında bir felsefe değil, sistematik, akademik bir felsefi arkaplanı var bu eğitimin.”
Bilgiç, “Derdimiz insan gibi insan yetiştirmek. özgüvenli, sorumluluk sahibi, yükümlülüklerine, toplumuna sahip çıkan, kendi sınırlarını bilen, zorlayan ve yeteneklerini geliştiren yetkin bilinçler yetenekli, sağlıklı, güzel nesil yetiştirmek” diyor.
Bu özel kişisel gelişim programı ile ilgili daha ayrıntılı bilgiyi Meriç Bilgiç’ten (mericbilgic@gmail.com) ya da YankıGym’den (yankigymcenter@hotmail.com)alabilirsiniz.

Not: Bu yazı Infomag dergisinin Ekim sayısındaki köşe yazımdan alıntıdır.

Kuantum düşünce tekniği ile sonunda tanıştım

Einstein, Kuantum Teorisini bulduğunda mutluluğun formülünü çözdüğünün farkında mıydı bilmiyorum ama bugün Kuantum teorisi tüm dünyada beyin gücümüzü ve benliğimizi keşfetmek amacıyla kullanılıyor. Latince “Quanta”, yani “kaç” sözcüğünden gelen Kuantum, atomların sıçrayışı ve bir yerden bir yere kaçışını ifade ediyor. Atomların hareketlerini incelerken, belli bir noktadan sonra hareket ve kütlelerinin neye göre değişiklik gösterdiğini çözümleyemeyen bilim adamları, beyindeki hareketliliğin yani düşüncelerin de kendi gönderdiğimiz enerjiye göre oluştuğunu görüyor. Yani beynimiz, Kuantum alanına gönderdiğimiz enerjiye göre yeni ve farklı düşünceler üretiyor. İçimize kapanıp negatif enerjiyle yüklendiğimiz zaman beynimiz kısırdöngüler ve tekrar eden düşünceler üretmekten öteye gidemiyor. Beynimizde oluşan Kuantum sıçraması daha önceki düşüncelerimizin dışına çıkıp yeni bir şey oluşturmamızı sağlıyor.
Kuantum Düşünce Tekniği üzerine bir kitap yazan ve bu konuda seminerler düzenleyen Şanal Günseli, Türkiye’de bu tekniğin uygulayıcılarından. Geçtiğimiz günlerde bu tekniği bizzat deneyimledim. Şanal Günseli’nin öğrencilerinden olan Kuantum Terapisti arkadaşım Esra Ekren ile bütün bir gün süren bireysel bir Kuantum terapisi yaptık. Günün sonunda bir defa daha anladım ki insanın kendisiyle ilgili öğrenebileceklerinin ve içsel yolculuğunun sınırı yok.
Kişiye özel olarak birebir yüzyüze yaplan Kuantum Terapisi tam günlük çalışmayı içeriyor. Hayatınızdan çıkarmak istediğiniz tüm olumsuz düşünceleri olumluya dönüştürme, bağımlılıklardan arınma, oluşturmak istediğiniz kimlik ve hayatınızın tümünde bolluk-bereket-sağlık ve huzuru sağlama konularında hızlı, ve kalıcı bir çalışma programı.
Şanal Günseli, http://www.kuantumyasam.com/ sitesinde bireysel kuantum çalışmasını ayrıntılı olarak anlatıyor.
UCLA’dan teorik fizik üzerine doktorasını almış olan, Discovery Channel’ın “The Know Zone” ( Bilgi Kuşağı) serisinin vazgeçilmez fizikçisi, Ulusal Kitap Ödülü kazanmış on iki kitabı bulunan, Dr. Kuantum diye anılan Fred Alan Wolf, “Büyük Fikirlerin Küçük Kitabı” adlı kitabında kuantumu oldukça yalın ve net bir şekilde anlatıyor: “Hayatımızdaki hareketlilik bazen karmaşık görünebilir. Ancak karmaşık değildir. Dev bir dalga gibi hareket eder ve biz de tam onun üzerinde dururuz. Eğer dalgayı kontrol etmeye çalışırsak, kendimizi onunla savaş halinde buluruz. Eğer sadece dalganın üzerinde kalmayı öğrenirsek, bu sefer de onun kurbanı oluruz. Fakat bir seçeneğimiz daha vardır: Dalganın hareket kurallarını kavrayabilir ve üzerinde başarılı bir biçimde sörf yapmayı öğrenebiliriz.”

İnfomag Dergisi Temmuz sayısı köşe yazımdan alıntıdır.