Birçoğunuz merak ettiniz değil mi şu aşağıdaki “İçimdekiler” başlıklı postun yorumlarının bazıları nereye gitti diye? Birkaç kişi sordu bana ama eminim ki halen sorgulayanlar vardır yorumları neden sildiğimi. Birçok eleştiriler oldu daha önce de yazılarıma ama hiç bu kadar hakaret derecesine varan yorumlar olmamıştı. Gerçekten direkt olarak acıtma amaçlı yapıldıysa da evet amacına ulaştı ama sadece anlık oldu bu acılar. Açılımları ise çok daha farklı oldu bende, içimde. Gelin anlatayım…

“Sen çok kötü bir annesin ve bunu duymaktan da rahatsız oluyorsun” diye yorum yazdı bana. Ayrıca benim son derece şiddet ve öfke dolu olduğumu, yazdıklarımın da birkaç satır önemsiz şeyler olduğunu, kendimi önemli bir yazar falan mı sandığımı yazdı. O kadar fazla içini döktü, öylesine saldırdı ki sonunda kendi ortamımda baktım ki bana hakaret ediliyor sildim bütün yorumları. Ve bundan sonra bu kişi bu siteye yorum yazamayacak. Okumaya devam etmek istiyormuş ya o ayrı…

“İyi anne”, “kötü anne” ne demektir? Günlerdir bunu düşünüyorum. Ben insanları iyi-kötü olarak ayıramaz, tanımlayamazken, beni hiç tanımayan biri bana nasıl “kötü anne” der bunu anlayamıyorum. Fakat bildiğim birşey var ki, bir konuda bu kadar direnç ve özellikle de saldırı gösteriyorsan gerçek anlamda kendine ayna tutuyorsun demektir. Yani sen kendinle konuşuyorsun aslında benimle konuşurken…

Kaldı ki, çocuğunu cami avlusuna bırakan kadına bile “kötü anne” diyemem ben. Kimbilir neden bırakmıştır, hangi koşullarda, aklı yerinde midir, değil midir? Annelik öyle kişiye özel birşey ki her çocuk farklı şekilde büyütüyor annesini. Evet aslında onlar büyütüyor bizi tam tersi. Sabırlı olmayı ve koşulsuz sevmeyi öğretiyorlar. Bizler farklılıkları kabul edemez, birbirimizi olduğumuz gibi sevemezken onlara nasıl öğretebiliriz  hayattaki farklı renkleri. Neymiş efendim çocuktan sıkılmışım da, ondan önceki yaşamımı özlüyormuşum da, zorla yemek yedirmeye çalışıyormuşum da. Evet olabilir! Bunların hepsi mümkündür. Çocuktan önceki yaşamımı da gayet özlüyor olabilirim. Eeee zaman zaman çocuktan sıkılıyor da olabilirim. Zorla yemek yedirmeye de çalışabilirim. Bunlar beni sadece insan yapar “kötü anne” değil. Bu hisleri hiç yaşamadım diyen varsa çok da inandırıcı gelmez bana üzgünüm.

Burada amacım hayatı toz pembe göstermek, sizleri hayaller alemine götürmek değil. Yoksa pek çok tüccar spiritüel gibi “olumlu düşünün gerisi boş” derdim. Şu seminere, bu seminere katılın, verin 1000 dolar hayatınız değişsin derdim. Ama ben özellikle içimdekileri, içimdekilerin yansımalarını, aldığım tepkileri, gösterdiğim reaksiyonları, küçük adımlarımı, çabalarımı paylaşıyorum kendimle ve sizlerle. İster birkaç satır ister birkaç sayfa olsun, kimsenin de onaylamasını beklemiyorum. Sesli düşünür gibi yazıyorum çoğu zaman. Sorguluyorum yeni tanıdıklarımı, öğrendiklerimi ve hepsini eğrisiyle, doğrusuyla yazıyorum burada. Ve inanın bana hiçbir seminer ya da terapi ile değişmiyor hayatınız siz bilgileri tamamen hayatınızın içine sokup uygulamadıkça, kendinize ayna tutup kendinizle barışmadıkça.

Teşekkürler yorumlarıyla beni yargılayan arkadaşa, içimdekileri paylaşmakla ne iyi etmişim bir defa daha anladım. Bundan sonra daha da zevkle, bolca paylaşımlarda bulunacağım bu konuda. Ama şiddet mi dersiniz, öfke mi dersiniz bilemem orasını bekleyin ve görün…



Toplam : 8 Yorum var

    Başak Ocak 11th, 2010 at 10:58 pm

    Özgür şimdi bu yazını okuyunca çok şaşırdım. Hala kendilerine sorulmadığı veya yardımı istenmediği halde, hele hele arada üste vazife olmayan şeyler konusunda sanki muhatap tarafla özel bir yakınlığı varmışçasına ahkam kesen,tavsiye veren ve daha ötesi hakaret edebilen insanların varlığı beni hep ve hala şaşırtıyor. Şaşırmaya da devam edeceğim.

    Senin aynı yazını okurken benim içim ısınmıştı oysa. Anne olma halini ne güzel anlatıyor bu kız diyordum. Çocuğuna hissettiğin aşkı tam anlamıyla yansıtıyor diye düşünüyordum.

    Kendisine ancak “sanal” meydanın verebildiği cesareti saygısız bir şekilde yine sanal meydanlarda göstermeye gücü yeten bu tarz insanların özel hayatında hayatla olan imtihanları nasıl gidiyor merak ediyorum. Sanal meydanda kaçak güreş, bel altı vurma, ahkam kesme kolay. Peki ya o kişi özel hayatılarında kendince cesaret sandığı bu konularda aynı tutarlılığı göstermekte midir? Başkalarında görüp, “iyi” ya da “kötü” diye etiketleyip takdir ettiğimiz veya eleştirdiğimiz herşeyin aslında kendimizin iyi ya da kötü yanlarının yansıması olduğunun farkında mıdır? Başkalarını yargılamanın aslında kendi özbenliğinin “reddettiği” parçalarını yargılamak olduğunu anlayabilir mi?

    Farkında olmadığını anlıyorum elbette ve üzülüyorum kendisi için. Hayatın ona bu farkındalığı kısa sürede algılayacağı tecrübeler yaşatmasını diliyorum. Belki bu cevabi yazın o kategoridedir:)

    nergis Ocak 11th, 2010 at 11:25 pm

    Blogunuzu düzenli olarak takip ediyorum. Bugüne kadar hiç yorum yazmadım ama bugün bir şeyler yazmak geldi içimden. Yazdıklarınızı okumaya değer buluyorum ki zaman ayırıyorum okuyorum. Çocuğum yok ama onunla ilgili yazdıklarınızdan bile kendim için bir şeyler çıkarıyorum. Ve sizin ifadenizle “pisi”nin şanslı bir çocuk olduğunu düşünüyorum. Lütfen yazmaya devam edin içinizden geldiği gibi. Paylaşımlarınız için teşekkürler.

    zehra Ocak 11th, 2010 at 11:35 pm

    insanlar iki yüzlülüğü o kadar benimsemişler ki gerçek duygular ve gerçek insanlarla karşılaştıklarında rahatsız oluyorlar. yargılamak sevmekten anlamaya çalışmaktan daha kolay elbette. senin içtenliğini samimiyetini ve dürüstlüğünü göremeyenlerin yargıları seni üzmesin.

    mermaid Ocak 12th, 2010 at 12:10 am

    Ben şimdi bu postu okuyunca çok şaşırdım o tür yorumlara. Çünkü benim o “içimdekiler” postundan -çocuksuz biri olmama rağmen- çıkardığım; “let it be” gibi bir mesajdı, hani bazen kendimize hatırlatırız ya, öyle. Ne bileyim, belki bu annenin kendi yolculuğu biraz da diye düşünmüştüm, kim bilir hani diretmeyi bıraksa belki çocuk kendi mi yiyecek ve acaba öykünün devamı nasıl olacak merak etmiştim içten içe. Ve içtenlikle paylaşılması hoşuma gitmişti.
    Sevgiler.

