Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya... merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.


View my FriendFeed


Tasarım ve Uygulama:

Ben’ kategorisi arşivi

14 yıl önce


Kitabın ilk sayfasında sağ üst köşesinde Tüyap ’95 yazıyor. Sayfaları sararmış hafif. Biraz önce kütüphaneyi karıştırırken bir göz gezdiriyim dedim. Bir de baktım bazı yerlerin altını çizmişim. İşte sizlerle çizilmiş yerleri paylaşıyorum aşağıda. Bu benim iç yolculuğumda sanırım ilk kitabımdı. Kimbilir nasıl şaşırdıysam o zaman bu cümlelere.
Bugünkü “ben”de halen heyecan veriyor bu cümleler. Yaşanmış 14 yıla bakınca çok daha anlam kazanıyorlar.

“Korkunun olduğu yerde de akıl çalışmıyor. Daha siz henüz gençken korkunun yerine özgürlüğün olduğu bir ortamda yetişmenin yolunu aramalısınız.”
“Yaşamak insanın doğru olanı kendi çabasıyla bulmasıdır. Bunu da ancak özgür olduğunuz zaman yapabilirsiniz.”

“Özgürlük korkuya, zorlamaya, güvence içinde olacağım diye didinmeye izin vermeyen bir ruhsal durumdur. “
“Birşey olmak istediğimiz andan itibaren özgürlüğümüzü yitiriyoruz.”
“Sevmek bir karşılık beklememektir. Sevdiğiniz zaman bir şey verdiğinizi bile düşünmemelisiniz. ancak böyle bir sevgi özgürlükle uzlaşabilir.”
“Gerçek yaşam, sevgi dolu olmayı, sessizliğin tadını almış, bol deneyimle yalınlığı biraraya getirmiş olmayı gerektiriyor; önyargıların, korku ve kör inançların, umutların çelmelemediği, berrak, düşünmeye yetenekli bir zihne sahip olmayı gerektiriyor.”

Bayramın bendeki sonuçları

Düşünüyorum. Bayramın ilk gününden beri iyice battı bana bu bayram ziyaretleri. Yok sanmayın ki çok ziyaret yaptık. Sadece birinci derece yakınlarımıza gittik kadar yani kalpten sevdiklerimize. Şu birkaç gündür kendimi ve çevremi sorgulamalarım sonucunda bakın ne sonuca vardım; belki siz de sorgularsınız kendinizi biraz…
*Bayram ziyaretlerinin çoğunu sadece görev olduğu için yapıyoruz.
Yapmasak ne olur? Ayıp mı olur? Kime ve neden?
*Ziyaretlerinize isteksiz gidiyorsanız büyük ihtimal ziyaret edeceğiniz insanları sevmiyorsunuz.
Sevmek zorunda mısınız? Neden seviyor gibi yapıyorsunuz?
*Ziyaretleriniz sonrasında büyük ihtimal eşinizle ya da başka bir akrabanızla diğer akrabaların dedikodusunu yapıyorsunuz. Kimseyle konuşmasanız da içinizden konuşuyorsunuz. Yani yargılıyorsunuz. En çok hangi yönleri sizi rahatsız ediyor? Acaba sizde de var mı bu rahatsızlık duyduğunuz yönler?
Eşinizi, eşinizin ailesini, annenizi, babanızı, dostlarınızı, iş arkadaşlarınızı, çocuğunuzu oldukları gibi sevebiliyor musunuz? Sadece kendileri oldukları için.
*Peki kendinizi olduğunuz gibi sevebiliyor musunuz? İçinizdeki bütün karakterlerle mutlu mesut geçinebiliyor musunuz?
***Mutlu olmak istiyorsak hayatta herkesi, ama önce kendimizi, olduğu gibi sevip, kabul etmeyi öğrenmeliyiz. Yoksa bu ruhumuz sıkıntılardan hiç kurtulamayacak. Ve deee vücudumuzun isteklerini karşıladığımız gibi ruhumuzu da doyuracağız. Nasıl mı? Tabiki ruhumuz neyi istiyorsa onu yaparak. Bu hayat koşullarında nasıl olur demeyin hemen. Direnmeyi bırakın. Olur bir şekilde. Unutmayın ne isterseniz o gelir hayatınıza.
İşte bu bayram benim içimde bunlar yaşandı. Hadi siz de içinize dönün ve kendinizle konuşun biraz. Aslında bu sorular listesi daha çoook uzayıp gider. Kimbilir siz de daha ne sorular bulursunuz kendinize ait. İç dünyanız gelişir, büyür böylece…
Sorgulamalar, düşünmeler çok keyiflidir. Hele bir de kaleme alır yazarsanız kendi hikayenizi okur durursunuz zaman geçtikçe. Yazdıkça içinizdekiler açığa çıkar, okudukça da farkındalığınız artar.

