Salonun ortasında yerlerde pirinçler, bir yanda çamaşır sepeti ve içinde kocaman tüylü oyuncak köpek uyumakta. Pirinçler de köpeğin yemiydi ama doydu artık karnı. Aynı köpek daha önce arka odadaki çamaşır askısının altında yaşıyordu, yuvası orasıydı. Artık salonda. Bazen çok karnı ağırıyor ya da terliyormuş koşarken:) Bu nedenle veterinere gidiyor. Veteriner bendeniz hemen bir iğne yapıveriyorum ona.  Sonra seviyoruz köpeği bolca. Çünkü onu en kolay iyileştirecek şey sevgi…

Yemek saatinde, günün özetini veriyor herkes. Arada pisi, servis altlıklarını yere serip seksek oynuyor. İki de bir yemeğin tadına bakıp “Hımmm delicious” diyor, biz çatlıyoruz orada tabii gülmekten ama çok da belli edemiyoruz. Yeni öğrenmiş bu kelimeyi dünden beri söylüyor sürekli.

Sonra başlar baba ile Gormiti ya da Starwars tiyatrosu. Cidden görülmeye değer. Mutfakta işim varken onlar yoğun tiyatro oyununda:)

Uyku vakti… Eşofman altına, pembe ince yün çorapla giyilmiş siyah pırıldak ayakkabılar çıkarılır. Başlar masal dünyası…

Çocuk olduk yine bu akşam. Özgürce oyun oynadık, hesapsızca eğlendik, coştuk, dans ettik, okuduk, yazdık, çizdik, anlattık… Hep böyle kalmak istedik.

Boğazım da nasıl bir acı bu arada, tahminlerimize göre pisiden önce Serdar’a geçen mikroplar şimdi bana uğradılar. Kulağıma vurdu ağrısı resmen. Oyunlar da bitti ya artık serilip yatabilirim. Nasıl da içimi kıpır kıpır eden birşeyler var ki bu ara ahh boğazımın ağrısı bile canımı sıkamıyor. Paylaşabileceğim zaman gelecek elbet. Mutluluğuma, heyecanıma ortak olacaksınız biliyorum…



Toplam : 2 Yorum var

    didem kaptan Mart 17th, 2010 at 6:21 am

    mutluluguna sevındım :) zamanı gelınce paylas lutfen :)

    Besi Mart 21st, 2010 at 6:15 pm

    Çok dogru hep böyle kalsak keşke

Yorumunuz: