Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...



İnfomag yazıları’ kategorisi arşivi

Spiritüel cambazlar

Hemen hemen her gün posta kutuma şöyle mesajlar düşüyor; 7 günde mucize kursu, 1 haftada bütün bağımlılıklarınızdan kurtulun, 15 günde hayatınız değişsin. Her programın bir de hızlandırılmış versiyonu var. Özellikle yoğun tempoda çalışanlar için uyarlanmış bu versiyonlar. Spiritüel cambazlar diyorum ben bunlara ya da spiritüel tüccarlar. İnsanların paralarını alıp ruhlarıyla, kodlarıyla oynuyorlar. Üstelik kendilerini adeta Tanrı yerine koyup insanlara hayatlarını değiştirme vaatleri veriyorlar. Birçok seminere katılmış ama halen ne yapmak istediğini bilmeyen, kendiyle barışamamış bir kitle var. Ve bu insanlar her yeni seminere, terapiye koşa koşa gidiyor. Yani aslında alan memnun satan memnun görünüyor fakat işin arka tarafı yani buzdağının görünmeyen kısmı bambaşka.
Bilimsel temelli olmayan, içi boş vaatlerle dolu bu tarz çalışmalar ağır depresyonlara sürüklüyor insanları. Farkındalığınızı yüksek, aklınızı yerinde tutun lütfen. Öncelikle size uygulayacağı çalışmaları kendi hayatında uygulayamamış kişileri ciddiye bile almayın. Yaşam koçuyum diyen herkese inanmayın. Mutlaka araştırın. Koçluk sertifikası var mı, nerede eğitim almış sorgulayın. Israrcı olup da sürekli şu seminere gelmiyor musun diye peşinizde dolaşanlara kulak asmayın. Yaşam koçu olduğunu iddia edip de ısrar ediyor, akışa bırakmıyor, seçiminize saygı duymuyorsa unutun gitsin.

Tek yöntem sizsiniz
Kişisel gelişim her geçen gün daha da büyüyen cazip bir pazar haline geldi. Artık hemen hemen her spor klübünde bir yoga öğretmeni, otellerde enerji terapileri var. Kitapçılardaki en çok satanlar bölümünde de ilk sıralarda mutlaka 1-2 kişisel gelişim kitabı oluyor. Eğitmen, terapi ya da kitap, her birinde doğru seçim yapabilmek için alternatifleri tek tek incelemek, araştırmak gerekiyor. Tek birine sorgulamadan körü körüne inanıp bağlanmak psikolojik ve sosyal açıdan son derece sağlıksız olabiliyor. Bir de şu var; “Bak bu yöntem ile başaramadım bir de şu yöntemi denemeliyim”. Tek yöntem sizsiniz! Hayatınızı değiştirecek olan da, bağımlılıklarından kurtulacak olan da sizsiniz! Bunlar için illa ki bilmem kaç dolar verip seminerlere katılmanız gerekmiyor. Yolunuzu aydınlatacak bir rehber olabilir belki sizin çözümünüz ya da bir kitap. Ya da gerçekten deneyimli ve donanımlı bir yaşam koçundan destek alabilirsiniz. Ya da eğitimine, bilgisine, enerjisine inandığınız, güvendiğiniz bir yoga eğitmeni bir çalışabilirsiniz. Çok da büyük bütçeler değil bu saydıklarım. Binlerce dolar verip ne olduğunu bilmediğiniz guruların eğitimleri yerine kendiniz için daha mantıklı, gerçekçi çözümler yaratabilirsiniz.
Kaldı ki aslında ben ya da başkaları ne dese boş. Bir insanın kendini tanıma uğrunda seçeceği bir yol varsa, bu yola er ya da geç bir şekilde ulaşıyor. Hata yaparak ya da yapmayarak, alternatifleri deneyerek ya da denemeyerek. Önemli olan yolunuza ulaştığınızda neyin ne kadar farkında olduğunuzdur.

Fotoğrafta gördüklerinizi denemeyin!
Bir de özellikle yoga konusunda son dönemde gerek medyada gerekse de çeşitli yoga stüdyolarında gözlemlediğim bir şeyler paylaşacağım; Yoga geleneksellikten uzaklaştıkça ve Amerikan kültürüne yakınlaştıkça pek bir popüler oldu. Olsun olmasına tabii, ne kadar yayılsa, ne kadar fazla insan bu bilinci tanısa güzel ama bugün pedikürsüz gidilmeyen, en son moda eşofmanlarla yoga yapılan stüdyolar in oldu. Öte yandan yoga ile pek ilgisi olmayan akrobatik duruşlar dergilerde bile yerini aldı. Örneğin geçtiğimiz aylarda bir kadın dergisinde rastlamıştım. Evde yapılabilecek birkaç duruş fotoğraflarla gösteriliyor. Fakat içlerinden birkaçı öyle duruşlar ki bir eğitmen eşliğinde bile yaparken zorlanabilirsiniz. Ben yoga hiç bilmeyen biri olsam, bu pozları denesem ve bir yerimi incitsem bunun sorumlusu kim olacak? Özellikle bu tür konularda medyanın çok daha dikkatli ve sorumlu davranması gerekir. Bu tür fotoğrafların altına “Lütfen önce bir eğitmen eşliğinde pozları öğreniniz ve daha sonra evde deneyiniz” gibi bir açıklama yazılması gerekir. Yani aman dikkat diyorum, orada burada gördüğünüz pozları deneyip kendinizi sakatlamayın sakın.

Bedeni dinlemeyi unuttuk

Siz de halen dişiniz ağırmadan dişçiye gitmeyenlerden misiniz? Ya da birine sinirlendiğinizde o kişiyle yüzleşmek yerine hemen mutlu bir şarkı dinleyip sinirinizi geçirmeye mi çalışırsınız? O halde siz de bedeninizi unutmuşsunuz.

Özellikle bizler şehir insanlarının pek de umursamadığı gerçeklerden bahsedeceğim sizlere bu ay; Beden sağlığımızdan. Tesadüf bu ya pek de sağlıklı olmadığım bir günde yazıyorum bu yazıyı. Neredeyse bir haftadır grip olan kızımdan şimdi de bana geçen grip virüsü bedenimin farkındalığını ciddi ölçüde yaşattı bana. Ve bu yazının konusu olan Shiatsu’yu bir defa daha hatırlattı. Uzakdoğu’da asırlardır kullanılan bir iyileştirme yöntemi olan,  Japonca shi = “parmak” ve atsu = “basınç” kelimelerinden oluşan Shiatsu, parmak ve avuç içleri ile uygulanan bir masaj tekniği. Aslında önemli olan felsefesi bana göre; Bizi saran her şeyin enerji olduğu, vücudumuzun da bir enerji formu olduğu. İşte Shiatsu, buradan yola çıkarak vücudumuzdaki enerji düzensizliklerini düzene sokmak ve genel sağlık durumunu korumak amacıyla yapılıyor.


Bu ay bu konuyu sizlere anlatmamdaki sebep, Shiatsu Uzmanı Elif Altındiş’in geçtiğimiz günlerde bir sohbetimiz sırasında, son dönemlerde ağrı çeken insanlarda büyük bir artış olduğunu söylemesi oldu. Bu artışın nedenini düşündüm hep ve neler yapmamız gerektiğini. Çünkü yakın çevremde de görüyorum ki örneğin boyun ve bel fıtığı olmayan çalışan insan neredeyse yok gibi. Bu duruma Altındiş’in önemli bir tespiti var; “Çalışma şartlarımız ergonomik değil. Ofislerde sadece görsellik ön planda olsun diye ergonomik olmayan çalışma koşullarına sahip olunması. Masa ve sandalyelerin insan bedenine uygun olmaması”. Tabii çok somut olan bu tespiti dışında kendimize ve çevremize olan davranışlarımıza dair önemli görüşleri var Altındiş’in, sizlerle paylaşmam gereken;

Durum biriktiriyoruz
Elif Altındiş’in dikkat çektiği en önemli nokta; Bedenimizden uzaklaştığımız ve daha çok zihin odaklı yaşadığımız. “Hep akıllı olmak zorundayız. Zihine kayarken bedeni umursamaz olduk. Zaman bulamıyoruz. Bedene dönememek bizi robotlar haline getirdi..Bedene uzak olduğumuz için ruha da uzak kaldık. Halbuki ikisi bir arada. Örneğin bedenlerimizin ilk arıza çıkardığı zamanı kaçırıyoruz. Ülkemizde hasta sağlığını korumak diye bir süreç de olmadığından o ara dönem kaçıyor. Ancak dişimiz ağrıdığında çürüdüğünün farkına varıyoruz. Ancak bir enfeksiyon dışarıda kendini gösterdiğinde hastalığımızın farkına varıyoruz. Bedeni dinlemeyi unuttuk” diyor Altındiş.
Zamanın azlığından dolayı duygularımızın farkına varamıyoruz. Duygusal yaşantımızı düzene sokmuyoruz. Duygularımızı sürekli bekletiyoruz ya da erteliyoruz. “İnci” adlı kitabında anlatır belki bilirsiniz; Japonya’da kadınlar nezaket temsilcisi olduklarından, eşlerine ve çocuklarına bağırmadıkları için mutfakta birer tane porselen kavanozları vardır. Kadınlar günün sonunda kızgınlıklarını kırgınlıklarını o kavanoza kusarlar. Biz ise tam tersi durum biriktiriyoruz. Anlık çözümlere gidemiyoruz. Zaman var ama biz yaratmıyoruz. Ve böylece durumlar zaman aşımına uğruyor.
İşte bu biriktirdiğimiz durumlar, duygular önce içimizi kirletiyor, enerjimizi düzensiz hale getiriyor, sonra da çevremizi kirletiyor. Yani biz sebepleri hep dışarda arıyoruz ama asıl içimize dönüp bakmamız gerekiyor.
Shiatsu masajı ile vücudumuzda bulunan enerji meridyenlerine parmak uçlarıyla basınç uygulanıyor, doğru sinyal gitmeyen yerlere gerekli sinyal gönderiliyor ve böylelikle bozulmuş olan enerji sinyalizasonu tekrar düzene sokuluyor.

Vücudu oksijenlendiriyor
Shiatsu’nun vücuda en önemli katkısının vücudu oksijenlendirmek olduğunu vurgulayan Altındiş, “İnsanlar oksijen alma derdinde. Halbuki bütün vücudumuzun oksijen üretebilme kapasitesi var. Oksijensizlik kan dolaşımı bozukluğu yaratır. Bu bozukluk enfeksiyonlara açık olma, bağışıklık siteminin çökmesi ve böylece dışardan gelecek her şeye açık olması demek” diyor. Ve özellikle de üzerinde durduğu bir konu var ki; Shiatsu yaptırmak için mutlaka ağrınız olması gerekmiyor. En önemli etkisi bağışıklı sistemini güçlendirmek olan bu masajı genel sağlığı korumak adına düzenli olarak yaptırmak gerekiyor. Bu nedenle de en çok çocuklar, yeni doğanlar ve yaşlılara öneriliyor. Çünkü bağışıklık sistemi güçlü olduğunda siz de biliyorsunuz ki enfeksiyon gibi hastalıklara yakalanma riski de oldukça az oluyor.
“Vücudumuzda ağrıyı artıran ve ağrıyı kesen bölgelerimiz var. Ağrıyı oluşturan durumları sen günlük hayatında yaşamaya devam edersen ağrı gelecektir. Ağrının gelmesini engelleyecek nedenler çıkartırsa sadece bir süre ertelersin. Ama ağrıyı oluşturacak sebepleri ortadan kaldırırsan zaten ağrı olmaz” diyor Altındiş.
Düşüncelerimiz ve duygularımızın hastalıklara nasıl bir sebep oluşturabildiği halen size bilimsel gelmiyorsa biraz da İngiliz şair, bir dünya ozanı William Shakespeare’e kulak verin derim; “Ne iyi var ne kötü; hepsi düşüncelerimizin eseri.”

*İnfomag Ocak sayısındaki köşe yazım.

Yeni yılda ılımlı olmayalım

Yeni yıla dair umutlar, kararlarla dolu her birimizin kafası eminim ki şu günlerde. Kimbilir ne listeler var zihinlerimizde. Her yıl yapılan ama ne yazık ki yılın daha ilk ya da ikinci ayında rafa kaldırılan ve uygulamaya konulamayıp sadece zihinde kalan o listeler. Uygulanamadığı için de zihin de arka planda sürekli bizimle konuşan ve her gün ayrı bir çeşit suçluluk duygusu salgılayan listeler. Gelin bu yıl hiç liste yapmayın, hiçbir karar almayın. Her ne olacaksa olmasına izin vermeniz yeterli. Ama tabiî ki olacakların ya da olmasını istediklerinizin sorumluluğunu sonuna kadar alacaksanız.
“Varlığının bütün gücüyle hata yapmak, titreyen bir ruh hali içinde hata yapmaktan kaçınmaktan iyidir. Sorumluluk, eyleminin karşılığında alacağın hazın ve ödeyeceğin bedelin fakında olmak ve farkındalığın temel alındığı bir seçim demektir. Ve sonra da bu seçimle barışık yaşamaktır” diyor Dan Millman “Dingin Savaşçı” adlı kitabında. Ilımlılık hakkında söyledikleri de kayda değer; “Ilımlılık, sıradanlık, korku ve karışıklık içinde saklanmak, kılık değiştirmektir. Şeytanın makul olduğuna kendini inandırmaktır. Hiç kimseyi mutlu etmeyen istikrarsız bir uzlaşmadır. Ilımlılık yumuşak yüzlüler, özür dileyenler ve dünya sahnesinde yer almaktan korktuğu için kenarda kalanlar içindir. Ağlamak ya da gülmekten, yaşamak ya da ölmekten korkanlar içindir. Ilımlılık, son yargısına varmadan önce şeytanın demlediği ılık bir çaydır”.
Gerek iş hayatınızda gerekse de özel hayatınızda ne kadar ve nerelerde ılımlı olmaya yönlendirildiğinizi bir düşünün. Özgürce seçimlerinizi yüksek sesle dile getiremediğiniz anları ve nedenlerini hatırlayın, o anlara geri dönün. Bu yıl seçimlerinizi daha özgürce yapmaya, kendinizi daha özgürce ifade etmeye ve seçimlerinizin sorumluğuna sonuna kadar sahip çıkmaya adayın kendinizi ne dersiniz?
Çok mu anarşistçe geliyor bunlar size? Hiç gelmesin çünkü olması gereken bu aslında. Kendinizi tanımanın, hayallerinizdeki dünyayı yaratmanın yolu buradan geçiyor.
Dan Millman’ın Dingin Savaşçı’sı nacizane yeni yıl kitabı önerim olsun size. Dünya jimnastik şampiyonu Dan Millman, kitapta kendi yaşam öyküsünü anlatıyor. Mayalara göre ruhsal bir uyanış yaşayacağımız 2011’in sonunda yaklaşırken okunması gereken en önemli kişisel gelişim kitaplarından biri. Geçtiğimiz ay vizyona giren 2012 filmine gitmenizi ise önermiyorum. Ama korkularınızı tetiklemek, beslemek istiyorsanız o ayrı tabii. Bu tarz korku bilincini artıran etkilerden uzak kalarak, onun yerine bolca okuma, araştırma ve eyleme geçme zamanı artık. Bugüne kadar seçimlerimizle kirlettiğimiz dünyamız için neler yapabileceğimizi, bireysel olarak üzerimize düşenlerin neler olduğunu araştırma, uyanık olma, seçimlerimizin sorumluluğunu alma vakti.

Sigara değil mide bulandıran; alışkanlık
Yeni yıl listelerimizde ilk sıralarda yer alan, “sigarayı bırakmak”, “içkiyi bırakmak” ya da “kilo vermek” gibi konularda yazarın görüşü ve deneyimleri şöyle; “Sigara içmek, içki içmek, uyuşturucu kullanmak, şeker yemek hem iyi hem kötüdür. Yapılan her eylemin kendi içinde hazları ve karşılığında ödenen bedelleri vardır. Her iki yanının da farkında olmak, senin gerçekçi ve yaptıklarının sorumluluğunu üstlenen biri olmanı sağlar. Ancak o zaman bir savaçının özgür seçim yapma olanağına sahip olursun, yapmak ya da yapmamak”.
“Sigara içki değil mide bulandırıcı olan; alışkanlık” diyor ve ekliyor; “Günde bir sigara içip sonra altı ay içmeyebilirim; bir başkasını içmeye dayanılmaz bir istek duymadan günde bir kere ya da haftada bir kere sigara içmenin tadına varabilirim. Ve sigarayı içtiğimde ciğerlerimin bunun bedelini ödemeyeceğini düşünmezlik etmem. Sonradan bu yaptıklarımın olumsuz etkilerini dengeleyecek uygun bir karşı eylemde bulunurum”.

İçinize dönebileceğiniz cennet

Hani hatırlarsınız burada demiştim ya size Neler gördüm neler! İşte gördüklerim;

Organik beslenip, doğayla iç içe olmak, her şeyin doğalını deneyimlemek, kendinizi evinizde hissetmek ve aynı zamanda inzivaya çekilmek istiyorsanız burası tam size göre.
Naya3
İstanbul’un karmaşasından ve iş yaşamınızda stresli günlerden bunaldıysanız sadece bir vapur gezisi yaparak gidebileceğiniz alternatif bir yer var; Naya İstanbul. Büyükada’da yer alan Naya, adeta cennetten kopmuş bir inziva yeri. Beyaz ahşap bir villa içinde kalıyorsunuz ve palmiyeler, kaktüsler, çeşit çeşit çiçek arasında kendinizden geçiyorsunuz. Nane, adaçayı ve lavanta kokuları içinde nefis bir deniz manzarasına şahitlik ediyorsunuz. Fakat bildiğiniz otellere benzemiyor burası. Kendinizi evde gibi hissetmeniz için birçok sebep var; Öncelikle yediğiniz her şey tamamen organik. Suyunuz, elektriğiniz, yedikleriniz doğal yollardan elde ediliyor.
ludwig
Naya’nın kurucularından Ludwig Lehner, öncelikle Türk insanına hayran olduğu için Türkiye’de kalma kararı almış. Lehner, 13 yıl önce Türkiye’ye gelmiş. Türk insanını oldukça insancıl ve doğal bulan Lehner, “Herhangi bir Avrupa insanının sizinle tanıştıktan hemen sonra evine davet etmesi çok normal bir durum değildir” diyor.
Lehner, bir süre Tünel Festivali’ni düzenlemiş ve Beyoğlu Tünel’de vejeteryan bir restoran işletmiş. Daha sonra ise Naya’yı kurma kararı almış. Kendisi de aynı zamanda meditasyon hocası olan Lehner, Naya’da dünyanın dört bir yanından gelen kişisel gelişim gruplarının çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Kültürler arası bir dinlenme merkezi olan otele bir haftasonu kaçamağı için gitmek istiyorsanız mutlaka önceden aramanız gerek çünkü otelde çok sık meditasyon ve inziva çalışmaları yapılıyor.
Otelin sadece 8 odası var. Daha fazla misafir olduğunda ise misafir villalarda ağırlanıyor. En güzel sezon ise Eylül-Ekim ayları.
naya4
naya6

Herşey ekolojik
Lehner, Naya’yı doğaya duyarlı bir çevre projesi olarak ele aldıklarını ve bir yandan da yüksek tekolojiden faydalandıklarını söylüyor. Fakat bu teknolojiyi doğaya saygı duyarak kullandıklarını vurguluyor. Bu nedenle oteldeki herşey doğal;
*Bahçedeki havuzun suyu bitkilerle temizleniyor. Havuzun bir bölümünde yüzülüyor, diğer bir bölümünde ise temizleme fonksiyonu var.
naya5
*Ahşap fırında ekmek, pizza, pide pişiriliyor. Aynı zamanda otelin tamamı bu fırının doğal enerjisi ile ısınıyor. Fırın ahşap olduğundan ısısını saatlerce koruyor. Böylece dışardan başka enerjiye ihtiyaç olmuyor. Fırın aynı zamanda saunada duruyor. Dışarıda ekmekler pişerken bir yandan saunadan da faydalanabiliyorsunuz. Yani bu fırının 3 temel fonksiyonu var; Ekmek yapımı, ısı tasarrufu ve elektrik üretimi. Güneş enerjisi ile elektrik ve sıcak su üretiliyor.
*Duş suyu geri dönüşümlü olarak kullanılıyor, temizleniyor.
*Mutfak ağırlıklı olarak vejeterjan fakat misafirlerin isteklerine bağlı olarak barbekü partileri yapılıyor.

Doğal yaşama yönelik inzivalar
Mekanı görmek için gittiğimizde, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelmiş, insan haklarıyla ilgili bir grup çalışması vardı. Çalışmanın öğlen arasında açık büfe vejeteryan yemekleri gerçekten de görülmeye değerdi.
Gelecek yıl doğal bahçe tasarımıyla ilgilenen bir grubu misafir edeceklerinden bahseden Lehner, bu grubun tasarım süresinde bütün materyalleri yine bahçenin kendisinden kullanarak muhteşem güzellikte bir bahçe oluşturduklarını anlattı.
Naya’daki inziva çalışmaları kaliteli doğal yaşama yönelik. Otelin para odaklı değil doğanın güzelliklerine odaklı olduğunu iddia eden Lehner, “Burada evde gibi hissediyorsunuz. Soğuk atmosferi sevmiyoruz. Müşterilerimizle aile ya da arkadaş gibi olmayı seviyoruz. Gelip paranızı ödeyip de gitmeniz değil istediğimiz. İletişimimiz hep sürsün istiyoruz. Mutfağa bile girin ve bizimle her anı yaşayın istiyoruz.”
Otelde ayrıca, ahşap boyama, resim, yazarlık, yoga ve meditasyon kurslarına katılabilir, shiatsu ve ayurvedik masaj yaptırabiliyorsunuz.

Dünya 21 Aralık 2012 tarihine kitlendi bekliyor. Herkes birbirine kendi felaket senaryolarını anlatıyor. Dilden dile dolanıyor hikayeler. Korku bilinci her geçen gün daha da yayılıyor. Tam da bu korkularımıza tuz biber ekecek bir film bu ay vizyona giriyor. Fragmanı bile midenize sancılar girmesi için yeterli, sonuna kadar izleyebilir misiniz bilmiyorum. Bunlar senaryonun ön yüzü. Bir de buz dağının görünmeyen tarafı var; Ekolojik felaketler. Dünyayı bugüne getiren biziz farkında mıyız? Bir an önce bu sorumluluğu alıp üzerimize düşenleri yapmazsak, “Yuva” belgeselinde dediği gibi dünyanın 10 yıl sonra bütün kaynakları bitmiş olacak.
Maya Takvimi uzmanı Fatih Keçelioğlu, takvimin son gününün sanılanın aksine 21 Aralık 2012 değil, asıl tarihin 28 Ekim 2011 olduğunu söylüyor. Bu tarihle birlikte insanoğlunun bilincinde büyük bir değişim başlayacağına dikkat çeken Keçelioğlu, takvime göre 8 Kasım 2009 tarihinden itibaren “6.gece” adında bir döneme girileceğini ve bu dönemin ekonomik anlamda ciddi boyutlarda bir kriz getireceğini söylüyor. Keçelioğlu’na göre bu kriz artık büyük bir dönüşüme yol açacak. Artık geri dönüş olmayacak. Yani kar amaçlı iş yapan, doğaya uyumlu çözüm üretmeyen şirketler, perma kültür ve sürdürülebilir enerji kaynaklarını kullanmayan ülkeler ne yazık ki kendi kendilerini yok edecek. Evet oldukça sancılı, büyük çöküşlerle geçecek bir dönem bekliyor bizleri. Bu süreçte hem bireysel hem de toplumsal olarak neler yapmak gerektiğini Keçelioğlu ile konuştuk. Röportajı bu ay İnfomag’da köşemde yazdım fakat bu hali daha ayrıntılı şekli olup Alternatifkarma’ya özel; Fatih

28 Ekim 2011 dünyanın sonu mudur?

Hayır değildir. Mayalar kesinlikle böyle birşeyden bahsetmiyorlar. Bunun insan psikolojisi ile ilgisi var. Ruhumuzun derinliklerinde birtakım korkular besliyoruz. Özellikle dünyanın sonuna yönelik bir korku taşıyoruz. Bu da gerçekten kolektif bilinç. 10 binlerce yıl önce felaketler yaşamışız. Şimdi onu yansıtıyoruz. “Maya takviminin sonu geliyorsa dünyanın da sonu geliyordur” diyoruz. Direkt sıradan bir insan zihninde ilk akla gelen şey bu oluyor. Dolayısıyla mayalara baktığımızda hiçbir yazıtta “dünyanın sonu geliyor hepiniz öleceksiniz” gibi bir durum yok.

Peki doğal felaketler?

Bu takvimde böyle bir bilgi yok. Bilimsel olarak da mümkün görünmüyor. Jeolojik olarak dünyanın yerkabuğu oturmuş durumda. Büyük depremler, volkan patlamaları için bir neden yok. Her kafadan bir ses çıkıyor. Her araştırmacı kendi bakış açısından bir yorum getiriyor ve bunların büyük bir kısmı belirli bir bilimsel geçerliliğe sahip olmayan teoriler. Örneğin dünyanın kutuplarının yer değiştireceği gibi. Bunu mesela galaktik hizalanma denilen bir astronomik olayla bağlıyorlar. Halbuki böyle birşey yok. Çok fazla yanıltıcı bilgi var. Ben bile bir defa da hepsini hatırlayamıyorum. Maya takvimi ile ilgili özellikle internette çok faklı kaynaklar var. Foton kuşağı, ufoların gelişi gibi teoriler var. Ben bunlara şöyle bakıyorum; İnsanlar sorumluluğu kendinde görmek istemiyor ve bir şeylere yansıtıyor. Başına kötü bir şey gelecekse, yani ya Marduk gelecek, ya galaktik hizalanma olacak ya da ufolar gelecek. Tamamen sorumluluğu uzağa atmaktır bu.

Maya takviminde dönüşüm bizimle gerçekleşecek diyor değil mi?

Evet ama bu maya takviminin belirli bir yorumu. Hocam Carl Johan Calleman’a göre maya takvimi bilincimizin nasıl dönüştüğünü anlatıyor. Bu bizim üzerimizden oluyor, bizim dışımızda bir kaynaktan değil. Bunun bir kozmolojik, spiritüel bir merkezi var ama bu direkt bizi etkiliyor. Biz de evrenin bir parçasıyız. Benim dikkat çekmek istediğim asıl konu şu; Maya takvimini bir kenara atalım. Dünya zaten çok büyük bir felaketle karşı karşıya; Ekoloji felaketler. Yuva belgeselinde en sonunda verilen bir mesaj var; İnsanlığın şu anki gidişatını değiştirmek ve dünyadaki yaşamı öldürmemek için 10 yılı var. Yani saatli bir bomba gibiyiz. Dünya niye böyle? Bizim dünyayı kullanış şeklimizden, yemek yeme şeklimizden, tüketim alışkanlıklarımızdan, enerji tüketim alışkanlıklarımıza dayanıyor tüm felaketlerin nedeni. Dolayısıyla sorumluluk bizim elimizde. Bir şeyleri uyanıp düzeltmezsek zaten kendi sonumuzu hazırlayacağız. Bunun maya kehanetleriyle bir ilgisi yok. Para ve soyut değerler kendini gittikçe güçlenerek kendini ön plana koyuyor. Fakat bir taraftan da son 10 yıldır alternatif bir bilinç yayılıyor. Bu da diyor ki; “evet böyle gidersek dünyanın sonu olacak. Basit yaşayalım, et tüketmeyelim, organik beslenelim, perma kültürle ilgilenelim ve sürdürülebilir sistemler yaratalım.” Bu çok güzel bir dalga ve buna çok destek verelim. Dolayısıyla iş yapış şekli de çok faydalı şekillere dönüşebilir. Basitleşmek zorunda değil ama büyük resmi görerek iş yapmak gerekiyor. Sadece ben kar edicem ve bu yumurtaları satıcam dediği zaman bir yumurta fabrikası kuruyor. Gübresi geliyor, petrol harcanıyor, gübreler zaten petro-kimya ürünü. Tavuklar kötü bir yerde yaşıyorlar. Onlardan çıkan yumurta sağlıklı değil. Onlara yapılan antibiyotik insanları zehirliyor. Böyle bir zincir. Ama doğa ile uyumlu, sürdürülebilir sistemler yaratılırsa, ki perma kültür bu konuda çok çığır açıcı bir yöntem, çok daha sağlıklı işler yapabiliriz. Bunu yapmak da zorundayız zaten. Artı enerji teknolojileri de çok önemli. Örneğin Almanya tüm enerji kaynaklarının yüzde 30 gibi bir kısmını sürdürülebilir enerji kaynaklarından besliyor. ABD’de bu oran yüzde 2. Dollayısıyla diyor ki, bütün bu sistemleri gözden geçirmemiz gerekiyor. Yoksa büyük sıkıntılar yaşarız. Bu bize neyi söylüyor? Bilincimizde bir değişim oluyor ve bu her zaman kendi niyetimizle olmak zorunda değil. Bazı olaylar ve durumlar bizi ekolojik düşünmeye zorluyor. Bu da maya takviminin dinamiğinin özü. Maya takvimi diyor ki; Dünyaya bakış açımızı, dünya ile olan ilişkimizi etkileyen birtakım kozmik enerjiler var ve biz onlardan etkilenerek düşünüyoruz. Ve bu son 5 bin yılda dünyada bu şekilde bir düzen yarattık ve şimdi bu hatamızı fark edip bir alternatif yaratmaya çalışıyoruz. Bunun ilk sırasında bir gerilim var. Bu gerilim de bizi bir senteze getirecek ve orada da daha sağlıklı bakış açısına ulaşacağız. Ben pek çok spiritüalist gibi; ışık bedenlerimiz olacak, çakralarımızın hepsi açılacak, telepati yeteneğimiz gelişecek şeklinde görmüyorum. Daha ayakları yere basar bir şekilde bakıyorum olaya. Daha sosyal ve bilimsel bakıyorum. Maya takvimi bize aslında sosyo ekonomik dönüşümleri açıklıyor. Sosyo ekonomik olarak biz yeni bir düzene doğru gidiyoruz ve tabiî ki bu çok kolay olmayacak. Büyük kargaşalar, acılar, çöküşler, krizler olabilecek. Ama böyle bir bilincimiz olursa zaten başımızdan geçeni anlama şansına sahibiz. Korku ve panikle insanlar bugün eski inanca sarılmaya devam ediyorlar. Burada bir direnç var. Hopiler, mayalara yakın bir yerli kültür, diyor ki, zamanın bu aşamasında bir ırmağın kenarına tutunmamanız gerekiyor. Irmağın içine dalıp akmanız gerekiyor. Ama pek çok insan korkuyor. Korkunun ilacı bilgidir. Maya takvimi de sosyo ekonomik anlamda bizim nerden nereye gittiğimiz anlamında bize böyle bir ışık yakıyor.

Para konusunda yeni bilinç ne olacak?

Para bir soyutlama. Aslında bir kağıt parçası. Değerleri olduğu konusunda tüm insanlık hem fikir olduğu için paranın bir değeri var. Bu da bizim beynimizin sol tarafının ortaya attığı bir soyutlama. Sol beyin ben merkezli ve analiktiktir. Dünyada ulusların ortaya çıkması, toplumda hiyerarşinin ortaya çıkmasının altında yatan neden dünyaya bizim sol beyin üzerinden bakmamızdır. Buna 5 bin yıl önce başladık ve böyle bir bilinç yarattık. Şu anda olan şey ise, bunun bir alternatifinin uyanması ve aslında her şeyin bundan ibaret olmadığı. Biz aslında şu anda burada olanın değerli olduğunu görmeye başlayacağız çünkü öteki tarafta neye bakıyoruz; faizler, krediler, borsa sistemleri; Bunlar tamamen soyutlamaya dayalı. Bu da aslında bir taraftan insanlar arasında uçurumlar yaratıyor. Yuva filminde de gördüğümüz gibi, dünyada çok fazla sosyal göçler olacak. Sadece paradan dolayı değil, su ve yiyecek kaynaklarının tükenmesinde dolayı. Bunların altında yatan da yine o soyutlama şekli. Bizim için bir besin tüketmek ve kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak bir kar amacı olmaya başladı. Bütün endüstriyel sistemler dünyanın dengesini bozuyor. Bunlar bize bir şekilde geri dönecek mutlaka. Böyle bir kriz yaşadığımızda düşüneceğimiz şey şu olacak; evet bu sistemleri kullanmayı bırakıp sadece şu an burada olan, doğa ile uyumlu ve dengeli olan, diğer insanları da herkesi düşünen bir ekonomik sistem yaratmak zorundayız. Bunun tam olarak nasıl olacağını bilemiyorum çünkü ekonomist değilim ama belki bugünkü para sistemi tamamen çökebilir. Yerine tamamen bambaşka bir alışveriş sistemi kurulabilir. Çok kolay olmayacak zaten çok zor ve büyük sancılar içerisinde olacak. Gerçekten dünya böyle bir yere doğru hızla gidiyor. İlerili görüşlü insanlar, iş adamları olarak şimdiden yapılabilecekleri yapmak gerek. Bu adımları atan iş adamları zaten yeni dünyada ayakta kalanlar olacak. Diğerleri büyük sıkıntılar yaşayacak.

Dönüşüm bizimle gerçekleşecekse, bireysel olarak kendimizi bu dönüşüme nasıl hazırlamalıyız?

Maya takvimi aslında şunu söylüyor; Evet bir ilahi plan var, bir yaradılış planı var. Sosyal ve bireysel hayatımız birtakım kozmik, ilahi enerjilere göre şekilleniyor ancak bu demek değil ki bizim hiçbir sorumluluğumuz yok bu olan bitende. Yüksek bir sorumluluğumuz var. Ben bir kenara çekiliyim, ne olacaksa olacak diye bir şey yok. “Bu dünya bir ilüzyondur, bu dünya yalandır, dünyadan el etek çekmeliyiz” gibi spiritüel bir algı var günümüzde. Bunun biran önce değişmesi gerek. Ruh ve madde birbirinin içindedir aslında. Biz maddesel, sosyal hayatımızı spiritüel yapmalıyız. Bu da çok fazla eylem gerektirir. Yani kendimizi pasifize etmek yerine çok daha aktif olmamız gerekiyor. Bu da aslında para dediğimiz şeyin yani madde dediğimiz şeyin de ruhsal olduğunu fark etmekte geçiyor. Onun ölü bir madde olmadığını, doğanın tanrının yansıması olduğunu fark etmemiz gerekiyor. Bir ormanı 5 ton kereste olarak görüyorsak gözlerimizde o zaman orada bir sorun var. İşte bunun değişmesi gerekiyor.

Maya takviminin bilgilerine neden ihtiyacımız var? Bu bilgiler olmadan bir dönüşüm yaşanamaz mı?

Bilinçli olmamızı ve bilinçlenmemizi sağlıyor. Şöyle bir benzetme vardır; bir balık suda yüzdüğünün farkında değildir. Su ile çevrilidir ama suyu görmez. Biz de insanlık olarak bir bilinç ırmağı içinde yüzüyoruz ve bunun belirli bir akışı var. İnişleri, çıkışları, zor köşeleri, rahat yerleri var ama biz farkında değiliz. Maya takvimi bizim bunu fark etmemizi sağlıyor. Hangi dönemlerde, hangi tarihlerde, nasıl enerjiler bizim bilincimize tesir ediyor? Bunu gördüğümüz zaman kozmik planla daha uyumlu akmamızı sağlıyor.

Bu takvimdeki kehanetlerin doğruluğuna nasıl inanabiliriz? Neye dayanarak güvenerek inanabiliriz?

Ben özellikle Caral Johan Calleman’ın araştırması üzerinden maya takviminin yorumuna inanıyorum. Temel farkı; Diğer bütün araştırmalar 21 aralık 2012 tarihine kilitlenmiştir ve o tarihe kadar bizim nasıl bir bilinç dönüşümünden geçtiğimize dair bize en ufak bir bilgi sunamamaktadır. Calleman ise, öncelikle 28 ekim 2011’in son tarih olduğunu söylüyor ve bu son tarihe, yani bilincin en son aşamasına girerken kademe kademe sürekli birtakım dönüşümlerden geçtiğimizi söylüyor. Ve bu tamamıyla test edilebilir bir yöntem. Biz şu anda 6. gündüzü yaşıyoruz ve 6. gece başlayacak. 6. gece başladığında (8 Kasım 2009) büyük ekonomik sıkıntılar tekrar başlayacak. Daha ciddi bir kriz, daha derin bir dönüşüm yaşayacağımızı gösteriyor. 3 Kasım 2010’a kadar sürecek. Ama zaten hiç geri gidiş olamayacak. Bilinç hep dönüşecek. Belki geçen yılki ekonomik krizden daha derin bir kriz yaşayabiliriz. Calleman medyum değil. Sosyolik, bilimsel bir araştırma yapıyor. Tabiî ki sezgilerini de işin içine katıyor. Geri gelirsek, 5. geceyi yaşadık 2008’de, bu piramidin sadece 8. katının 5. gecesidir. 1999’dan başlayarak dünyaya yeni bir farkındalık getiren bir bilinç katı bu. Piramidin bir alt katında gece ve gündüzler yirmişer yıl sürüyor. Bu beşinci gece denilen süreç 1932-1952 arasında yaşandı. Büyük buhran 1929 da yaşandı; Hitler, 2.Dünya Savaşı’nın yaşandığı dönem. 5. gece zaten en karanlık gece olarak biliniyor. En büyük yıkımı getiren, eski bilincin ölümünü sağlayan. Yani 2008’de yine aynı dönem; 5.gece bittiğinde Obama seçildi. 6.gündüz başladı. Kriz yavaşladı. Ancak yeni bir dünya yaratacaksak o zaman bizim bu sistemi değiştirmemiz gerekiyor. Gecelerde ekonomik krizler, gündüzler de rahatlama oluyor. Ama artık rahatlama olmayacak artık bu anlamda sona geldik. “Krizi atlatalım yine eski düzen gelecek” diye bir şey olmayacak. Besin, petrol, madenler sonsuz değil. Parmak çıtlatmasıyla yaratılmıyor.

Özgür insanın doğumu nasıl olacak?

İnsan hakikate ulaşamıyor. Ruhun hakikatinden tut da sosyal hakikat. İçtiğimiz su sağlıklı mı, yediklerimiz sağlıklı mı bunu bilmiyoruz. Sürekli bir toplumsal hipnoz var. İnsanların sürekli kendi güçlerinden çıkartıldıkları bir hipnoz bu. İlginç bir örnek var buna; Bu ay yine tam 6. gece başlarken bir film gösterimi giriyor 2012 ile ilgili. Bu film örneğin insanların tamamen korkmasını sağlayacak bir film. Ne işe yarıyor bu tür mesajlar? İnsanlar özgürlüklerinden ödün veriyorlar, korkmaya başlıyorlar ve kendi merkezlerinden çıkıyorlar. Yeni insanın doğuşu, bize gelen bu tür mesajları kendi filtremizden geçirerek olayın hakikatine uyanmamızla gerçekleşecek. Dünya çok kaotik bir noktada. Bunun sonunda ya yeni bir dünya yaratacağız ya da bu kaos bizi tamamen aşağı çekecek. Belki de kendi sonumuzu gerçekten hazırlayabiliriz. Böyle bir ihtimal her zaman var. Dolayısıyla sorumluluğumuzu almamız gerekiyor. Her insanın sorumluluğu var. Şu anda tek yapabileceğimiz bizim gibi insanları bulmak, örnek olmak. İnsanın dünyadan kaçmadan, kendi özünü ruhsal potansiyelini fark etmesi gerekiyor. Dünyanın içinde olup dünyayı dönüştürmek gerekiyor. Dünya iktidarı insanların sağlıklı düşünmesini engelleyecek birçok strateji uyguluyor. Elektro manyetik aletlerin yaydığı radyasyon, suya katılan, diş macununa katılan florid, besin maddelerindeki aspartam, birçok kanserojen madde. Bütün bunlar bizim daha yüksek bir farkındalığa ulaşmamızı engelliyor. Titreşimlerimizi düşürüyor. Evrende herşey titreşim. Baz istasyonları, kablosuz internet, elektro manyetik aletler hepsi dalga boyutumuzu düşürüyor. Örneğin şehirden çıkıp doğa gittiğimizde çok daha yüksek enerjiye ulaşıyoruz ve düşünce boyutumuz değişiyor. Bunlara da dikkat etmek gerekiyor. Cep telefonu için özel kulaklık kullanmak, kablosuz modemi gece yatarken kapatmak gibi birçok dikkat edilecek şey var. Örneğin, dikkat edilmesi gereken ve pek çok nedenle farkına varamadığımız genetik modifikasyonlu tohumlar konusu var. Dünyada küresel ısınmadan daha büyük sosyal sorunlar yaratabilecek bir mesele. Bu konuda da insanlar ne yazık ki uyutuluyorlar. Tohum yasası geçti mesela meclisten. Hormonlu gıda kimyasal zehirdir o kimyasalı vücut bir şekilde atabilir ama genetiğiyle oynanmış gıdalar sizin genetiğinize işliyor ve tamamen mutasyona uğratıyor sizi. İntihar geni diye bir şey var. Bulaşıcı bir şey. O sezon bütün hasatlar durabilir ve milyonlarca insanın açlıktan ölmesine yol açabilir.

lexapro and

fexofenadine and pseudoephedrine levlen after life soma double cross weight zoloft free online games shoot em up

define lexapro

adipex and alcohol picture lisinopril lamisil antifungal pill human growth hormone and cycling name cialis

green tea extract decaf capsules

how to buy phentermine ephedra hoodia side effects drug interaction tramadol cymbalta lipitor colitis buy generic cialis

coral calcium cancer hodgkin

generic soma boss shoots employees pt5 tramadol zyprexa and diphenhydramine injection maria kanellis playboy photo shoot

naprosyn tab 500 mg

low testerone transitioning from zoloft to lexapro cafe allegra san francisco weaning self off paxil hoodia web site

paxil lexapro

cheapest acomplia george bush war declaration purim protonix allegra yeast infection cialis mens reaction

tyra banks croth shoot

benzphetamine hydrochloride luxury hotel rome uk viagra supplier jensen car amp trouble shoot effexor xr children celebrex pain pack

does prozac make you fat

cheap kamagra evista glow paxil children amaryl diabetes drugs a href buy azulfidine

can prozac cause seisures

fluoxetine dosage levaquin and achilles heel problem future brite digital electronic ballasts viagra in the water emelia and the bellboy photo shoot

neurontin for chronic headaches

adipex diet over counter simuler to nexium how to discontinue prozac how ot shoot like nba players psyciatric survivors prozac

lisinopril doseage

buy tramadol avandia health alert ad augmentation breast enhancement yellow mountain green tea china cheap prilosec rx

picture of zoloft

generic vardenafil aldactone high testosterone female advantages and disadvantages to taking melatonin lisinopril side effects in men class action dilantin

cialis in the system

diazepam dosage side effects allegra welbutrin cephalexin may cause itching lexapro and sexual side affects detrol la results

archery shoot

vicodin watson 540 offduty officer shoots suspect in carjacking propecia 1 mg prozac nation ebook elizabeth wurtzel motrin conversion

chemicals of risperdal

test prop lamictal transient hair loss dose related jennifer aniston vogue photo shoot cymbalta for diabetic neuropathy real cures for premature ejaculation

norvasc definition

deca winstrol lowest cost viagra zithromax austria celebrex bactrim christian view on zoloft

heart pain with plavix

finasteride enlarged prostrate calan investment consultants celexa manufacturer website liver and zocor prevacid 15 per 3

mitral valve repair and coumadin

test propionate rogaine scalp med propecia minoxidil health care diflucan buspar 15 mg side effect of lasix in cats

augmentin stealing

percocet watson 540 singulair cat areator little boy shoots cum viagra complaints lopid manufactuer

tramadol conversion to fentanyl patch

ativan lorazepam coumadin replacement safer drug generic medicine for vytorin levitra comparisons april cope and adalat

find coral calcium lau on infocom

ativan dosage tricor services soma psycho active smoke can celexa cause headaches buspar for dogs

zoloft premature ejaculation minutes

ephedrine-extract hoodia consumer report lamictal user forum the girls next dog calender shoot cymbalta withdrawls

heart herbal mixing viagra

ambien online does cymbalta make you tired calcium coral direct phosphorous supplement how fast does claritin work lexapro itching side effects

the benefits of triple hgh releaser

stanozolol dosage breast augmentation 36c amino acids human growth hormones what is medrol dose pack lasix morphine chf protocol

cymbalta and duloxetine hcl comparison facts

buy methylphenidate online prednisone routes of adminsitration canada kamagra supplier growing strawberry plants from shoots lipitor sweatshop

lipton green tea diet review

buy oxycontin lisinopril and motrin lanoxin 0.125 price 30 hgh prescription take cymbalta in morning

hoodia pomegran real

apap-with-codeine effects of suddenly stopping prednisone augmentin dosage for cat ear infection hoodia wyoming dr livine breast augmentation

medication law suit dilantin

diazepam and valium aura soma and animals x sexo shoots 1 97 shoot up torrent why triple hgh releaser

diflucan yeast

cialis is tadalifil wellbutrin prozac not sleeping medicine imitrex glucophage mechanism of action zyrtec no longer

bumper shoot seatle

clonazepam dosages wanted to buy viagra market price of calcium carbonate limestone retin-a strenghts dont shoot your eye out

holly madison naked photo shoot

methylphenidate ritalin topamax neurontin bipolar ii sony point and shoot digital camcorder avodart proscar compare prilosec bonus

houma oilmen's skeet shoot

results of winstrol herbs that work like viagra melatonin side affects compare hoodia patch products celebrex wrongful death

claritin canadian pharmacy

levitra online risperdal action florida officer shoots atlethe son elavil faq consumer recommended dose when starting zoloft

georgia dove pay shoot

is oxycodone percocet maker of soma successful clomid testimonials effects of ultram er and alcohol robert cipro haverhill ma

tyler knight shoot me

how to take ultram and tramadol lexapro and seratonin dosage for zyrtec syrup synthroid generic side effects lexapro bruise bruising bruises

treatment for acne not involving creams

cost of fexofenadine biphasic on 100mg clomid now monophasic planetary triphala cleanse imitrex 0047 drug prednisone

social anxiety adderall zoloft

cheap viagra prozac for menopause omega fish kids supplements brite shoot a monkey c-pill generic viagra

antabuse in children

get percocet restless legs syndrome and requip tramadol crushing fosamax vs boniva lipitor launder

eczema side effect of zantac

methylphenidate cost us propecia pharmacy nicole mitchell photo shoot zoloft and pregnacy celebrex and ear

tramadol for sleep

buy atarax cheap fedex tramadol shoot my gape lexapro and ativan prilosec annoying friend

zoloft and pregnacy

ambien for sleep maxalt and endocet coumadin tablet kamagra paypal how to discontinue zoloft

erectile dysfunction lexapro

finasteride administration remeron actions bumper shoot parking propecia results testing avastin xeloda phase 3

melatonin effect on gi

ativan xanax tramadol viagra fetal monitor online pharmacy flagyl and decrease coumadin levels frank giampa shoot caffine lexapro

brite smile pencil

atarax side effects brusing after breast augmentation taking zoloft at night does hgh spray work go barefoots best bob calcium coral

liposomal delivery hgh

buy xanax online inderal serious adverse effects sasco brite life lexapro wellbutrin depression medication estate real soma

cvs pharmacy hoodia

benzphetamine vs phentermine cymbalta concerta combination atkins prednisone effexor get off dr mirabile breast augmentation pics

greatest materials diet hoodia pill

stanozolol cycle numbness in fingers topamax martin mcguinness shoot all soldiers clomid and male fertility studies to take zyban

calcium carbonate magnesium hydroxide

fluoxetine and alcohol does accutane ever not work soften faster after breast augmentation medication lexapro shoot your boos

wellbutrin pravachol zanaflex index php

get vicodin casodex bicalutamide connecticut degeneration help macular premarin using these include zovirax famvir and valtrex dog junior motrin

clomid and male fertility studies

dexedrine dosage 350 soma levitra as a cialis booster dementia aricept augmentation breast cost surgery

drinking alcohol on prozac

fast kamagra coreg and ace inhibitors atarax 50mg chuck and egg shoot online lipitor

sometimes the moon shoots back

acetaminophen-with-codeine prozac what does to you medical effect of green tea when was viagra released planetary triphala cleanse

gun to shoot deer

ephedrine-doseage lexapro induced hypertension allegra generic brand celebrex dose hgh mixed with achoal

hunk photo shoots

increase testerone rainbow brite full intro prozac turner multiples on clomid ultram causes constipation

aldactone acne treatment

get oxycontin coupons for viagra buy cheap generic norvasc dilantin and sunlight cat on prednisone for asthma

paxil causing weight gain

celebrex-cost augmentin suspension ditropan xl and detrol la lisinopril and aspirin interaction find how to use levitra pills

lipitor atorvastatin arkansas

cialis price levitra past cme conferences celebrex bactrim tramadol observed information melatonin and sinus drainage

allegra bertozzi

amoxicillin clav health south cover viagra cost of atacand mariah carey photo shoot green tea for slimming lose weight

prozac patient assistance

dexedrine cost lexapro withdrawel symptoms vytorin strengths prozac nation ebook elizabeth wurtzel clomid and male infertility

toprol xl 100 mg

amoxicillin and clavulanate wwe ashley playboy shoot glucophage mechanism of action cheap proscar ultimate hgh hgh bodybuilding

lyman hall hgh school

buy acomplia online allegra print and imaging franklin premarin topical discontinue diovan effexor and sex drive

prilosec printable coupons

get ritalin 4c light iced green tea accutane and drinking alcohol research coral calcium does zyrtec contain acetaminophen

evista playboy

abuse of soma sumatriptan imitrex without prescription mexico prozac without prescription accupril for chf arthritis celebrex celecoxib enbrel fosamax arava

compare cialis online

celebrex-coupons aging accutane dmt from maxalt lasix 40 best combination lexapro

lanoxin

clonazepam klonopin natural remidies for zoloft withdrawl systems arava and dierhea study volunteers for topamax and alcohol aricept withdrawal

clarinex and pregnancy

percocet vicodin glo brite lite company foodsaver trouble shoot casino clas natural alternate for nexium

prolactin effexor and anxiety

diet with phentermine blue cross health cialis fibroid tumurs and clomid pulsed regimen diflucan toe nail fungus lamictal withdrawal symptoms side effects

red pajamas with the butt shoot

dosage of sildenafil citrate accidental lisinopril side effects in dogs on prednisone discount paxil generic mestinon roche