Bugün ben

  • Ben kategorisinde.
  • 4 Yorum Var

Dünkü dingin Özgür’den eser yok bugün. Agresif bir uyanış ve güne negatif başlangıç bütün günü böyle götürdü. Öğlene doğru dışarı çıkmak üzere hazırlanırken Doğa yanıma gelip şöyle dedi: “Anne rahatla biraz”
Bu çocuk yaklaşık 7 yıldır yaptığım içsel çalışmaların, kendimi arayışımın ardından, yani bütün o travmaların ardından öyle bir ders şeklinde geldi ki bana… Artık negatife girdiğim an şak diye yapıştırıyor lafları. Aylar önce “anne biraz nefes yapsana” dediğinde donmuş kalmıştım. Her defasında, “artık bir dahakine şaşırmamalıyım, farkında işte” diyorum ama yine şaşırıyorum. Daha öğrenecek, deneyimlecek çook şey var.
Bugün Doğa’nın son oyun dersi kalmıştı Gymboree’de. Serdar’la gittiler. Biraz baba-kız vakit geçirsinler, kendime de özgürlük veriyim istedim.
Kendimle kaldığım ender zamanlardan olan bu 1 saat boyunca yağmurda yürüdüm, ıslandım, kimliğimi unutmak, kaybolmak istedim bugün. Hiç konuşmamak, sözcüklerin anlamını unutmak, gülmemek, ağlamamak, öylece durmak istedim.
Vitrinlere baktım, her yer indirimde. Girdim baktım hiç ilgimi çeken birşeye rastlamadım. Bir yerde otursam kahve içsem dedim,yok. Herşey anlamsız geldi bugün.
Sonra oyun dersinin bitimine yakın gittim bizimkilerin yanına ve kuzumu görünce kimliğimi hatırladım:) “Anne ben seni çok seviyorum” dedi. Eridim.

Çok yorgunum

Doğayı yuvaya götürdüm bu sabah. 12′ye kadar bekledim, o beni görmedi. Daha yeni alışıyor ama iyi gidiyor bakalım şimdilik. Bugün öğle yemeğini de orada yedi. Eve geldik, çamaşır yıkadım, brlikte astık. Artık çoraplarını ve kendi küçük donlarını asıp mandal takabiliyor:)Barbunya ayıkladık, pişirdim. Köfte yaparken, o suyla oynadı.
Güçlü kadın annem işine döndü, iyileşti ve akşamüzeri çaya geldi bana. Doğa’nın deyimiyle “çay partisi” yaptık. Simit ve acıbadem kurabiyesi yedik.
Annem gidince Doğa’ya yemeğini yedirdim, banyosunu yaptırdım. Tam yatacakken Serdar geldi. Acil bir kitap okuma seansı sonrası prenses uyudu. Biz ise o uyuduğundan beri salondaki masada karşılıklı bilgisayarlarda çalışmaktayız. Fonda Nora Jones çalıyor ve artık gözlerim kapanmak üzere.
Bugünden aklımda kalanlar ise;
sevgi ve olumlu düşünce herşeyi bambaşka bir şekle dönüştürüyor.
Doğa benim aynam, ben de onun aynası.
Doğa’dan alacağım en büyük dersim ise, sabır ve sorumluluk

Hayata sarılın

  • Ben kategorisinde.
  • 3 Yorum Var

Annemin ameliyatı başarılı geçti ve iyileşme süreci başladı.
Bu 1 hafta içinde bir defa daha öğrendim ki;
-Reiki enerjisi gerçekten üstün bir enerji, çok güçlü.
-İnsan sadece yarattıkları ve düşündükleri ile varoluyor. Düşünceleri ile yaratıyor.
-Şu kısacık ömrümüzde hiçbirşeye üzülmemek gerek. Bugün, şimdi sağlıklı iseniz, nefes alabiliyorsanız gerisi boş.
-Sağlığınız, aileniz, nefes alabildiğiniz her an için şükredin ve her güne böyle başlayın.

Annemle aynı gün 2 bebek ve 2 genç insan daha ameliyat oldu. Sayı vermiyim moraliniz bozulmasın ama çoğu başarısız oldu. Bu doktorlarla ilgili birşey değil. Kimi kalp dokuları yumuşak olduğundan aleti kabul etmiyormuş. Minicik bebekler gördüm ameliyata giren ya da muayeneye gelen… çok sinir bozucuydu.

Bebeklerinize, çocuklarınıza sarılın, hiçbir yaramazlıklarına kızmayın, para, iş, güç hiçbirşeyi stres yapmayın. Sadece şükredin ve herşeyi akışına bırakın. Olmasına izin verin. Biraz salıverin kendinizi bugünlerde. Ekonomik krizi de boşverin, haberleri izlemeyiverin gitsin. Siz kendi tapınağınızı yani evinizi, yuvanızı sıcacık tutun yeter…
Özlemişim seni blog ve dostlarımı…