Ülkemin hali malum, insanlığımızdan utanırken, birçok masum insan tutukluyken, Berkin halen uyuyorken, sansürün dibine vurmuş iken, kış ortasında kısa kollu ile gezecek kadar küresel ısınmanın sonuçlarını hissediyorken, mevsiminde yediğimiz sebze ve meyvelerin bile tadı yokken, insan denen şeyin dünya geneline yayılan depresif ve mutsuz halini hissediyorken size bugün de şunları yaptım desem ne olur ki? Yakınımda, uzağımda birçok insanın grip gibi kanser, ağır depresyon, tanımı konmamış birçok garip hastalık haberini alıyorken, biliyor musunuz bugün sahilde yürüyüş yaptım, kuşların da fotoğrafını çektim bakın desem? Bundandı uzunca bir süredir sessiz kalışım, yazamayışım. Günlük tadında yazma isteğim yoktu ne zamandır. Hal böyle olunca da burası nadasa kaldı bir süredir.

Geçtiğimiz yıl ders verdiğim stüdyoda bu yıl ders vermiyorum. Aslına bakarsanız yoga derslerine bir süredir ara verdim. Kendi yogama tabiki devam. Beni ayakta tutan tek şey diyebilirim. Yeni bir stüdyoda ders vermeye başlar mıyım yoksa özel dersle mi devam ederim şimdilik bilemiyorum. Fakat zaman zaman sizlerden de soranlar, yazanlar oluyor. Yeni bir yerde ders vermeye başladığımda mutlaka buradan haber vereceğim.

Hayat farklı aktı yaz aylarından bu yana. İlk kitabım Rehberine Kulak Ver’in heyecanı halen içimde taptaze. Tamamen kalbimi koyarak, kendimi bütün samimiyetimle ortaya koyduğum bir kaynak kitap. Umarım ihtiyacı olan okurlara ulaşıyordur. Diğer taraftan ne zamandır çizittirdiğim birşeyler vardı. Kendi yarattığım, yaşattığım karakterlerim ve onların hikayeleri. Ne olacak bunlar derken bir gün yolum YazıEvi’ne düştü. Yeşim Cimcöz ile önce telefonda tanıştık. Aaaaa dedim bu kadın tam benim dilden konuşuyor. Sonra Yazıevi’ne bir daldım dalış o dalış Ekim ayından beri halen çıkamadım. Dünya tatlısı hocam Özlem Kiper ile çok keyifli Öykü Atölyesi yaptık. Şimdi cebim yeni öykülerimle dopdolu. Özlem atölyede bizi çok farklı dünyalarla tanıştırdı, farkı tatlar çaldı ağzımıza. Zorladı kalemimizi. Her hafta yeni konu, yeni öykü. Hayata yazmak için geldiğimi bir defa daha anlamamı sağladı sağolsun.

Bu arada sevgili Yitik Ülke Yayınları bir öykü kitabı hazırlıyordu. Elimde mutsuz aşk öyküsü var mı diye sordular. Tesadüf bu ya vardı, hemen yolladım ama tabii biraz endişeyle beğenirler mi ki diye. Ne de olsa taze öykücüyüm henüz. Mutsuz mu mutsuz öyküm yayın kurulu tarafından beğenildi ve kitaba kabul edildi. Nasıl sevindiğimi anlatamam. İşte o kitap “Mutsuz Aşk Vardır” şu an kitapçılarda. 133 yazarlı mutsuz aşk öyküleri kitabı. Kadir Aydemir yayına hazırladı. İçinde hocam Özlem Kiper’in de bir öyküsü var hatta benden söylemesi.

Ama artık bu blog öyküleri kıskanır oldu. Biraz buraya da vakit ayırma vakti geldi. Sizlerle dertleşmeyi, paylaşmayı da hayli özlemişim. Ülkenin de dünyanın da hali böyledir artık bize düşen dimdik durmak. Derslerimiz her geçen gün üzerine beş koyarak geliyor. Dönem böyle yapacak bir şey yok. En güzel direnme şekli de yazmak ve okumak. Tabii bir de yoga yapmak:)

Şubat tatiliyle ilgili yazacaklarım vardı ama onlar da diğer postun konusu olsun. Böylece blog da taze dursun.



Toplam : 2 Yorum var

    Evo Şubat 9th, 2014 at 10:35 am

    Canım,
    Rehberine Kulak Ver in heyecanı bende de tazeyken bir yenisi, bir başkası, farklısı geldi. :) Ne mutlu sana, ne kadar tebrik etsem az işte diyorum. Devam Özgürcüm devam.
    Tabii bloga da devam.
    Yeni yazılarını bekliyor olacağım.
    Öperim

    Özgür Turan Şubat 10th, 2014 at 12:39 am

    Canım benim çok teşekkürler. Öpüyorum.

Yorumunuz: