Özgür Turan
Gazeteci, anne ve yoga eğitmeni denilebilir ama aslında bu üç yolun da öğrencisiyim. Kendisiyle çalışmayı pek seven özgür ruhlu bir öğrenci...



Biz’ kategorisi arşivi

Gidiyoruz

  • Biz kategorisinde.
  • Yorum Yok

Sabahın köründe uçuyoruz Kıbrıs’a. Doğa ve ben nezle, Serdar dergileri bitirmemiş olmanın stresinde gidiyoruz bakalım. Doğa’yı normal saatinden biraz daha erken uyutmaya çalıştım dinlensin diye ama ne çare. Tutturdu “Nerde benim uykum? Salonda kaldı sen bilmiyosuuun” diye. Sonra timsahını istedi ama okulda kaldığını hatırlayınca bastı yaygarayı. Biraz ağladıktan sonra “Aaaa uykum geldi salondan çok mutluyum anne” dedi ve küt diye uyudu. Yemek istedim o an kendisini.

Sıkkınım şu bir haftadır. Nedensiz ama içimde bir sıkıntı var atamadığım. Ne yapsam olmadı bir türlü.

Denize atlayınca geçecek ama biliyorum. Tek isteğim baba kız kumdan kale yapsın ve bolca vakit geçirsinler birlikte, ben de onları izliyim yeter…

Herkese ailesi ve dostlarıyla geçecek neşeli bayramlar…

Heybeliada

4 yıl önceydi. Hemen hemen her haftasonu giderdik Heybeliada’ya. Adanın en tepelerinde küçücük ama manzarası alkolik yapacak derecesinde güzel olan bir evimiz vardı. Bahçede salıncakta oturur saatlerce konuşurduk. Bazen de susardık sadece dururduk öyle. Sessizliği dinlerdik. Ben yine elimde Eckhart Tolle kitapları okur dururdum aralarda:)) Hamakta sallanırken meditasyon yapmaya çalışırdım. Serdar da gülerdi halime… Sabaha karşı martı sesleriyle uyanırdık.Kahvaltı sonrası iskeleye iner, gazetelerimizi alır çay bahçesinde bir yandan okur bir yandan laflardık. Ne keyifti ama… Birlikte kuracağımız hayata dair ilk hayallerimizi orada, o salıncakta konuştuk. Doğa bütün gerçekliğiyle öylesine sarmalıyordu ki bizi, birbirimizden hiçbir şey saklayamıyorduk o gerçeklik içinde biz de. Sanki duygularımız çırılçıplak kalmıştı. Bazen konuşmak bazen de susmak oluyordu yanıtlarımız. Çok şey, paylaştık, konuştuk, tartıştık orada.

Fotoğraf016_kucuk

Dün akşamüzeri Doğa ve biz üçümüz elele vapurdan inip adaya ayak basınca tüylerimiz ürperdi biran. Bir defa daha anladık niye Doğa koymuşuz kızımızın ismini. İkimiz de baktık birbirimize, sanki ait olduğumuz yer burası dedik. Tanya ve Ersin Hoca ile tadına doyum olmaz bir gece geçirdik. Sağolsun Doğa da pek bir uyumluydu, hiç üzmedi bizi. Gerçek sevginin ve içtenliğin olduğu yerde huzur buldu o da belli ki.

Dünden bende kalanlar şarabın güzel tadı, güneşin batışı, kediler Tostos ve Temtek:), tabla, sohbet veeee Doğa’nın Tanya’ya bir anda hayran oluşu:)

Fakat günün en komik ayrıntısı gece vapurdan indiğimizde kucağımda uyuyan Doğa’nın gözünü aralayıp, “aaa geldik mi Türkiye’ye?” demesi ve tekrar uyumaya devam etmesiydi!!

Not: Fotoğraf makinesini unutmuşuz. Giderken vapurda bizimki camdan atlayacaktı dışarısını izlerken de bunu da cep telefonumuzla çektik.