    pinar Ocak 12th, 2010 at 12:30 am

    ben işte asıl yazılmamasına karşıyım, bu duyguların, anneliğin bu kadar yüce, bu kadar herkes tarafından harika benimsenebildiği düşüncesine karşıyım. Evet çocuk harika bişey, çok seviyo insan, insan değil daha doğrusu anne çok seviyo öyle duygu ki sadece sevgi de değil adı içinde karışık başka şeyler de var. Neyse ama sonuçta o kadar büyük bi değişiklik ki annenin hayatında olan ben mesela o kadar kolay kabullenemedim, ve evet özlüyorum eski hayatımı, eşim o kadar süper yardımcı bi baba değil, ve ebeveyn olmanın sorumluluğunu çok fazla hissettim üzerimde. Ve çağan yeme sorunu olan bi çocuktu, ona yemek yedirmek için zorladığım da oldu. Doğru olmadığını biliyorum ama 6 aylık bebek gelişim geriliği gösterirse o zaman ne yaparımın yükü de ozmularınızda. ve benim gibi hisseden birilerinin daha olduğunu bilmek, her annenin süper-kitap annesi olmadığını bilmekl, herkesin bazen sinir krizi eşiğine geldiğini bilmek rahatlatıyo beni, normal hissettiriyo. O yüzden yaz sen içindekileri, hatta herkes yazsın.. Ha diğer türlü olanlar da vardır, allah onlara sabır insanüstü sakinlik falan bahşetmiştir, onlar yazmasa da olur.

    zeya Ocak 12th, 2010 at 1:46 am

    ben o yazını çok gerekçi bulmuştum. Bence içinden geçirdiklerini herkes düşünür de kendi kendine itiraf etmeye bile korkarken sen buraya yazıvermişsin. Ne güzel…

    Bu ara orada burada okuduklarım hep senin sayfanda karşıma çıkıyor.Hiç biri tesadüf değil biliyorum. O anları seviyorum :)

    Sevgiler

    ela nur Ocak 13th, 2010 at 4:17 am

    Anneliğinizi tartışmayacağım fakat kendine güveni olmayan ayakları yere basmayan biri olduğunuzu düşünüyorum. Özgüven eksikliğiniz var. Eğer kendinize güvenseydiniz yorumları silmezdiniz. Birisi bana olmadığım bir şeyi söylerse hiç üstüme alınmam üzerinde bir dakika bile düşünmem ama eğer bir yaram varsa gocunurum. Yazılanlar sizin bilinçaltınızdaki gerçekleri dışarıya kusmuş o nedenle rahatsızlık duymuşsunuz üzgünüm.

    Galiba çok fazla dizi izliyorsunuz söylediğiniz replik her hafta Yaprak Dökümünde çıkıyor canımı acıtmak için yaptı, yaptın…. Bazı günün modası kelimeler de katılmış açılım vs…

    Yorumları okudum yorum yazan kişi söylediklerinin çoğunda haklıydı fakat sorun bunu söyleme şeklindeydi.

    Kendi kendinizi avutuyorsunuz kişi bu posta çok direnç gösterdi aslında kendisi öyleydi ben ona ayna tuttum kendi kendini buldu gibi ama bilirsiniz ayna görüntüyü ters gösterir. Tuttuğunuz aynada kendinizi görmüş olmayın sakın.

    Harika Ocak 14th, 2010 at 12:06 am

    Sevgili Ozgur,
    hepimiz birbirimizden farkliyiz ve farkli hayatlarla birlikte farkli dersleri yasiyoruz. birbirimizden aldiklarimizda farkli oluyor. bu yansimalar cok normal. sen kendini uzme ki anladigim kadariyla zaten o olumsuzuda olumluya cevirebilmissin.
    bir dusunsene bir cuval incirde curuk te cikabiliyor. bende sana 10 gun once tesekkur edip yaogaya baslamam icin vesile olanlardansin diye tesekkur etmistim.
    yasamlarimizi keyifli kilanda bunlar degilmi ? :)
    sen adin gibi hep ozgur ol… doga da anne olarak seni secip geldi ve cokkkkkkkk mutlu hayatindan.
    senin dusundugunu, hissetiklerini, doga ile ilskilerinin benzerlerini bende kizim bahar ile yasiyorum.
    inan senden daha cok ozluyorum eski gunlerimi. sabahlara kadar ayak tabanlarim agriyasiya kadar dans ettigim, rahatca telassiz eve yetisme derdi olmadan istiklalde dolasip kitapcilari gezdigim, bebek sahilinde saatlerce yurudugum, kafama esip o haftasonu bir trekking yuruyusune son dak katildigim ve nice yaptigim seyleri… yalniz degilsin… sevgiyle hos kal… harika :)

Yorumunuz: