Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.

Esra Ekren
F.Mihrimah Temel
Melda Akanlar






Yağmurdan, selden, ekonomiden şikayet etmek yerine çözüm yolları aramaya, birlik bilinci için neler yapabileceğimizi sorgulamaya başlasak biran önce çok iyi olur. “Vah vah havuza da gidemiyoruz” demek yerine bir dursak düşünsek içinde buluduğumuz şartları, salt kendimiz için değil, ülkemiz için değil dünyamız için neler yapabileceğimizi düşünsek. Tek bir dünya, BİR TEK olduğumuzun farkına varsak. Bu saatten sonra ne yapılabilir, olan oldu demeyelim. Evet verebileceğimiz maksimum zararı verdik dünyamıza, yani kendimize aslında, evimize. Yine de olumlu niyetler için hiçbir zaman geç değildir ve gün bugündür diyorum. Tasarruf yapmaya, az tüketmeye, bilinçli tüketici olmaya, bizde olanı paylaşmaya, çevreye saygıya ve sevgiye devam ama olumlu niyeti de eksik etmeyelim.
Yoğun meditasyonlar yapılıyor ve yapılacak dünyamızın dönüşümü için. 17-18 Temmuz tarihlerinde Birlik Bilinci için Küresel Senkronize Meditasyon’a katılmak istiyorsanız şuradan ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Ayrıca, bir diğer meditasyon da, ilki 7 Temmuz’da yapılmış olan, Dünya ana – Bilinçli Dönüşüme – Niyet Meditasyonu. İkincisi, 17 Temmuz’da 19:00 -19:19′da yapılacak. Bu meditasyonla ilgili olarak bana ulaşan açıklama şöyle;
“Dünya ekolojik sistemini yok edecek, insanlığın ve yeryüzündeki diğer canlıların varlığını tehlikeye sokacak, fosil yakıta dayalı, kar amaçlı vahşi üretim-tüketim sistemlerinin ve insanı bu sistemlerin mekanik aracı haline getiren teknolojinin, doğayı kemiren ve meta haline getiren bakış açısının, kutsal kitaplarda üstü örtülü işaret edildiği, maya takvinde açıkca belirtildiği, doğanın ekolojik felaketlerle çoktan sinyallerini verdiği ve BM Milletlerin İklim Kuruluşu IPCC nin raporları ve bilim insanlarının araştırmaları ve çeşitli yollarla insanlara ilettikleri uyarılar göstermektedir ki, İnsanlık olarak BİLİNÇLİ BİR DÖNÜŞÜMÜ seçmenin ve açıkca bunu Evrene bilinçli olarak topluca ifade etmenin veya herşeyi yok oluşa terk etmenin son adımındayız.
Dünyanın yaşamın ve hepimizin en yüksek hayrına, Bilinçli Dönüşümü seçen dostlarla birlikte, insanlığın en yüksek potansiyellerine odaklanamanın yaratacağ sinerjinin de farkındalığıyla; doğayla uyumlu, dengeli, HERKESİN EN YÜKSEK HAYRINI GÖZETEN, GELECEK NESİLLERE AKTARILABİLEN, yenilenebilir, işbirliği ile çoğaltılabilir, gizli gündemler olmaksızın paylaşılabilir, YENİ YAŞAM MODELLERİNİ ortaya çıkaracak –potansiyellerin ortaya çıkmasına ve lutufla yaşamlarımıza akmasına NİYET edeceğiz.
Katılmak isteyen dostlara da sevgiyle haber veriyoruz…..
Bilinçli Dönüşüm Niyet-Meditasyon saati
*17.07.2010 saat 19:00 ile 19:19 arasında 19 dakika yapılacaktır…
“NİYET: İnsanlık Ailesinin bir ferdi ve dünyada yaşayan bir canlı olarak;
Dünya üzerinde, doğanın, canlıların ve insanların yaşamını tehdit ve insan eliyle kurulmuş tüm sistemlerin; doğayla uyumlu, dengeli, HERKESİN EN YÜKSEK HAYRINI GÖZETEN, GELECEK NESİLLERE AKTARILABİLEN, yenilenebilir, işbirliği ile çoğaltılabilir, gizli gündemler olmaksızın paylaşılabilir, YENİ YAŞAM MODELLERİNİ ortaya çıkaracak dönüşmesine NİYET ediyoruz. BİRLİKTE NİYETİMİZLE ilgili potansiyeller ortaya çıksın. Ve hayatımıza aksın. NİYETİMİZLE ilgili sorumluluğumuzu kabul ediyor ve Yaşamlarımızı Kutluyoruz. Ne Mutlu Bize.”
