Her yıl olduğu gibi İstanbul yine bir kış klasiği yaşadı bu hafta. Kar, yolda kalmalar, okullar ha tatil edildi ha edilmedi sıkıntısı, işlerin durması, hayatın durması, ertelemeler, iptaller… Sanki Türkiye’de bir tek İstanbul var diyeceğim, ki çoğu kez söylendi bu hafta, ama gerçek! Diğer tarafta kar nedeniyle çocuklar okulundan evine gidemez, hasta insanlar hastaneye götürülemez iken, bizlerin burada kar nedeniyle yaşadığımız minik aksiliklere söylenmemiz boş geliyor bana.

Hatırlıyorum üniversitedeydim, yine böyle kar bastırmıştı ve benim o gün ya finalim ya da vizem vardı. Marmara İletişim Fakültesi Nişantaşı’nda, oradan bir şekilde Beşiktaş’a gidebildim ama vapurlar çalışmıyordu. Motorla geçtim Üsküdar’a, bir indim ki motordan ne otobüs ne taksi ne dolmuş hiçbir araç gidemiyor bildiğin bilmem kaç karış kar yerde. Tek çarem yürümekti, Üsküdar’dan Feneryolu’na. O günden sonra da bir daha kar konusunda hep tedbirli olmaya çalışıyorum ama doğa bu ne yapacağı belli olmuyor, bazen tedbirler de işe yaramayabiliyor. Eminim çoğunuzun böyle bir anısı vardır karla ilgili. Aslında benim karla ilgili en güzel anım çocukluğuma ait. Bursa’da Meydancık’ta anneannemlerin eski bahçeli bir evi vardı. Hani tuvaleti dışarıda olan, ayrı yerde sofası, ayrı yerde mutfağı, bodrumu, kileri olan büyük evlerden. İşte oraya gittiğimiz bir gün öyle bir kar bastırmıştı ki, kardeşim, kuzenler, annemin teyzesinin çocukları ile o Meydancık yokuşundan gece yarısına kadar torbaları ve kalın kartonları kızak yapıp kaymıştık yüzümüz morarana kadar soğuktan.

Erimiş uzaylı kardan adamımız

 

Bizim evde kar tatili Serdar’ın iş seyahatine denk gelince zaman zaman hayli zorladı beni:) Üstelik Pamuk da Serdar her gittiğinde yaptığı gibi çılgın hallerine her gün yenilerini ekledi. Çalışma odamda parkenin pervazına çişini yaptı 2 gün üst üste. Veteriner çamaşır suyuyla silmeyin normal temizleyin üzerine parfüm sıkın dedi. Ben de aynen yaptım ve Serdar’ın parfümünden sıktım. Şimdi buram buram parfüm kokuları içinde yazıyorum size:) En son bu sabah sabahın yedisinde Doğa’nın sütünün üzerinden zıplamasıyla birlikte süt beyaz koltuklarımızın üzerinde döküldü. Bu arada kombi bozuldu, mutfağın ampülü patladı. Yani anlayacağınız evimizin erkeği gitti bizde denge şaştı. Fakat Pamuk Serdar’a aşık sanırsam, uzun zamandır tespit etmiştim zaten:)

Neyse şimdi makineden koltuk kılıflarını çıkartayım sonra da dışarı atayım kendimi. Pamuk’un vukuatı yüzünden sabah kendimle yoga da yapamadım. Böyle olması gerekiyormuş. Bir yerlerde konuşlanıp yazı yazmalı bugün çünkü evde de temizlik var. Gece mısır ekmeği yapmıştım, çay, peynir, zeytin keyfim yerine gelir.

masum göründüğüne bakmayın



Toplam : 2 Yorum var

    Ayça Ocak 10th, 2013 at 3:30 am

    Ha ha ‘masum göründüğüne bakmayın’ notu harika olmuş, güldürdü beni. Bu arada Serdar gerçekten evin dengesi olmuş, tüm kızlar etkilenmiş :) Valla bunu okuduktan sonra gelince biraz şımarabilir, haberin olsun. Okurken gözümün önünde Serdar, zen taşlarını üst üste diziyordu…. Hepinize sevgiler, Ayça

    Özgür Turan Ocak 10th, 2013 at 8:05 am

    Hahahaha zen taşları hımmm:) oldukça hızlı bir hafta geçirdik canım sorma öpüyorum hepinizi.

Yorumunuz: