<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AlternatifKarma &#187; Annelik</title>
	<atom:link href="http://alternatifkarma.com/kategori/annelik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://alternatifkarma.com</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2010 20:28:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Pisinin günlüğünden</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/pisinin-gunlugunden/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/pisinin-gunlugunden/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Mar 2010 10:04:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=1187</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;26 Şubat 2006 &#8211; Kadın olmanın bu kadar büyüleyici, özel birşey olduğunu daha önce hiç hissetmemiştim. Kadın olduğum için kendimle hiç bu kadar gurur duymamıştım. Öyle bir güç veriyorsun ki bana attığın her tekme, karnımdaki her pıt pıt edişin hayata yeni bir direniş kazandırırken, bir yandan da kabullenmemi sağlıyor herşeyi olduğu gibi&#8230; İşimi sevmediğimi, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"><a href="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/03/kış.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1188" title="kış" src="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/03/kış-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">&#8220;<span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">26 Şubat 2006 &#8211; </span>Kadın olmanın bu kadar büyüleyici, özel birşey olduğunu daha önce hiç hissetmemiştim. Kadın olduğum için kendimle hiç bu kadar gurur duymamıştım. Öyle bir güç veriyorsun ki bana attığın her tekme, karnımdaki her pıt pıt edişin hayata yeni bir direniş kazandırırken, bir yandan da kabullenmemi sağlıyor herşeyi olduğu gibi&#8230; İşimi sevmediğimi, bu işi sadece başka sorumluluklardan, kendim olmaktan kaçtığım için yaptığımı, cesaretsizliğimi, korkaklığımı kabulleniyorum. Artık tek dileğim seninle doyasıya vakit geçirmek. Belki de ruhumun özgür olduğu bir iş yaparsam sen de daha mutlu olacaksın. Seninle ben de hayata yeni başlayacağım aslında. Kendimi bilerek ve isteyerek bu akıntıya bırakmak ve beni götüreceği yeri izlemek istiyorum. Tıpkı babanı tanıdığımdan beri yaptığım gibi&#8230;&#8221; </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">&#8220;8 Mart 2007 &#8211; Her ayın son haftası deliriyorsun sanki. Uyku düzenin değişiyor. Hareketlerin, bakışların bile değişiyor. Ve mutlaka yeni bir hece ya da kelime söylüyorsun. Bu hafta 10. ayın son haftası. 2 ay sonra yaşına basacaksın ve ben halen anneliğe alışamadım. Kendimi hep yetersiz, nedense biraz suçlu, biraz da agresif hissediyorum. Büyüyor olman benim de büyümemi sağlamakla birlikte diğer yandan bir korku bulutu dolaşıyor üzerimde. Sanki sen büyüdükçe daha da çok yetersiz kalacakmışım gibi. Bu nedenle sürekli okuyorum. İlerili günlerimize bomba gibi hazırlanıyorum canım kızım&#8230;&#8221;</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">&#8220;16 Eylül 2007 &#8211; Bugün ikimizin hayatında da bir dönüm noktası. Sen 16 aydır en yakın dostun olan memmilerine (böyle diyorsun) veda ettin. Ben de kısıtlanmış özgürlüğümü geri kazandım ama bir yandan kalbim acıyor; En önemli bağımız yani seni göğsümden besleyişim sona erdi. Hem komik hem de üzücüydü halin. Bütün evde &#8216;memmiii&#8217; diye ağlayarak volta attın ve sonra halının ortasına yatıp uyuyakaldın. Deli gibi ağlamak, gözyaşlarım bitene kadar ağlamak istiyorum bu eşsiz paylaşımımız sona erdiği için. Tanrıya şükür ki bu zevki tattık. Seni bu kadar uzun besleyebildim&#8230;&#8221;</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Bunlar Doğa daha karnımdayken tutmaya başladığım Winnie The Pooh&#8217;lu minik günlüğümden. Hayatımızı düşüncelerimizin oluşturduğunun, kendimizle yüzleşmenin en iyi yollarından birinin yazmak olduğunun ve duygumuz her ne olursa olsun onu olduğu gibi kabullenip içine girmemiz gerektiğinin bir göstergesi. Zaman zaman bu günlükten alıntılara devam edeceğim.</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Not: Fotoda pisi 2 yaşında.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/pisinin-gunlugunden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hep diyecek birşeyi var!</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/hep-diyecek-birseyi-var/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/hep-diyecek-birseyi-var/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 21:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=1174</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Anne, düşündüm de, bir daha seni kızdırmamaya karar verdim&#8221; dedi bana bu akşam uyuturken&#8230; &#8220;Bak bu benim kafatasım. Kafatasımın içinde beynim var. Ama bazen beynim kafatasımdan dışarı fırlıyor. İşte o zaman deliriyorum ben biraz&#8221; demiş anneme cumartesi oyun oynarlarken&#8230; &#8220;Bana öyle bağırma. Bu şekilde bağırmandan hiç hoşlanmıyorum&#8221; dedi bana sesimi yükselttiğim, sabrımın tükendiği bir anda&#8230; Sabır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Anne, düşündüm de, bir daha seni kızdırmamaya karar verdim&#8221; dedi bana bu akşam uyuturken&#8230;</p>
<p>&#8220;Bak bu benim kafatasım. Kafatasımın içinde beynim var. Ama bazen beynim kafatasımdan dışarı fırlıyor. İşte o zaman deliriyorum ben biraz&#8221; demiş anneme cumartesi oyun oynarlarken&#8230;</p>
<p>&#8220;Bana öyle bağırma. Bu şekilde bağırmandan hiç hoşlanmıyorum&#8221; dedi bana sesimi yükselttiğim, sabrımın tükendiği bir anda&#8230;</p>
<p>Sabır sınıyor resmen cumartesi gününden beri. Tam &#8220;bak sakinledi bu çocuk artık&#8221; demişken yuttum laflarımı geri, yutkundum indirdim mideme. Dursunlar orada bir süre. Ben kabul ediyim artık değişken, hareketli, şakacı, konuşmayı çok seven, fazlasıyla kararlı bir kızım olduğunu. Bu kadar kararlı olması güzel gibi görünüyor olabilir ama çoğu zaman çok zorluyor bizi. O tercihini yapıyor ve bize de saygı duymak düşüyor. Hele bir eleştirelim ya da tercihini değiştirmeye çalışalım. İmkansız! Hele bir köreltelim. Yok öyle birşey! Sanırsın 14 yaşında ergen var karşında. Nasıl bir direnmek.</p>
<p><a href="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/03/salata.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1175" title="salata" src="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/03/salata-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Bu fotoyu Serdar çekti cumartesi akşamı biz pisiyle salata malzemelerimizi yıkarken. Örneğin salatayı neredeyse 2 yaşından beri birlikte yapıyoruz. Ya insan biraz olsun marul, salatalık yemez mi? Yok tık yok! Bir ara kırmızı biber kemiriyordu şimdi onu da bıraktı.</p>
<p><a href="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/03/serdardoga.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1176" title="serdardoga" src="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/03/serdardoga-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p>Bunu da ben çektim. İkisi Gormiti izlerken&#8230; gerçi Serdar hafiften uyukluyor ama napsın izlemek zorunda çünkü gece uyuturken anlattırıyor bir de. Anlatmazsan git öğren diyor falan. Çok merak ediyorum Gormiti izleyen kızı olan var mı hiç? Kendini Jessica sanan bizimki gibi?</p>
<p>Annem dedi ki cumartesi gecenin bir yarısı telefonda; &#8220;Senin ergenliğinde çok yorulmuştum ve demiştim ki inşallah senin de başına aynen senin gibisi gelir. Ama bu seni de geçer söyliyim&#8221;. Annem ki 30 küsur yıllık ilkokul öğretmeni, sabır taşı insan, o da böyle dedi ya ben ne diyim artık&#8230; Şiştim diyorum size.</p>
<p>1 aydır çeşitli nedenlerden ara verdiğim yogaya dönüyorum yarın. Beni ancak orası paklar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/hep-diyecek-birseyi-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi-kötü</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/iyi-kotu/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/iyi-kotu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 22:19:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=1120</guid>
		<description><![CDATA[Birçoğunuz merak ettiniz değil mi şu aşağıdaki &#8220;İçimdekiler&#8221; başlıklı postun yorumlarının bazıları nereye gitti diye? Birkaç kişi sordu bana ama eminim ki halen sorgulayanlar vardır yorumları neden sildiğimi. Birçok eleştiriler oldu daha önce de yazılarıma ama hiç bu kadar hakaret derecesine varan yorumlar olmamıştı. Gerçekten direkt olarak acıtma amaçlı yapıldıysa da evet amacına ulaştı ama sadece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçoğunuz merak ettiniz değil mi şu aşağıdaki &#8220;İçimdekiler&#8221; başlıklı postun yorumlarının bazıları nereye gitti diye? Birkaç kişi sordu bana ama eminim ki halen sorgulayanlar vardır yorumları neden sildiğimi. Birçok eleştiriler oldu daha önce de yazılarıma ama hiç bu kadar hakaret derecesine varan yorumlar olmamıştı. Gerçekten direkt olarak acıtma amaçlı yapıldıysa da evet amacına ulaştı ama sadece anlık oldu bu acılar. Açılımları ise çok daha farklı oldu bende, içimde. Gelin anlatayım&#8230;</p>
<p>&#8220;Sen çok kötü bir annesin ve bunu duymaktan da rahatsız oluyorsun&#8221; diye yorum yazdı bana. Ayrıca benim son derece şiddet ve öfke dolu olduğumu, yazdıklarımın da birkaç satır önemsiz şeyler olduğunu, kendimi önemli bir yazar falan mı sandığımı yazdı. O kadar fazla içini döktü, öylesine saldırdı ki sonunda kendi ortamımda baktım ki bana hakaret ediliyor sildim bütün yorumları. Ve bundan sonra bu kişi bu siteye yorum yazamayacak. Okumaya devam etmek istiyormuş ya o ayrı&#8230;</p>
<p>&#8220;İyi anne&#8221;, &#8220;kötü anne&#8221; ne demektir? Günlerdir bunu düşünüyorum. Ben insanları iyi-kötü olarak ayıramaz, tanımlayamazken, beni hiç tanımayan biri bana nasıl &#8220;kötü anne&#8221; der bunu anlayamıyorum. Fakat bildiğim birşey var ki, bir konuda bu kadar direnç ve özellikle de saldırı gösteriyorsan gerçek anlamda kendine ayna tutuyorsun demektir. Yani sen kendinle konuşuyorsun aslında benimle konuşurken&#8230;</p>
<p>Kaldı ki, çocuğunu cami avlusuna bırakan kadına bile &#8220;kötü anne&#8221; diyemem ben. Kimbilir neden bırakmıştır, hangi koşullarda, aklı yerinde midir, değil midir? Annelik öyle kişiye özel birşey ki her çocuk farklı şekilde büyütüyor annesini. Evet aslında onlar büyütüyor bizi tam tersi. Sabırlı olmayı ve koşulsuz sevmeyi öğretiyorlar. Bizler farklılıkları kabul edemez, birbirimizi olduğumuz gibi sevemezken onlara nasıl öğretebiliriz  hayattaki farklı renkleri. Neymiş efendim çocuktan sıkılmışım da, ondan önceki yaşamımı özlüyormuşum da, zorla yemek yedirmeye çalışıyormuşum da. Evet olabilir! Bunların hepsi mümkündür. Çocuktan önceki yaşamımı da gayet özlüyor olabilirim. Eeee zaman zaman çocuktan sıkılıyor da olabilirim. Zorla yemek yedirmeye de çalışabilirim. Bunlar beni sadece insan yapar &#8220;kötü anne&#8221; değil. Bu hisleri hiç yaşamadım diyen varsa çok da inandırıcı gelmez bana üzgünüm.</p>
<p>Burada amacım hayatı toz pembe göstermek, sizleri hayaller alemine götürmek değil. Yoksa pek çok tüccar spiritüel gibi &#8220;olumlu düşünün gerisi boş&#8221; derdim. Şu seminere, bu seminere katılın, verin 1000 dolar hayatınız değişsin derdim. Ama ben özellikle içimdekileri, içimdekilerin yansımalarını, aldığım tepkileri, gösterdiğim reaksiyonları, küçük adımlarımı, çabalarımı paylaşıyorum kendimle ve sizlerle. İster birkaç satır ister birkaç sayfa olsun, kimsenin de onaylamasını beklemiyorum. Sesli düşünür gibi yazıyorum çoğu zaman. Sorguluyorum yeni tanıdıklarımı, öğrendiklerimi ve hepsini eğrisiyle, doğrusuyla yazıyorum burada. Ve inanın bana hiçbir seminer ya da terapi ile değişmiyor hayatınız siz bilgileri tamamen hayatınızın içine sokup uygulamadıkça, kendinize ayna tutup kendinizle barışmadıkça.</p>
<p>Teşekkürler yorumlarıyla beni yargılayan arkadaşa, içimdekileri paylaşmakla ne iyi etmişim bir defa daha anladım. Bundan sonra daha da zevkle, bolca paylaşımlarda bulunacağım bu konuda. Ama şiddet mi dersiniz, öfke mi dersiniz bilemem orasını bekleyin ve görün&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/iyi-kotu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ebeveynlik sevgi üzerinden olmalı</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/ebeveynlik-sevgi-uzerinden-olmali/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/ebeveynlik-sevgi-uzerinden-olmali/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 22:24:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=1110</guid>
		<description><![CDATA[Mükemmel anne, ebeveyn olabilme çabalarımızı bir kenara bırakıp, kendimizi olduğumuz gibi sevip, kabul ederek, sıkıntıya düştüğümüz noktalarda bir ebeveyn koçuna danışmak çoğu zaman kurtarıcı olabiliyor. Gerek dost sohbetlerinde gerekse de iş hayatında hepimizin yakındığı bir konu; Günümüz şartlarında çocuk yetiştirmenin ne kadar zor olduğu. Şartlar ne kadar zorlaşsa da çözümler de bir yandan önceki nesillere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mükemmel anne, ebeveyn olabilme çabalarımızı bir kenara bırakıp, kendimizi olduğumuz gibi sevip, kabul ederek, sıkıntıya düştüğümüz noktalarda bir ebeveyn koçuna danışmak çoğu zaman kurtarıcı olabiliyor.</strong></p>
<p>Gerek dost sohbetlerinde gerekse de iş hayatında hepimizin yakındığı bir konu; Günümüz şartlarında çocuk yetiştirmenin ne kadar zor olduğu. Şartlar ne kadar zorlaşsa da çözümler de bir yandan önceki nesillere göre daha fazla alternatifler sunuyor bizlere. Ebeveyn koçu ya da terapist de bu çözüm alternatifleri içinde en doğru olanları. Ebeveyn ve Aile Koçu, çocuk kitapları yazarı, eğitimci, sosyolog ve araştırmacı <strong>Sedef Örsel Özçelik,</strong> çocukların hayat kalitesini yükseltmek vizyonu ile çıkmış yola. Özçelik ile ebeveyn koçuna ne durumlarda ihtiyaç olabileceğini ve günümüz koşullarında çocuklarımızla iletişim kurabilmenin kolay yollarını konuştuk.</p>
<p><strong>Günümüz ebeveynlerinin genel profilini nasıl gözlemliyorsunuz?</strong><br />
Şehir insanında 2 tip ebeveyn var; Biri çocuğunun sevgisini kaybetmekten korkuyor. Dolayısıyla onun istediği her şeyi yapıyor. Çok fazla müsamalı. Özellikle de anne çalışıyorsa bu çok sık görülüyor. Diğer taraftan da çocuğunu korkutarak yetiştirenler var; o zaman da çocuk anne babanın sevgisini kaybetmekten korkuyor ve anne babanın her söylediğini yapıyor. Halbuki orta bir yol var onu görmek gerek. Ebeveynliği sevgi üzerinden yapın korku üzerinden değil. Korku toplumumuzda çok hakim. Yemek yedirirken, “polise veriririm” ya da “son lokmayı almazsan doktor amca sana iğne yapar” gibi. Yemesin daha iyi bu durumda. Mükemmel anne, insan diye bir şey yok. Hepimiz kendi girinti çıkıntılarımız, çukurlarımız, eksikliklerimiz, fazlalıklarımızla yaşıyoruz.<br />
Bizim nesilde, yani 1970-1980 yılları arasında doğan kız çocuklarına, “siz büyüdüğünüz zaman iyi eğitim alıp iyi okullara giderseniz ne istiyorsanız yapabilirsiniz, erkeklerin yaptığı her şeyi yapabilirsiniz” fikri verildi. Çok güzel eğitimler aldık ve iş dünyasında atıldık. Başarılı olmak için evliliği ve anneliği olabildiğince öteledik. Sonra annelik bazen zor bazen kolay geldi ama annelik geldiğinde birden fark ettik ki hayat başka bir şeymiş. O zaman kendi rol modelimize döndük annemize baktık. Ama annemiz başka bir yerdeydi. Onun yaptıklarını yapınca da mutsuz olduk ve iki arada sıkışıp kaldık. Bizim nesilin, şu anda annelerin yaşadığı durumun bu olduğuna inanıyorum. Bu sosyolojik bir bulgu.</p>
<p><a href="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/01/dut.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1114" title="dut" src="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/01/dut-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p><em>Bu fotoda Doğa ayak parmaklarıyla kuru dut ve badem yerken:)</em></p>
<p><strong>Ebeveyn koçluğunu nasıl tanımlarsınız ve terapiden farkı nedir?</strong><br />
Çok dinamik bir ilişkidir. Hiyerarşi içermez. Koçluk yapan kişi kendini bilgi ve deneyim olarak karşısındaki kişiden üstün görmez. Kişinin konuyla ilgili hedeflerini bulup keşfetmesine destek verir. Hedefleri keşfettikten sonra gereken planı yapmasında ve o planı uygulamasında destek olur.<br />
Koçluk terapiden farklı olarak, daha bugüne yönelik, bugünkü arzularınızı, hedeflerinizi bulmanıza yöneliktir. Aynı terapideki gibi sorular sorulur fakat tabii sadece ebeveynlerle ilgilidir. Ama terapi etkisi yaratır. Çünkü sonuçta açılırsınız ve konuşursunuz. Karşınızdaki insan sizi dinler ve hiçbir şekilde eleştirmez. İyi bir koç her zaman için kişinin kendi deneyimleri ve hayatı üzerindeki en bilgili ve en söz sahibi kişinin yine kendisi olduğuna inanır. Başka bir noktada, koçluk ilişkisinde oluşturduğumuz ilişki ile, ebeveynin çocuğu ile olan ilişkisine örnekleme yapmasını sağlarız. Aynı şekilde ebeveynin görevi de çocuğuna o destek ağını oluşturmaktır. Dolayısıyla biz bu ilişkiyi oluştururken sessiz ve sözsüz bir şekilde modelleme yapmasını sağlarız.</p>