Öte yandan 17-18 Temmuz 2010 Birlik Dalgası – Bilinçli Kavuşum’un Maya Takvimi’ndeki anlamını buradan okumanızı tavsiye ederim.
Not: Alternatifkarma’nın facebook grubu açıldı; bir tık

Aylar önce minik hiç bilinmedik bir kitapçıya girdim, vakit geçirmek, ne var ne yok bakmak için. Ben kitaplara göz gezdirirken, kitapçının sahibi yeni gelmiş kitaplarla dolu kolileri açıyordu. Pat diye önüme bir kitap attı. Henüz poşetinden çıkmamış, raflara konmamış. “Bu kitabı seversiniz siz” dedi. Tabii önüme geleni kabul ettim ben de fazlaca vakit kaybetmeden kitabı satın alıp çıktım. Kitabın adı “Büyük Değişim”. O günden beri yani aylardır okudum defalarca, sindire sindire. Başka kitaplar, çalışmalar girdi araya, sonra döndüm yine okudum. Sizlerle de paylaşmadan olmayacak bu özel kitabı.
Kitap, 15 yıldır yayıncılık işinde olan Martin Vallee tarafından yapılmış bir derleme. Kitapta 3 farklı yazar biraraya getirilmiş; Yirmi yılı aşkın süredir Kryon’a kanal olan Lee Carroll, öğretmen, bilim adamı, ses şifacısı, şaman ve psikoterapist Tom Kenyon, ve durugörsel/kanal, spiritüel rehber, Spiritüel Revelations adlı kitapların yazı Patricia Cori. Kitabı ilk olarak Fransızca yayınlamış olan Martin Vallee, bu 3 yazarla da uzun yıllardır süregelen dostluğunun verdiği sıcaklığı ve samimiyeti kitaba da yansıtmış. Zaman zaman soru-cevap, zaman zaman da makale şeklinde yazılmış olan kitap 2012 ve ötesi için yeni bir dünya yaratmak konusunda oldukça ayrıntılı bilgiler, fikirler içeriyor. Yayıncı, böyle bir kitabı derlemeye karar verme aşamasını ve nedenlerini şöyle anlatıyor; “Değişime izin vermeliyiz, çünkü eğer izi vermezsek, 2012 kapımızı çaldığında, yıllarca sürdürdüğümüz direnişten dolayı yorgun olacağız. Bu kitabın ardındaki sebep de bu: Her insanın, bilinçli ya da değil, bir seviyede hissettiği bu değişimleri anlamasına ve onlarla yüzleşmesine yardımcı olmak.”
Kitapta en fazla ilgimi çeken bölüm Tom Kenyon ile yapılan söyleşi ve Hathorlar tarafından gelen yeni kanal bilgileri. Kenyon aracılığıyla Hathorlar tarafından verilen bilgiler şöyle; “Giderek daha fazla Dünya değişimi, iklimsel değişimler, jeopolitik istikrarsızlık ve ekosisteme tehditler göreceksiniz. Bunlar, önümüzdeki yıllarda yaşanacak. Ama dünyanın haline bakıp cesaretinizin kırıldığını fark ettiğinizde, bizim size tavsiyemiz, kendinize olan düşkünlüğü aşmanız, üzerinize yönledirilen manipülasyonu ve izolasyon hissini aşmanız, grup zihni formunu aşmanızdır. Bu zorlu bir görevdir, çünkü siz, etrafınızda ızdırabın ortasında, yüreğinizin mutluluğuna giden yolu bulmak orunda kalacaksınız. Gelecek yıllarda, spiritüel olarak hassas bireylerin, vazgeçmek isteyecekleri zamanlar olacaktır. Bu kendinize yeniden ilham vermeniz gereken bir dönemdir ve bunu nasıl yaptığınız tamamen size bağlıdır.”
Kenyon bu süreçte kendimize ilham vermek için, dikkatimizi kendimizden ve sorunlarımızdan alıp çevremizdeki dünyaya, ayaklarımızın altındaki dünyaya, sosyal çevremize, arkadaşlarımıza, çevremizde yaşayan yabancılara, sevdiklerimize yöneltmemiz gerekitini söylüyorlar. Örneğin bir gülümseme, telkin edici bir söz, önünüzde dönüş yapan araca yol vermek, aç bir insanın karnını doyurmak, televizyonu kapatıp çocuklarınızla oyun oynamak, ağaç dikmek gibi basit şeylerle içinde yaşadığımız dünyaya mutlu bir yere dönüştürebiliriz. Basitliğin içinde aynı zamanda güç olduğundan bahseden Kenyon, kültürümüz ve ekonomimiz sıkıntılı dönemler geçirse de yaşadığımız her anın değerini bilmemiz gerektiğine dikkat çekiyor.
Kenyon, diğer Hathor bilgilerini ise şöyle aktarıyor; “Etrafınızda olup bitenleri aşmak ve kendinizi ayrı tutmak için içinizde bir yer bulun. İşte o zaman, belki de en ilginç deneyimi yaşayacaksınız. Kozmik şakaya tanık olacaksınız ve gezegeninizde olup biten herşey gözünüze, yüksek bilince yapılan ilginç ve eğlenceli bir geçiş olarak görünecek. Ancak hiç süphesiz bu eğlence hissi, sadece beşinci ve daha yüksek boyut bilincinden görülebilir. Olaylar düalist bir evrende gerçekleşirken, onların mizahi yönünü görmek, hele de siz onlara kilitlendiğinizde çok kolay değildir. Bu yüzden sizi, dünyanızı aşmaya – inandığınız dünyayı aşmaya – ve farkındalığın daha yüksek bir oktavına adım atmaya teşvik etmek istiyoruz. Olasıklarla dolup taşan bir evren sizi bekliyor.”
NOT: Konuyla ilgili Tom Kenyon’ın sitesinden Türkçeleştirilmiş haliyle şu yazıyı okumanızı ve sonundaki ses meditasyonunu yapmanızı öneririm.

Bugün Maya Takvimi’ne göre 6 Ahau (Işık) günüydü. Fatih Keçelioğlu, bugünle ilgili olarak Facebookta şöyle bir yorumda bulundu; “6 Ahau, altıncı gecenin orta noktası. Ayrıca 26 Mayıs Evrensel Altdünya’nın ön dalgasını başlatacak. Benim yorumuma göre 9. dalga yani Evrensel Altdünya 11 Şubat 2011′de başlıyor. Buna göre onun ön dalgası 26 Mayıs 2010′da başlıyor. Mayıs ayı boyunca ve devamında büyük olaylar olacak…”
Bu yorumu bizler için biraz daha detaylandırması için şu soruları sordum kendisine. İşte yanıtları;
* 6 ışık gününün 6. gecenin ortası olması neden önemli? Bu tarih ne ifade ediyor?
Gece veya gündüzlerin orta noktaları her zaman Işık gününe denk gelir. Bu bir tesadüf değil. Bugünün önemi ise genelde gündüz veya gecelerin etkileri orta noktasını geçtikten sonra daha etkili hissedilir olmasındadır. Mesela 5. Gecenin (18 Kasım 2007 – 13 Kasım 2008) etkisi, orta noktası 16 Mayıs 2008′den sonra daha bariz şekilde ortaya çıkmıştı. Hatırlarsan küresel ekonomik kriz Temmuz – Ağustos 2008 gibi zirve yapmıştı.
*26 mayıstan sonra beklediğin olaylar nedir? Daha önce röportajda da konuştuğumuz doğal felaketler ve ekonomik çöküşten mi bahsediyorsun?
Evet ekonomik krizlerden ve ekolojik felaketlerden bahsediyorum. 6 Geceye dair yaptığım tahminlerin artık kendini göstereceğine inanıyorum… Mesela Meksika körfezine yayılan petrol insanlarda bir bilinçlenme dalgası yarattı. Benzer şekilde Yunanistan krizinin derinleşeceğini ve Max Keiser’ın dediği gibi Avrupa’nın diğer ülkelerine ve oradanda dünyaya yayılacağına inanıyorum. Yunanistan’da halkın verdiği tepki ise bir uyanma belirtisi… Bir yandan finansal teroristler ülkeleri batırmak için tüm kozlarını oynarken diğer taraftan halkların ayaklanmaları karşı kutbu harekete geçirecek… Safları seçmenin vakti geldi…
*Ve önümüzdeki günlere dair vermek istediğin diğer yorumlar var mı?
17-18 Temmuz Bilinçli Kavuşuma yaklaşıyoruz… Artık insanlık olarak yeni bir dünya yaratmak için niyetlerimizi ekmenin zamanı geldi. Yoksa çok geç olacak… Bir an önce bizi saran zincirlerden kurtulmalıyız ve hayat görüşümüzü yeniden değerlendirmeliyiz… 2010 yılında gerekli adımlar atılmazsa çok geç olabilir…
Fatih Keçelioğlu röportajı için bir tık.

Maya Takvimi’ne göre, 18 – 30 Nisan arası Rüzgar (Ik) Trecanası’ndayız.
Fatih Keçelioğlu’ndan şöyle bir bilgi geldi aynen paylaşıyorum;
“İzlanda’da ki volkan patlaması ile Doğa Ana büyüme ekonomisine ve tonlarce zehirli gaz saçan havayolları endüstrisine “Dur” diyor!
Bakalım “değişim rüzgarları” daha neler getirecek?
Bu trecananın gündemi nedir? Onun temel özelliklerine bir bakalım. Tzolkinde 18. trecanadır. Bu trecananın gündemi ruh ve nefesle iletişimdir. İletiler almak ve göndermek için iyi bir zamandır. Bu 13 gün boyunca bir mektup yazmak veya telefonla konuşmak için zaman ayır. Kendini ifade et ve diğerleriyle iletişime geç. Ruhtan gelen daha ince ve hassas mesajlara kulak ver. Onlar her zaman bizimle konuşmaya çalışırlar, fakat çoğumuz nasıl dinleyeceğimizi unutmuşuzdur. İpuçlarını yakalamak için kendinin hakimi ol. Ruh bizimle iletişime geçmek için pek çok yöntem kullanır. Hayvanlar genelde bize ruhsal mesajlar getirirler. Eğer bir hayvan olağan dışı bir yolla sana kendini gösterirse ve dikkatini çekerse anla ki burada senin için bir mesaj vardır. Örneğin, eğer yürürken bir karga sana gaklarsa, o belki tehlikeye karşı gözlerini açık tutman için bir ikazdır. Ruh, rüyaları da mesaj vermek için kullanır bu yüzden gizli anlamlara dikkatlice bak.
Değişken ve kararsız bir dönemdir bu. Spiritüel, tuhaf ve hatta yerinde duramayan insanlar haberler verirler ve olayları etkilerler. Kontrolün zayıf olduğu bir dönemdir, deneyler yapılır ve sınırlar yıkılır.”
Atlas Okyanusu’nun ortasında bir ada ülkesinde bir yanardağ patlıyor ve bütün Avrupa Havayolları altüst. İnsanlar kalacak otel bulamayıp yollarda kaldı, mahsur kaldı, planlar, organizasyonlar iptal edildi, ertelendi. Hayal edemeyeceğimiz derece de geniş kapsamlı bir felaket ve hasar. Farkındasınız değil mi sizde başladı işte Doğa bize hesap sormaya. Ama bundan ders çıkarıyor muyuz? Hiç sanmıyorum. Biz halen gündelik hayat koşuşturmacalarımız içerisinde sıkışıp kalıyoruz ve büyük resmi göremiyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde olabilecek her türlü felaketin bundan böyle her birimizi, dünyanın her noktasını etkileyebileceğinin halen farkında değiliz.
Duruyorum ve izliyorum sadece bu olanları bu ara. Ondan bir süredir yazamıyor olmam. Ne mi yapıyorum? Bolca yoga, meditasyon. Okuyorum bir de 2 güzel kitap. Yakında paylaşacağım sizlerle de. Bir yandan da Doğa’nın okuluna proje yetiştirmeye çalışıyorum, 23 Nisan balosu için kıyafet arıyorum. Bu yeni eğitim sistemine yabancı ve bir o kadar da karşı bir veli olarak sorguluyorum bir orta yol var mıdır diye. İlle şehirden kaçmak mı gerek? Yok mudur bunun bir yolu diye düşünüp duruyorum…

Geçtiğimiz hafta, Maya Takvimi Araştırmacısı ve Maya Takvimi Portalı Yazarı Fatih Keçelioğlu tarafından yayınlanmış bir basın bildirisi düştü posta kutuma. Basın bildirisinin konusu, Maya Takvimi Portalı’nın 2012’nin doğru anlaşılması için Hollywood’a yapmış olduğu çağrı! 2012 filmini izlediniz mi bilmiyorum ama benim filmle ilgili kişisel yorumum, bir aksiyon filminden çok komedi filmi olduğu yönünde. Ve de korku bilinci temelli olmakla birlikte, izleyicileri çok yanlış yönlendirdiğini düşünüyorum. Bu konuda çok daha uzun yorum yazabilirim fakat aşağıdaki basın bildirisi size daha fazla katkı sağlayacaktır:) Aynen yayınlıyorum;
Dünyanın en büyük Maya Takvimi web portalı, dünya çapında ki “2012” izleyicilerine filmin sunduğu kıyamet ve dünyanın sonu mesajları yerine olumlu bir mesaj veriyor.
Roland Emmerich’in özel efektlerle dolu yapımı 2012 insanlığın binyıldır süren Dünyanın Sonu yarışında son dönemeci dönmesini sağladı. Ama pek çok insan için bu yarış yanlış bir yöne doğru yapılıyor. 2012 fenomenine çok daha dengeli ve olumlu bir şekilde yaklaşan Maya Takvimi Portalı, Hollywood’a yaptığı çağrıda Maya Takvimi çerçevesinde yaşanan değişimlere önderlik etmesini ve modern toplum için takvimin mesajını doğru ulaştırmasını istiyor.
Mayalarla ilgili ve büyük bütçeli bir diğer film olan Mel Gibson’un Apocalypto’su (2006) ile karşılaştırıldığında, 2012 filmi bu kadim kültürün bize bıraktıkları ile ilgili olarak çok daha büyük bir yanlış yorumlama hatasına düşüyor. Bu sefer Maya takvimine yapılan tacizin altında yatan dini bir motivasyon değil, sadece kitlelerin eğlenmesi ve gişe hâsılatı elde etmek. Ve 2012 tsunamisini yaratan sayısız hayatta kalma web sitesi guruları ve hatta evinizin altında konserve besinlerden hayatta kalma setlerine kadar donanımlı sığınaklar kuran emlakçılara kadar gidiyor.
“Türkiye ve Dünya’da GDO’lu gıdalar, demokratik açılımlar, küresel ısınma gibi bu kadar çok ciddi ve önemli mesele varken bu kadar gereksiz korku yaratmaya gerek yok” diyor Fatih Keçelioğlu.
“İnsanlar sürekli olarak gelecek endişesi içinde olmaktan tükenmek üzereler; neden onlara bekleyecekleri olumlu bir gelecek sunmayalım ki? Hem de aynı maliyete,” diyor Maya Takvimi Portalı Prodüktörü Birgitte Rasine.
Yüksek gişe hâsılatına rağmen izleyiciler o kadar da çok etkilenmiş değiller; bazıları filmi boykot ediyorlar. Maya Takvimi Portalı yoğun bir web trafiğine maruz kalıyor, gelen e-postalar ve sosyal medya platformunda ki takipçileri 2012 fenomeni ve Maya Takvimi ile ilgili objektif bilgi arıyorlar. Film eleştirileri yağmur gibi yağıyor ve insanlar SONY Pictures ve yönetmenden devasa prodüksiyon ve pazarlama kaynaklarını anlamsız tahribat yerine dünyanın yaşadığı çok daha geniş dramayı anlatmak için kullanmalarını ve en azından Maya takvimin anlamını isabetli bir şekilde anlatmalarını istiyor. İzleyici yorumları http://www.maya-portal.net/reviews/2012 adresinde görülebilir.
Stetson Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Program Yöneticisi Robert Sitler, filmi eleştirirken “Maya’nın yanlış yorumlanması 2012 fenomeni ile uç noktasına vardı ve artık Maya Uzun Sayım takviminin 21 Aralık 2012 tarihi etrafında hızla büyüyen bir sosyal hareket var. Etkileyici bilgisayar yapımı kıyamet görüntüleri ile “2012” filmi daha önce yaşanan Y2K fenomenine göre bu sıra dışı tarihe şüphesiz çok daha büyük bir ilgi çekecek. Ne yazık ki film bu tarihin önemine dair kafa karıştırıcı yanlış bilgiler yığınına katkı yapmaktan öteye gidemiyor,” dedi.

Dr. Carl Johan Calleman
“Gelecekle ilgili olarak korku yaratmak sorumsuzluktur. Maya takviminde asıl olan gelecek için bir umut ve daha iyi veya yenilenmiş bir dünya vardır, bir kıyamet değil” diyor Maya uzmanı ve yazar Dr. Carl Johan Calleman.
Maya takvimine adanmış önemli bir site olan Mayan Majix’in yöneticisi Michael Shore, “Maya Takvimini kıyamet gününe denk tutan ’2012′ kutsal Maya takviminin anlamını bozuyor ve saptırıyor. Maya takviminin gerçek anlamı dönüşümle ilgilidir, dünyanın sonuyla ilgili değil” diyor.

Don Alejandro Cirilo Perez Oxlaj
Bugün yaşayan Mayalar ise dikkat çekici bir şekilde sessizler ve Hollywood’un pazarlama gücü ile savaşmaktansa kendi işlerine bakıyorlar. Mayayı temsil eden ve resmi bir hükümete tayin edilmiş tek Yerli Halklar Elçisi olan, Guatemala Ulusal Maya Konsülü Lideri Don Alejandro Cirilo Perez Oxlaj, insanlarının batının inatla yapıştığı dünyanın sonu kavramına ne kadar şüpheyle baktıklarını sürekli olarak belirtiyor. Maya’lar için 5,125 yıllık Uzun Sayım döngüsünün sonu, sadece bir sonrakinin başlangıcı demek: 2012’de dünya dördüncü Güneşten beşinci Güneşe geçecek ve pek çok insana göre bunun anlamı daha yüksek bir bilince atılan evrimsel bir adım, yani “çağların değişimi”.
Bugünlerde gelen haberlere göre Bay Emmerich 2012 sonrası dünyayı anlatan bir televizyon dizisi yapmayı planlıyor. O ve stüdyosu Maya Takvimi Portalı tarafından desteklenen uluslar arası topluluğun uzmanlığından ve gönüllü işbirliğinden çok iyi faydalanabilir.
Maya Takvimi Portalı Nedir
Maya Takvimi Portalı Maya Takvimine adanmış dünyanın en aktif web portalıdır. LUCITÀ tarafından bağımsız olarak kurulan ve desteklenen Portal, Maya Takvimi hakkında bilgiler içerir, sosyal medya platformu ile kişiler ve işletmeler için günlük Tzolkin enerjilerini yayınlar, Maya Takvimi ile uğraşan yazarlar ve diğer kişilerin bloglarını sunar, çatısı altında ki topluluklardan fotoğraf, sanat, müzik ve videolar yayınlar. Maya Takviminin modern toplumda oynadığı rolle ilgili olarak çok geniş bir yelpazeden seslere yer veren bir platformdur. Maya Takvimi Portalı ile ilgili daha fazla bilgi için lütfen http://www.maya-portal.net/ adresini ziyaret ediniz.
