Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...



Genel’ kategorisi arşivi

Kestane ve keçi boynuzundan sonra hayatıma bir vazgeçilmez daha girdi: Zeytin Reçeli. İnanamazsınız tadına!

Karışık hisler

Doğa’nın doğumundan itibaren küçülmüş kıyafet, ayakkabı, çorap, uyku tulumu, mont ne varsa veriyorum bugün. İhtiyacı olanlara gitsin, enerjimiz ve sevgimiz onlara geçsin istiyorum. İkinci çocuk zaten hiç istemiyorum şimdi çok net açıklıyorum dostlar size; herşeyi veriyorum. Hayat ne gösterir bilemem ama bugün böyle hissediyorum ve bu hissi kabul etmek beni mutlu ediyor.
Annesi ve babası ona bir çorap bile alamayacak durumda olan 1 yaşında bir minnoşa gidiyor çoğu. Diğerleri de daha küçük bebişlere. Yazarken bile gözlerim doluyor hem mutluluktan hem de hüzünden. Doğa’ya istediğimizi alabiliyor olmak ne büyük bir nimet! Bunu anlamasını çok istiyorum ve sükretmesini.

Bayram

Bayramlar pek bir sevimsiz gelir oldu ana. Çocukluğumdan hafızama yazılmış manzarlar yok artık; Kalabalık ve uzun süren yemekler… Bol kahkaha, sevgi dolu, sıcacık bir aile ortamı. Kurban, et falan boşverin bunları asıl olan ailelerin biraraya gelmesidir bayramlarda. Şimdi dünya ile birlikte biz de değişiyoruz. Yoğunuz bir kere. Bayram mesajlarını topluca cep telefonumuzdan gönderiyoruz. Aramaya vaktimiz yok. Zaten bu uzun tatilleri aile ile olmak için değil tatile kaçabilmek için fırsat olarak görüyoruz. Kucaklaşmaya, kahkahalara, gerçekten samimi sofralara yer yok artık. Onun yerine ailecek gidilen ‘brunch’lar var. Üniversite yıllarında “hayatta bu dünyaya çocuk doğurmam” diyen ben şimdi çocukluğumdaki bayram sofralarını arar oldum. O içtenlik, samimiyet yok. Hep maske hep maske…
Merak ediyorum bizim çocuklarımız neleri özleyecekler. En çok neyin yoksunluğunu çekecekler acaba. Onlar da bizim gibi, hatta bizden kat kat fazla bir şekilde seçenekler içinde boğulacaklar ve eskiye özlem duyacaklar mı?
Görevmiş gibi yapılan bayram ziyaretlerindense içinden geleni yapmanın en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Yani ya anneannelerimiz gibi özenli ve içten olalım ya da olmak istemiyorsak da öyleymişiz gibi görünmeyelim lütfen.
Ne saçma bitirdim yazıyı… neden yazdım ben de bilmiyorum:)

Mars

Bugün baba-kız evde oynadılar bütün gün. Ben de birkaç işimi halletim, biraz da kitapçı gezdim ve yürüyüş yaptım. Eve döndüğümde Doğa;
-Anne benim en sevdiğim gezegen Mars biliyor musun?
-Hııı? Neden?
-Çünkü o turuncu
Serdar;
-Peki biz nerede yaşıyoruz Doğa?
-Dünyada yaşıyoruz baba.

Ansiklopedi okumuşlar bugün birlikte. Babası evde ya Doğa bir kuzu şimdi bu 1 hafta boyunca.
Ben aktif iş hayatına döniyim diyorum artık Serdar Doğa’yla ilgilensin dimi ama?:))

Doğumgünüm

Bugün doğmuşum gece 24:00 sularında. Annem doğuma çıkarken hastane asansöründe sıkışmış kalmış. Aradan çekmişler onu doğum sancıları çekerken. Ve sonuç, saatler süren bir ters doğum…
“Eşinizi kaybettik ama bebek yaşıyor” demişler babama. Önce bir yıkım…bir süre bekleyişten sonra neyse ki bir süre sonra annem kendine gelmiş.
Benim doğduğum yıl Dünya Kadınlar Yılı ilan edilmiş. Babam da “özgür bir kadın olsun benim kızım” demiş ve adımı koymuş. Fakat bizimkilerin alt katında yaşayan yaşlı bir dede çalmış kapılarını, ille de tutturmuş ben bu kızın kulağına ismini söyleyeceğim diye. Bizimkiler de kıramamışlar. Sonra adamcağız girmiş odaya, herkesi çıkartmış odadan ve gerçekten de kulağıma bir şeyler fısıldamış. Sonra çıkmış odadan; “Hayırlı olsun Asiye koydum kızımızın ismini” demiş. Tabii annem istememiş bu ismi ve nüfus cüzdanıma yazdırmamışlar ama her doğumgünümde anlatır dururlar bu hikayeyi.
Asiye, asi yani isyan eden demek. Hem Özgür hem asi olur mu bir insan? Olur… hem de nasıl. Bir de Yay burcu olursa şahane birşey çıkar ortaya. Anne olunca hele durum daha da vahim boyutlara ulaşır:) Vay Serdar’ın haline…ne diyelim.:) iyi ki doğmuşum.))