<p><strong>Günümüzün ebeveynleri neden ve hangi durumlarda bir koça ihtiyaç duyar? Sosyolojik anlamda bakarsak, içinde yaşadığımız dünyada hangi koşullar bizleri bu tarz hizmetler almaya yöneltiyor?</strong><br />
Koçluk hizmeti ihtiyaç olduğunda alınmalı. Dünyanın en zor işi çocuk yetiştirmek. Anne babalarımız için hayat çok daha kolaydı çünkü anneanneler, babaanneler, komşu Ayşe Teyzeler, halalar gibi geniş bir sosyal ağları vardı. Şimdi anne babanın işi çok zor çünkü çocuk yetiştirmek sadece anne baba gibi 2 kişinin değil koca bir kabilenin işi. Bugün ebeveynler bu soysal ağdan uzaklaşmış bir durumda, çok daha hızlı devinen bir hayat temposunun içerisindeler. Çocukların bütün ihtiyaçları eskiden çok daha kolay karşılanıyordu, şimdi o kadar kolay karşılanmıyor. Bunlar sadece fiziksel değil; Sevgi, ilgi, emek, inanç, oyun, aile, sosyalleşmeden bahsediyoruz. Bütün bu ihtiyaçları ebeveynler tek başına yüklenmeye kalktıklarında çeşitli zamanlarda psikolojik çöküşler yaşayabiliyorlar. Bu nedenle şimdinin çocukları bizim çocukluğumuzdan farklı. Günümüz koşullarında, soluksuz kaldığı zamanlarda ebeveynin danışacağı birine ihtiyaç var. Bu mutlaka terapi olmak zorunda değil. Terapi uzun süreçlidir. Koçluk ilişkisi anlıktır. Örneğin çocuğun yemek problemi, sosyalleşme güçlüğü, okula gitmek istememe gibi problemleri bir ebeveyn koçun yardımıyla çözümlenebiliyor. </p>
<p><strong>Ailelere verdiğiniz Connection Parenting – Çocuklarla Elele seminerlerinizden bahseder misiniz? Temel olarak ebeveynlerin bu seminer sonrası ne gibi kazanımları oluyor?</strong><br />
Yedi haftalık bir workshop. Kurucusu Pam Leo. 35 yıllık tecrübesi var çocuklar konusunda. İlk kızı doğduğunda, “niye çocuklar büyüyünce bazıları Gandhi oluyor, bazıları Hitler oluyor” diye sormuş kendine. Buradan yola çıkarak da okumaya başlamış. Kendisi de eğitim almış ve ayrıca evinde çocuk bakmış. Sonra zaman içinde biriktirdiği deneyim ve bilgilerini kullanarak böyle bir method geliştirmiş. 7 hafta sürüyor çünkü birtakım şeyleri fark edip, anlamamız, önce zihnimizde yerleştirip sonra bir şekilde onu hayatımızın içine sokabilmemiz için zaman ve deneyim gerekli. Seminerde birçok konuya değiniyoruz. Aslında ebeveyn bir nevi içsel yolculuk da yaşıyor. Kendiyle ilgili birtakım şeyleri fark ediyor. Kendi ebeveyn modellerini fark ediyor. Neleri niye yaptığını anlamaya başlıyor. Saygı konusunda ne düşündüğünü ve çocuğuna bunu nasıl verebileceğini anlıyor. Çocuğunun içindeki üzüntü kabının ne olduğunu fark ediyor. Sevgi kabının var olduğunu öğreniyor, bu kabı nasıl dolduracağını konuşuyoruz. Bu methodu alıp da çalışan bir insanın hayatının değişmemesine imkan yok çünkü sadece çocuğuyla değil eşiyle ve iş arkadaşlarıyla olan ilişkisinde de faklılıklar yaşamaya başlıyor. Semineri alanların hepsi hayatlarının farklı yerlerinde bunu kullanmaya başlıyorlar. Pam benim inandığım, yaptığını uyguladığım birçok şeyi çok güzel bir şekilde açıklamış methodta. Bu nedenle benim bunu üzerime giyip sunmam çok kolay oldu. Pam bu methodu sadece kendisinin örettiği insanlara eğitmenlik izni veriyor. Şu anda kendisi hasta ve 1 yıldır da eğitim veremiyor. Umarım iyileşir ve eğitim verebilecek kişiler çoğalır.</p>
<p>Bilgi için; <a href="http://www.cocukluyuzbiz.com/">www.cocukluyuzbiz.com</a> ya da <a href="mailto:sedef@cocukluyuzbiz.com">sedef@cocukluyuzbiz.com</a></p>
<p><a href="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/01/astronot1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1116" title="astronot1" src="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/01/astronot1-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Doğru iletişim için 4 temel öneri;<br />
</span></strong>1.Çocuğunuzla herhangi bir konuda sıkıntı yaşadığınızda yere oturup iletişim kurun. Diz çökmeyin, yere oturun.<br />
2.Günde en az bir öğünü muhakkak birlikte, evde, sofrada oturarak, televizyon kapalı iken yiyin.<br />
3.Çocuğunuzla günde minimum 10 dakika yüksek kaliteli zaman geçirin.<br />
4.Çocuğunuzla ilgili herhangi bir konuda karar vermiyorsanız durun ve bekleyin.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kaliteli zaman nedir?</span></strong><br />
Örneğin çocuğunuzu alıp parka götürdüğünüzde siz bankta oturur kitabınızı okursunuz, çocuğunuz da oynar. Ama bu durum çocuğunuzla aranızdaki bağı kuvvetlendirmez, sizi yakınlaştırmaz. Halbuki bir top alıp birlikte parkta oynarsanız aranızdaki bağı güçlendirmeye başlarsınız.Yüksek kaliteli zaman budur. Top atmak, karşılıklı yuvarlamak bile önemli. O top atıp geri gelirken çocuk ayrılmayı, ayrıldıktan sonra tekrar kavuşmayı, giden varlığın tekrar kaybolmadığını, tekrar geri geldiğinin sessiz sözsüz anlatımını öğreniyor. Burada birçok mesaj var; Ben seninle oynuyorum, sana vakit ayırıyorum, seni seviyorum mesajları. Çocuklar sürekli bazı oyunları tekrar oynarlar. Çünkü tekrar ve devamlılık hali onların beynine bazı şeylerin yerleşmesini sağlıyor. Oyun çocuğun terapisidir. Çok önemli bir besindir.</p>
<p><a href="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/01/veteriner.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1115" title="veteriner" src="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2010/01/veteriner-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p>Önceleri astrot olmak istiyordu. Bugünlerde veteriner olmaya karar verdi. Yanlış anlamayın bu veteriner kıyafeti. Doktor kostümü diye hemşire kostümü almışım yanlışlıkla. Neyse veteriner kostümü olduğuna ikna ettik.:) En severek oynadığımız oyunlar bunlar bizim; Astronot olup elimizde torba aya gidip taş toplamak ve veteriner olup bütün oyuncak hayvanları muayene etmek.</p>
<p>Bu röportajım İnfomag Aralık sayısında yayınlandı. Aslında dergide tabiki de Sedef&#8217;in çok hoş fotoları var ama burada biraz gülün diye pisi fotoları ekledim:)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/ebeveynlik-sevgi-uzerinden-olmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha yeniyim</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/daha-yeniyim/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/daha-yeniyim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 19:08:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=903</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bugün çok güzel bir gün geçirdim anne&#8221; ve &#8220;Sen benim en iyi annemsin&#8221; dedi uyumadan hemen önce. Kaç annesi var bilemedim:) Tabii ben o cümleyi &#8220;Şu dünyada en çok seni seviyorum&#8221; demek istiyor şeklinde üzerime alıp egomu şişirip patlattım bir güzel:) Anneliğin en güzel yanı çocukla yaşanılan aşk! Gerisi hikaye. İstanbul&#8217;un kurtuluşunu süper kutladık biz bugün. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bugün çok güzel bir gün geçirdim anne&#8221; ve &#8220;Sen benim en iyi annemsin&#8221; dedi uyumadan hemen önce. Kaç annesi var bilemedim:) Tabii ben o cümleyi &#8220;Şu dünyada en çok seni seviyorum&#8221; demek istiyor şeklinde üzerime alıp egomu şişirip patlattım bir güzel:) Anneliğin en güzel yanı çocukla yaşanılan aşk! Gerisi hikaye.</p>
<p>İstanbul&#8217;un kurtuluşunu süper kutladık biz bugün. Yuvanın tatil olmasından dolayı pisiye aitti bütün günüm. Geç uyanıp, yayılarak geç kahvaltı edip, öğle yemeğimizi de kavanoza koyup parkta aldık soluğu. Scooter&#8217;ımızı da almayı unutmadık tabii. Saatlerce oynadı, zıpladı, bütün kaydıraklara artık tersten koşarak çıkabildiğini görerek kendiyle gurur duydu. Parkın ardından anneanneyle buluşma ve bir de kitapçı ziyaretinden sonra hayli yorgunduk eve döndüğümüzde. Tam da TV zamanı geldi demiştik ki televizyonumuz bozuldu, ekran karardı birden. Eee napalım Özgür full mesai devam, suluboya, puzzle, hamur, kitap okuma, bıdı bıdı derken yemek saatinde pilim bitmişti. Neyse ama bu güneşli tatil gününün hakkını verdik!</p>
<p>Pisinin yuvaya tam gün başlayışı büyük bir boşluğa düşürdü beni. Neyse ki atlattım bu hafta itibariyle daha yeni ve iyiyim. Dün itibariyle yogaya da başladım tekrar kısa bir aranın ardından. 2010 korksun benden ne diyim:) Bomba röportajlar, yazılar, fikirler gelsin çok&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/daha-yeniyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biriktirdiğim duygularım</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/biriktirdigim-duygularim/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/biriktirdigim-duygularim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 19:23:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşanmış örnekler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kitap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=878</guid>
		<description><![CDATA[Bugün kendimle ilgili yeni bir duygunun farkına vardım, tam buraya yazacakken, biraz blog okumak istedim ve baktım Sardunya ile bugün aynı şeyleri düşünmüşüz, hissetmişiz. Biz Anatema kadınları böyleyiz, boşuna değil biraraya gelişimiz, düşüncede hep benzer frekanslardayız. Önce sabah Doğa&#8217;yı okula bıraktıktan sonra suçluluk duygusu hafiften kendini göstermeye başladı. Tatilde alışmışım sürekli yanıbaşımda sarılıp öpmeye. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-882" title="asirikoruyucu" src="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2009/09/asirikoruyucu.jpg" alt="asirikoruyucu" width="262" height="215" /></p>
<p>Bugün kendimle ilgili yeni bir duygunun farkına vardım, tam buraya yazacakken, biraz blog okumak istedim ve baktım <a href="http://sardunya.blogspot.com" target="_blank">Sardunya</a> ile bugün aynı şeyleri düşünmüşüz, hissetmişiz. Biz <a href="http://annetema.blogspot.com" target="_blank">Anatema</a> kadınları böyleyiz, boşuna değil biraraya gelişimiz, düşüncede hep benzer frekanslardayız.</p>
<p>Önce sabah Doğa&#8217;yı okula bıraktıktan sonra suçluluk duygusu hafiften kendini göstermeye başladı. Tatilde alışmışım sürekli yanıbaşımda sarılıp öpmeye. Bir an elim boş kaldı. Koca gün ne yaparım diye düşündüm. Oysa ki yapacak o kadar çok işim varken&#8230; Sonra uzunca bir yürüyüş sırasında fark ettim ki bu duyguyu yaratan benim. Yani suçlu hissedecek birşey yok tabiki de. Neden suçlu olabilirim ki? 3 yıl boyunca herşeyiyle ilgilenip yuva yaşına kadar getirebildiğim için gururlu olabilirim ancak. Benzer bir duygu yaşayan her kim varsa lütfen siz de gurur duyun kendinizle. Çalışan çalışmayan her anne için gurur duyulacak bir şeydir çocuğunu okul çağına getirebilmek.</p>
<p>Zaten bir süredir günümüz annelerinin, ki buna ben de dahilim, çocuklarımızı fazlasıyla şımartarak büyüttüğümüzü düşünüyorum. Tatilde de aynı şeyi hissettim. &#8220;Yemek yemiyor musun canım, hadi boyama yaparak yiyelim mi?&#8221; derken buldum kendimi. Durdum öylece. &#8220;Yemezsen yeme sen bilirsin&#8221; dedim bıraktım. Yani sıkılmasınlar diye sürekli bir aktivite yaratma peşindeyiz hepimiz. Bugün okullar açıldı ve birçok anne-çocuk gördüm ellerinde çikolatalarla, çubuk krakerlerle yollarda yürüyen. Büyük ihtimal anneler çocuklarını okuldan almaya giderken sürpriz yapmak isteyip ceplerinde çikolata ile gidiyorlar.  Biliyorum çünkü ben de yaptım aynı şeyi. Özellikle geçen yıl Doğa yuvaya ilk başladığı zamanlarda kendi suçluluk duygumu yenebilmek için okul çıkışı kitapçıya götürüyordum çocuğu. Ama baktım ki olacak gibi değil. Neredeyse her yuva çıkışında köşedeki kitapçıdayız. Sonra, kimi zaman &#8220;Param bitti&#8221; kimi zaman da &#8220;eve gitmemiz gerek&#8221; şeklinde tavrımı koyarak bıraktım bunu yapmayı. Ama oldukça zor oldu bu konuda kendimi eğitmem. Çünkü insan anne olunca maddi manevi sürekli bir fedakarlık yapma psikolojisi içinde yaşıyor. Doğa geçen yıldan buna o kadar alışmış durumda ki halen okuldan alırken &#8220;ne sürprizin var bugün&#8221; diyor bazen. Fakat bu yıl en fazla çantamdaki sakızım oluyor onunla paylaştığım ya da eve geldiğimizde içeceği bir bardak meyve suyu. Tabiki çikolata da yiyoruz ama sürpriz olarak değil. Sürprizin kelime anlamını öğrendik artık ikimizde:)</p>
<p>Yalnız geçenlerde ne yaptığımı anlatmazsam çatlarım. Baktım ki ertesi gün okulda ikindi kahvaltısında dondurma varmış. Şimdi bizde beyin &#8220;dondurma yiyen çocuk hastalanır&#8221;a kilitli ya. Halbuki olumlu telkin yap be kadın çocuğa desene &#8220;Dondurmamı sağlıkla yiyorum ve okuluma gidiyorum&#8221;. Ama yok hep diyorum ya anne olunca telkin falan hikaye herşey &#8220;an&#8221;ların farkında olmakta ve kendini gözlemlemekte gizli. Veee bir gece öncesinden iletişim defterine aynen şöyle bir not yazdım; &#8220;Doğa, dondurmayı çok sever ve çok hızlı yer. Lütfen yavaş yemesini sağlar mısınız ki hasta olmasın?&#8221; Gülün gülün evet ben de çok güldüm sonra çok utandım kendimden ama silemedim de notu. Notu o şekilde orada yazılı görmek aslında kendime getirdi beni. Gece yatarken düşündüm ve dondurma ile ilgili bütün olumsuzluzlukları attım beyimden. Ne yapabilirim bütün çocukluğum boyunca böyle söylenmiş bana &#8220;Aman dondurma yersen boğazların şişer&#8221;. Halbuki bugün üst solunum yolları hastalıklarının birçoğunda mikroplar ölsün diye dondurma tavsiye ediliyor. Çocukluğumuzdan bilincimize yerleşmiş alışkanlıkları silmek bu kadar zor oluyor işte.</p>
<p>Bu nedenledir ki çocuklarımızı uyarırken, severken, onlarla oyun oynarken kullandığımız kelimelere çok dikkat edelim. Çünkü direkt bilincine işleniyor söylediklerimiz. Örneğin geçen gece Kıbrıs&#8217;tan dönüyoruz havaalanındayız. Arkamdaki bir çocuk kendi kendine bir şarkı mırıldanıyor. Ben de döndüm kim söylüyor diye baktım ve gülümsedim. Ama çocuk hemen o saniye annesinden &#8220;sus artık gürültü yapıyorsun&#8221; şeklinde azarı işitti. O kadar utandı ve mahçup oldu ki, eminim bir daha şarkı söylemek istediğinde &#8220;acaba annemi yine kızdırır mıyım ya da gürültü yapar mıyım&#8221; diye düşünecek. Bunlar çok ufak ayrıntılar ama hayatımızın kodları çocukluğumuzda gizli bunu unutmamak gerek.</p>
<p>Tam da denk geldi konuyla ilgili de çok güzel bir kitap okuyorum bugünlerde; Kemal Sayar &#8211; &#8220;Herşeyin Bir Anlamı Var&#8221;. Kendisi alanında oldukça donanımlı bir psikiyatr. Şöyle yazıyor kitapta bir bölümünde;</p>
<p>&#8220;Çocukların özdenetimli ve nasihat ettikleri şeyi kendileri uygulayabilen anne-babalara ihtiyacı vardır. Çocuklar, yüceltilen bir anne-babanın değerlerini içselleştirmek suretiyle bir bilinç geliştirirler. Anne-babalar, doğruyu yanlıştan ayırt edebilen çocukları olsun istiyorlarsa, sadece onlara telkin veren değil, çocukların beğendiği kişiler de olmalıdır. Şükran duygusunun yokluğu, günümüz çocuklarında giderek salgın halini alıyor. Anne-babalar çocuklarına yeterinde zaman ayıramıyor. Bu durumda suçluluk duygusu, yeni elbise ve oyuncaklarla telafi edilmek isteniyor. Çocuklarımız sizden birşeyler ister hale geldiklerinde, şükran duyguları körelmeye başlar. Onlara iyi şeyler için beklemek gerektiğini, vermenin ve paylaşmanın neşesini, basit hediyelerden zevk almayı öğretmemiz gerek. Hayatın içinde organik çocuklar yetiştirmek, günümüz anne-babaları için bir borç.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/biriktirdigim-duygularim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalgalandım da duruldum</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/dalgalandim-da-duruldum/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/dalgalandim-da-duruldum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 21:23:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[Anladım ki herşey olanı olduğu gibi kabul etmekle başlıyor. Gerçek mutluluk asıl o zaman başlıyor. Serdar&#8217;ın yoğunluğu, akşam yemeklerinde çoğunlukla bizimle olamaması, annemin iş hayatına devam etme kararı alması sonucunda hiç yardımsız Doğa&#8217;yı tek başıma belli bir yaşa getirebilme çabalarım ve bu çabalar sonucunda yorgunluk ve yalnızlıktan şikayet edişlerim, içimdeki gel-gitler&#8230; hepsi zamanla duruluyor. Gün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anladım ki herşey olanı olduğu gibi kabul etmekle başlıyor. Gerçek mutluluk asıl o zaman başlıyor. Serdar&#8217;ın yoğunluğu, akşam yemeklerinde çoğunlukla bizimle olamaması, annemin iş hayatına devam etme kararı alması sonucunda hiç yardımsız Doğa&#8217;yı tek başıma belli bir yaşa getirebilme çabalarım ve bu çabalar sonucunda yorgunluk ve yalnızlıktan şikayet edişlerim, içimdeki gel-gitler&#8230; hepsi zamanla duruluyor. Gün be gün daha bir sakin kabulleniş ve teslimiyet duygusu ile uyanıyorum. Mevcut koşullardan şikayet etmek yerine şükretmenin tadına varıyorum. Aslında hayatın ne kadar basit olduğunun ve mutluluğun asla bir sır olmadığını, her an orada içimizde olduğunun farkında varıyorum. Aksilikler, engeller olduğunda durup beklemeyi, düşünmeyi &#8220;vardır bir nedeni&#8221; demeyi sever oldum. Çünkü hep oluyor bir nedeni. Aksilik, terslik, olumsuzluk olarak nitelendirdiğimiz durumlar hep bir hediye, değişim ve yenilik getiriyor. Değişime kucak açabilmekiçin ise asıl olan dimdik durabilmek; Aynı bir ağaç gibi&#8230; her koşulda.</p>
<p>Anne olmak ruhsal anlamda büyük bir ders oldu benim için. Her gün daha farklı yanlarımı keşfediyor, kendimi daha yakından tanıyorum. Öfkeli, korkak, kızgın, kırgın hallerimi de seviyorum artık. Kendimi gözlemeyi, kendime uzaktan bakabilmeyi çok seviyorum. Didik didik ettim kendimi yıllardır. Her halimi, her anımı yargıladım, nedenlerini aradım, sorguladım çok. Okumadığım kitap, gitmediğim seminer kalmadı neredeyse. Şimdi görüyorum ki bu didikleyiş hiç bitmeyecek, hayat boyu sürecek. Ama her geçen gün daha fazla teslimiyet içinde, daha fazla farkındalıkla&#8230; Eskisine göre tek bir fark var. Bana rehberlik eden güzeller güzeli bir insan var sadece 3 yaşında. Her durumda önce dönüp bir kendime bakmayı, kendimi sorgulamayı bana hiçbir kitap, seminer değil, sadece Doğa öğretti. Yani diyeceğim şudur ki; ruhsal anlamda bir yolculuğa, bir arayışa çıkmak istiyorsanız ille kitaplarda aramayın yanıtları. O belki yanıbaşınızdadır da siz görmüyorsunuz. Gün gelir size sizi öğretir. Ta ki o zaman görürsünüz içinizdeki sizi.  Zamanla anlarsınız ki sevgisiniz siz sadece başka hiçbir şey değil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/dalgalandim-da-duruldum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayşe Arman fotoğrafları</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/ayse-arman-fotograflari/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/ayse-arman-fotograflari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2009 19:38:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşanmış örnekler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=634</guid>
		<description><![CDATA[Kimseyi olduğu gibi kabul edemiyoruz. Mutlaka bir etiket yapıştırıyoruz. Tıpkı bugünlerde Ayşe Arman&#8217;a yaptığımız gibi. Yazılarını ya da fotoğraflarını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama yargılamak gibi bir hakkınız yok. Kadının kendisi karar vermiş, ailesi, kocası onaylamış ve gitmiş çektirmiş bu fotoğrafları. Bu kadar&#8230; Beğenmezseniz bakmazsınız bir daha ya da yazılarını da okumazsınız. Hayat yaptığınız seçimlerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimseyi olduğu gibi kabul edemiyoruz. Mutlaka bir etiket yapıştırıyoruz. Tıpkı bugünlerde Ayşe Arman&#8217;a yaptığımız gibi. Yazılarını ya da fotoğraflarını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama yargılamak gibi bir hakkınız yok. Kadının kendisi karar vermiş, ailesi, kocası onaylamış ve gitmiş çektirmiş bu fotoğrafları. Bu kadar&#8230; Beğenmezseniz bakmazsınız bir daha ya da yazılarını da okumazsınız. Hayat yaptığınız seçimlerden oluşur. Bu da bir seçimdir, tercihtir. Yargılamak çok kolay, asıl zor olan insanları olduğu gibi kabul edebilmek. Yani şimdi aynı fotoları Kıvanç Tatlıtuğ verse bayılarak bakacak olan çoğu bayan şimdi Ayşe Arman&#8217;ı yerden yere vuruyor. Neymiş efendim evliymiş, anneymiş. Kızı yıllar sonra onu böyle görmek istermiymiş. Eee kendisi düşünmüştür herhalde bunları değil mi ama? Ve lütfen bırakalım artık bu evli ve anne olan kadınları insan dışı &#8220;tek görevi fedakarlık olan&#8221; bir varlık olarak görmeyi. Yok böyle birşey! Evliyiz, anneyiz ve hormonlarımız çalışıyor çok şükür! Aslında en çok bayanlar yargılıyor birbirini bu tarz konularda. Çünkü egolar çatışıyor. Erkekler daha kolay kabullenip, sakin kalabiliyor çoğu zaman.</p>
<p>Gündem yaratmak için yapmış olabilir mi? Olabilir. Göz önünde olmayı seven, özgüveni gayet güçlü bir kadın. Bal gibi de gündeme oturdu. Tıklanma rekoru kırmış fotoğraflar daha ötesi var mı? İstemiş ve yapmış. Tartışmaya gerek yok bence.</p>
<p>Şaşırmadım ben fotoğrafları gördüğümde. Kendisi gibi seksi buldum. Şık buldum. Yazılarını her zaman okumayı tercih etmem, röportajlarını daha çok severim, eğlenceli bulurum ama fotoğrafları sevdim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/ayse-arman-fotograflari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seviyorum</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/seviyorum/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/seviyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 20:26:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Yatarken tutturdu müzik dinleyelim diye. &#8220;Tamam koy ne istiyorsan&#8221; dedim. Gitti ne zamandır dinlemediğim ama en sevdiklerimden biri olan Zen Meditation CD&#8217;sini koydu. İçinde sadece flüt ve ney var. Uçuruyor sizi. &#8220;Oh bu benim en sevdiğim&#8221; dedi ve yayıldı koltuğa. Kitap okuduk bu cd eşliğinde, ee tabi daha birinci kitaptan sonra mayıştı ve uykusu geldi müziğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yatarken tutturdu müzik dinleyelim diye. &#8220;Tamam koy ne istiyorsan&#8221; dedim. Gitti ne zamandır dinlemediğim ama en sevdiklerimden biri olan Zen Meditation CD&#8217;sini koydu. İçinde sadece flüt ve ney var. Uçuruyor sizi. &#8220;Oh bu benim en sevdiğim&#8221; dedi ve yayıldı koltuğa. Kitap okuduk bu cd eşliğinde, ee tabi daha birinci kitaptan sonra mayıştı ve uykusu geldi müziğin etkisiyle. Sesi de biraz fazla açıktı, yatarken de kapattırmadı. Öylece melekler gibi daldı uykuya. Durdum yanında, elini, saçını sevdim, seyrettim uykusunu, dayanamadım kokladım gıdısını. Seviyorum diye haykırmak geldi içimden. Böyle bir sevgi tatmadım ben daha önce.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/seviyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haftanın özeti</title>
		<link>http://alternatifkarma.com/bu-haftanin-ozeti/</link>
		<comments>http://alternatifkarma.com/bu-haftanin-ozeti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 20:27:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Özgür Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://alternatifkarma.com/?p=393</guid>
		<description><![CDATA[Bugün evde 6. günümüzdü. Ateşi dün akşam düştü. Bu kadar uzun sürmesinin nedeni ise antibiyotiğe karşı vücudun direnç geliştirmesi ve doktorumuzun her gün &#8220;biraz daha bekleyelim&#8221; demesi. Bekle bekle toplam 5 gün ateşli bir şekilde yattı. Evet gece bizim yanımızda, gündüz de salondaki kanepede yattı sürekli. En çok sevdiği şey olan sütü bile zor içti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün evde 6. günümüzdü. Ateşi dün akşam düştü. Bu kadar uzun sürmesinin nedeni ise antibiyotiğe karşı vücudun direnç geliştirmesi ve doktorumuzun her gün &#8220;biraz daha bekleyelim&#8221; demesi. Bekle bekle toplam 5 gün ateşli bir şekilde yattı. Evet gece bizim yanımızda, gündüz de salondaki kanepede yattı sürekli. En çok sevdiği şey olan sütü bile zor içti. Sadece çikolata yemeyi kabul etti ateşliyken, bir de üstelik &#8220;çukutala beni iyileştirir anne&#8221; dedi. Yapmadığımız herşeyi yaptık bu 6 gün boyunca. TV karşısında yemek yedirdik, kendi yatağımızda yatırdık, sadece bir lokma birşey yesin diye çikolata, bisküvi, kraker teklif ettik.</p>
<p>Dün akşam üzeri babamla ani bir karar verip antibiyotiği değiştirdik ve ateş durdu. Bugün ayağa kalktı. Babam yıllarca ilaç sektöründe çalışmış biri olarak çoğu zaman doktorlara taş çıkarırcasına teşhis koyar ve tedavi eder. Bizi neredeyse hiç doktora götürmeden tedavi ederdi. Çok özel durumlar hariç tabii. Yine duruma el koydu ve içim rahat şimdi. Bu ikinci çocuk doktorumuz ve aslında çok seviyoruz kendisini ama ezbere antibiyotik vermek olmadı!</p>
<p>İşin aslı, dün geceden beri aldı beni bir huzursuzluk; bu çocuk antibiyotiksiz iyileşemez miydi diye. Her boğaz enfeksiyonunda antibiyotik alıyor. Doktorun dediğine göre, özellikle bu yıl virüsler çok kuvvetliymiş. Yetişkinleri bile yatırıyor, ki bana da geçti Doğa&#8217;dan virüs, çocukların ilaçsız tedavileri mümkün değilmiş. Hani ne bileyim gönül istiyor ki, bağışıklığı biraz kuvvetli olsun, bitki çayları, bol meyve suyu, reiki ve biraz dinlence ile kalkıversin ayağa. Uzun yıllardır ilaç kelimesi içimi ürpertiyor benim ve çocuğuma ilaç içiriyor olmaktan hiç mi hiç hoşlanmıyorum. Babam bile ağzına ilaç koymaz. Sabah kalkar bir kase yoğurt ve muz yedikten sonra gider işe. Annem de onun tam tersi, ilaçlarla yaşar. Çoğu zaman &#8221; senin ilaç sektöründe çalışmanın sebebi beni iyileştirebilmek için&#8221; derdi babama.</p>
<p>İlaçsız yaşamak mümkün mü? Tabiki de. Tanıdığım bir dolu insan var hiç ilaç almadan kendini iyileştiren. Benim de böyle bir dönemim olmuştu. Ama doğum yaptığımdan beri hayatın ritmi daha farklılaştı. Çocuk bakımı çok özen, emek ve en önemlisi ciddi bir fiziksel güç gerektiriyor. Aynı zamanda, anne olmak bir kadında ruhsal anlamda ciddi çözülmeler yaratıyor. Herşeyden önce kendi yaratıcılığınıza ve evrene olan inancınız sınanıyor. Dünya duruyor. Herşey mucizeniz ve sizin etrafınızda dönüyor.</p>
<p>Sadece kendi enerjiniz bile sizi iyileştirebiliyor aslında. Ama çocuğunuz varken çoğu zaman jet hızıyla iyileşmek durumundasınız. &#8220;Bir saniye ben bir durup kendimle başbaşa kalıyım, şu hastalığımın nedenini bulmalıyım&#8221; demek gibi zamanlarınız olmuyor. Özellikle de ilk 1 yıl. Bunların hızlıca farkına varıp önleminizi almanız gerekiyor. Gerek ilaçlı gerek ilaçsız.</p>
<p>Geçen hafta yogada ilk haftamdı ve çok mutlu oldum tekrar yogaya dönebildiğim, kendime bu zamanı yaratabildiğim için. Tam da &#8220;evet 3 yıl sonunda kendim için birşeyler yapabiliyorum artık&#8221; dediğim anda Doğa hastalandı ve 6 gün evde geçen zaman. Bırakabileceğim kimse yok ve tabiki bu haftaki yoga derslerime gidemedim. &#8220;Ziyanı yok, böyle olması gerekiyordu, vardır bir sebebi&#8221; dedim ve bıraktım. Ruhsal çalışmalarda genelde böyle olur çünkü. Önce temizlenirsiniz bir güzel sonra iyileşme başlar. Hastalıklar da ruhsal temizlik olarak kabul edilir.</p>
<p>Bir hafta ateşli yattıktan sonra kuzum bugün ayağa kalktı ilk defa va oyun oynadık bütün gün. Bir şeyi fark ettim ki mutlaka bir hayali oyun kurmak gerekiyor bizimkine yoksa oyun oynamak istemiyor; mesela ben market oluyorum o müşteri ya da ben doktor o hasta, ya da ben kuaför o müşteri. En komiği de şu; Örneğin doktorculuk oynarken diyorum ki; &#8220;Doğa Hanım çok belim ağırıyor ne yapmam gerek?&#8221; . O da şöyle diyor; &#8220;Hımmm bir iğne yapmak ihtiyacım var Anne Hanım&#8221;&#8230;</p>
<p> Bir de en sevdiği oyuncakları bu arabaları ve uçakları:)) Yarış yaptırdık bunlara bütün gün.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-394" title="img_1678" src="http://alternatifkarma.com/wp-content/uploads/2009/03/img_1678-300x225.jpg" alt="img_1678" width="300" height="225" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://alternatifkarma.com/bu-haftanin-ozeti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
