Zihnim vırvırvır konuşmakta dünden beri, sakinleştirmek adına da pek birşey yapamadım gündelik işlerden ve Serdar’ın aniden gece ateşlenmesiyle birlikte sabaha kadar başındaydım. Doğa annemlerdeydi dün gece. Oysa ki birkaç gün öncesinden planlanmış bir geceydi dün. Doğa annemlere yatıya gidecek ve biz de başbaşa en romantiğinden bir akşam yemeği yiyecek ve hatta sonrasında da sinemaya gidecektik… Fakat hayat bana koca bir ders daha verdi dün, “plan yapma” dedi bir defa daha.

Havuza her gidişimizde ciddi bir şekilde uyardığım tek şey var; “Kollukların yokken büyük havuzun kenarından yürüme ve havuzdan suluğuna su doldurma”. Fakat bu uyarımla ben mi yarattım, o mu merak etti bilemiyorum ben havuzda iken gelip benim yüzdüğüm taraftan suluğuna su doldurmak sitedi. “Yapma, tehlikeli” dedim. Dinlemedi ikinci defa geldi. Ayağında pembe crocslarıyla, elinde suluğu, yengeçli mayosuyla dengesini kaybedip düştü havuzun en derin yerine. Tam da dibimde. Bakıyorum, gidiyor suyun dibine. O donmuş halimle önce mayosundan sonra da saçlarından tuttum çıkardım. Tabii o an bütün havuz personeli, etrafta güneşlenen kim varsa koştu geldi sağolsun. Kitlenmiş olan annem en güzel müdahaleyi yapıp anında ters çevirdi Doğa’yı ve kusturdu. Yuttuğu bütün suları çıkarttı. O anlar bende kopuk. Çok net hatırlamıyorum. Kulağımdaki tek ses annemin “Tutsana Özgür çıkarsana haddii” demeleri ve etraftakilerin “çocuk düştü koşun” diye haykırışları… Kustuktan sonra uzunca bir süre ağladı, çok korktuğunu söylerek… Ben gözyaşlarımı içime akıttım, tiyatro oynadım geri kalan saatlerde. Onu o havuza tekrar sokup yüzdürebilmek, korkusunu alt edebilmek için akla karayı seçtim. Neyse ki giredik birlikte tekrar yüzdük, oyunlar oynadık. Çocukluğuma dair, benim de havuza düştüğüme dair uydurma hikayelerle, nasıl da cesurca suyun yüzeyine çıktığına dair konuşmalarla sonlandırdık günü. Ben de sonlandım o gün sanki, ömrümden ömür  gitti diyebilirim. Planlar bozulmasın, olay hemen kapansın, zihinlerde yer etmesin diye annemlerde yatıya kalması programını bozmak istemedim. Onu anneme bıraktım, Serdar beni almaya geldi, arabaya bindim ve bıraktım gözyaşlarımı aksınlar diye. Ne kadar süre aktılar bilmiyorum ama içimdekileri çıkartana kadar bağırarak ağladım. Uzunca bir süre o anı tekrar tekrar yaşadım. Elimle saçlarından tutup suyun yüzeyine çıkarışım hiç gitmedi gözümün önünden. Birkaç saniye daha geç kalsaydım, ya o an havuzda olmasaydım, ya düşerken kafasını vursaydı… gibi binbir olasılık düşündüm. Sonra durdum, benim de orada olup, onu çıkartmam, o anı yaşamam gerekiyormuş dedim. İkimiz de yarattığımız deneyimle iyi ki yüzleşmisiz dedim. Uyarılarımı dikkate almadığında neler olabileceğini görmesi iyi oldu dedim. İşte ağır geldi o an annelik. Hem de çok.

Bir de kızımın ne kadar sınırları delici bir tipleme olduğunun bir defa daha farkına vardım. Tehlike arz eden durumlarda ciddi sınır koyup, kararlı davranmak da ne kadar da doğru yaptığımı gördüm. Siz siz olun sakın güvenmeyin bu cücelere, benim çocuğum yapmaz, denemez demeyin.

İşte böyle bir günün ardından planladığımız üzere herşeye rağmen çıktık bir kadeh şarap içtik. Zaten benim mutlaka nefes almam gökyüzüne biraz bakmam gerekiyordu. Fakat eve döndüğümüzde Serdar’ın ateşi çıktı ve sabaha kadar ateşliydi. Bugün yine aynen devam etti. Dinlenmesi ve kendine iyi bakması gerekiyor.

Doğa iyi çok şükür. Babasının ateşini ölçüp ilaçlarını içiriyor:) Dedesine havuza nasıl düştüğünü ve nasıl korktuğunu anlatmış. Hoşuma gitti duygularını açıkça anlatmış olması. Çünkü bu gibi yaşanmış olaylar farkında olmadan ciddi yaralar açabiliyor derinlerde ve uzunca yıllar kalabiliyor içerilerde bir yerlerde.

Kafamın içindeki düşünceler ve onları kovalayan olasılıklar neyse ki duruldular biraz bu akşam itibariyle. Her ne oluryorsa “an” da oluyor.

“An” larıma anlam katan bu ikisi iyi ki var…



Toplam : 20 Yorum var

    Evren Temmuz 15th, 2010 at 7:39 pm

    öyle çok ağladım ki, sanki ben yaşadım, üstelik bu olasığın benim hayatıma denk gelmesi pek de mümkün gözükmüyor anne olmadığım için, ama ne bileyim işte birden canlandı herşey gözümde. içimde… çok geçmiş olsun.

    mermaid Temmuz 15th, 2010 at 9:48 pm

    Elim kalbimde okudum. Ne şanslı ki, bu tür olaylar travmatik etkiler bırakmıyor onun yüreğinde. Dilerim aynı sağduyuya ve soğukkanlılığa ben de sahip olabilirim, bir anne olduğumda.

    Evrim Çetiner Temmuz 15th, 2010 at 11:05 pm

    :( Geçmiş olsun tatlım.
    Belli ki çok korkmuşsun, doğal olarak. Neyseki ardından yeniden havuza sokmuşsun Doğa yı..
    Korktuğu başa gelir insanın, hep uyarmışsında..
    Olacağı varmış, düşünme artık oldu bitti.
    Havuz keyfine devammmm…
    Öperim sizi..
    ps. serdara da geçmiş olsun…

    funda Temmuz 16th, 2010 at 12:27 am

    geçmiş olsun özgür, ama ardından havuza birlikte girmeniz iyi olmuş , yosa daha büyük bir travma olurdu onun için.

    sevi Temmuz 16th, 2010 at 7:27 am

    Çok çok geçmiş olsun, üçünüze de…
    Dün benim de çok ciddi bir planımın bozulmuş olması yüzünden bütün gün çok üzgündüm, çok sevdiğim bir kişiyi tehlikeye bodoslama saplanmaktan koruyamadığım -beni dinlemiyor oluşu- için üzgündüm. Olaylar çok farklı ama ele alışın ve bazı cümlelerin sanki sırf bana ders vermek için yazılmış gibi. Ah ben de senin gibi uzun uzun bir ağlayabilsem… İnsanlara senden ve sitenden bahsederken “benim bir arkadaşım” diyorum. Keşke, kahvaltıda içmeye başlamak yerine, açıp arkadaşımın sayfasına baksaydım. Sakın acıların benimkine benzeştiği için seviniyorum sanma, hissettiğim böyle bir şey değil, sadece çıkaracağım dersi bulmakta çok fazla yardım alıyorum bu sayfadan, tek sevindiğim o ve buna sen de sevinirsin eminim… Yalnız bir problem var ki, dayanamıyorum artık Özgür, ders almak beni çok yoruyor. Daha fazla ders almak istemiyorum… Biraz soluk almaya fırsat vermez mi bu dersler… Bir küçük teneffüs molası…
    Neyse, olayı bu kadarla atlatmış olmanız çok güzel, ayrıca Doğa’ya o kadar güvenim var ki, merak etme, O, daha bu yaştayken bile bu tarz şeylerle dünyanın dörtte üçünden iyi başa çıkabilir, kendisini ve insan psikolojisini belki de senin bildiğinden bile daha iyi biliyor ve çok güçlü bir çocuk, yaralarını iz bırakmadan iyileştirebileceğine inancım sonsuz… Sevgiyle…

    banu Temmuz 16th, 2010 at 2:20 pm

    çok geçmiş olsun…

    serap er Temmuz 17th, 2010 at 12:47 pm

    çok geçmiş olsun sevgili özgür,benim de içim daraldı doğa’nın havuza düşüşünü okurken..ama sonrasında anne kız tekrar havuza girip oyunlar oynamanız (senin için her ne kadar zor olsa da)çok güzel olmuş.. alınacak dersleri de almıssınız anladığım kadarıyla,bir daha hiç böyle korkular yaşamamanızı dilerim..

    Özgür Turan Temmuz 17th, 2010 at 11:52 pm

    Özgüranne, teşekkürler.

    Özgür Turan Temmuz 17th, 2010 at 11:54 pm

    Sevgili Evren,
    bu olasılık bambaşka şekillerde çıkabilir karşımıza, başka başka korkularımızla başka şekillerde yüzleşebiliriz. Bu içten yorumun ve ifaden için sevgilerimle..

    Özgür Turan Temmuz 17th, 2010 at 11:56 pm

    Sevgili Mermaid,
    evet sende aynı soğukkanlılığa sahip olacaksın. Yeniden doğacaksın anne olunca bebeğinle birlikte…

    Özgür Turan Temmuz 17th, 2010 at 11:58 pm

    Evrim’ciğim,
    teşekkürler canım. Havuz keyfine devam aynen. Uyarmak ters etki yapıyor bizimkilerde onu anladım. Deniyor illa ki sonucunu görmek istiyor cüce. öpüyorumm….

    Özgür Turan Temmuz 17th, 2010 at 11:59 pm

    Sevgili Funda,
    teşekkürler. Umarım travma olmasını engellemişimdir, henüz bilemiyorum bakalım zamanla göreceğiz.

    Özgür Turan Temmuz 18th, 2010 at 12:03 am

    Sevgili Sevi,
    “Daha fazla ders almak istemiyorum” dedikçe inan bana dersler ardı ardına koşarak gelir. Odaklandığımız yerden yaratıyoruz biliyorsun. Derslere odaklanma. hayatında her ne olmasını istiyorsan ona odaklan, yani olmamasını istediğin şeylere değil. Ayrıca bazen sevdiğimiz kişilerin de tehlikelere kendilerini atlamaları gerekiyorki ışığı bulabilsinler. Bu noktada bazen yapabileceğimiz birşey olmayabiliyor. Bu konuda gönlünü ferah tut. Teşekkürler dileklerin için…

    Özgür Turan Temmuz 18th, 2010 at 12:03 am

    Sevgili Banu, teşekkürler.

    Özgür Turan Temmuz 18th, 2010 at 12:04 am

    Serap’çığım teşekkürler canım.

    Özgeee Temmuz 18th, 2010 at 1:14 pm

    Çok geçmiş olsun hepinize. Bu kadar soğukkanlı olabilmen, olanlar harika bir deneyim dediğin gibi .
    “İşte ağır geldi o an annelik.” demişsin ya, çok iyi, çok derinden hissettim ne dediğini…

    didem kaptan Temmuz 20th, 2010 at 7:56 am

    ozgurcum sımdı okudum, cok gecmıs olsun :( ( bu son olsun…sevgıler…

    Özgür Turan Temmuz 20th, 2010 at 11:41 am

    Özgecim, ağır bir deneyimdi. Çok şükür iyiyiz. Teşekkürler.

    Özgür Turan Temmuz 20th, 2010 at 11:41 am

    Didemcim, teşekkürler. öptümm.

Yorumunuz: