Anladım ki herşey olanı olduğu gibi kabul etmekle başlıyor. Gerçek mutluluk asıl o zaman başlıyor. Serdar’ın yoğunluğu, akşam yemeklerinde çoğunlukla bizimle olamaması, annemin iş hayatına devam etme kararı alması sonucunda hiç yardımsız Doğa’yı tek başıma belli bir yaşa getirebilme çabalarım ve bu çabalar sonucunda yorgunluk ve yalnızlıktan şikayet edişlerim, içimdeki gel-gitler… hepsi zamanla duruluyor. Gün be gün daha bir sakin kabulleniş ve teslimiyet duygusu ile uyanıyorum. Mevcut koşullardan şikayet etmek yerine şükretmenin tadına varıyorum. Aslında hayatın ne kadar basit olduğunun ve mutluluğun asla bir sır olmadığını, her an orada içimizde olduğunun farkında varıyorum. Aksilikler, engeller olduğunda durup beklemeyi, düşünmeyi “vardır bir nedeni” demeyi sever oldum. Çünkü hep oluyor bir nedeni. Aksilik, terslik, olumsuzluk olarak nitelendirdiğimiz durumlar hep bir hediye, değişim ve yenilik getiriyor. Değişime kucak açabilmekiçin ise asıl olan dimdik durabilmek; Aynı bir ağaç gibi… her koşulda.

Anne olmak ruhsal anlamda büyük bir ders oldu benim için. Her gün daha farklı yanlarımı keşfediyor, kendimi daha yakından tanıyorum. Öfkeli, korkak, kızgın, kırgın hallerimi de seviyorum artık. Kendimi gözlemeyi, kendime uzaktan bakabilmeyi çok seviyorum. Didik didik ettim kendimi yıllardır. Her halimi, her anımı yargıladım, nedenlerini aradım, sorguladım çok. Okumadığım kitap, gitmediğim seminer kalmadı neredeyse. Şimdi görüyorum ki bu didikleyiş hiç bitmeyecek, hayat boyu sürecek. Ama her geçen gün daha fazla teslimiyet içinde, daha fazla farkındalıkla… Eskisine göre tek bir fark var. Bana rehberlik eden güzeller güzeli bir insan var sadece 3 yaşında. Her durumda önce dönüp bir kendime bakmayı, kendimi sorgulamayı bana hiçbir kitap, seminer değil, sadece Doğa öğretti. Yani diyeceğim şudur ki; ruhsal anlamda bir yolculuğa, bir arayışa çıkmak istiyorsanız ille kitaplarda aramayın yanıtları. O belki yanıbaşınızdadır da siz görmüyorsunuz. Gün gelir size sizi öğretir. Ta ki o zaman görürsünüz içinizdeki sizi.  Zamanla anlarsınız ki sevgisiniz siz sadece başka hiçbir şey değil.



Toplam : 10 Yorum var

    funda Temmuz 8th, 2009 at 10:48 pm

    belki de unuttuğumuz şeyleri de yeniden öğreniyoruz onlarla birlikte.. ben mesela son günlerde şunu öğrendim emreden.. duymak istemediğim şeyi duymuyorum, sanki hiç söylenmemiş gibi..aman pek bir keyifli, nasıl unutmuşum ki bunu..

    serap er Temmuz 9th, 2009 at 5:28 am

    ne zamandır dengedeydi ruhum,bu hafta bir karıstı,bir suru gelgit,dedim ki bu kadar zamandır bosuna ugrasıyomusum kendimle galiba,nerden cıktı bu gerginlik korkular tahammulsuzlukler…yazın cok iyi geldi özgür,bu hallerimi de sevmeyi unutmusum…olanıoldugu gibi kabullerim de samimi olmadı bu ruh haliyle…güzel yazınla hatırladım..saol:)

    Basak Temmuz 15th, 2009 at 12:43 am

    Çok beğendim bu yazını

    ilknur Temmuz 15th, 2009 at 12:49 am

    söylemek güzel ama uygulama kısmı çok zor, yapabilsem gideceğim buralardan::)

    Özgür Turan Temmuz 15th, 2009 at 11:28 am

    İlknur, gitmek mi tekçözüm acaba? Ben öyle olmadığını anlıyorum artık.

    Özgür Turan Temmuz 15th, 2009 at 11:28 am

    Başakçım, teşekkürler.

    denizanasi Temmuz 16th, 2009 at 5:33 am

    ne doğru yazdıkların… ben de böyle düşünebilsem..

    ilknur Temmuz 19th, 2009 at 10:34 pm

    gitmek derken, raahatça kafamı dinleyebileceğim bir yerlerden bahsediyorum. insan kafası kontrol edemediği şeylerle doluyken kendini dinleyemiyor maalesef. yoksa kaçak değilim, iyi savaşırım;)

    Özgür Turan Temmuz 21st, 2009 at 10:12 am

    İlknurcum, kontrol etmeye çalışma o doluluğu bırak bakalım biraz neler oluyor! Çünkü kafanın doluluğu düşüncede aslında sadece. Bilmem anlatabildim mi?:) sevgiler..

    ilknur Temmuz 22nd, 2009 at 4:43 am

    sanırım anladım. reiki ve meditasyon biraz daha rahat düşünmemi sağlıyor olayları bıraktım bakalım sonucu hep beraber görelim:)

Yorumunuz: