Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...






Saat 20.00′a geliyor. Odasında boyama yapıyorlar. “Dur bi saate bakıp geliyorum” der anne. Sessizce mutfağa gider. Antibiyotiğin kapağını açar. İçerden bir ses:
“İlacımı mı getiriyosunnnn? Hımmm bayılırım ben şurubuma” !!!!!!!!!!
Anne şokta!
Kaşığı görür ve başlar mırıldanmaya. 10 dakikaya yakın ikna sürecinden sonra çenesi tutup içirilir şurubu.
“Tadı kötü” diye ağlar ağlar.
Anne mutfağa gelir. O ağlamaya devam odasında.
2 dk. sonra pıtır pıtır gelir arkasından. Halen ağlıyor.
Annenin aklına şöyle bir yöntem gelir en son;
“Aaa bak ben de ilacımı unutmuşum. Hıh bir bardak su koymuştum kendime, bir güzel içiyim. Ayyy tadı çok kötüymüş. Böyyyyyyyyyyk. Üfff ne kötü tadı var pöhhh. Ama ne yapalım doktor vermiş bana içmek zorundayım dimi ama?”
Şaşkınlıkla karışık bakar, durur ve gülmeye başlar cüce. Yatana kadar “Pöh ne kadar kötüymüş bu ilacın tadı ama içmek zorundayız dimi anne” diye söylenir durur.
Anne bir defa daha anlar ki hep oyun hep tiyatroya devam… yılmadan, sabırla devam…
Yarın doktor kontrolü var. Bir de orada önemli bir rolü var annenin.

* Ne zaman “hadi müzik dinleyelim” desem, “aaaa hadi gülen kadın cd’sini koyalım” diyor. Yani Amelie Soundtrack demek istiyor!

Bugün o kadar çok yazacak şey var ki nereden başlasam bilemedim. En iyisi yukardaki fotoğraftan bahsetmek biraz. Bu fotoğraftaki muhteşem güller dün akşama doğru geldi. Hayır sakın “bak şu görgüsüze çiçeğin resmini çekmiş sayfasına koymuş” demeyin çünkü anlatacaklarım var size. Efendim biz evlenmeden önce bunlardan benim ofise yağardı. Abartmıyorum neredeyse her gün başka çiçek gelirdi. Bunun dışıda çilekli tartlardan tutun da çeşitli hayvancıklar, çikolatalar…neler neler. Çok sürprizcidir… Sevdiği kadını yere göğe koyamaz. Tam bir balık o, deli romantik, aşık olunca dağları delen cinsten yani. Ama gelin görün ki bizim bu sürpriz durumları evlendikten bir süre sonra da devam ettikten sonra azalarak kesildi:)) Bu fotoğraf gerçekten de 4 yıl öncesine götürdü beni. Bir defasında İsveç’e gitmiştim iş seyahatine. Otel odasına bir girdim masada güller!… Eve gelen boyum kadar bir pembe panter…. Ofise gelen bir çilekli tart ve içinde şöyle bir not: “Dayanamadım bir dilimini yedim”… Bunları ilk defa yazıyorum, hiçbir yere not etmemiş olduğumu fark ettim. Sanırım evlendikten hemen sonra hamile kalmamdan olsa gerek:)) Hayır işin kötüsü alıştım ben bu sürprizlere, hep istiyorum hep! Arada kesinti olmasın lütfen… İlgili kişiye duyurulur…!!!

Ağacımızı farklı amaçlarla kullandık. Oyuncakları üstüne bir yerlere sakladık, astık.

Cuma gecesi Serdar : “Doyamıyorum ben bu pisimize alalım yanımızda yatsın bu gece öyle sarılalım sıkı sıkı”
-Saçmalama iptal de iptal
-Ne iptali birlikte yatmak istiyorum kızımla keşke gelse şimdi hep birlikte yatsak
-Nereden çıktı şimdi bu? Ne güzel uyuyor çocuk kendi yatağında bırak dokunma.
Ertesi gün sabaha karşı Doğa ateşlendi ve 2 gecedir yanımızda yatıyor. Halen ateşi düşmedi. Bugün gündüz 3 saat salondaki kanepede uyudu. Hiç olabilecek birşey değil gündüz uykusu bizim için. Badem, ceviz bile yemiyor. Daha doğrusu hiçbirşey yemiyor. Bütün gün cornflakes ve süt sadece. Uyuturken “Kaşı ve de sev beni anne” dedi. Ahhhh cümle içindeki bu “ve de”ler beni öldürecekkkk.
Bütün gece seviyorum, kokluyorum yanımda ya…
