Bugün evde 6. günümüzdü. Ateşi dün akşam düştü. Bu kadar uzun sürmesinin nedeni ise antibiyotiğe karşı vücudun direnç geliştirmesi ve doktorumuzun her gün “biraz daha bekleyelim” demesi. Bekle bekle toplam 5 gün ateşli bir şekilde yattı. Evet gece bizim yanımızda, gündüz de salondaki kanepede yattı sürekli. En çok sevdiği şey olan sütü bile zor içti. Sadece çikolata yemeyi kabul etti ateşliyken, bir de üstelik “çukutala beni iyileştirir anne” dedi. Yapmadığımız herşeyi yaptık bu 6 gün boyunca. TV karşısında yemek yedirdik, kendi yatağımızda yatırdık, sadece bir lokma birşey yesin diye çikolata, bisküvi, kraker teklif ettik.

Dün akşam üzeri babamla ani bir karar verip antibiyotiği değiştirdik ve ateş durdu. Bugün ayağa kalktı. Babam yıllarca ilaç sektöründe çalışmış biri olarak çoğu zaman doktorlara taş çıkarırcasına teşhis koyar ve tedavi eder. Bizi neredeyse hiç doktora götürmeden tedavi ederdi. Çok özel durumlar hariç tabii. Yine duruma el koydu ve içim rahat şimdi. Bu ikinci çocuk doktorumuz ve aslında çok seviyoruz kendisini ama ezbere antibiyotik vermek olmadı!

İşin aslı, dün geceden beri aldı beni bir huzursuzluk; bu çocuk antibiyotiksiz iyileşemez miydi diye. Her boğaz enfeksiyonunda antibiyotik alıyor. Doktorun dediğine göre, özellikle bu yıl virüsler çok kuvvetliymiş. Yetişkinleri bile yatırıyor, ki bana da geçti Doğa’dan virüs, çocukların ilaçsız tedavileri mümkün değilmiş. Hani ne bileyim gönül istiyor ki, bağışıklığı biraz kuvvetli olsun, bitki çayları, bol meyve suyu, reiki ve biraz dinlence ile kalkıversin ayağa. Uzun yıllardır ilaç kelimesi içimi ürpertiyor benim ve çocuğuma ilaç içiriyor olmaktan hiç mi hiç hoşlanmıyorum. Babam bile ağzına ilaç koymaz. Sabah kalkar bir kase yoğurt ve muz yedikten sonra gider işe. Annem de onun tam tersi, ilaçlarla yaşar. Çoğu zaman ” senin ilaç sektöründe çalışmanın sebebi beni iyileştirebilmek için” derdi babama.

İlaçsız yaşamak mümkün mü? Tabiki de. Tanıdığım bir dolu insan var hiç ilaç almadan kendini iyileştiren. Benim de böyle bir dönemim olmuştu. Ama doğum yaptığımdan beri hayatın ritmi daha farklılaştı. Çocuk bakımı çok özen, emek ve en önemlisi ciddi bir fiziksel güç gerektiriyor. Aynı zamanda, anne olmak bir kadında ruhsal anlamda ciddi çözülmeler yaratıyor. Herşeyden önce kendi yaratıcılığınıza ve evrene olan inancınız sınanıyor. Dünya duruyor. Herşey mucizeniz ve sizin etrafınızda dönüyor.

Sadece kendi enerjiniz bile sizi iyileştirebiliyor aslında. Ama çocuğunuz varken çoğu zaman jet hızıyla iyileşmek durumundasınız. “Bir saniye ben bir durup kendimle başbaşa kalıyım, şu hastalığımın nedenini bulmalıyım” demek gibi zamanlarınız olmuyor. Özellikle de ilk 1 yıl. Bunların hızlıca farkına varıp önleminizi almanız gerekiyor. Gerek ilaçlı gerek ilaçsız.

Geçen hafta yogada ilk haftamdı ve çok mutlu oldum tekrar yogaya dönebildiğim, kendime bu zamanı yaratabildiğim için. Tam da “evet 3 yıl sonunda kendim için birşeyler yapabiliyorum artık” dediğim anda Doğa hastalandı ve 6 gün evde geçen zaman. Bırakabileceğim kimse yok ve tabiki bu haftaki yoga derslerime gidemedim. “Ziyanı yok, böyle olması gerekiyordu, vardır bir sebebi” dedim ve bıraktım. Ruhsal çalışmalarda genelde böyle olur çünkü. Önce temizlenirsiniz bir güzel sonra iyileşme başlar. Hastalıklar da ruhsal temizlik olarak kabul edilir.

Bir hafta ateşli yattıktan sonra kuzum bugün ayağa kalktı ilk defa va oyun oynadık bütün gün. Bir şeyi fark ettim ki mutlaka bir hayali oyun kurmak gerekiyor bizimkine yoksa oyun oynamak istemiyor; mesela ben market oluyorum o müşteri ya da ben doktor o hasta, ya da ben kuaför o müşteri. En komiği de şu; Örneğin doktorculuk oynarken diyorum ki; “Doğa Hanım çok belim ağırıyor ne yapmam gerek?” . O da şöyle diyor; “Hımmm bir iğne yapmak ihtiyacım var Anne Hanım”…

 Bir de en sevdiği oyuncakları bu arabaları ve uçakları:)) Yarış yaptırdık bunlara bütün gün.

img_1678



Toplam : 4 Yorum var

    denizanasi Mart 14th, 2009 at 1:20 pm

    çok geçmiş olsun. maaalesef ilaçsız gercekten olmuyor. oğlum 2 yaşındayekn 2 ay kadar sadece doğal yöntemlerle hastalığını iyileştirmeye çalışmış, sonunda geçmeyince doktora gitmiştik. bronşit olduğunu öğrenmiştim. ve çocugu o noktaya getirdiğim için çok üzülmüştüm. ancak doğal yöntemlerden de vazgeçmemek gerek..

    Sufi Saja Mart 14th, 2009 at 4:28 pm

    Özgürcüğüm;
    İki kez sana uzun uzun yorum yaptım gönderemedim.Sonunda blogda yazdım “Testiniz kırıksa” “diye.Bu gün ilham perim sendin yani, sevgilerimle.Dilek.

    Sufi Saja Mart 14th, 2009 at 4:31 pm

    Boğaz ağrıları öksürük gibi rahatsızlıklara andız pekmezi kullanıyorum.Tavsiye ederim sevgilerimle dilek.

    Brajeshwari Mart 15th, 2009 at 10:13 am

    Senin yaptigin yoga, seni de temizliyor, dogayi da..Anneler ve cocukları eş enerjiler taşıyorlar…Annenin endisesi de, rahatliği da cocuga direkt geciyor.. Bunu temizlik olarak görmek, kendine iyi bakmak, bogaz agrilarinin kalici olmadığını düsünmekte yarar var. Bir de kreşe gidiyor artık, ister istemez bağısıklık sisteminin güclü olmasi icin hastalanması normal.. Babanın tavsiye ettiği ilaca karşı inancında, ilacın etkisini arttırmış olabilir mi Özgürcüm:)

    Geçmiş olsun Anne Hanım:)

Yorumunuz: