Özgür Turan
Yoğun tempolu geçen yıllardan sonra 2006 Mayıs'ta ara verdim aktif çalışmaya...
merhaba dedim yeni hayata ve Doğa'ya... Kendimi buldum, yeniden doğdum ben böyle, mucizelere ve evrenin hediyelerine daha fazla inanır oldum.

Esra Ekren
F.Mihrimah Temel
Melda Akanlar






Öyle bir gün geçirdik ki, gezdik mi dayak mı yedik belli değil. Öğle yemeğini dışarda yiyelim dedik, güzel bir pizza keyfi yaptık. Restoranda pek bir olgun, diğer masadaki çocuklara ablalık yapan insan modeli bizimki. Fakat yemekten sonra biraz yürüyüş yapalım dedik ki demez olaydık. Caddede şöyle bir görüntü; Minik bir kız çocuğu yerde birikmiş bütün kuru yaprakları elleriyle topluyor ve kafasıdan aşağı yağmur gibi yağdırıyor. Bir yandan da “yaşasın yapraklar” gibi bir şarkı uydurmuş söylüyor. Ne kadar sevimli görüntü değil mi? Evet ilk başta bize de öyle geldi güldük bolca. Fakat bir değil iki değil nereye kadar yapraklarla oynar bir çocuk. hadi diyoruz biz gidiyoruz. Arkamızı dönüp yürüyoruz oralı olmuyor. Dikkatini dağıtmaya çalışıyoruz yok yine olmuyor. “Sabret Özgür, boşuna mı Doğa koydun çocuğun ismini” diyorum bir yandan ama diğer yandan sinirden köpürüyorum. Bir an yaprakları bırakıp caddede depar atarcasına koşmaya başladı. Tut tutabilirsen. Ve daha geçen hafta yolda elimi tutmadığı için düştü, dizi parçalandı ve bir haftadır neden elimi tutması gerektiği konusunda konuşmaktayız. Bir can havliyle onu arkadan tutup yakalayıp pusetine oturtuşum vardı ki, etraftakiler sanırım manyak bu kadın demişlerdir. Tabii bizimki ciyak ciyak. Ve o kadar sert bir konuşma yaptım ki o an kendim bile şaştım. Ne oldu tahmin edin. 1 dakika içerisinde sustu ve hiçbirşey olmamış gibi “susadım” dedi. Günün geri kalanı yine benzer şekillerde zaman zaman sınırlarını zorladı. Ben bugün konuşmaktan, ikna etmeye çalışmaktan sıkıldım, kendimden sıkıldım özet olarak!
Günün sonunda akşam üzeri 5 civarı soluğu ikinci evimiz Erenköy Beyaz Fırın’da aldık. Orada da sandalyelerin tepesinde dans etti. Fakat tam kalkmak üzereydik ki birkaç müzisyen geldi, aletlerini kurdular ve bir baktık ki Beyaz Fırın’ın bahçesinde canlı Latin ve Salsa! “Hıh bu da günün sürprizi” dedik, oturduk dinledik. Doğa da bayıldı, biz de!
Serdar bütün hafta çok yoğun çalıştı. Sadece tek akşam bizimle akşam yemeği yiyebildi. Gece yarılarına kadar dergideydi. Ama bugünkü yorgunluk onu tam anlamıyla serdi. Bir an Beyaz Fırın’da müziği dinlerken aynı şeyi hissettik. Tek ihtiyacımız başbaşa bir tatil! Aynen şu 2 şezlongta olsak, elimizde buzlu herhangi birşey… gerisinin önemi yok.

Toplam : Bir Yorum Var
Bayıldım ben bu Doğa’ya..ne güzel işte..yapraklarla oynasın..zıplasın hoplasın..
Sizde beyaz fırında keyif etmişsiniz hem..ne var bunda.
Yorumunuz: