Rakamlara gereğinden fazla anlam yüklüyoruz diye düşünüyorum son zamanlarda. Tıpkı 2012’ye ya da 11.11.2011’e yaptığımız gibi. Hemen hemen bütün sosyal medya platformlarında mesajlar dolaşıyor özellikle 11.11.11’e dair. Yok yeni enerji, cennet kapısı, yeni dünya, yeni çağ gibi türlü tanımlamalar içeriyor bu mesajlar. Bir yandan 2012’de felaket bekleyenler tartışa dursun diğer yandan Maya Takviminin tarihlerine göre de kitlemiş durumda olanlar var hayatlarını. Rakamları bir yana koyup, kıyamet beklentilerinden de uzaklaşırsak hem daha gerçekçi bir bakış açısı kazanmış olacağız hem de kendimizle ilgili daha fazla farkındalık yaşayabileceğiz. Kaldı ki daha ne bekliyoruz bilemiyorum; dünyanın her bir tarafı seller, depremlerle cebelleşirken, insanlar şeker gibi anti-depresan tüketirken, her birimiz gerek özel gerek iş hayatımızda büyük değişimlerle yüzyüze gelirken artık biraz olsun tarihlere değil de bugüne bakma vakti gelmedi mi sizce?

Oysa ki asıl kıyamet içimizde dostlar! İçinize bakacak cesaretiniz varsa biraz olsun o halde haydi yüzleşme vakti. Bedeninizin sesine kulak verin öncelikle. Nerelerinizde ağrılar hissediyorsunuz son zamanlarda bir dikkat kesilin. “Rüzgardandır”, “ters yatmışımdır”, “burkmuştum geçen gün”, “çok yoruluyorum bugünlerde” diyip de hemen bir ağrı kesici alıp durumu unutuyorsanız bir sonraki ağrınıza kadar, bilin ki o ağrılar uzunca bir süre daha sizi rahat bırakmayacak. Ancak siz ağrının kökündeki ruhsal nedeni fark edene kadar.

Önce şu soruları sorabilirsiniz kendinize;

En son kime, neye öfkelendim?

Affedemediğim ne, kim var? Neden?

Kendim için son günlerde ne yaptım?

Değişim çoktan başladı ve tam da ortasındayız. Haydi içinde yaşadığımız her anı onurlandıralım, sevdiklerimizle yaşadığımız anların gerçek anlamda hakkını verelim. Çocuklarımıza daha fazla kulak verelim bugünlerde, onların ihtiyaçlarını dinleyelim ve bize yapacakları rehberliği kabul edelim. Her ne yapıyorsak lütfen şikayet ederek değil minnet duygusuyla yapalım. Ve tabiki de deprem gibi felaketlerden muzdarip olmuş halkımıza yardımlarımızı devam ettirelim, hem fiziksel hem ruhsal her anlamda desteğe ihtiyaçları var.

Bugün güzel bir gün demek istiyorum diyemiyorum çünkü yine Van’dan gelen bir deprem haberiyle başladık güne. Diğer yandan Atamızı anıyoruz sevgiyle ve hasretle. Atamızı, o ışıl ışıl özel insanı anarken içimizdeki güzellikleri yeniden hatırlayalım ve herşeye rağmen gülümsememizi, güçlü duruşumuzu, umudumuzu kaybetmeyelim, çevremize de yayalım. Van için daha neler yapabiliriz bir yandan da düşünelim, uygulamaya geçirelim.



Toplam : 2 Yorum var

    Evrim Çetiner Kasım 10th, 2011 at 10:56 am

    Canım,
    Yani var ya bu kadar olur. Nasıl yerinde ve zamanında bir entry olmuş anlatamam! Özelliklede en son kime neye öfkelendim kısmı!!! Daha geçen hafta gırtlağını sıkasım vardı da birilerinin.. :)))
    Bugün pek çok anlamda özel bir gün, her şeye rağmen de güzel bir gün. Acılara, haksızlıklara, kayıplara, ihanetlere rağmen güzel.
    Düşünelim tatlım dediğin gibi düşünelim..
    ps: birkaç saate bir dolunay meditasyonu paklar beni/bizi. :)
    Öperim bol bol..

    Özgür Turan Kasım 10th, 2011 at 11:50 pm

    Anladım ben senin öfkenin sebebini sanırsam:) Sakin kal diyorum. Evet herşeye rağmen güzel günler olsun. Öperim canım.

Yorumunuz: