Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...



Doğa’ kategorisi arşivi

4 yaşın ardından

İyiyiz… Herşey yolunda, merak edenlere… Sadece kendimle kalma, keşfetme zamanındaydım diyelim. Bu arada uzun zamandır yapmak isteyip, bu yola zorlanıp da yapamadığım birşey yaptım ve her gün gelen yardımcı bayanımıza güle güle dedim. Eee bu kadarı rahatsızlık veriyordu zaten bana bir süredir. Kısa bir süre önce işlerimin yoğunluğundan ve bir yorgunluk ve tükenme hissiyatı ile kabul ettiğim yardımcı maceramız da sona erdi çok şükür. Evde benden başka biri, mutfağımda, her yerimde. Ben benlikten çıkmışım da haberim yok. Mutfağımı özlemişim, çamaşırlarımı, ütülerimi, herşeye dokunmayı, yaratmayı… 10 gündür evimle hasret giderdim diyelim. Yemeklerime, mutfağıma geri döndüm. Serdar’ın demesiyle “brokoliler, lahanalar geri döndü ehhehhe!” Tabii böyle olunca hayatın ritmini tutturmak, dengeyi sağlamak biraz zaman aldı. Evden çalışan biri olarak her birşeyi birarada götürebilme gücünü tekrar kazanmak keyifli oldu. Şimdilik sadece belli aralıklarla evi temizleyecek bir bayan ayarladım o kadar. Bundan böyle de böyle gidecek gibi. Kontrol bende ya mutluyum böyle:) Ev işlerinden şikayet edersem ileriki günlerde bu yazdıklarımı açar okurum bari…

Bu arada pisinin doğumgününü kutladık geçen haftasonu. Onun 4 yaşı ve benim de anneliğimin 4. yılı geride kaldı. En sevdiklerimizle neşeli bir doğumgünü partisi yaptık. Öncelik cücelerin eğlenmesiydi, herşey ona göre kurgulandı. Biz yetişkinler de figuran olarak yanlarında bulunduk o kadar.  Fotoğraf koymuyorum çünkü söz konusu olan çocuk bile olsa izinsiz özellikle internette fotoğraf yayınlanmasını doğru bulmuyorum. Burası için 4 yaş hatırası aşağıdaki dondurmalı foto olsun.

Bir de pisinin 4 yaşına dair belleğimden silinse de yazı ile kayıt altına alınması gereken diyaloglar şunlar;

-Doğa yemeğini bitirir misin sofrayı kaldırmak üzereyim?  / Yok sağol anne doydum ben ( henüz daha 3 kaşık almış)

-Ama sen fasülyeyi severdin neden yemiyorsun? Sadece pilavla olmaz ki. / Kendi tercihlerimi kendim yaparım anne ben.

*****

– Benim aydede ile ilgili bazı hayallerim var anne.

-Nedir canım?

-Mesela ayda uzaylı hayvanlar olsun isterdim. En çok da uzaylı koyunlar, sincaplar.

-Belki de vardır.

-Gece olunca bi de bütün gezegenleri görebilmeyi hayal ediyorum.

-İstersen rüyanda görürsün belki.

*********

-Anne tavuk hem hayvan hem yiyecek. Nasıl oluyor yani bu?

************

Önümüzdeki dönemde daha sabırlı, kızımı daha fazla dinleyen ve anlayan anne olabilmek adına çalışmalarım devam edecek:)

İyi ki annenim

Cuma günüydü evden çıkarken şöyle dedi; “Anne biliyor musun sahnede giyceğimiz t-shirtümün üzerinde sen varsın.”

“Nasıl yani?” dedim.

“Eee sensin işte. Giyinmişsin süslenmişsin, öyle heykel gibi duruyosuuuun”.

Hafta boyunca anneler günü gösterisinin içeriğiyle ilgili hiçbir şey söylemedi. O gün bütün gün düşündüm nasıl bir fotoğraf bastılar acaba t-shirtlere diye. Tabii sahnede onu öyle görünce gülmekle ağlamak arası bir duyguydu önce yaşadığım. Vesikalık fotoğraflarımızı bastırmışlar çocukların t-shirtlerine, kırmızı bir kalp içinde. Sonrası ise kopuk saatler. Ayça yanımda ne güzel sular seller gibi ağlarken, ben Doğa beni görüp üzülmesin diye ağlayamadan boğazımda bir düğümle durdum öyle. Arada bıraktım gözyaşlarımı tabii ben de ama fark ettirmeden. En önde oturuyorduk çünkü ve gözümün içine bakıyordu ağlamıyım hep güliyim diye. Sabah öyle konuşmuştuk. “Sevinçten ağlayabilirim belki” dediğimde, “ağlama anne gül sen” dedi.

 

Bizimkiler en küçük grup olarak koroda şarkılar söylediler ve yoga yaptılar. Nefes alışları ve aslan pozları görülmeye değerdi.  Kendi minicik elleriyle hazırladıkları hamurdan yapılmış çerçeveleri verdiler her birimize sahnede. Pıt pıt atan minik yüreklere bizimkiler de katılınca pek bir heyecan ve coşku yaşandı.

Gösteri sonrası yorguluktan yerlerde sürünen bu iki kanka böyle de poz verdiler. Nasıl bir yorgunluksa artık Doğa söylentilere göre kuliste bir ara sızmış içi geçerekten, uyandırmışlar sahneye çıkarken. Ama kendisi halen hiç böyle birşey olmadığını iddia etmekte.

Teşekkür ederim sana minik öğretmenim, rehberim, bana böyle güzel bir gün yaşattığın için. İyi ki gelmişsin dünyama, tamamlamışsın beni.

Anne olan, olmayan, anne olduğunu hisseden bütün kadınların günü kutlu olsun.

Kadın olmak her haliyle eşsiz.

Yahu

Bugün okuldan geldiğinden beri her cümlenin sonu “yahu” ile bitiyor.

“Ne demek bu yahu? Pek bir anlamsız bir kelime galiba, kullanmasak mı acaba” diyecek oldum yapıştırdı lafı aynen;

“Anne ben yahu demiyorum ki  ahu diyorum aslında. Sen yanlış anladın”

“Ahu ne demek canım peki?”

“Eee kelebek sınıfından bir kızın adı….”

Uyku öncesi diyalogu

-Prenses Dragon’u biliyor musun sen anne?

-Yok hiç duymadım kim o?

-Kötülerle savaşan bir prenses.

-Okulda bir arkadaşın mı anlattı? Hiç böyle birşey izlemedik hatırladığım kadarıyla. Nerden çıktı bu, nerden öğrendin?

-eee boğazımdan çıkan bir kelime işte anne görmüyor musun…

Sabretmek

“Bugün okulda sabretmeyi öğrendik anne” dedi.

“Hımm nasıl oluyormuş sabretmek?” dedim.

“Yani ben çikolata istediğim zaman, sen ‘sonra Doğacım’ dediğinde beklemek. Bir de bal peteği yaptık. Arılar balı büyük bir sabırla yapıyorlarmış” dedi.

Dumur olmuş bir şekilde dinledim, bir süre bakakalmışım yüzüne.

“Öğret bana sabretmek nasıl birşey” dedim.

Sonra oturttu beni karşısına küçük taşlarımızdan hayali bir bal peteği yaptık birlikte.

Bir bilse ben yıllardır sabredilmeyi öğrenmek için çalışır dururum kendimle. Ancak o geldikten sonra anladım, öğrendim sandım da biraz sabretmeyi, halen de öğreniyorum her geçen gün.

Yine güzel bir ders verdi minik öğretmenim bana bugün.

Foto geçen yıl Kıbrıs’ta çekilmişti. Sabırla sandalyede ayakta spagetti yiyen cüce  ve ya sabır diyip fotoya bile girememiş annesinin fotosu!