Doğa’yı yuvaya bıraktıktan sonra Fenerbahçe Parkı’nda aldım soluğubu sabah. Yürüdüm, yürüdüm, kaç tur attım bilmem. Sonra alt tarafta bir kayıkhane var, yanında da küçük bir çay bahçesi. Oturdum, açtım kitabımı, söyledim çayımı. Ama yok okuyamıyorum. Böyle midemde bir buruntu, seçim sonuçlarını sindirememiş olmanın verdiğibir huzursuzluk. Yine aynı his geldi oturdu tam kalbime. “Ne işimiz var burada?” dedim yine. Ege’ye gitmeli. Küçücük, deniz kenarı bir yerlerde olmalı. Her sabah martı sesleriyle uyanmalı, dalgaların sesini dinlemeli, Doğa’yla birlikte denize taş atmalı. Seçimi düşünmemek, gazete görmemek için gittim oraya. Bir satır okudum denizi izledim, iki satır okudum düşündüm, üç satır daha okudum yine daldım gittim uzaklara. Çok gidesim var yine. Serdar’ı bir ikna edebilsem. Hani dese ki tamam gidiyoruz, 2 saniyede toplanmayan ne olsun. Neyse, bu akşam Serdar’ın başının etini yemece…
Not: Dün yaptığımız kukla ile gittik okula, bir de ne görelim millet abartmış. Hani sanki aileler kukla yapma yarışmasına katılıyor. Bu veliler hırsı beni daha da deli etti bugün.



Toplam : 6 Yorum var

    nese Mart 30th, 2009 at 11:23 am

    yahu bundan iki uc saat once su gitme konusunu Tugba ile karsilikli e-posta marifetiyle konustuk.
    kimse bir yere gitmesin Ozgur’ cugum, neden gidiyorsun. Gitme! Gitsinler! LUTFEN!
    Gidiyorsun arkandan geliyor hersey, oyle diyor guzelim siir tam boyle demese de…
    Gidiyorsun, arkanda bir suru ani, bir suru insan, bir suru dost kaliyor.
    Oyle kolay degil gitmek bilesin, hem ben geliyorum sen nereye gidiyorsun bakiyim?
    Gitme…
    Gitmeyin…
    Gitsinler…
    Opucuk, kukla konusunu acma, deli bu anneler! Hirs yapmislar, biz bosuna mi anormal anne dedik kendimize! Tam da bu nedenle bak!
    :)

    funda Mart 30th, 2009 at 11:44 pm

    sizin kuklanız çok güzeldi özgürcüm, boşver sen yarışı..

    N. Ayça Özkarahan Mart 31st, 2009 at 4:55 am

    Ay bende kuklanın resmini gördüm ve bayıldım! Ayrıca bu yorumdan sonra kimler ne yapmış çook merak ettim :) Biz hastalıklar arası gidip malzeme alamadık neyseki evde kaşıktan cinderella yapacak malzeme çıktı! Hemde gelin cinderalla…Bu arada kaşığımızda yılların emektar bir kaç tahta kaşığından biri! Ama damatsız gelin olmaz malesef 3 kaşığımdan ikisini bu uğurda harcadım. Damadı Rana yapmak istedi çünkü Buğra için yapıyormuş, Cinderella da bizim eserimiz oldu kuruması dahil 30 dk. da damatta gelinde hazırdı. Kukla yapımında anladıkki bol kumaş ve tül olayı bitiren, son derece zengin gösteren detaylarmış :)

    Tanyas Mart 31st, 2009 at 5:00 am

    Bak özgürcüm, kömün halnde yapalım bu işi..bir yer olsun..bizde gelelim mesela..okulu olsun cocuklar gitsin..ben sabah tavukların altından aldığım yumurtalarla omlet yapayım..domates yetiştirelim..peh..hep oturuyoruz hep oturuyoruz.

    Kukla yarışını da boşver..oralarda çöp adam bile yok.

    Özgür Turan Mart 31st, 2009 at 10:20 am

    Neşecim, yok yok İstanbul bildiğin gibi değil artık. Herşey, herkes sahte sanki. Benim bünye kaldırmıyor artık buraları ama gelgelelim Serdar’da hiiççtık yok.
    Fundacım, sen beğendiysen kuklamızı pek bir sevinirim ben.:)
    Ayçacım, ah ben sana anlatırım kuklaları. sizin prensesi de çok merak ettim. Çenebaz Doğa bana yetişştirdi zaten Rana’nın kuklasının prenses olduğunu:)
    Tanyacım, otur otur böyle nereye kadar ama hayırlısı ne diyim:)

    Tutsak Mart 31st, 2009 at 11:40 pm

    Aslında çok güzel bir fikir bir sahil kasabasında yaşamak ama kendinizi olduğu yerde bırakmanız gerekiyor onu da götürürseniz bişey değişmeyecektir.
    Bir de tam olarak konuyu bilmesem de neden çocuklar değil de anneleri yapar verilen ödevleri önu anlamış değilim.
    Sevgiler

Yorumunuz: