Bir önceki postuma çok güzel bir yorum gelmiş. Bolluk içinde yaşayan, yokluk nedir bilmeyen bir nesilin çevre bilinci edinmesini beklemek hayalciliktir demek istiyor Gökhan. Teşekkürler bu güzel yorum için. Çok da haklı aslında ama yeni nesilllere inanmazsak gerçekten de var olamayız gibi geliyor bana.Öte yandan, yeni neslin bu bollukla birlikte  ciddi anlamda yokluğu da deneyimleyeceği bir gerçek; Öncelikle su başta olmak üzere, mevsiminde taze sebze ve meyve, orman bulabilecekler mi acaba bundan 10 yıl sonra? Belli ki bu süreci yaşayarak öğrenecekler ve gerekli dersleri çıkaracaklar kendi paylarına. Fakat herşeye rağmen karamsar olma vakti değil, çözüm üretme ve kendimizi eğitme vaktidir.

susuz

Özellikle 2000′li yıllardan sonra doğan çocuklar ciddi anlamda bolluğu deneyimliyorlar. Tabii sadece maddi olanaklarla kısıtlı bu durum çoğu zaman. Örneğin doğumdan itibaren kendisine her ay yeni oyuncak alınan çocukların yanısıra oldukça büyük bir yaşa gelene kadar neredeyse hiç oyuncak göremeyen çocuklar da var. Aslında şöyle bir düşününce herşey çok basitmiş gibi görünüyor. Bizde olanları, para, yiyecek, kitap, oyuncak, kıyafet vs. olmayanlarla düzenli olarak paylaşsak… Bu bilinci çocuklarımıza da aşılasak.

Paylaşmayı öğrensek artık her anlamda. Duygularımızı, bilgilerimizi de paylaşsak egomuzu bir yana koysak. Her bilgiyi kendimize saklayıp hep lider olma hevesimizden sıyrılsak, her duygumuzu içimize atıp, bastırıp, çevremizdekileri istediğimiz kalıba sokmaya çalışmaktan vazgeçsek. Dedikodu yapmasak, yargılamasak, suçlamasak, herkese karşı gerçek anlamda ne hissediyorsak öyle davransak.

Çözüm kendimizde aslında. Bireysel olarak “sadece benim önemsememle çevre kurtulacak mı diye düşünüyorsanız” çok yanılıyorsunuz. Dönüşümler önce küçücük başlar, sonra büyür büyür yayılır. Hayal ediyorum; çevre bilinci ve düşünce sistemleri her okulda zorunlu ders olsa. İngilizce dersinden daha öncelikli bana göre bugün bu ikisi. 3,5 yaşında kızım 3-4 ingilizce kelime öğrenmiş hiçbir önemi yok, arkadaşlarına şiddet gösteriyorsa, çevreyi kirletiyorsa, çiçekleri koparıyorsa eğer.

Sevmeyi unuttuk biz temelde herşey ondan kaynaklanıyor. Öyle bir daldık ki hayatın içine, içimizdeki sevgiyi yitirdik. Robotlaştık çoğunlukla,mevcut sistemin kuklası olduk çıktık. İçimizdeki koşulsuz sevginin kaynağı ile buluşma vakti çoktan geldi geçiyor bile. Biz yeni bir dünya yaratana kadar dünya bizi yeniden yaratacak bu gidişle.



Toplam : 8 Yorum var

    fatoş Ekim 12th, 2009 at 9:50 pm

    çok iyi bir konuya değinmişsiniz. bence gerçekten de çook şanssız bir nesil, her anlamda. çocuğum olduktan sonra bu beni daha da rahatsız ediyor. suyu çok harcadığımda onun suyunu harcadığımı düşünüp kısıyorum mesela. ya da poşet kullanımını en aza indirgemeye çalışmak. hep onların geleceğinden yiyoruz, bu bir gerçek. güzel günler…

    serap er Ekim 12th, 2009 at 11:37 pm

    özgür yazına bayıldım,kısa ve net bir şekilde cok guzel anlatmıssın dünyamızı ,halimizi…sevgilerimle..

    Özgür Turan Ekim 13th, 2009 at 4:31 am

    Fatoş merhaba,
    şanssız demeyelim istersen bu nesil için. Her nesil kendi deneyimi yaşıyor. Onlar da bunu deneyimleyecekler. Bİlemeyiz belki bugünümüzden çok daha iyi olacak herşey 10 yıl sonra. Ne kadar hızlı dönüştürebileceğimize bağlı aslında.
    Sevgiyle kal.

    Özgür Turan Ekim 13th, 2009 at 4:32 am

    Serap, çok teşekkürler.

    denizanasi Ekim 14th, 2009 at 10:45 pm

    ne doğru bir yazı. benim oğlum yuvaya başlayana kadar pamuk gibi bir çocuktu. ilk sene de problem yaşamadık. çünkü sürekli paylaşmasını, arkadaşlarını kırmamasını, kavga etmemesini öğütledik. ancak ne zaman bilinçlendi. ne zaman çevresinden daha çok etkilenmeye başladı, işte orada ip koptu. kavgaların arkası kesilmiyor. maalesef çevre çok daha ağır bastı. bizler ne kadar iyi niyetli olmaya çalışsak da etrafımızda bu tarz olmayan çok insan var. ve onların yetiştirdikleri çocuklarla birlikte büyüyor bizim çocuklarımız:(

    Toplama Kampı Ekim 20th, 2009 at 12:51 pm

    Hmm… Ben ne yazık ki ilerisi için olumlu düşünemiyorum… :(

    Umarım bi 10 yıl sonra da bu site aracılığı ile düşüncelerimizi paylaşırız… Bakalım n’eler olacak…

    Özgür Turan Ekim 30th, 2009 at 6:39 am

    Denizanası, haklısın büyüdükçe daha zor. Ama vazgçmeyeceğiz.

    Özgür Turan Ekim 30th, 2009 at 6:41 am

    Merhaba Toplama Kampı,
    10 yıl sonrası için dahi olumlu düşünmekte fayda var. Korku ve endişe bilinci yaymayalım. Hep birlikte iyi şeyler düşünelim. Tabii uygulayalım da aynı zamanda.

Yorumunuz: