Maya Takvimi’ne göre,  18 – 30 Nisan arası Rüzgar (Ik) Trecanası’ndayız.

Fatih Keçelioğlu’ndan şöyle bir bilgi geldi aynen paylaşıyorum;

“İzlanda’da ki volkan patlaması ile Doğa Ana büyüme ekonomisine ve tonlarce zehirli gaz saçan havayolları endüstrisine “Dur” diyor!

Bakalım “değişim rüzgarları” daha neler getirecek?

Bu trecananın gündemi nedir? Onun temel özelliklerine bir bakalım. Tzolkinde 18. trecanadır. Bu trecananın gündemi ruh ve nefesle iletişimdir. İletiler almak ve göndermek için iyi bir zamandır. Bu 13 gün boyunca bir mektup yazmak veya telefonla konuşmak için zaman ayır. Kendini ifade et ve diğerleriyle iletişime geç. Ruhtan gelen daha ince ve hassas mesajlara kulak ver. Onlar her zaman bizimle konuşmaya çalışırlar, fakat çoğumuz nasıl dinleyeceğimizi unutmuşuzdur. İpuçlarını yakalamak için kendinin hakimi ol. Ruh bizimle iletişime geçmek için pek çok yöntem kullanır. Hayvanlar genelde bize ruhsal mesajlar getirirler. Eğer bir hayvan olağan dışı bir yolla sana kendini gösterirse ve dikkatini çekerse anla ki burada senin için bir mesaj vardır. Örneğin, eğer yürürken bir karga sana gaklarsa, o belki tehlikeye karşı gözlerini açık tutman için bir ikazdır. Ruh, rüyaları da mesaj vermek için kullanır bu yüzden gizli anlamlara dikkatlice bak.

Değişken ve kararsız bir dönemdir bu. Spiritüel, tuhaf ve hatta yerinde duramayan insanlar haberler verirler ve olayları etkilerler. Kontrolün zayıf olduğu bir dönemdir, deneyler yapılır ve sınırlar yıkılır.”

Atlas Okyanusu’nun ortasında bir ada ülkesinde bir yanardağ patlıyor ve bütün Avrupa Havayolları altüst. İnsanlar kalacak otel bulamayıp yollarda kaldı, mahsur kaldı, planlar, organizasyonlar iptal edildi, ertelendi. Hayal edemeyeceğimiz derece de geniş kapsamlı bir felaket ve hasar. Farkındasınız değil mi sizde başladı işte Doğa bize hesap sormaya. Ama bundan ders çıkarıyor muyuz? Hiç sanmıyorum. Biz halen gündelik hayat koşuşturmacalarımız içerisinde sıkışıp kalıyoruz ve büyük resmi göremiyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde olabilecek her türlü felaketin bundan böyle her birimizi, dünyanın her noktasını etkileyebileceğinin halen farkında değiliz.

Duruyorum ve izliyorum sadece bu olanları bu ara. Ondan bir süredir yazamıyor olmam. Ne mi yapıyorum? Bolca yoga, meditasyon. Okuyorum bir de 2 güzel kitap. Yakında paylaşacağım sizlerle de. Bir yandan da Doğa’nın okuluna proje yetiştirmeye çalışıyorum, 23 Nisan balosu için kıyafet arıyorum. Bu yeni eğitim sistemine yabancı ve bir o kadar da  karşı bir veli olarak sorguluyorum bir orta yol var mıdır diye. İlle şehirden kaçmak mı gerek? Yok mudur bunun bir yolu diye düşünüp duruyorum…



Toplam : Bir Yorum Var

    Pratik Anne Nisan 20th, 2010 at 3:21 am

    Ben de volkanin dogaya biraktigi gazlardan ozellikle sulfur dioksidin ve de yayilan kul bulutlarinin iklimsel isitmayi yavaslatabilecegini hatta dunyanin iklimsel isisini 1-1.5 derece kadar dusurebilecegini okudum. Kuresel isinmanin buyuk bir tehdit oldugunu dusunen bilimadamlari bir ara sulfur dioksid uretip puskurtmeyi bile dusunmusler. Malesef SO2 nin yuksek oranda dogaya salinmasi da ozonu olumsuz etkiliyormus.

    Ben bakis acin hangi bilgiyi nasil yorumladigina bakar derim. Simdi ucaklar ucmuyor, onun yerine binlerce araba, otobus, tren binlerce kilometre yol yapiyor.

Yorumunuz: